İçtihatYargıtay8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi · E. 2013/14757 · K. 2013/18289
- Esas No
- 2013/14757
- Karar No
- 2013/18289
- Karar Tarihi
- 03.12.2013
Karar Metni
8. Hukuk Dairesi 2013/14757 E. , 2013/18289 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu iptali ve tescil
... ile ... aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair ... 2. Hukuk Mahkemesi'nden verilen 26.12.2012 gün ve 209/821 sayılı hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtay'ca incelenmesi davalılar vekili, duruşmasız olarak davacı ... vekili tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 03.12.2013 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden davalılar vekili Avukat ... ve karşı taraftan davacı ... vekili Avukat ... geldiler. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanların sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı ... vekili, ... Köyünde 922 parselin kadastro çalışmaları sırasında ... adına tespit gördüğünü, davalıların murisi ...'nın itirazı üzerine Tapulama Komisyonunun 922/24546 sayılı kararı ile ... adına yapılan tespitin iptal edilerek ... adına tespit ve tesciline karar verildiğini, yapılan ilk tespitin doğru olduğunu, dava konusu taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan taşlık,çalılık,kayalık arazi niteliğinde olup davalılar ve murisleri yararına senetsizden zilyetlikle taşınmaz edinme koşullarının gerçekleşmediğini, bu nedenle ... Asliye H.M.nin 1991/304 Esas sayılı dava dosyasında davalılar murisi ... aleyhine tapu iptali ve tescil davası açıldığını, yargılama sonunda davalının dava tarihinden önce ölmüş olması nedeniyle davanın reddine karar verildiğini açıklayarak dava konusu taşınmazın tapusunun iptali ile ... adına tapuya tesciline, davalıların taşınmaza vaki haksız müdahalesinin menine karar verilmesini istemiştir
Davalılar vekili (... mirasçıları), kesin hüküm bulunduğunu, hak düşürücü sürenin de geçtiğini, dava konusu taşınmazın 1974 yılında davalıların miras bırakanları ... tarafından limon bahçesi haline getirildiğini açıklayarak davanın reddini savunmuştur.
Mahkemenin, davanın kabulüne ilişkin ilk kararı davalılar vekilinin temyizi üzerine davada on yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği açıklanarak Yargıtay 1.Hukuk Dairesi tarafından bozulmuş, davacı ... vekilinin karar düzeltme isteği de reddedilmiştir. Bozma ilamına uyularak Mahkemece davanın reddine karar verilmiş ise de davacı ... vekilinin temyizi üzerine Yargıtay 1. Hukuk Dairesi'nin, 26.10.2011 tarih 2011/9014 Esas 2011/10924 Karar sayılı ilamında “…5841 sayılı Yasanın Anayasa Mahkemesi'nin 12.05.2011 tarih 2009/31 Esas 2011/77 Karar sayılı ilamı ile iptal edildiği ve iptal hükmünün 23.07.2011 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmesi karşısında eldeki dava bakımından önceki mevzuatın gözetilmesi gerektiği, öyleyse kesin hüküm halini almamış ve usuli kazanılmış hakkın istisnasını teşkil eden bu durum karşısında 5841 Sayılı Yasa hükümleri uyarınca davanın reddine ilişkin olarak kurulan hükmün, verildiği tarih itibarıyla doğru olduğu düşünülse de, meydana gelen Anayasa değişikliğinden sonra doğru olduğunun söylenemeyeceği…” gerekçesi ile bozma sevk edilmiş, gerekli araştırma ve inceleme yapılarak uyuşmazlığın çözüme kavuşturulması istenmiştir. Davalılar vekilinin karar düzeltme isteği de Yargıtay 1. Hukuk Dairesi'nin 08.03.2012 tarih 2012/2080 Esas 2012/2575 Karar sayılı ilamı ile reddedilmiştir.
Bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulü ile ... İli ... İlçesi ... Köyü ... Köy Mevkii 922 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptali ile davacı ... adına tarla vasfı ile tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesi üzerine hüküm davalılar vekili ile davacı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu 922 parsel, 1982 yılında yapılan tapulama tesbitinde gerek vergi kaydı gerek 20 dönüm fazlası olarak ... adına tesbiti yapılmış, tesbite itiraz üzerine 22.12.1989 tarihli Komisyon Kararı ile itirazın kabulüne, tesbitin iptali ile 922 parselin ... adına tesbit ve tesciline karar verilmiş, tutanak 18.05.1990 tarihinde kesinleşmiştir.
Davacısı ... tarafından ... aleyhine aynı taşınmazla ilgili 25.07.1991 tarihinde açılan tapu iptali ve tescil davasında yapılan yargılama neticesinde ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 26.12.1991 tarih 1991/304 Esas 1991/500 Karar sayılı ilamı ile “Keşif sırasında toplanıp değerlendirilen deliller ile tüm dosya kapsamına göre dava konusu 922 parselin kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile mülk edinilmeye elverişli yerlerden olup bu yer üzerinde kadastro tesbit tarihi itibarıyla davalı ve satıcısı ve satıcısının murisi yararına 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14 maddesindeki koşullar oluşmuştur. Kaldı ki davalı dava tarihinden önce ölmüş olup ölü kişi aleyhine dava açılamayacağından davanın reddine” karar verilmiş, ... vekilinin temyizi sonunda Yargıtay 1.Hukuk Dairesinin 13.05.2009 tarih 2009/4824 Esas 2009/5637 Karar sayılı ilamı ile “Dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve özellikle, 4.5.1978 tarih 4/5 Sayılı İçtihatları Birleştirme Kararı uyarınca ölü kişi aleyhine dava açılamayacağı gözetilmek suretiyle, dava tarihinden önce ölmüş olduğu belirlenen davalı hakkında açılan davanın reddedilmiş olması doğru olduğuna göre” gerekçesi ile onanmış ve karar düzeltme yoluna gidilmemesi üzerine hüküm kesinleşmiştir. Bu dosyada yapılan incelemede davalı gösterilen ...’nın 15.07.1990 tarihinde öldüğü ve mirasçılarının davaya cevap verdikleri görülmüştür.
Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına ve uyulan bozma ilamında açıklandığı üzere işlem yapılıp sonucu Dairesinde hüküm tesis edildiğine, toplanan deliller, tanık beyanları ve uzman bilirkişi raporlarına göre dava konusu taşınmazın zilyetlikle iktisap koşulları oluşmamış devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğunun belirlendiğine, kesin hüküm oluşturduğu iddia edilen ... 1.Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 1991/304 Esas sayılı dava dosyasında Mahkemece hem esas hem usulle ilgili olacak şekilde “922 parsel üzerinde kadastro tespit tarihi itibarıyla davalı ve satıcısı ve satıcısının murisi yararına 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14 maddesindeki koşulların oluştuğu, kaldı ki davalı ...’nın dava tarihinden önce ölmüş olup ölü kişi aleyhine dava açılamayacağı” gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş ise de kararın temyizi sonunda Yargıtay tarafından esasa girilmeksizin “özellikle” denmek suretiyle “4.5.1978 tarih 4/5 Sayılı İçtihatları Birleştirme Kararı uyarınca ölü kişi aleyhine dava açılamayacağı gözetilmek suretiyle, dava tarihinden önce ölmüş olduğu belirlenen davalı hakkında açılan davanın reddedilmiş olması doğru olduğuna göre” şeklinde onama sevkedildiğine, bir davada hem esas hem usulden redde karar verme imkanı olamayacağına, Mahkemenin o davada esas bakımından yaptığı değerlendirme sonuca etkili olmadığı gibi usulden redle sonuçlanan dava dosyasının lehe veya aleyhe sonuç yaratma imkanı da bulunmadığına göre kesinleşen dosyanın kesin hüküm teşkil etmeyeceği gözetilerek y... şekilde davanın kabulüne karar verilmiş olması doğru olup davalılar vekilinin yerinde olmayan temyiz itirazlarının reddi ile Usul, Kanun ve bozma gereklerine uygun bulunan hükmün ONANMASINA,
Davacı ... vekilinin temyiz itirazına gelince; ... vekili tarafından dava dilekçesinde dava konusu 992 parsele ait tapu kaydının iptali ile ... adına tapuya tesciline, davalıların taşınmaza vaki haksız müdahalesinin menine karar verilmesi istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulüne, 992 parselin tapusunun iptali ile davacı ... adına tesciline karar verilmiş ise de müdahalenin önlenmesi isteği ile ilgili herhangi bir hüküm kurulmamıştır. Açıklanan nedenle iddia ve savunma doğrultusunda taraf delillerinin değerlendirilerek müdahalenin önlenmesi talebi ile ilgili olarak da sonucuna göre olumlu olumsuz bir hüküm kurulması gerekirken bu istek bakımından gerekçe de gösterilmeksizin mahkeme görüşünün ortaya konmaması doğru olmamıştır.
Davacı ... vekilinin temyiz itirazları açıklanan nedenle yerinde görüldüğünden kabulü ile usul ve kanuna aykırı görülen hükmün müdahalenin meni isteğine yönelik talep bakımından 6100 sayılı HMK.nun Geçici 3.maddesi yollaması ile HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK.nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK.nun 440/1. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, Yargıtay duruşmasının yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 990,00 TL Avukatlık Ücreti'nin davalılardan alınarak Yargıtay duruşmasında avukat marifetiyle temsil olunan davacı Hazineye verilmesine ve 3402 sayılı Kanunun 36/A maddesi gereğince harç alınmasına mahal olmadığına 03.12.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.