Yargıtay 4. Hukuk Dairesi · E. 2013/17336 · K. 2013/19423
4. Hukuk Dairesi 2013/17336 E. , 2013/19423 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalılar ... vd aleyhine 08/03/2013 gününde verilen dilekçe ile maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine dair verilen .../04/2013 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü. Dava, maddi ve manevi tazminat davasıdır. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Davacı, ..... Hastanesi'nde sağ ayağından davalı ... tarafından ameliyat edildiğini ancak ameliyat sırasında turnike unutulması nedeniyle ayağının kangren olduğunu belirterek maddi ve manevi tazminat isteminde bulunmuştur. Davalılar davanın reddini savunmuşlardır. Mahkemece, davacının ayağındaki şikayetlerin ameliyattan kaynaklandığı ispatlanamadığından davanın reddine karar verilmiştir. ...-Davacının davalı ...'ne yönelik temyizleri yönünden; 06/01/2005 tarih ve 5283 sayılı Kanunla ....... hastaneleri Sağlık Bakanlığına devredilmiştir. İstemin ileri sürülüş biçimine göre davacı açıkça, davalı idarenin hizmet kusuruna dayanmıştır. Hizmet kusurundan doğan isteklerin, İdari Yargılama Usulü Yasası’nın .../...-b maddesi gereğince, idareye karşı idari yargı yerinde açılacak tam yargı davasında ileri sürülmesi gerekir. Görev sorunu, kamu düzenine ilişkin olup açıkça veya hiç ileri sürülmese bile yargılamanın her aşamasında mahkemelerce kendiliğinden gözetilir. Mahkemece açıklanan yönler gözetilerek, yargı yolu bakımından mahkemenin görevsizliği nedeniyle dava dilekçesinin reddine karar verilmesi gerekirken, işin esasının incelenmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir. ...-Davacının davalı ...'e yönelik temyizi yönünden; Dava, kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken, kusurları sonucu kişilere zarar vermelerinden kaynaklanan ve zarar görenlerin kamu görevlileri aleyhine açtıkları maddi ve manevi tazminat davasıdır. Kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken veya görevlerini yaparken kişilere zarar vermesi, ilgili kamu kurumunun hizmet kusurunu oluşturur. Bu durumda sorumlu, kamu görevlisinin emrinde çalışmakta olduğu kamu kurumu olup dava o kurum aleyhine açılmalıdır.( TC Anayasası 40/III, 129/V, 657 Sy. K...., HGK 2011/...-592 E., 2012/25 K.) Bu konuda yasal düzenlemeler, emredici hükümler içermektedir. Diğer yandan Sorumluluk Hukukunun temel ilkeleri açısından bakıldığında da bu şekilde düzenlemenin mevzuatta yer almış olması zarar görenin zararının karşılanması yönünde önemli bir teminattır. . Davaya konu edilen olayda; mahkemece kamu görevlisi olan davalı hakkında, ....... .......... Hastanesi'nde görevli olduğu dönemde davacıyı sağ ayağından hatalı ameliyat etmesi nedeniyle ayağının kangren olduğunu iddiasıyla kusurlarına dayanılarak dava açıldığı anlaşılmaktadır. Şu halde davalı kamu görevlisi hakkında kusuruna dayanılarak açılan dava hakkında husumet yönünden reddine karar verilmesi gerekirken, yerinde olmayan gerekçe ile yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda (...) ve (...) nolu bentte gösterilen nedenle BOZULMASINA, bozma nedenine göre davacının diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 09/.../2013 gününde oyçokluğuyla karar verildi. . Anayasa’nın 129/.... maddesi ile 657 sayılı Devlet Memurları Yasası’nın .../.... maddesi gereğince memurlar ve diğer kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken kusurlu eylemleri nedeniyle oluşan zararlardan doğan tazminat davaları, kendilerine rücu edilmek kaydıyla ve yasada gösterilen biçim ve koşullara uygun olarak idare aleyhine açılabilir. İdare aleyhine böyle bir davanın açılabilmesi, hizmet kusurundan kaynaklanmış, idari işlem ve eylem niteliğini yitirmemiş davranışlar ile sınırlıdır. Kamu görevlisinin, özellikle haksız eylemlerde, Anayasa ve özel yasalardaki bu güvenceden yararlanma olanağı bulunmamaktadır. Dava dilekçesinde belirtilen maddi olgulardan davalının salt kişisel kusuruna dayanıldığının anlaşılması karşısında öncelikle bu iddia doğrultusunda delillerin toplanıp değerlendirilerek sonuca varılması gerekir. Açıklanan nedenlerle bozma kararının .... bendine katılmıyorum. 09/.../2013