İçtihatYargıtay17. Hukuk Dairesi
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi · E. 2013/16130 · K. 2013/16505
- Esas No
- 2013/16130
- Karar No
- 2013/16505
- Karar Tarihi
- 25.11.2013
Karar Metni
(Kapatılan)17. Hukuk Dairesi 2013/16130 E. , 2013/16505 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davacı ve davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, davalı şirkete kasko sigortalı aracın trafik kazasında hasarlandığını, davalının sigorta tazminatı ödemediğini, davalı aleyhine Üsküdar 1.İcra Müdürlüğünün 2001/12233 sayılı dosyasından yapılan icra takibine itiraz nedeniyle takibin durduğunu ileri sürerek, bakiye TL. asıl alacak üzerinden yapılan icra takibine ve işleyen faize haksız olarak yapılan itirazın iptaline, takibin devamına ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan delillere göre, davanın kısmen kabulü ile 9.501,51 TL. asıl alacak ve 3.436,38 TL işlemiş faiz için takip dosyasına vaki itirazının iptaline, icra inkar tazminatının reddine karar verilmiş; hüküm, davacı ve davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-)Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-)Davalının temyiz itirazları yönünden yapılan incelemede;
Dava, kasko sigorta sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
2918 sayılı KTK.nun 48. maddesinde; alkollü içki alması nedeniyle güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğu ifade edilmiştir.
Karayolları Trafik Yönetmeliğinin "Uyuşturucu ve Keyif Verici Maddeler ile İçkilerin Etkisinde Araç Sürme Yasağı" başlıklı 97. Maddesinde alkollü içki almış olması nedeniyle güvenli sürme yeteneğini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğu açıklandıktan sonra konu ile ilgili olan "b-2" bendinde "alkollü içki almış olarak kandaki alkol miktarına göre araç sürme yasağı kenar başlığı altında; alkollü içki almış olarak araç kullandığı tesbit edilen diğer araç sürücülerinden kandaki alkol miktarı 0.50 promil üstünde olanların araç kullanamayacakları açıklanmıştır.
Ayrıca, Kara Taşıtları Kasko Sigortası Genel Şartlarının A.5.5.maddesinde "Teminat dışı kalan zararlar" kenar başlığı altında; taşıtın Karayolları Trafik Kanunu uyarınca yasaklanan miktardan fazla içki almış kişiler tarafından kullanılması sırasında meydana gelen zararların kasko poliçe teminatı dışında olduğu belirtilmiştir.
Yargıtay'ın yerleşik uygulamalarında; sürücünün aldığı alkolün oranının doğrudan doğruya sonuca etkisi bulunmadığından, mahkemece nöroloji uzmanı, hukukçu ve trafik konusunda uzman bilirkişilerden oluşan bilirkişi kurulu aracılığıyla, olayın salt alkolün etkisiyle gerçekleşip gerçekleşmediğinin, alkol dışında başka unsurların da olayın meydana gelmesinde rol oynayıp oynamadığının saptanması, sonuçta olayın tek başına alkolün etkisi ile meydana geldiğinin saptanması durumunda, oluşan hasarın poliçe teminatı dışında kalacağından davanın reddine, aksi halde kabulüne karar verilmesi gerekeceği ilkesi benimsenmektedir. (YHGK. 23.10.2002 gün ve 2002/11-768-840, 19.4.2000 gün ve 2000/11-806-801, 15.4.1998 gün ve 1998/11-258-273, 15.4.1998 gün ve 1998/11-258-73 sayılı ilamları)
Somut olayda; davacıya ait ve davalıya kasko sigortalı aracın 145 promil oranında alkollü sürücü idaresinde iken meydana gelen trafik kazasında, kazanın münhasıran alkolün etkisi altında meydana gelip gelmediği yönünden nöroloji uzmanından alınan raporda; kan tahlili yapılmadığından, araç sürücüsünün alkollü olduğuna dair somut veri yoktur denilerek '' münhasıran alkolün etkisinden bahsedilemez '' denilmiştir. Oysa resmi kurumlar tarafından düzenlenen kaza tutanağı ve adli tıp raporunda, sürücünün 145 promil alkollü olduğu açıkça tespit edilmiştir.
O halde, mahkemece dosyanın nöroloji uzmanı, hukukçu ve trafik konusunda uzman bilirkişilerden oluşan bilirkişi kuruluna tevdii ile kazanın oluş şekli, yol, hava vs. koşullar bir bütün olarak değerlendirilip kazanın salt (münhasıran) alkolün etkisiyle gerçekleşip gerçekleşmediğinin, alkol dışında başka unsurlarında olayın meydana gelmesinde rol oynayıp oynamadığının saptanması yönünden yeni bir rapor alınması, ondan sonra varılacak sonuca göre bir karar vermek gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır.
3-Kabule göre, taraflar arasındaki ilişki, TTK.’nda düzenlenen sigorta sözleşmesinden kaynaklanmasına ve bu tür sözleşmeler TTK.’nun 3. ve 4. maddeleri hükmü uyarınca, tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın, mutlak ticari işlerden olduğuna göre talep gibi reeskont faizine hükmedilmesi gerekirken, yasal faize hükmedilmesi doğru olmamıştır.
4-Bozma sebep ve şekline göre davacı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
SONUÇ; Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalının diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, bozma sebebine göre davacı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacı ve davalıya geri verilmesine 25.11.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.