Yargıtay 4. Ceza Dairesi · E. 2013/15238 · K. 2014/1005
4. Ceza Dairesi 2013/15238 E. , 2014/1005 K. "İçtihat Metni" İmar kirliliğine neden olma suçundan sanık ... hakkında yapılan yargılama sonunda mahkumiyetine dair, Bursa 12. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 10/09/2009 gün ve 2009/680 esas, 2009/990 karar sayılı hükmün sanık tarafından temyizi üzerine, Dairemizin 21/11/2012 gün ve 2012/3576 esas, 2012/26346 sayılı kararıyla; " Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü: Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi. Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; Sanığa yükletilen imar kirliliğine neden olma eylemiyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerinin ve bu eylemin sanık tarafından işlendiğinin Yasaya uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, Eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve Yasada öngörülen suç tipine uyduğu, Cezanın yasal bağlamda uygulandığı, Anlaşıldığından sanık ...'ün ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmemiş olmakla, tebliğnameye aykırı olarak, TEMYİZ DAVASININ ESASTAN REDDİYLE HÜKMÜN ONANMASINA," karar verilmiştir.
I-İTİRAZ NEDENLERİ
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 29/03/2013 gün ve 2010/14919 sayılı yazısı ile; " Daire'nin onama kararının yerinde olmadığı değerlendirilmiştir. Zira mahkemenin kararı eksik araştırma ile verilmiştir. Suça konu yapının ne zaman yapıldığı keşif yapılarak tespit edilmemiştir. Sanıkta temyiz dilekçesinde binanın ilk iki katını 2004 yılı Nisan ve Ağustos aylarında yaptığını belirtmiştir. Binanın katlarının ne zaman yapıldığı önem arz etmektedir. Çünkü kat sayısı teşdit sebebi olarak gösterilmiştir. Ayrıca sanık hakkında tayin edilen cezada fazladır sanığa verilebilecek cezanın üst haddi 5 yıl olduğu halde sanık hakkında teşdit uygulanırken TCK'nın 61. ve 3. maddelerindeki kıstaslara uyulmadığı düşünülmektedir. Zira kat sayısı gerekçe gösterilerek uygulanan teşditte bina 20 katlı olsaydı veya katı fazla olmasa dahi çok geniş bir kapalı alana sahip olarak yapılsaydı o zaman ne kadar ceza verilecekti. Sanık hakkında bu şekilde ceza tayinin yerinde olmadığı ve gösterilen gerekçenin de yetersiz olduğu kabul edilmektedir. Ayrıca İmar Kanunu’nun 32. maddesi "Bu Kanun hükümlerine göre ruhsat alınmadan yapılabilecek yapılar hariç; ruhsat alınmadan yapıya başlandığı veya ruhsat ve eklerine aykırı yapı yapıldığı ilgili idarece tespiti, fenni mesulce (...) tespiti ve ihbarı veya herhangi bir şekilde bu duruma muttali olunması üzerine, belediye veya valiliklerce o andaki inşaat durumu tespit edilir. Yapı mühürlenerek inşaat derhal durdurulur. Durdurma, yapı tatil zaptının yapı yerine asılmasıyla yapı sahibine tebliğ edilmiş sayılır. Bu tebligatın bir nüshası da muhtara bırakılır. Bu tarihten itibaren en çok bir ay içinde yapı sahibi, yapısını ruhsata uygun hale getirerek veya ruhsat alarak, belediyeden veya valilikten mührün kaldırılmasını ister. ./.. -2- Ruhsata aykırılık olan yapıda, bu aykırılığın giderilmiş olduğu veya ruhsat alındığı ve yapının bu ruhsata uygunluğu, inceleme sonunda anlaşılırsa, mühür, belediye veya valilikçe kaldırılır ve inşaatın devamına izin verilir. Aksi takdirde, ruhsat iptal edilir, ruhsata aykırı veya ruhsatsız yapılan bina, belediye encümeni veya il idare kurulu kararını müteakip, belediye veya valilikçe yıktırılır ve masrafı yapı sahibinden tahsil edilir." şeklindedir.Bu şekildeki bir düzenlemeye göre idare Kanunun kendisine vermiş olduğu bu açık görevi ve yetkiyi kullanmamıştır. Eğer bu yetki zamanında kullanılsa ve verilen görevin gereği yerine getirilmiş olsaydı daha temelden inşaatın yapılması engellenmiş olacaktı. İdare kendisine verilen yetkiyi zamanında kullanmamıştır. Bu yetkiyi daha sonraki aşamalarda da kullanmamıştır. Adeta inşaatın yapılmasına göz yummuştur. Sanık da belki tüm malvarlığını kullanarak 4 katlı bir bina yapmıştır. Bu aşamada sanığın yapıyı yıkmasını beklemek hakkaniyete de uygun değildir. Bu yapının bu aşamadan sonra yıkılması aynı zamanda milli ekonomiye de zarardır. Bu şekilde inşaat yapmaktan dolayı sanıklar hakkında idari para cezasına da hükmedilmektedir. İdareler bir takım mülahazalar ile yapıları yıkmamakta, mahkemeleri de idari olarak yerine getirmedikleri bu görevleri için aracı olarak kullanmaktadırlar. Bu nedenlerle suç tarihi itibariyle adli sicil kaydı bulunmayan sanık hakkında seçenek yaptırımlara çevrilemeyecek biçimde ceza belirlenmesi ve alt hadden fazla uzaklaşılması yerinde değildir. Sonuç ve istem : Yukarıda açıklanan nedenlerle 1- İtirazımızın KABULÜNE, 2- Yüksek Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 21/11/2012 gün ve 2012/3576 Esas, 2012/26346 Karar sayılı ONAMA İLAMININ KALDIRILMASINA, 3- Bursa 12. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 10.09.2009 tarih, 2009/680 Esas, 2009/990 Karar sayılı hükmünün yukarıda açıklanan gerekçeye göre BOZULMASINA, 4-Yüksek Daireniz aksi kanaatte ise, itirazın incelenmesi bakımından 5271 sayılı CMK'nın 308/3. maddesi uyarınca dosyanın Yüksek Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmesine, Karar verilmesi, itirazen arz ve talep olunur.” isteminde bulunulması üzerine dosya Dairemize gönderilmekle, incelenerek gereği düşünüldü: