İçtihatYargıtay15. Ceza Dairesi
Yargıtay 15. Ceza Dairesi · E. 2015/3763 · K. 2015/23073
- Esas No
- 2015/3763
- Karar No
- 2015/23073
- Karar Tarihi
- 06.04.2015
Karar Metni
15. Ceza Dairesi 2015/3763 E. , 2015/23073 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK'nın 158/1-d bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasî parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunun işlenmesi nitelikli hâl kabul edilmiştir. Söz konusu kurum ya da kuruluşların konumunun suçun işlenmesinde kolaylık sağlayacağı düşüncesi, bu kurum ve kuruluşların bu suçta araç olarak kullanılmasının, ağırlaştırıcı neden olmasını gerektirmiştir. Bu nitelikli halin uygulanabilmesi için, bunların isminin kullanılması yeterli olmayıp maddi varlığının kullanılması gerekmektedir. Araç olarak kullanılma, bu kurum veya kuruluşlara ait yazı veya belgeleri amaç dışı olarak kullanmak şeklinde olabilir. Bu kurumlara ait kimlik belgesinin gösterilmesi, basılı evraklarının, kıyafetlerinin, taşıtlarının kullanılması mağdurda güven oluşumunu sağlayacaktır.
Ruhsal bozukluğu bulunan ve iş arayan katılanın, iş istemek amacı ile ... Parti il başkanıyla görüşmek üzere ... Parti binasına gittiği, il başkanının orada olmaması nedeniyle binadan ayrıldığı sırada, daha önce kendisini ... Parti gençlik kolları başkanı olarak tanıtan sanık ile karşılaştığı, konuşma sırasında katılanın, işe girmek için başkanla görüşmeye geldiğini belirtmesi üzerine sanığın, kendisini hastanede depo bekçisi olarak işe sokabileceğini, ancak bu iş için masrafların olacağını söyleyerek katılandan 1.000,00 TL para istediği, katılan ile sanığın iki gün sonra buluşmak üzere parti binasından ayrıldıkları, iki gün sonra buluştuklarında katılanın parayı getirdiğini söylemesi üzerine, birlikte parti binasının dışına çıktıkları ve katılanın burada sanığa 500,00 TL verdiği, bu görüşmeden iki gün sonra tekrar parti binasında buluştukları ve katılanın sanığa 500,00 TL daha verdiği, üç gün sonraki buluşmalarında ise sanığın, sigortaya yapacağı masraf karşılığında katılandan 100 TL daha istemesinden sonra, katılanın bu işten vazgeçtiğini söyleyerek önceden vermiş olduğu parayı geri istemesi üzerine, sanığın parayı vermeyerek, katılanı kamu sektöründe işe sokacağını vaat ettiği, bu konuşmadan sonraki görüşmelerinde, sanığın katılana kamu sektörüne ruhsal özürlülerin alınmadığını, bu nedenle ruhsal özürlü raporunun bedensel özürlü raporuna çevrilmesi gerektiğini, bunun için de 1.200,00 TL gerektiğini söyleyerek katılandan 200 TL aldığı, bu olaydan yaklaşık bir ay sonra katılanı, köyde ikamet ettiği evden arayan şahsın, sağlık müdürlüğünde 6 özürlü kişinin işe alınacağını, bunlardan birinin de kendisi olduğunu, ancak bunun için sağlık müdürlüğüne 400,00 TL yatırması gerektiğini söylediği, bu telefondan sonra sanığın katılanı arayarak il merkezinde buluşmak istediği ve katılandan 400,00 TL'yi daha aldığı anlaşıldığından, sanığın eylemlerinin zincirleme şekilde dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna dair mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Bozma üzerine yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA, 06.04.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.