İçtihatYargıtay21. Hukuk Dairesi
Yargıtay 21. Hukuk Dairesi · E. 2013/19640 · K. 2013/22396
- Esas No
- 2013/19640
- Karar No
- 2013/22396
- Karar Tarihi
- 02.12.2013
Karar Metni
21. Hukuk Dairesi 2013/19640 E. , 2013/22396 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacılar, 28/10/2008 tarihinde geçirdiği iş kazasında vefat eden sigortalının hak sahiplerinin maddi ve manevi zararlarının giderilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, HUMK 409 maddesi gereğince açılmamış sayılmasına karar vermiştir.
Hükmün, davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
K A R A R
Dava, 28.10.2008 tarihinde geçirdiği iş kazasında vefat eden sigortalının haksahiplerinin maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemlerine ilişkindir.
Mahkemece, davacı vekilinin 30.05.2013 tarihli mazeret dilekçesinin kabul edilmeyerek davanın (2.) kez takipsiz bırakıldığı gerekçesiyle HMK'nın 320/4. maddesine göre davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
Uyuşmazlık, davacı vekilinin mazeretinin reddine dair ara kararın ve sonucunda davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesinin yerinde olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanun'un 7.maddesine göre İş Mahkemelerinde uygulanan şifahi yargılama usulünü düzenleyen HUMK'un 473 vd. maddeleri 6100 sayılı HMK'nın 450.maddesi ile yürürlükten kaldırılmıştır. Yasa'nın 316/d bendine göre "hizmet ilişkisinden doğan davalara", 316/g maddesine göre de "Diğer kanunlarda yer alan ve yazılı yargılama usulü dışındaki yargılama usullerinin uygulanacağı belirtilen dava ve işlere" basit yargılama usulünün uygulanması gerektiğinden eldeki uyuşmazlığa basit yargılama usulünün uygulanması gerektiği açıktır.
Basit yargılama usulüne ilişkin kurallar HMK'nın 316-322.maddelerinde düzenlenmiş olup Yasa'nın 320/4 maddesine göre basit yargılama usulüne tabi davalarda, işlemden kaldırılmasına karar verilmiş olan dosya, yenilenmesinden sonra takipsiz bırakılırsa, davanın açılmamış sayılmasına karar verilir ve Yasa'nın 322/1 maddesine göre bu Kanun ve diğer kanunlarda basit yargılama usulü hakkında hüküm bulunmayan hâllerde, yazılı yargılama usulüne ilişkin hükümler uygulanır.
HMK'nın 150.maddesine göre usulüne uygun şekilde davet edilmiş olan taraflar, duruşmaya gelmedikleri veya gelip de davayı takip etmeyeceklerini bildirdikleri takdirde dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilir. İşlemden kaldırıldığı tarihten başlayarak üç ay içinde yenilenmeyen davalar, sürenin dolduğu gün itibarıyla açılmamış sayılır ve mahkemece kendiliğinden karar verilerek kayıt kapatılır.
6100 HMK'nın 30.maddesine "Hâkim, yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlüdür" ve HMK'nın 150/2 maddesinde ifade edildiği üzere "geçerli bir özrü olmaksızın duruşmaya gelmeyen taraf yokluğunda yapılan işlemlere itiraz edemez". Bu hükümler birlikte değerlendirildiğinde; Anayasa'nın 141/son ve HMK'nın 30.maddelerine göre "Davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması" biçiminde açıklanan temel ilke çerçevesinde davacının duruşamaya katılmama gerekçesi "geçerli bir özür" olarak kabul edilebilir ise davacının "geçerli bir özrü nedeniyle duruşmaya katılmadığı" kabul edilerek dosya işlemden kaldırılmamalıdır.
Somut olayda, davacı vekili tarafından UYAP sistemi üzerinden 21.03.2013 tarihli celse için mazeret dilekçesi gönderildiği, gönderilen mazeret dilekçesine rağmen mahkemece 21.03.2013 tarihli celsede ilk kez olarak dosyanın işlemden kaldırıldığı, davacı vekilince dosyanın süresinde yenilendiği, davacı vekilinin 31.05.2013 tarihli celse için de UYAP sistemi üzerinden mazeret dilekçesi gönderdiği, mahkemece davacı vekilinin hemen hemen hiçbir duruşmaya katılmadığı, sürekli benzer mahiyette mazeret bildirdiği, başka yerdeki davayı takip gerekçesini açıklamadığı ve yenileme dilekçesi ile tebligat giderini de noksan gönderdiği gerekçesiyle mazeretin reddedilerek 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 150/1 ve 320/son maddeleri gereğince davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği anlaşılmaktadır.
Öncelikle davacı vekilinin mazeret dilekçesinde duruşmaya katılmama gerekçesi yer aldığı gibi mazeret dilekçesinde yeni duruşma gününün UYAP sistemi üzerinden öğrenileceği ifade edilmiştir. Dava iş kazasında vefat eden sigortalının haksahiplerinin maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkin olup davacı tarafın davanın sürüncemede kalmasında kural olarak menfaati bulunmamaktadır. Davacı vekilinin kötüniyetli bir biçimde davanın sürüncemede kalması için çaba gösterdiği kanıtlanmadıkça daha önce kabul edilen mazeret sonraki mazeretin reddi için başlıbaşına gerekçe olamaz. Bunların yanında mahkemece ... . Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2010/200 E. 2011/314 K. sayılı dosyasının Yargıtay'dan dönüşü de beklenmektedir. Ayrıca, davacı vekiline yenileme dilekçesi ile tebligat giderini karşılamak üzere kesin süre verilebilir.
Yukarıda yer alan açıklamalar ışığında davacı vekilinin 31.05.2013 tarihli mazeret dilekçesinin "Davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması" biçiminde açıklanan temel ilkeye aykırı ve kötüniyetli bir davranış olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığı anlaşılmakla davacı vekilinin geçerli bir özrü bulunmasına karşın yetersiz gerekçe ile mazeret dilekçesinin reddi ile davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacılara iadesine, 02.12.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.