İçtihatYargıtay4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi · E. 2014/12023 · K. 2014/16446
- Esas No
- 2014/12023
- Karar No
- 2014/16446
- Karar Tarihi
- 02.12.2014
Karar Metni
4. Hukuk Dairesi 2014/12023 E. , 2014/16446 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Terme 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 26/09/2013
NUMARASI : 2013/110-2013/56
Davacılar L.. Ö.. vd vekili Avukat H. B. tarafından, davalılar S.. B.. vd aleyhine 10/02/2012 gününde verilen dilekçe ile manevi tazminat istenmesi üzerine yapılan yargılama sonunda; Mahkemece davanın reddine dair verilen 26/09/2013 günlü kararın Yargıtay’da duruşmalı olarak incelenmesi davalı S.. B.. vekili, duruşmasız olarak incelenmesi de davacılar vekili tarafından süresi içinde istenilmekle, daha önceden belirlenen 02/12/2014 duruşma günü için yapılan tebligat üzerine duruşmalı temyiz eden davalı vekili Avukat H. K. geldi, karşı taraftan davacılar adına gelen olmadı. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve hazır bulunanın sözlü açıklaması dinlendikten sonra tarafa duruşmanın bittiği bildirildi. Dosyanın görüşülmesine geçildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalı S.. B..'nın tüm, davacıların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddolunmalıdır.
2-Davacıların diğer temyiz itirazlarına gelince;
a-Dava, doktor hatası nedeni ile uğranılan manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece istem reddedilmiş; karar davacılar ve davalılardan S.. B.. tarafından temyiz edilmiştir.
Davacılar, Terme Devlet Hastanesi'nde bir çocuklarının dünyaya geldiğini, 3 ay boyunca yoğun bakım ünitesinde kaldıktan sonra yaşamını yitirdiğini, doğumun davalı doktor tarafından sezaryenle yaptırıldığını, ancak ameliyata geç alındığı için bebeğin oksijensiz kaldığını ve bu nedenle yaşamını yitirdiğini, davalı doktorun ihmalinden dolayı uğradıkları manevi zararın davalılardan müştereken ve müteselsilen ödetilmesine karar verilmesini istemişlerdir.
Davalılar davanın reddi gerektiğini savunmuşlardır.
Mahkemece, benimsenen Adli Tıp Kurumu raporu uyarınca davalı doktor ve diğer yardımcı personele atfı kabil bir kusur bulunmadığından davanın reddine karar verilmiştir.
Davalı S.. B.., Anayasa’nın 130. maddesine göre bir kamu tüzel kişisidir. Anılan tüzel kişiliğe bağlı olarak ve kamusal kurallar çerçevesinde faaliyet gösteren Hastanenin eylem ve işlemleri de kamusal nitelikte olup kamu hizmeti kavramı çerçevesindedir. İstemin ileri sürülüş ve olayın gerçekleşme biçimine göre davanın anılan davalıya yöneltilmesinin nedeni de hizmet kusurundan doğan zararın ödetilmesi istemidir. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Yasası’nın 2/1-b maddesi gereğince bu tür istemlerin tam yargı davası olarak idari yargı yerinde açılacak davada ileri sürülmesi gerekir. Mahkemece, davalı S.. B.. yönünden uyuşmazlığın çözümünde idari yargı yerinin görevli olduğu benimsenerek yargı yolu bakımından mahkemenin görevsizliği nedeni ile dava dilekçesinin reddine karar verilmesi gerekirken, işin esasının incelenmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
b)Kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken veya görevlerini yaparken kişilere zarar vermesi ilgili kamu kurumunun hizmet kusurunu oluşturur. Bu durumda sorumlu, kamu görevlisinin emrinde çalışmakta olduğu kamu kurumu olup dava o kurum aleyhine açılmalıdır. (T.C. Anayasası 40/III, 129/V, 657 Sy. K.13, HGK 2011/4-592 E., 2012/25 K.) Bu konuda yasal düzenlemeler emredici hükümler içermektedir. Diğer yandan Sorumluluk Hukukunun temel ilkeleri açısından bakıldığında da bu şekilde düzenlemenin mevzuatta yer almış olması zarar görenin zararının karşılanması yönünde önemli bir teminattır.
Davaya konu edilen olayda, davacılardan Ş.. Ö..'in Terme Devlet Hastanesi'nde kadın doğum uzmanı olan davalı tarafından yapılan sezaryen ameliyatı ile bir bebek dünyaya getirdiği, ancak bebeğin 3 ay sonra yaşamını yitirdiği, sebebinin ise davalının sezaryen kararını geç alması nedeni ile oksijensiz kalmış olması olduğu iddia edildiğine göre, Anayasa'nın 129/5. maddesi ile 657 sayılı Devlet Memurları Yasası'nın 13/1. maddesi gereğince adli yargı yerinde davalıya yönelik açılan davada kastı ve kusuru aranmaksızın husumet nedeni ile davanın reddine karar verilmesi gerekir.
Mahkemece açıklanan yasal düzenleme gözetilerek, davalı doktor hakkındaki davanın husumet nedeniyle reddedilmesi gerekirken, işin esasının incelenmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda ( 2/a-b ) sayılı bentte gösterilen nedenlerle BOZULMASINA, davalı S.. B..'nın tüm, davacıların öteki temyiz itirazlarının ilk bentteki nedenlerle reddine ve davacılardan peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 02/12/2014 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Anayasa’nın 129/5. maddesi ile 657 sayılı Devlet Memurları Yasası’nın 13/1. maddesi gereğince memurlar ve diğer kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken kusurlu eylemleri nedeniyle oluşan zararlardan doğan tazminat davaları, kendilerine rücu edilmek kaydıyla ve yasada gösterilen biçim ve koşullara uygun olarak idare aleyhine açılabilir. İdare aleyhine böyle bir davanın açılabilmesi, hizmet kusurundan kaynaklanmış, idari işlem ve eylem niteliğini yitirmemiş davranışlar ile sınırlıdır. Kamu görevlisinin, özellikle haksız eylemlerde, Anayasa ve özel yasalardaki bu güvenceden yararlanma olanağı bulunmamaktadır.
Dava dilekçesinde belirtilen maddi olgulardan davalının salt kişisel kusuruna dayanıldığının anlaşılması karşısında öncelikle bu iddia doğrultusunda delillerin toplanıp değerlendirilerek sonuca varılması gerekir. Açıklanan nedenlerle bozma kararının (2/b) nolu bendine katılmıyorum. 02/12/2014