İçtihatYargıtay10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi · E. 2013/5927 · K. 2013/6366
- Esas No
- 2013/5927
- Karar No
- 2013/6366
- Karar Tarihi
- 01.04.2013
Karar Metni
10. Hukuk Dairesi 2013/5927 E. , 2013/6366 K.
"İçtihat Metni"
Mahkemesi :Asliye Hukuk(İş) Mahkemesi
Dava, iş kazası sonucu vefat eden sigortalının hak sahiplerine bağlanan gelirler ile yapılan diğer ödemelerin 506 sayılı Kanunun 10 ve 26. maddeleri gereği rücuen tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın usuli kesin süreden ve ayrıca husumetten reddine karar verilmiştir.
Hükmün, davacı Kurum avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1-İhbar edilen ...'ın isminin karar başlığında davalı şeklinde yazılmış olmasının, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 459. maddesi kapsamında mahallinde düzeltilmesi mümkün maddi hata kabul edilmiş bulunmasına göre bozma nedeni yapılmamıştır.
2-Husumet, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu 187. maddesinde yer alan ilk itirazlardan olmadığı için, davanın her safhasında, taraflarca itiraz konusu yapılabileceği gibi, mahkemece de resen nazara alınabilir.
Somut olayda; davalı ... vekili yargılama sırasında ihbar dilekçesi ile 24.07.2006 tarihli işletme hakkı devir sözleşmesi gereği ... 'ın davalı sıfatıyla yer almasını talep etmiştir. Mahkemece, davacıya kesin süre verilerek, kesin süre şartlarını yerine getirmediğinden bahisle usüli kesin sürenin yerine getirilmemesinden ve husumet yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
6098 sayılı Borçlar Kanununun 202.maddesine göre ; Bir malvarlığını veya bir işletmeyi aktif ve pasifleri ile birlikte devralan, bunu alacaklılara bildirdiği veya ticari işletmeler için Ticaret Sicili Gazetesinde, diğerleri için Türkiye genelinde dağıtımı yapılan gazetelerden birinde yayımlanacak ilanla duyurduğu tarihten başlayarak, onlara karşı malvarlığındaki veya işletmedeki borçlardan sorumlu olur. Bununla birlikte, iki yıl süreyle önceki borçlu da devralanla birlikte müteselsil borçlu olarak sorumlu kalır. Bu süre, muaccel borçlar için, bildirme veya duyuru tarihinden; daha sonra muaccel olacak borçlar için ise, muacceliyet tarihinden işlemeye başlar. Borçların bu yoldan üstlenilmesinin sonuçları, dış üstlenme sözleşmesinden doğan sonuçlarla özdeştir. Bildirme veya ilanla duyurma yükümlülüğü devralan tarafından yerine getirilmedikçe, ikinci fıkrada öngörülen iki yıllık süre işlemeye başlamaz.
Mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 179. maddesi gereğince, bir mameleki veya bir işletmeyi aktif ve pasifleriyle birlikte devralan kimse, bunu alacaklılara ihbar veya gazetelerde ilan ettiği tarihten itibaren onlara karşı mamelekin veya işletmenin borçlarından sorumlu olur; şu kadar ki, iki yıl müddetle evvelki borçlu dahi yenisiyle birlikte müteselsilen sorumlu kalır; bu müddet muaccel borçlar için ihbar veya ilan tarihinden ve daha sonra muaccel olacak borçlar için de muacceliyet tarihinden itibaren işlemeye başlar.
Borçlar Kanunu'nun 179. maddesi içinde "müteselsil bir borç" vardır. Devir alan şirket, devir eden şirketin borçlarından ötürü sorumlu olduğu gibi iki yıl müddetle evvelki borçlu (devreden) dahi, yenisi (devralan) ile birlikte müteselsilen sorumlu olur. Borçlar Kanunu'nun müteselsil borçlara ilişkin 141. maddesine göre teselsülün yasa hükmünden doğduğu hallerde kamu düzeni söz konusu olacağından tarafların iradeleriyle teselsülün ortadan kaldırılması hükümsüzdür. Bu nedenle söz konusu müteselsil borç yasa hükmünden (Borçlar Kanunu md. 179'dan) doğduğundan, teselsülden kaynaklanan sorumluluğun dışlanması geçersizdir ve hukuki sonuç doğurmaz. Burada belirtilen sorumluluğun zamanı "devir anıdır." Devrin fiilen gerçekleştiği tarihte doğmuş ve nedeni vücut bulmuş borçlar bu sorumluluğun kapsamında kalmaktadır. İşletmenin devirden önceki borcunun naklinin kural olarak alacaklıya karşı hüküm ifade etmesi Borçlar Kanunu'nun 173. ve 174. maddeleri gereğince alacaklının onamına bağlı ise de, Borçlar Kanunu'nun 179. maddesi bu kurala bir istisna getirmiş, alacaklının rızasına gerek görülmeksizin borcun devir alana intikal ettiği kabul edilmiştir.
Müteselsil borcun özelliği alacaklının müteselsil borçlulardan hepsinden veya birinden alacağın tamamını veya bir kısmını istemekte serbest oluşudur. Sözü edilen hukuki esaslara göre eski ve yeni borçlunun müteselsil sorumluluğu iki yıllık bir devre için kabul edilmiş olup, bu iki yıl (muaccel borçlar için) devrin, alacaklılara ihbarı ya da gazetelerde ilan tarihinden itibaren başlar (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 28.11.2001 gün ve E:2001/21-1030, K:2001/1077; 17.10.2007 gün ve E:2007/21-664, K:2007/745 sayılı kararları).
Açıklanan bu yasal kurallar somut olayımıza uygulandığında, kazalının davalı ...'a bağlı işyerinde çalışırken 24.06.2004 tarihinde iş kazası geçirmiş,işletme 24.07.2006 tarihli sözleşme ile aktif ve pasifleriyle birlikte ...'a devredilmiştir. Söz konusu devrin ilan edilip edilmediğine ilişkin dosya içerisinde bilgi ve belge bulunmamaktadır. Dava ise, 14.08.2005 tarihinde ... aleyhine açılmıştır.
Hal böyle olunca, ortada Borçlar Kanunu'nun 179. maddesi hükmüne göre müteselsil bir borcun varlığı söz konusudur. Devreden ve davrelen devrin ilanından itibaren iki yıl sürede müteselsilen sorumludur. Bu durumda, olay tarihinde işverenin Medaş'ın olduğu, tüzel kişiliğinin tamamen ortadan kalkmayıp sadece bir işletmesinin devredildiği, devrin ilanının yapılıp yapılmadığına ilişkin dava dosyasında bilgi ve belge bulunmadığı, davacının müteselsil borçlulardan biri veya diğeri aleyhine dava açmakta serbest olduğu gözetilerek, mahkemece davalılar arasında yapılan işletme devrinin ilan edilip edilmediği araştırılarak, çıkacak sonuca göre ...'ın sorumlu olup olmadığına karar vermek gerekirken, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O hâlde, davacı Kurum avukatının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 01.04.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.