İçtihatYargıtay3. Ceza Dairesi
Yargıtay 3. Ceza Dairesi · E. 2015/34506 · K. 2016/13047
- Esas No
- 2015/34506
- Karar No
- 2016/13047
- Karar Tarihi
- 01.06.2016
Karar Metni
3. Ceza Dairesi 2015/34506 E. , 2016/13047 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
HÜKÜM : Sanığın mahkumiyetine dair
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Müştekinin gece sayılan bir zaman diliminde sanığın abisinin evine hırsızlık amacıyla girmeye çalıştığı esnada sanığın olay yerine geldiği, bu sırada müştekinin hırsızlık amacıyla girmeye çalıştığı evin balkonundan atladığı ve sanık tarafından darp edildiğinin anlaşıldığı olayda, müştekinin yaralanmaları hakkında aldırılan Adli Tıp Kurumu Başkanlığı 2. İhtisas Dairesinin 07 Eylül 2009 tarihli raporunda müştekinin baş bölgesinde yüzeyel yumuşak doku lezyonlarına neden olan yaralanmanın ayrı ayrı kişinin yaşamını tehlikeye sokan bir durum olmadığı, kişi üzerindeki etkisinin basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif nitelikte olduğu, sorulduğu üzere künt travma (darp) sonucu meydana gelebilecek nitelikte olduğu, tamamının yüksekten düşme sonucu oluşmasının varit görülmediği, sol ön kolunda ulna kırığına neden olan yaralanmanın lokalizasyonu ve meydana gelen harabiyet dikkate alındığında daha ziyade sert ve künt bir cismin doğrudan havalesi ile meydana gelebileceği, ancak uygun zemine yüksekten düşme ile oluşmasının da reddedilemeyeceğinin ve müştekinin sol ayağında parçalı kalkaneus kırığına neden olan yaralanmasının, yaraların lokalizasyonu ve meydana gelen harabiyet dikkate alındığında söz konusu kırığın yüksekten düşme veya atlama sonucu meydana gelebilecek nitelikte olduğu, darp ile oluşmasının pek varit görülmediğinin bildirilmesi karşısında, müştekide meydana gelen kırık şeklindeki yaralanmaların sanığın müştekiye yönelik yaralama eylemleri nedeni ile oluştuğuna dair adli tıp raporunda da belirtilen şüpheleri yenecek güçte, kesin deliller ortaya konulamaması nedeniyle giderilemeyen şüpheden sanık yararlandırılarak sanığın müştekinin basit tıbbi müdahale ile giderilebilir nitelikte yaralanması sonucundan sorumlu tutulması gerekirken sanığın müştekide meydana gelen kırık şeklindeki yaralanmalardan sorumlu tutulması,
Kabule göre de;
Müştekinin yaralanmaları hakkında aldırılan Adli Tıp Kurumu Başkanlığı 2. İhtisas Dairesinin 07 Eylül 2009 tarihli raporunda müştekinin sol ayağında parçalı kalkaneus kırığına neden olan yaralanmasının hayat fonksiyonlarını orta (3) derecede etkileyecek nitelikte olduğu, yaraların lokalizasyonu ve meydana gelen harabiyet dikkate alındığında söz konusu kırığın yüksekten düşme veya atlama sonucu meydana gelebilecek nitelikte olduğu, darp ile oluşmasının pek varit görülmediği, vücudundaki tüm kırıkların birlikte kişinin hayat fonksiyonlarını ağır (4) derece etkileyecek nitelikte olduğu bildirilmesi karşısında sanığın belirtilen tıbbi kanaate göre bu yaralanmadan sorumlu tutulamayacağı, sorumlu tutulduğu yaralanmanın müştekinin sol ön kolunda ulna kırığına neden olan yaralanma olduğunun kabulü halinde ise buradaki kırığın hayat fonksiyonlarını orta (2) derecede etkileyecek nitelikte olduğunun bildirilmesi karşısında, sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nin 86/1 maddesi uyarınca belirlenen cezanın 5237 sayılı TCK'nin 87/3. maddesi uyarınca, kırığın derecesine göre 1/12 ila 6/12 oranları arasında artırım yapılması gerekirken kırığın derecesi ile orantısız biçimde, 1/2 oranında artırılıp 5237 sayılı TCK'nin 3.maddesinde öngörülen orantılılık ilkesine aykırı davranılarak sanık hakkında fazla ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 24.05.2016 gününde oybirliği ile karar verildi.