İçtihatYargıtay4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi · E. 2013/6400 · K. 2013/11746
- Esas No
- 2013/6400
- Karar No
- 2013/11746
- Karar Tarihi
- 18.06.2013
Karar Metni
4. Hukuk Dairesi 2013/6400 E. , 2013/11746 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ...Ş. vd. aleyhine 29/01/2010 gününde verilen dilekçe ile manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 15/09/2011 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalılar vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dava, basın yoluyla kişilik haklarına saldırıdan dolayı uğranılan manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir Yerel mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, davalı şirkete ait gazetede yayınlanan haberde kişilik haklarına saldırıda bulunulduğunu ileri sürerek uğradığı manevi zararın ödetilmesi isteminde bulunmuştur.
Davalılar, dava konusu edilen haberin basın özgürlüğü kapsamında kaldığını savunarak davanın reddini istemişlerdir.
Yerel mahkemece, davacının "Poyrazköy" iddianamesinde şüpheliler arasında yer almadığı, iddianamenin mahkemece kabul edilmesinin ertesi günü dava konusu haberin yapılması nedeniyle davacı yönünden güncel nitelikte bulunmadığı, konu ve ifade arasında düşünsel bağ bulunmadığı, haberin görünen gerçeğe uygun olmadığı ve davacının kamuoyu nezdinde mahkumiyeti sonucunu doğurucu nitelikte olduğu kabul edilerek istemin bir bölümü kabul edilmiştir.
Basın özgürlüğü, Anayasanın 28. maddesi ile 5187 sayılı Basın Yasasının 1. ve 3. maddelerinde düzenlenmiştir. Bu düzenlemelerde basının özgürce yayın yapmasının güvence altına alındığı görülmektedir. Basına sağlanan güvencenin amacı; toplumun sağlıklı, mutlu ve güvenlik içinde yaşayabilmesini gerçekleştirmektir. Bu durumda halkın dünyada ve özellikle içinde yaşadığı toplumda meydana gelen ve toplumu ilgilendiren konularda bilgi sahibi olması ile olanaklıdır. Basın, olayları izleme, araştırma, değerlendirme, yayma ve böylece kişileri bilgilendirme, öğretme, aydınlatma ve yönlendirmede yetkili ve aynı zamanda sorumludur. Basının bu nedenle ayrı bir konumu bulunmaktadır. Bunun içindir ki, bu tür davaların çözüme kavuşturulmasında ayrı ölçütlerin koşul olarak aranması, genel durumlardaki hukuka aykırılık teşkil eden eylemlerin değerlendirilmesinden farklı bir yöntemin izlenmesi gerekmektedir. Basın dışı bir olaydaki davranış biçiminin hukuka aykırılık oluşturduğunun kabul edildiği durumlarda, basın yoluyla yapılan bir yayındaki olay hukuka aykırılık oluşturmayabilir.
Ne var ki basın özgürlüğü sınırsız olmayıp, yayınlarında Anayasanın Temel Hak ve Özgürlükler bölümü ile Türk Medeni Kanununun 24 ve 25. maddesinde yer alan ve yine özel yasalarla güvence altına alınmış bulunan kişilik haklarına saldırıda bulunulmaması da yasal ve hukuki bir zorunluluktur.
Basın özgürlüğü ile kişilik değerlerinin karşı karşıya geldiği durumlarda; hukuk düzeninin çatışan iki değeri aynı zamanda koruma altına alması düşünülemez. Bu iki değerden birinin diğerine üstün tutulması gerektiği, bunun sonucunda da, daha az üstün olan yararın daha çok üstün tutulması gereken yarar karşısında o olayda ve o an için korumasız kalmasının uygunluğu kabul edilecektir. Bunun için temel ölçüt kamu yararıdır. Gerek yazılı ve gerekse görsel basın bu işlevini yerine getirirken, özellikle yayının gerçek olmasını, kamu yararı bulunmasını, toplumsal ilginin varlığını, konunun güncelliğini gözetmeli, haberi verirken özle biçim arasındaki dengeyi de korumalıdır. Yine basın, objektif sınırlar içinde kalmak suretiyle yayın yapmalıdır. O anda ve görünürde var olup da sonradan gerçek olmadığı anlaşılan olayların yayınından da basın sorumlu tutulmamalıdır.
...Dava konusu haber, Zaman Gazetesinin 28/01/2010 tarihli nüshasının 17.sayfasında “Fabrikatör’ün Kafesteki Komumu: Başkan” başlığıyla okuyucuya sunulmuş olup, davacının "Poyrazköy" adıyla yürütülen soruşturma neticesinde düzenlenen iddianamede "Başkan" olarak örgüte talimatlar veren kişi konumunda olduğu yönünde haberlere yer verildiği anlaşılmakladır.
Dosya içeriğinden, "Poyrazköy" iddianamesinin Levent Bektaş' la ilgili olan ilk 102 sayfalık bölümü içerisinde 94. sayfasında davacının isminin geçtiği, davacının İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen ve kamuoyunda "Ergenekon" adı ile bilinen davada tutuklu sanık olarak yargılandığı anlaşılmaktadır.
Somut olayda, davacı hakkında yapılan haberde yer alan bilgilerin davacının isminin geçtiği "Poyrazköy" iddianamesinde bulunduğu anlaşılmıştır. Yazının gerçek ve güncel bir konuya ilişkin olup yayımlanmasında kamu yararı bulunduğu, konunun önemi ve değeri göz önünde tutulduğunda düşünsel bağlılığın da korunduğu, eleştiri sınırlarının aşılmadığı, kişilik haklarına saldırı oluşturulabilecek bir yoruma da yer verilmediği sonucuna varılmaktadır. Şu durumda, çatışan yararlar dengesinin davacı yararına bozulmadığı, davalılar yönünden de hukuka uygunluk nedenlerinin bulunduğu ve böylece davacının kişilik haklarının saldırıya uğramadığı benimsenmelidir.
Yerel mahkemece açıklanan yönler gözetilerek, istemin tümden reddedilmemiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda belirtilen nedenlerle BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 18/06/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.