İçtihatYargıtay1. Hukuk Dairesi
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi · E. 2014/14431 · K. 2014/18844
- Esas No
- 2014/14431
- Karar No
- 2014/18844
- Karar Tarihi
- 02.12.2014
Karar Metni
1. Hukuk Dairesi 2014/14431 E. , 2014/18844 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :SULH HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU KAYDINDA DÜZELTİM
Taraflar arasında görülen tapu kaydında düzeltim davası sonunda, yerel mahkemece davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalı tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi ...'nin raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
-KARAR-
Dava, tapu kaydındaki yanlış yazılan kimlik bilgilerinin düzeltilmesi isteğine ilişkindir.
Davacı; mirasbırakan annesinin nüfus kütüğünde “.... kızı ....... ” olarak kayıtlı olduğu halde 23, 27, 40 ve 52 parsel sayılı taşınmazların tapu kaydında “.... kızı ....” yazıldığını ileri sürerek, anılan malikin isminin nüfus kaydına göre düzeltilmesi isteğinde bulunmuştur.
Mahkemece; davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan tüm delillerden; talep konusu taşınmazların 1954 yılında yapılan kadastro çalışmaları sırasında tapu kaydı uygulanarak paydaşlardan .... oğlu ....'nın 332 yılında ölümüyle geride eşi ... ile çocukları ....'ın kaldıkları, ....'ında ölümüyle mirasçılarının kaldıkları ...vs sözedilerek ... köyünde oturan .... kızı .... vd adlarına tespit edildiği, 27 parselin tutanağının itiraz edilmeden , diğer parsellerin ise hükmen kesinleştikleri anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere; Taşınmazların, kadastro tespiti ya da tapuya tescili sırasında mülkiyet hakkı sahibinin adı, soyadı, baba adı gibi kimlik bilgilerinin kayda eksik ya da hatalı işlenmesi, kayıt düzeltme davalarının kaynağını oluşturur. Bu tür davalarda kimlik bilgileri düzeltilirken, taşınmaz malikinin değişmemesi, diğer bir anlatımla mülkiyet aktarımına neden olunmaması gerekir.
Kayıt düzeltme davalarında, mahkemece sağlıklı bir inceleme yapılmalı, kayıt maliki ile ismi düzeltilecek kişinin aynı kişi olduğu kuşkuya yer vermeyecek şekilde saptanmalıdır. Bu saptama yapılırken de aşağıda açıklanan yöntem izlenmelidir.
1- Kimlik bilgilerinde düzeltme yapılması istenen dava konusu taşınmazların tapu kayıtları (ilk tesis ve tedavülleriyle) ve kadastro tutanakları (tespit ve tescile esas alınan tüm dayanak belgeleriyle) ayrıca taşınmazlar kadastrodan sonra edinilmişse buna ilişkin tüm belgeler ile birlikte getirtilmelidir.
2- Nüfus Müdürlüğünden, dava konusu taşınmazların tapu kayıtlarında malik olarak görünen kişi ile aynı kimlik bilgilerine sahip bir başka kişi veya kişilerin nüfus kayıtlarının bulunup bulunmadığı araştırılmalı, mevcut ise bu kişi veya kişiler duruşmaya çağrılarak dava konusu taşınmazlarda mülkiyet hakkı iddiaları bulunup bulunmadığı kendilerinden sorulmalı, kaydı düzeltilecek kişilerin nüfus kayıtları, tapu kayıtları ve dayanakları ile bağlantı kurulacak şekilde incelenmelidir.
3- Taşınmazın bulunduğu yerleşim yerinde zabıta aracılığı ile kayıt maliki ile aynı ismi taşıyan başka kişi veya kişilerin bulunup bulunmadığı da araştırılmalıdır.
4- İstem konusunda tanıklar dinlenmelidir.
5- Tüm bu araştırmalar sonucu hala kesin bir kanaat oluşmamış ise mahallinde keşif yapılarak; tanıklar ve varsa tespit bilirkişileri taşınmaz başında dinlenmelidir.
Açıklanan bu hususlar çerçevesinde yapılacak inceleme ve araştırma sonucu, tapu ve nüfus bilgileri arasında bağlantı ve tutarlılık sağlandığında davanın kabulü yoluna gidilmelidir.
Davanın niteliği gereğince, yargılama harcı ve vekâlet ücreti maktu olarak belirlenmelidir.
Tapu Müdürlüğü yasal hasım olduğundan yargılama giderlerinden (ve yargılama giderlerinden olan vekalet ücretinden) sorumlu tutulmamalıdır.
Bu ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında; mahkemece yapılan araştırma ve incelemenin hükme elverişli ve yeterli olduğu söylenemez.
Şöyleki; Nüfus Müdürlüğü, davacının murisinin evlenerek geldiği yer tespit edilemediğinden üst soy kayıtlarına ulaşılamadığını bildirmiş isede dosyadaki nüfus kaydından muris .... ve ... kızı .......'in evlenerek ... ilçesi 11.cilt, 218.hane, 2.sıradan geldiği anlaşıldığı halde mahkemece anılan hususlar belirtilerek murisin ana , baba ve kardeşlerini gösterir şekilde üst soy vukuatlı aile nüfus kayıt tablosunun nüfus müdürlüğünden yeniden istenmediği, ... ili ... ilçesi merkez ilçe ile bağlı köylerde “.... ve ...'dan olma ....” adına nüfus kaydının bulunup bulunmadığının Nüfus Müdürlüğünden sorulup var ise anılan kayıtların getirtilmediği, 40 parsele ilişkin ... Kadastro Mahkemesinin 1987/106E-1988/64K sayılı , 23 parsele ilişkin .... Tapulama Mahkemesinin 1966/750E-1967/3K sayılı dava dosyaları ile hükmen tescil edildiği anlaşılan 52 parsele ilişkin dava dosyasının ve talep konusu taşınmazlara kadastro tesbiti sırasında revizyon gören (uygulanan) tapu kaydının ilk oluşumundan itibaren tüm gitti kayıtları ile birlikte tapu sicil müdürlüğünden getirtilmediği, davacının murisine ait nüfus kütüğündeki bilgilerle revizyon tapu kayıtları, kadastro tesbit tutanağında ve kadastro dosyalarındaki davalılara ait bilgilerle (özellikle 40 parsele ilişkin ... Kadastro Mahkemesinin 1987/106E-1988/64K sayılı ilamında davalıların vekillerinin olduğu belirtilmiş olup davalılardan “.... kızı ...” tarafından avukata verilen vekaletnamedeki kimlik bilgileriyle) karşılaştırma yapılmadığı, öte yandan; dinlenen tanıkların beyanlarınında yetersiz olduğu görülmektedir.
O halde; yukarıda değinilen ilkeler ve olgular çerçevesinde araştırma ve inceleme yapılarak talep konusu taşınmazlardaki paylı malik “.... kızı .... ” ile davacının mirasbırakanı “.... kızı .......'in” aynı kişi olup olmadığının duraksamaya yer bırakmayacak şekilde saptanması, tüm bu araştırmalar sonucu hala kesin bir kanaat oluşmamış ise mahallinde keşif yapılıp elverdiğince yaşlı tanıklar ve hayatta iseler kadastor tespit bilirkişileri taşınmaz başında dinlenerek sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekirken eksik inceleme ile yetinilerek yazılı olduğu üzere karar verilmiş olması doğru değildir.
Davalının temyiz itirazları belirtilen nedenlerle yerindedir. Kabulüyle hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK.'nın 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, 02.12.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.