İçtihatYargıtay6. Ceza Dairesi
Yargıtay 6. Ceza Dairesi · E. 2013/19599 · K. 2013/18969
- Esas No
- 2013/19599
- Karar No
- 2013/18969
- Karar Tarihi
- 02.10.2013
Karar Metni
6. Ceza Dairesi 2013/19599 E. , 2013/18969 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Yağma
HÜKÜM : Mahkumiyet
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Oluşa ve dosya içeriğine göre; katılan ...'nün 04.08.2004 tarihinde gündüz 12:00 sularında evinde bulunduğu sırada zilinin çalması sonucu kapıyı açtığında, daha önce görmediği iki şahıstan ön tarafta olanının elinde bulunan iki fotoğraflı kağıdı göstererek "Hastası için yardım topladıklarını" belirtip, kendilerine yardım yapmasını istediği, katılanın "Parasının olmadığını" söylemesi üzerine, şahsın katılandan bu kez su istediği, katılanın evin kapısını açık bırakıp su doldurmak için mutfağa gittiği ve bardağı alıp arkasını döndüğü sırada şahısları karşısında gördüğü, şahısların el çabukluğu ile katılanın ellerini, ayağını ve gözünü tülbentle bağladıkları, kafasına silah dayadıkları ve kolunda bulunan beş adet Adana burması bileziği sert bir cisimle kesip zorla aldıktan sonra başına vurarak bayılttıkları, ayıldığında kendi çabasıyla tülbenti çözüp yardım istediği; alt katında oturan oğlu ve torunu olan tanıklar ... ve ...'nün katılanın beyanlarını destekler mahiyette beyanda bulundukları, dosya içinde bulunan aynı tarihli olay yeri inceleme ve tespit tutanağında yatak odasında bulunan dolabın kapılarının açık ve karıştırılmış olduğunun belirtildiği ve olay tutanağında katılanın evin hol kısmında yattığının gözlemlendiği, katılanın adli raporunda hayati tehlike geçirmediği ve yaralanmanın 7 gün mutad iştigaline engel olduğunun belirtildiği,
İlçe Emniyet Müdürlüğünün 12.01.2005 tarihli yazıları ile olay yerine intikal eden görevlilerin düzenlemiş oldukları ekspertiz raporunun birleştirilmek üzere gönderildiğinin belirtildiği, ancak söz konusu raporun dosya içinde bulunmadığı,
Dosyanın sonrasında Cumhuriyet Başsavcılığınca daimi aramaya alındığı;
İstanbul Kriminal Polis Labaratuvarı'nın 04.11.2010 tarihli ekspertiz raporunda, Bağcılarda meydana geldiği iddia edilen başka bir yağma ve hürriyeti tahdit olayı ile ilgili olarak mağdure ...'den alındığı belirtilen vajinal svap üzerinden şüpheli ...'e ait genotip özellikler belirlendiği; ayrıca elde edilen bu genotip özelliklerin DNA veri tabanında mevcut genotip özellikler ile yapılan mukayesesi sonucunda, 04.08.2004 günü katılanın gasp edilmesi olayı ile ilgili olarak incelenmek üzere gönderilen ve olay yerinden elde edildiği belirtilen (1) adet halıfleks parçası ile beyaz çerçeveli bayan eşarbı üzerindeki kan lekelerine ait genotip özelliklerle şüpheli ...'e ait genotip özelliklerin uyumlu olduğunun tespit edildiği ve raporun soruşturma dosyasına gönderildiği ancak raporda şüphelinin açık kimlik bilgilerinin yazılı olmadığı,
Sanığın Cumhuriyet Savcılığı'nda alınan beyanında "Atılı suçlamayı kabul etmediğini, suç tarihinde Bursa'ya gitmediğini ve tedavi görmek için geldiği İstanbul'da misafir kaldığı evde kendisi ile ilgili olmayan olay nedeni ile yakalanıp tutuklandığını, yeniden kan örneği alınarak test yapılmasını" istediği,
Katılanın olayın üzerinden zaman geçmesi ve geçirdiği hastalıklar nedeni ile fotoğraftan yada canlı olarak teşhiste bulunamayacağını söylediğine ilişkin polis memurlarınca 15.12.2010 tarihli tutanağın tutulduğu ayrıca katılanın mahkemede hazır bulunan sanığı teşhis edemediği,
Sanığın mahkemede alınan savunmasında atılı suçlamayı kabul etmeyip, kan testi yapılması talebini yenilediği, ayrıca 6 ayda bir Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi'nde tedavi gördüğünü beyan ettiği,
Sanığın askerliğe elverişli olmadığına ilişkin heyet raporunun ve tedavi evrakının dosyaya getirtilip ATK Gözlem İhtisas ve 4.İhtisas Dairesi'nden cezai ehliyeti konusunda rapor alındığı,
ATK Gözlem İhtisas Dairesi'nin 29.06.2012 tarihli raporunda,"...Sanık ...'in 25.06.2012 giriş ve 29.06.2012 çıkış tarihleri arasında yapılan muayenesi, müşahedesi, tetkikleri ve adli dosyanın incelenmesi neticesinde; kendisinde ceza sorumluluğunu etkileyecek veya ortadan kaldıracak mahiyet ve derecede herhangi bir akıl hastalığı veya akıl zayıflığı tespit edilmediği; dava dosyasının tetkikinden de suç tarihinde suçunu takip eden günlerde de herhangi bir akli arıza içinde olduğuna delalet edecek tıbbi bulgu ve belgeye rastlanmadığı; bu duruma göre ... oğlu, 1985 doğumlu, ...'in 04.08.2004 tarihinde sanığı bulunduğu nitelikli yağma suçuna karşı ceza sorumluluğunun tam olduğu kanaat ve mütalaamızı bildirir gözlem raporudur." denildiği,
ATK 4. İhtisas Dairesi'nin 29.08.2012 tarihli raporunda,"...Yukarıda sıralanmış tıbbi belgeler ile adli tahkikat dosyasında belirlenen ve adli tıbbi yorumlamayı ilgilendiren hususların değerlendirilmesinden 04.08.2004 tarihinde (nitelikli yağma) suçu nedeniyle 5237 sayılı TCK 32/1. Maddesi uyarınca akıl hastası olup olmadığı, işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayıp algılamadığı veya bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin önemli derecede azalmış olup olmadığı, 5237 sayılı TCK 32/2. maddesi uyarınca işlediği fiil ile ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin azalmış olup olmadığı sorulan ... oğlu, 1985 doğumlu ...’in Kurulumuzca 29.06.2012 tarihinde yapılan muayenesi sonucu hâlihazırda aktif bir psikopatolojisi olmadığı, fakat dosya incelemesi sonucunda; cezai sorumluluğunu müessir ve kişide şuur ve hareket serbestîsini ortadan kaldırabilecek mahiyet ve derecede bipolar bozukluk denilen akıl hastalığının olduğu, bu hastalığın tabiatı itibariyle alevlenme (depresyon ve manik dönem) ve remisyon dönemleriyle (ara dönem) seyrettiği, sanığın mezkûr suçu işlediği tarihte alevlenme döneminde bulunduğunu gösterir herhangi bir tıbbi bulgu ve belgeye de rastlanmadığı, bu duruma göre ...’in 04.08.2004 tarihinde sanığı bulunduğu suça karşı cezai sorumluluğu tam olduğu oybirliği ile mütalaa olunur. "dendiğinin anlaşılması karşısında;
1-) Olay yeri inceleme ekiplerince katılanın evinde hazırlandığı belirtilen ekspertiz raporunun dosya içine alınması,
2-) Sanıktan usulünce alınan biyolojik örneklerle olay yerinden alındığı belirtilen adli emanetteki metaryellerin kriminal dairesine yeniden gönderilerek, olay yerinden elde edilen metaryellerin sanığa ait olup olmadığının tespit edilmesi,
3-) Sanığın bağlı bulunduğu askerlik şubesi başkanlığına müzekkere yazılarak, askere alınış, terhis ve izin tarihleri ile iznini geçirdiği yerlerin ayrıca varsa izin tecavüzü ve firar durumuna ilişkin tarihlerin bildirilmesinin istenmesi,
4-) İstanbul Kriminal Polis Labaratuvarı'nın 04.11.2010 tarihli ekspertiz raporunda belirtilen ve Bağcılarda meydana geldiği iddia edilen yağma ve hürriyeti tahdit olayı ile ilgili soruşturma dosyasının, dava açılmışsa dava dosyasının onaylı bir örneğinin dosya içine alınması,
5-) Katılanın evinde yağma olayını gerçekleştirdiği iddia edilen faili meçhul ikinci kişi ile ilgili soruşturma akıbetinin araştırılması gerektiği düşünülmeden,
Eksik inceleme ile karar verilmesi,
6-) 5252 sayılı Yasanın 9/3. maddesi uyarınca, sanık yararına olan hükmün, 765 sayılı ve 5237 sayılı Yasaların ilgili bütün hükümlerinin olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle bulunacağı ve her iki Yasaya göre, uygulanan yasa maddeleriyle, verilmesi gereken cezalar denetime Olanak sağlayacak şekilde ayrı ayrı saptanıp, sonuç cezalar karşılaştırılarak, sanık Yararına olan yasanın belirlenip hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden, eksik ve denetime olanak vermeyecek biçimde uygulama yapılması,
7-)5271 sayılı CMK'nın 219/1. maddesi uyarınca duruşma tutanaklarının her bir sayfasının mahkeme başkanı veya hakimi ile tutanağı yazan zabıt katibi ve 232/4. maddesi uyarınca karar ve hükümlerin bunlara katılan hakimler tarafından imzalanması gerekir. Bu yasal düzenlemelerin amacı tutanakların değiştirilmesini önlemek ve onlara güven duyulmasını sağlamaktır. Duruşma tutanakları imzalanmak suretiyle ancak sahteciliği iddia olunabilen resmi belge niteliğine kavuşur. 5271 sayılı CMK'nın 222. maddesinde "Duruşmanın nasıl yapıldığı, kanunda belirtilen usul ve esaslara uygun olarak yapılıp yapılmadığı, ancak tutanakla ispat olunabilir. Tutanağa karşı yalnız sahtecilik iddiası yöneltilebilir." hükmü ile açıkça bu husus belirtilmiştir.
05.07.2012 günlü, 28344 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 02.07.2012 tarihli, 6352 sayılı Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanunun 95. maddesiyle 5271 sayılı CMK'nın 38. maddesinden sonra gelmek üzere eklenen 38/A maddesinin 3. bendi ile, “Bu kanun kapsamında fiziki olarak hazırlanması öngörülen her türlü belge ve kararın elektronik ortamda düzenlenip güvenli elektronik imza ile imzalanabileceği” düzenlenmiştir.
Dosyanın incelenmesinde;
Cumhuriyet Savcısı'nın mütalaasını açıkladığı ve kısa kararın da yer aldığı 21.02.2013 tarihli duruşma tutanaklarının 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu'nun 5 ve 22. maddeleri gereğince elektronik imza ile imzalandığı belirtildiği halde Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden yapılan kontrolde, yazman ... tarafından imzalanmaması sureti ile, CMK'nın 219/1. ve 232/4-7. maddesine aykırı hareket edilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ... ve savunmanının temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, sair yönleri incelenmeyen hükmün açıklanan nedenlerle tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, 02.10.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.