İçtihatYargıtay8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi · E. 2014/15393 · K. 2014/19665
- Esas No
- 2014/15393
- Karar No
- 2014/19665
- Karar Tarihi
- 31.10.2014
Karar Metni
8. Hukuk Dairesi 2014/15393 E. , 2014/19665 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Edremit 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 19/02/2013
NUMARASI : 2013/11-2013/115
Hazine ile N.. A.. ve O..A.. aralarındaki tapu iptali ve terkin davasının kabulüne dair Edremit 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 19.02.2013 gün ve 11/115 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalılar vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı Hazine vekili, kayden davalılara ait 24 parsel sayılı taşınmazın 3621 sayılı Yasa gereği devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan kıyı kenar çizgisi içinde kaldığını ileri sürerek, dava konusu parselin tapu kaydının iptali ile davalıların müdahalesinin önlenmesi ve taşınmaz üzerindeki yapının yıkımına karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece; davanın kabulü ile, 24 parsel sayılı taşınmaz kıyı kenar çizgisinin deniz tarafında kaldığından tapu kaydının iptali ile deniz kıyısı olarak terkinine, davalılar tarafından tapu kaydı iptal edilen yere bina ve duvar yapmak sureti ile yapılan müdahalenin men-i ile bina ve duvarın Kal-ine karar verilmesi üzerinde hüküm, davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davanın, hak düşürücü süre nedeniyle reddine dair önceki hüküm davacı Hazine vekilinin temyizi üzerine; Dairece “...dava konusu 24 sayılı parselde, her iki pay bakımından (1/2'şer) ½ payın intifa hakkı ölünceye kadar A.. A..'na, ½ payının intifa hakkı ise M.. A..'na ait olduğu tapu kaydında açıklandığına göre davanın Ayşe ve M.. A..'na yöneltilmesi, davaya katıldıkları takdirde tanık ve delillerinin sunulması için taraflara süre ve imkan tanınması, böylece taraf teşkilinin sağlanması ve davanın yürütülmesi gerekir. Ayrıca davanın hak düşürücü süreden reddine ilişkin kurulan kararın Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararından sonra oluşan yeni yasal durum dikkate alınarak, işin esasının ve dava konusu taşınmazın, 28.11.1997 tarih 5/3 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararıyla belirlenen veya belirlenecek olan kıyı kenar çizgisine göre değerlendirilmesi ve ayrıca 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6099 sayılıYasa'nın 16. maddesiyle 3402 sayılı Yasa'nın 36. maddesine bazı ilaveler getiren 36/A maddesi hükmüne göre kadastro işlemleri sebebiyle açılan davalar nedeniyle yargılama giderlerinden ve avukatlık ücretinden davalı tarafın sorumlu tutulamayacağı hususunun da gözetilmesi, mahkemece bu konudaki görüşünün ortaya konulması ve ondan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi...” gereğine işaret edilmek suretiyle bozulmuştur. Mahkemece, bozma ilamına uyulması kararı verildikten sonra, yukarıda yazılı şekilde hüküm kurulmuştur.
Dava, taşınmazın kıyı kenar çizgisi içerisinde kaldığı, bu yerlerin Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğu hukuki sebebine dayalı olarak açılan tapu iptali ve terkin isteğine ilişkindir.
Mahkemece bozma ilamına uyulmuş ise de; bozma gerekleri doğrultusunda yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Şöyle ki; çekişme konusu taşınmaza kadastro tespiti esnasında uygulanan 12.04.1974 tarih, 27 sıra nolu tapu kaydının hazinenin de taraf olduğu Edremit Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 1972/381 Esas, 1972/553 Karar sayılı tescil ilamı ile oluştuğu anlaşılmasına karşın mevcut tescil krokisinin ve buna bağlı olarak kesinleşen hükmün eldeki davaya kesin hüküm oluşturabileceği ve Hazineyi bağlayacağı hususlarının mahkemece gözardı edilerek karar verilmesi doğru olmamıştır.
Hal böyle olunca, Edremit Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 1972/381 Esas, 1972/553 karar sayılı kararının HMK 303. maddesi anlamında eldeki dava bakımından kesin hüküm oluşturabilmesi için tescil hükmüne esas olan krokinin verilecek keşif günü ile zemine uygulanması, bilirkişilerden gerekçeli denetime açık rapor alınması, dava konusu yerin tamamının veya bir kısmının kroki kapsamında kalıp kalmadığının saptanması, tescil krokisine ait dosyanın bulunduğu yerden getirtilerek keşif sırasında dosya kapsamı göz önünde bulundurularak değerlendirme yapılması, tescil krokisinin uygulanma kabiliyetinin olup olmadığı yönünde görüş istenmesi ondan sonra tescil ilamının tarafı olan Hazineyi bağlayacağının düşünülmesi, davanın kısmen veya tamamen kabulü halinde de, 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6099 sayılı Yasa hükümlerinin gözetilmesi suretiyle uyuşmazlığın çözüme kavuşturulması bakımından karar bozulmalıdır.
Açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla halen yürürlükte bulunan 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 3402 sayılı Kanunun 36/A maddesi gereğince harç alınmasına mahal olmadığına, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 31.10.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.