İçtihatYargıtay13. Hukuk Dairesi
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi · E. 2014/13146 · K. 2014/32828
- Esas No
- 2014/13146
- Karar No
- 2014/32828
- Karar Tarihi
- 23.10.2014
Karar Metni
13. Hukuk Dairesi 2014/13146 E. , 2014/32828 K.
"İçtihat Metni"
... vekili avukat ... ile 1-... Polinik Hizmetleri Aş, 2-... 3-... Sağlık Hizmetleri Aş, vekilleri avukat ... aralarındaki dava hakkında ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 21/02/2013 tarih ve 2005/304-2013/49 sayılı hükmün Dairenin 25.11.2013 tarih ve 2013/18838-2013/29162 sayılı ilamıyla bozulmasına karar verilmişti. Süresi içinde davacı avukatınca kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşuldu.
KARAR
Davacı, davalı Dr.... tarafından muayene edildiğini, sağ gözünün lazerle tedavi edilebileceğinin belirtildiğini, müdahalenin 7 dakikada biteceği ve hiç bir riskinin bulunmadığı bilgisinin verildiğini, hastanenin lazer cihazında arıza bulunduğunu, bu operasyonun kardeş kuruluşları olan ... Hastanesinde (... Sağlık Hizmetleri) yapıldığını, ameliyat sonrasında görme yeteneğinin % 80'ini kaybettiğini bu nedenle maddi ve manevi çöküntü yaşadığını, sürekli ilaç kullanmak zorunda kaldığını, rüzgar, toz ve güneşe karşı aşırı bir duyarlılık oluştuğunu, zorunlu olmadıkça dışarı çıkamadığını, göz kapaklarının düştüğünü, dış görünüşte sabit bir hasar meydana geldiğini, herkesten ve her şeyden uzak durmak zorunda kaldığını, ilkokula başlayan kızının da psikolojisinin bozulduğunu, ev işlerini tam olarak yapamadığını, eşi ile olan ilişkisinin de bozulduğunu, bu nedenlerle sürekli iş gücü kaybı, çalışamamasından kaynaklı gelir kaybı olarak 50.000,00-TL ve tedavi gideri olarak 1.000,00-TL olmak üzere 51.000,00-TL maddi, çektiği acı ve üzüntülere karşılık 200.000,00-TL manevi tazminat olmak üzere toplam 251.000,00-TL tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tahsilini istemiştir.
Davalılar, davanın reddini dilemişlerdir.
Mahkemece, davacının maddi tazminat talebinin kabulü ile, 51.000,00-TL nin olay tarihi olan Mayıs 2003 yılından itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile, 40.000,00-TL nin olay tarihi olan Mayıs 2003 yılından itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak 2014/13146-2014/32828
Davacıya verilmesine, fazla talebin reddine karar verilmiş; hükmün, davalılar tarafından temyiz edilmesi üzerine yapılan temyiz incelemesi sonucu dairenin 2013/18838-29162 esas ve karar sayılı bozma ilamı ile davalılar yararına bozulmasına karar verilmiş,buna karşı davacı tarafça karar düzeltme talebinde bulunulmuştur.
Davacı, yanlış ameliyat neticesinde görme yeteneğini %80 kaybettiğinden bahisle maddi ve manevi tazminat istemi ile eldeki davayı açmıştır.Davalılar, davanın reddini dilemiş, Mahkemece, Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulunun 12/09/2011 tarihli raporuna göre davacıda %28,1 oranında meslekte kazanma gücü kaybı meydana geldiği, bu güç kaybından davalılar sorumlu olduklarından davacının maddi tazminat talebinin kabulüne, manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne karar verilmiştir.Davanın temeli vekillik sözleşmesi olup, özen borcuna aykırılığa dayandırılmıştır.(BK 386-390)
Vekil, vekalet görevine konu işi görürken yöneldiği sonucun elde edilmemesinden sorumlu değil ise de, bu sonuca ulaşmak için gösterdiği çabanın, yaptığı iş ve işlemlerin, davranışların özenli olmayışından doğan zararlardan dolayı sorumludur. Vekilin sorumluluğu genel olarak işçinin sorumluluğuna ilişkin kurallara bağlıdır. Vekil işçi gibi özenle davranma zorunda olup, en hafif kusurundan bile sorumludur (BK 321/1 md). O nedenle doktor ve hastanenin meslek alanı içinde olan bütün kusurları, hafifte olsa sorumluluğun unsuru olarak kabul edilmelidir.
Vekil, hastanın zarar görmemesi için, mesleki tüm şartları yerine getirmek, hastanın durumunu tıbbi açıdan zamanında ve gecikmeksizin saptayıp, somut durumunun gerektirdiği önlemleri eksiksiz bir şekilde almak, uygun tedaviyi de yine gecikmeden belirleyip uygulamak zorundadır. Asgari düzeyde dahi olsa bir tereddüt doğuran durumlarda, bu tereddüdünü ortadan kaldıracak araştırmaları yapmak ve bu arada da koruyucu tedbirleri almakla yükümlüdür. Çeşitli tedavi yöntemleri arasında bir seçim yapılırken, hastanın ve hastalığın özellikleri göz önünde tutulmak, onu risk altına sokacak tutum ve davranışlardan kaçınmak ve en emin yol seçilmek gerekir. Gerçekten de müvekkil (hasta) mesleki bir iş gören vekilden, tedavinin bütün aşamalarında titiz bir ihtimam ve dikkat beklemek hakkına sahiptir. Gereken özen görevini göstermeyen vekil, BK 394/1 maddesi hükmü uyarınca, vekaleti gereği gibi ifa etmemiş sayılmalıdır.
Somut olayda, dosyada bulunan bilirkişi raporlarında olayın komplikasyon sınırları içinde kaldığı belirtilerek davalıların sorumlu olmadığı bildirilmiş ise de, az yukarıda belirtilen şekilde, davacının ameliyat öncesi, ameliyatın şekli ve riskleri konusunda bilgilendirildiğine ilişkin 2014/13146-2014/32828
aydınlatılmış onam düzenlendiği davalılarca ispat edilememiştir.Vekil işçi gibi özenle davranma zorunda olup, en hafif kusurundan bile sorumludur (BK 321/1 md). O nedenle doktor ve hastanenin meslek alanı içinde olan bütün kusurları, hafifte olsa sorumluluğun unsuru olarak kabul edilmelidir.Mahkeme kararının bu gerekçe ile onanması gerekirken zuhulen bozulmasına karar karar verildiği bu kez yapılan karar düzeltme incelemesinde anlaşılmakla, dairenin bozma kararının kaldırılarak mahkeme kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacının karar düzeltme talebinin kabulü ile, 25.11.2013 tarihli ve 2013/18838-29162 esas ve karar sayılı bozma ilamının kaldırılarak mahkeme kararının ONANMASINA, peşin alınan 25,20 TL harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/III-2 maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 23.10.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.