İçtihatYargıtay8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi · E. 2014/14341 · K. 2015/21938
- Esas No
- 2014/14341
- Karar No
- 2015/21938
- Karar Tarihi
- 07.12.2015
Karar Metni
8. Hukuk Dairesi 2014/14341 E. , 2015/21938 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Muhdesatın Tespiti
... ile ... aralarındaki muhdesatın tespiti davasının kabulüne dair ...1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 30.01.2014 gün ve 134/36 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı ... vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Davacı vekili, dava dilekçesinde sınırlarını belirttiği yaklaşık 9 dönümlük tapusuz taşınmazdaki fındık bahçesinin ve meyve ağaçlarının davacıya ait olduğunu, taşınmazın Ulaştırma Bakanlığı tarfından yapılacak kamulaştırma alanında kaldığını açıklayarak taşınmazda bulunan fındık bahçesinin ve meyve ağaçlarının davacıya ait olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... vekili, davacının hukuki yararının bulunmadığını belirtilerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne, 20.11.2013 tarihli fen bilirkişi rapor ve krokisinde (A) harfi ile sarı renkle gösterilen 961,76 m2'lik taşınmaz üzerindeki fındık ağaçları ile 20-25 yaşlarındaki 1 adet elma ağacının davacıya ait olduğunun tespitine karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Bir şeye malik olan kimse, o şeyin bütünleyici parçalarına da malik olur(4721 s.lı TMK 684/1 m). Arazi üzerindeki mülkiyet, kullanılmasında yarar olduğu ölçüde, üstündeki hava ve altındaki arz katmanlarını kapsar. Bu mülkiyet kapsamına, yasal sınırlamalar saklı kalmak üzere kalıcı yapılar, bitkiler ve kaynaklar da girer(TMK 718 m). 22.12.1995 tarih ve 1/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da vurgulandığı gibi Eşya Hukukunda, muhdesattan, bir arazi üzerinde kalıcı yapı ve tesisler ile bağ ve bahçe şeklinde dikilen ağaçları anlamak gerekir. Muhdesat, şahsi bir hak olup(TMK 722, 724, 729 m.ler), sahibine arazi mülkiyetinden ayrı bağımsız bir mülkiyet veya sınırlı bir ayni hak bahşetmez. Taşınmaz üzerindeki kalıcı yapı, ağaç gibi bütünleyici parça niteliğindeki muhdesatların taşınmazın arzından ayrı bir mülkiyetinin varlığından söz edilemez. Açıklanan bu ilke ve esaslara göre, kural olarak muhdesatın arz malikinden başkasına aidiyetinin tespiti istenemez.
Tespit davası, kendine özgü davalardan olup dava sonucunda istihsal edilecek ilamın icra ve infaz kabiliyeti bulunmamaktadır. Bunun doğal sonucu olarak da bu davaların uygulama alanı sınırlıdır. Bilindiği üzere, tespit davalarının görülebilmesi için güncel hukuki yararın bulunması (6100 s.lı HMK 106/2 m) ve dava sonuçlanıncaya kadar da güncelliğini
kaybetmemesi gerekir. Tespit davaları eda davalarının öncüsüdür, bu nedenle eda davası açılmasının mümkün olduğu hallerde, tespit davası açılmasında hukuki yararın bulunmadığı kabul edilmektedir. Hukuki yararının bulunması dava şartı olup, yargılamanın her aşamasında taraflarca ileri sürülebileceği gibi, hakim tarafından da re'sen gözetilir. Hukuki yararın bulunmadığının tespiti halinde davanın, dava şartı yokluğu gerekçesiyle usulden reddine karar verilmelidir(HMK 114/1-h, 115 m.).
Öğretide ve Yargıtay'ın devamlılık gösteren uygulamalarında, taşınmaz hakkında derdest ortaklığın giderilmesi davasının, kentsel dönüşüm uygulamasının ya da kamulaştırma işleminin bulunması gibi istisnai durumlarda muhdesatın tespiti davasının açılmasında güncel hukuki yararın bulunduğu kabul edilmektedir.
Somut olaya gelince; dava konusu taşınmazın kamulaştırma alanında kalıp kalmadığı dosya kapsamından anlaşılamamaktadır. Mahkemece bu konuda bir araştırma yapılmadan, davacının bu yöndeki beyanlarına itibar edilerek davanın kabulüne karar verilmiştir. Öncelikle dava konusu taşınmazın bulunduğu bölgede kamuştırma işleminin bulunup bulunmadığı, kamulaştırma işleminin varlığı halinde dava konusu taşınmazın kamulaştırma sahasında kalıp kalmadığının belirlenmesi, kamulaştırma işlemi bulunmadığı takdirde hukuki yarar yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmesi; taşınmazın kamulaştırma sahasında kaldığının anlaşılması halinde ise, tarafların bildirdiği delillerinin değerlendirilerek sonucuna göre uyuşmazlığın esası hakkında olumlu olumsuz bir karar verilmesi gerekir. Eksik inceleme ve araştırmayla yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır.
SONUÇ: Davalı ... vekilinin temyiz itirazları yukarıda açıklanan nedenlerle yerinde olduğundan kabulüyle, usul ve yasaya uygun bulunmayan hükmün 6100 sayılı HMK'nın Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428.maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'un 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK'un 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 07.12.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.