İçtihatYargıtay8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi · E. 2014/20995 · K. 2014/19011
- Esas No
- 2014/20995
- Karar No
- 2014/19011
- Karar Tarihi
- 23.10.2014
Karar Metni
8. Hukuk Dairesi 2014/20995 E. , 2014/19011 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Antalya 8. Asliye Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 26/06/2012
NUMARASI : 2011/171-2012/271
H.. K.. ile K.. B.. aralarındaki tapu iptali ve tescil olmazsa alacak davasının kabulüne dair Antalya 8. Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 26.06.2012 gün ve 171/271 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili ile davalı vekili taraflarından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili, 27117 ada 1 parsele revizyon gören 480 parselin tapu da Vakıflar Genel Müdürlüğü adına kayıtlı iken davalı Kepez Belediye Başkanlığı'na devredildiğini, taşınmazın bedelini ödemekte zorlanan davalı Kepez Belediyesi'nin taşınmazın 400 m2'sini 1.082,10 TL'ye davacıya haricen satttığını açıklayarak, taşınmazın tapusunun iptaliyle davacı adına tesciline ve bunun mümkün olmaması halinde, fazlaya ilişkin hakları saklı tutulmak kaydıyla 10.000 TL'nin denkleştirici adalet ilkesi gereğince davalıdan yasal faizi ile tahisline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Kepez Belediye Başkanlığı vekili, Belediye Meclisi tarafından yapılan bir satış bulunmadığı ve taşınmaz üzerinde davacıya ait gecekondu bulunmadığından davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, tapulu taşınmazın haricen satışı mümkün olmadığından tapu iptali ve tescil isteğinin reddine ve 10.000 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesi üzerine, hüküm, davalı vekili ve davacı vekili taraflarından temyiz edilmiştir.
Dava, tapulu taşınmazın haricen satın alınmasına dayalı tapu iptali ve tescil ve mümkün olmaması halinde alacak isteğine ilişkindir. Tapulu taşınmazların haricen satışı TMK’nun 706, 6098 sayılı BK'nun 237 (eski BK. m.213), 2644 sayılı TK’nun 26, Noterlik Kanunu'nun 60 ve 89. maddeleri karşısında hukuken geçerli bir sonuç doğurmayacağından davacı vekilinin usul ve yasaya uygun olmayan temyiz itirazlarının reddine,
Davalı vekilinin sair temyiz itirazlarına gelince; 10.07.1940 tarih ve 2/77 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme ve 07.06.1939 tarih, 1936/31 Esas, 1939/47 Karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararlarına göre harici satışın hüküm ifade etmemesi durumunda taraflar verdiklerini geri alabilirler. Bilindiği üzere geçerli bir sebebe dayanmaksızın bir kişinin mal varlığından diğerinin mal varlığına kayan değerlerin eksiksiz iadesi denkleştirici adalet düşüncesine dayanır. Denkleştirici adalet ilkesi ise, haklı bir sebep olmaksızın başkasının mal varlığından istifade ederek kendi mal varlığını artıran kişinin elde ettiği bu kazanımı geri vermek zorunda olduğunu ve eski hale getirmede mal varlığında artış olan tarafın yükümlülüğünün bulunduğunu ifade eder. Ülkemizde yaşanan ve uzun yıllar boyu yüksek oranlarda seyreden enflasyon nedeni ile belli bir miktar paranın verildiği tarihteki alım gücü ile aynı miktar paranın aradan geçen zamana bağlı olarak iade günündeki alım gücünün farklı ve çok daha az olduğu bir gerçektir.
Bu halde, sözleşmenin yapıldığı tarihten itibaren sözleşmede yer alan bedelin TEFE– TÜFE endekslerindeki artışlar ile, altın, döviz fiyat ve kurlarındaki artışlar, işçi ve memur aylıklarındaki artışlar gözetilerek denkleştirici adalet kuralları uyarınca, dava tarihine kadar uyarlaması yapılarak dava tarihinde harici satış senedindeki miktarın ulaştığı değerin belirlenmesi gerekirken bu kriterler arasında yer almayan dava konusu taşınmazın dava tarihindeki değeri dikkate alınarak davalının aleyhine olacak şekilde bir değerlendirme yapılmış olması doğru değildir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulüne, yerel mahkeme hükmünün 6100 sayılı HUMK'nun Geçici 3. maddesi yollaması ile halen yürürlükte bulunan 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4., (HMK.m.297/ç) ve HUMK'nun 440/I. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 148,50 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davacı ve davalıya ayrı ayrı iadelerine, 23.10.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.