İçtihatYargıtay7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi · E. 2014/10159 · K. 2014/15706
- Esas No
- 2014/10159
- Karar No
- 2014/15706
- Karar Tarihi
- 09.07.2014
Karar Metni
7. Hukuk Dairesi 2014/10159 E. , 2014/15706 K.
"İçtihat Metni"
Mahkemesi : Antalya 5. İş Mahkemesi
Tarihi : 24/03/2014
Numarası : 2013/91-2014/224
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşılmakla, dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1- Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2-Davacı vekili, davacının 10.05.2008 tarihinden beri davalı firmanın D.. P.. isimli otelinde çamaşırhane görevlisi olarak en son net 962,00.-TL ücret ile çalıştığını, iş akdinin haksız şekilde sonlandırıldığını, fazla mesai ücretlerinin ödenmediğini ileri sürerek bazı işçilik alacaklarının tahsilini istemiştir.
Davalı vekili, zamanaşımı itirazında bulunduklarını, davacının istihdam edildiği D.. P.. isimli işletmenin tadilatta olmasından dolayı ve taraflar arasındaki iş ilişkisinin devam etmesi amacıyla o dönemde faaliyette olan şirkete ait başka bir otelde çalışma koşulları hiçbir değişikliğe uğramadan aynı sıfat ve aynı özlük hakları ile görevlendirilmek istendiğini, davacının görevlendirmede belirtilen işletmede işbaşı yapmamasından dolayı iş akdinin devamsızlık sebebiyle haklı nedenle feshedildiğini, fazla çalışma alacağının bulunmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Taraflar arasında davacının fazla mesai alacağına hak kazanıp kazanamadığı konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
Fazla mesai yaptığını ispat yükü işçiye, çalışma olgusunun ispatlanması halinde ücretlerinin ödendiğini ispat yükü ise işverene düşmektedir.
Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak fazla çalışmanın yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların tanık beyanlarıyla sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalarda bu noktada gözönüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.
İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazi kaydının bulunması halinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille söz konusu olabilir. Buna karşın, bordroların imzalı ve ihtirazi kayıtsız olması durumunda dahi, işçinin geçerli bir yazılı belge ile bordroda yazılı olandan daha fazla çalışmayı yazılı delille kanıtlaması gerekir. İşçiye bordro imzalatılmadığı halde, fazla çalışma ücreti tahakkuklarını da içeren her ay değişik miktarlarda ücret ödemelerinin banka kanalıyla yapılması durumunda da ihtirazi kayıt ileri sürülmemiş olması, ödenenin üzerinde fazla çalışma yapıldığının yazılı delille ispatlanması gerektiği sonucunu doğurmaktadır.
Bu açıklamalar ışığında somut olayda, mahkemece, davacının davalıya ait otelde çamaşırhane görevlisi olarak 10/05/2008-10/08/2008 tarihleri arasında haftada 9 saat, 11/08/2008-30/09/2012 tarihleri arasında haftada 3 saat fazla mesai yaptığı kabul edilerek fazla mesai alacağı hüküm altına alınmıştır. Ancak çalışılan işyerinin otel olması nedeniyle mahkemece davacının yaz–kış aynı yoğunlukta çalışıp çalışmadığının araştırılması gerekirken bu yönde herhangi bir araştırma yapılmamıştır. Bu nedenle mahkemece yapılması gereken otelin yaz ve kış sezonlarında açık olup olmadığı, açıksa ne kadar süre ile açık olduğu, bu konuda otel yönetimi tarafından alınan kararlar bulunup bulunmadığı değerlendirilmek ve gerekirse bu konuda taraf tanıkları da bizzat dinlenmek suretiyle davacının fazla mesai alacağının hesaplanmasıdır. Mahkemece bu husus yerine getirilmeksizin eksik inceleme ile hüküm kurulması hatalı olmuştur.
3-Taraflar arasında davacının hizmet süresinin hangi tarihte sona erdiği noktasında da uyuşmazlık bulunmaktadır.
1086 sayılı HUMK.nun 74, 6100 sayılı HMK.nun 26. maddelerinde açıkça belirtildiği üzere “Hâkim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir.”
Taleple bağlılık kuralı gereği hakim davacının davalı işyerinden ayrıldığını beyan ettiği tarih ile bağlı olup daha fazlasına hükmedemez.
Somut olayda; davacı dava dilekçesinde sözleşmesinin davalı işveren tarafından 12/12/2012 tarihinde feshedildiğini ileri sürmüştür. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda ise davacının 05/01/2013 tarihine kadar davalı işyerinde çalıştığı kabul edilmiş ve işçilik alacakları bu tarih esas alınarak hesaplanmıştır.
Yapılacak iş; davacının talep gibi 12.12.2012 tarihine kadar davalı işyerinde çalıştığı kabulüyle hesaplama yaptırarak sonuca varmaktır.
Mahkemece davacının talebini aşar şekilde hüküm kurulması da isabetli olmamıştır.
Ayrıca, davacının davalı işyerinde geçen hizmet süresinin belirlenmesi aşamasında da bilirkişi, davacının işe giriş ve işten ayrılış tarihleri arasındaki süreyi esas alarak hizmet süresini 4 yıl 7 ay 25 gün olarak belirlemiştir. Davacının SGK tarafından gönderilen hizmet döküm cetvelinin incelenmesinde, davalı işyerinden 1.618 gün hizmet bildiriminin yapıldığı ve çalışma süresinin kesintili olduğu anlaşılmaktadır. Mahkemece, davacının çalışma süresi kesintili olduğu halde bu duruma açıklık getirilmeksizin, çalışma süresi aralıksızmış gibi kabul edilerek hesaplama yapan bilirkişi raporuna itibarla hüküm kurulması hatalıdır.
O halde davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 09/07/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.