İçtihatYargıtay11. Ceza Dairesi
Yargıtay 11. Ceza Dairesi · E. 2016/1295 · K. 2016/3253
- Esas No
- 2016/1295
- Karar No
- 2016/3253
- Karar Tarihi
- 07.04.2016
Karar Metni
11. Ceza Dairesi 2016/1295 E. , 2016/3253 K.
"İçtihat Metni"
Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 05.01.2016 gün ve 2015 E.145/370 sayılı kanun yararına bozma istemine atfen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 28.01.2016 gün ve 2016/8407 KYB. sayılı ihbarnamesi ile;
Belgede sahtecilik, görevi kötüye kullanma, görevi ihmal ve hırsızlık suçlarından şüpheliler ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... Şube Müdürü ve diğer yetkilileri haklarında yapılan soruşturma evresi sonunda ... Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 09/12/2009 tarihli ve 2009/26152 soruşturma, 2009/12092 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik müşteki vekili tarafından yapılan itirazın reddine ilişkin mercii ... Ağır Ceza Mahkemesinin 12/03/2010 tarihli ve 2010/488 değişik iş sayılı kararını kapsayan dosyanın incelenmesinde;
Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığınca şüpheli beyanları, telefon dökümleri, video kayıtları ve sair belgelerden isnad edilen suçun işlendiği yolunda dava açılmasına yeter kuvvetli şüphe bulunmadığı gibi dinlenilmeyen bir kısım şüphelilerin beyanlarının sonuca etkili olmayacağı, meselenin hizmet ilişkisinden kaynaklanan hukuki bir anlaşmazlık olduğu gibi Tüketici Hakem Heyetini ilgilendiren hizmet kalitesi ile ilgili yakınma olarak değerlendirildiği gerekçeleri ile şüpheliler hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiş ise de,
5271 sayılı Kanun’un 160. maddesi uyarınca, Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlaması gerektiği, aynı Kanun’un 170/2. maddesi gereğince yapacağı değerlendirme sonucunda, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açacağı, aksi halde ise anılan Kanun’un 172. maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vereceği, buna karşın Cumhuriyet savcısının 5271 sayılı Kanun’un kendisine yüklediği soruşturma görevini yerine getirmediği, ortada yasaya uygun bir soruşturmanın bulunmadığı durumda, anılan Kanun’un 173/3. maddesindeki koşullar oluşmadığından, itirazı inceleyen merciin Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla itirazın kabulüne karar verebileceği yönündeki açıklamalar karşısında,
Somut olayda, müştekiler vekilinin 30/10/2009 tarihli şikayet dilekçesi ile, müvekkillerinin ... Şubesinden 20/07/2006 tarihinde kiralık kasa sözleşmesi ile ... numaralı kasayı kiraladıklarını ancak banka yetkililerinin hiçbir bildirimde bulunmaksızın ve ihbar yapılmadan 29/04/2009 tarihinde noter ve çilingir getirmek sureti ile müştekilere ait kasayı ve bu bölümde bulunan 836 adet kasanın açıldığını, daha sonra noter huzurunda yaptırdıkları tespitte kasalarında yer alan ve toplam 2.000.000,00 Türk Lirası değerindeki, muhtelif miktar ve ağırlıkta külçe altın, altın, saat, altın yüzük, pırlanta ve sair ziynedin kasada bulunmadığının belirlendiği, bu kapsamda bankada yer alan kasaların açılması işlemi esnasında kamera kaydı yapıldığı ve noter vekili tarafından tespit tutanağı düzenlendiği, ancak kamera kaydı ile noter tespit tutanağının birbiri ile örtüşmediği, noter tutanağında kasalardan çıkan emtianın tespitinin doğru ve eksiksiz olarak yapılmadığı, kamera kayıtlarına göre müştekilere ait çantanın başkasına ait bir kasadan alındığı, müştekilere ait çantanın kameraların görmediği başka bir yere götürüldüğü, tutanakta saat 17:00 itibari ile noterin dairesine döndüğünün yazılı olmasına rağmen kamera kayıtlarına göre saat 17:01 itibari ile noterin ve bazı görevlilerin masa dağınık şekilde kasa dairesinde olduğunun gözüktüğü, bankaca kendilerine verilen kamera kayıtlarının eksik olduğu, bunun yanında 836 adet kasanın bir gün içerisinde açılarak içeriğinin tespiti ile tutanak altına alınmasının imkansız bulunduğu şeklindeki iddialar karşısında,
İlgili banka şubesinden kasaların açılması sürecine ilişkin tüm bilgi ve belgeler ile kasa sahiplerine yapılan tebligatların ve varsa kayıt altına alınmış olan telefon ile bildirime ait kayıtların, kasanın açıldığı zaman zarfına ilişkin güvenlik kamerası da dahil olmak üzere tüm kamera kayıtlarının celbi, yine kasaların açılması sürecinde görev alan noterlikte bulunan bilgi belge ve tutanakların celbinden sonra tarafların iddia ve savunmaları kapsamında kasaların açıldığı zaman dilimine yönelik kamera kayıtları da incelenerek denetime olanak verecek şekilde konusunda uzman bilirkişi heyetinden rapor alınarak olayın açıklığa kavuşturulmasından sonra şüphelilerin hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken, sadece bir kısım şüphelilerin ifadesi alınmak suretiyle kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verildiği gözetilerek, itirazın bu yönden kabul edilmesi gerekirken, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca, anılan kararın bozulması istenilmiş olmakla, Dairemize gönderilen dosya incelenerek gereği görüşüldü:
İncelenen dosya içeriğine göre; müştekiler vekilinin 30.10.2009 tarihli dilekçesinde, müştekilerin 20.07.2006 tarihinde... ... Şubesi'nden kasa kiralamak suretiyle içerisine kıymetli eşyalarını koyduklarını, ancak banka yetkililerinin müştekiye haber vermeden noter getirtip çilingir marifetiyle kasayı açtırdıklarını, Noter vekilinin düzenlediği tutanakta, kasa sahiplerine 2001 yılından beri ulaşılamadığı bildirilmişse de, müvekkilinin kasayı 2006 yılında kiraladığını, noterin kasanın içinden çıkanların tespiti için çağrılmasına rağmen tutanakta buna ilişkin bir tespit yapmadığını, müvekkilinin telefonla arandığının tutanağa geçirilmiş olmasına rağmen, tutanaktaki bu kısmın içeriğinin belirsiz olduğunu, tutanağın kendilerine verilen kamera kayıtlarına uygun olarak tutulmadığını, noterin bu olaylar nedeniyle denetim ve gözetim görevini kötüye kullandığını, banka yetkililerinin, bilirkişi ve çilingir ile birlikte noter vekilinin oluşa aykırı evrak düzenlemesine iştirak ettiklerini, kasanın bu şekilde açılması nedeniyle bir kısım kıymetli eşyalarının eksik olduğunu tespit ettiklerini, noterce tespit yapılmasına karar veren banka yönetici ve müşavirlerinin tebligata dair araştırmaların yeterince yapılıp yapılmadığını kontrol etmediklerini ileri sürmesi; şüpheliler ..., ..., ..., ... ve ...'ın alınan savunmalarında genel olarak atılı suçlamayı kabul etmeyerek üzerlerine düşen yükümlülükleri yerine getirdiklerini savunmaları karşısında, anılan banka kasasının açılma sürecine ilişkin yazılı ve görsel tüm kayıtlar getirtilip, müştekiler ile bütün şüphelilerin sürece ilişkin beyanları alındıktan sonra, kasadaki varlıklarının dökümüne dair herhangi bir somut delil olup olmadığı araştırılıp, belge ve kayıtlar üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak, kasa açılma sürecinde ve sonrasında herhangi bir usulsüzlük yapılıp yapılmadığı belirlendikten sonra, sonucuna göre şüphelilerin hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken, bir kısım şüphelilerin beyanları ile sundukları tebligat, telefon dökümü ve video kayıtları gibi delillere itibar edilip, bu deliller üzerinde de herhangi bir inceleme yapılmaksızın bütün şüpheliler hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmesinde isabet bulunmadığından, bu karara vaki itirazın kabulüne karar verilmesi yerine, yazılı şekilde reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan, kanun yararına bozma istemine atfen düzenlenen ihbarname içeriği yerinde görülmekle, ...Cumhuriyet Başsavcılığı'nca düzenlenen 09.12.2009 gün ve 2009/26152 soruşturma, 2009/12092 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddine ilişkin mercii ...Ağır Ceza Mahkemesinin 12.03.2010 gün ve 2010/488 değişik iş sayılı kararının CMK'nun 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA, müteakip işlemlerin mahallinde ikmaline, dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına İADESİNE, 07.04.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.