İçtihatYargıtay12. Ceza Dairesi
Yargıtay 12. Ceza Dairesi · E. 2016/293 · K. 2017/3270
- Esas No
- 2016/293
- Karar No
- 2017/3270
- Karar Tarihi
- 18.04.2017
Karar Metni
12. Ceza Dairesi 2016/293 E. , 2017/3270 K.
"İçtihat Metni"
Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : Taksirle öldürme
Hüküm : TCK'nın 85/1, 62, 50/1-a-4, 52/2-4, 53/6. maddeleri gereğince mahkumiyet
Taksirle öldürme suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, sanık müdafii ve katılanlar vekili tarafından temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, eksik inceleme yapıldığına, kusura, ceza miktarına ilişkin temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1- 20.12.2012 günü Yanık köyünde bulunan caminin ön kısmındaki boşluk alanda kafası parçalanmış vaziyette bir kadın cesedi bulunduğunun bildirilmesi üzerine, olay yerine gidilerek keşif ve otopsi işleminin yapıldığı, ilk etapta olayın mahiyetinin bilinmemesi nedeniyle cesedin klasik otopsi işlemi için İzmir Adli Tıp Grup Başkanlığına gönderildiği, adı geçen kurumca düzenlenen raporda kişinin ölümünün; "genel beden travmasına bağlı kafa ve seri kaburga kemikleri kırıkları ile iç organ harabiyeti ve gelişen kanama" olduğunun belirtildiği, konuyla ilgili olarak yapılan soruşturma kapsamında, ölen ...'ın olay tarihinde Menemen merkeze para çekmek amacıyla geldiği, olay saatlerinde de sanığın idaresindeki dolmuşa binerek kaza mahallinde indiği, aracın sol lastik davlumbazından alınan toprak numunesi içerisinde kan örnekleri bulunduğu ve bu kanın DNA'sı ile ölenin DNA'sının benzer olduğunun tespit edildiği olayla ilgili olarak sanığın kolluk kuvvetlerine verdiği ifadede “...saat 11;30 da şoförlüğünü yaptığım ... plakalı dolmuş ile menemen garajından çıktım ve yanık köyüne doğru geldim. Yanık köyüne cami yanına geldiğimde yolcuları indirmek için durdum. Daha sonra tekrar dönmek için caminin yanında bulunan araçların park etmiş olduğu boşlukta geri geri gelerek aracı geldiğim istikamete doğru çevirdim. ben bu manevrayı yaptığım esnada aracın aynalarından kontrol ettiğim kadarıyla arka tarafta kimseyi görmedim ve tekrar geldiğim istikametten ... köyüne doğru ilerledim. Ben yanık köyünde cami yanına bir kişi indi diye hatırlıyorum ancak ...'ın inip inmediğini bilmiyorum. Ben ... isimli şahsı tanımam bilmem, daha önce de hiç görmedim. Ben şoförlüğünü yaptığım araç ile cami yanından dönmek için manevra yaparken araçta herhangi bir sarsıntı, zorlanma veya olağan dışı bir şey hissetmedim” şeklinde beyanda bulunduğu, keşifteki ifadesinde ise “ben dolmuş şoförlüğü yaparım, olay tarihinde de bu güzergahtaki dolmuşun şoförü bendim, vefat eden şahsın dolmuşumda olup olmadığını hatırlamıyorum; ancak olay tarihinde keşfi yaptığımız bu noktada yaşlı bir kadını indirdiğimi hatırlıyorum, daha sonra güzergah gereği burada aracımı boş arsaya doğru geri geri manevra yapmak suretiyle geldiğim yöne çevirdim ve yoluma devam ettim, bu esnada herhangi bir olumsuz durumla karşılaşmadım, bir ses yada gürültü duymadım,” şeklinde savunma yaptığı, tanıkların ise "sanığın yolcuları indirdikten sonra ölen ...'nın tarif edilen boş arsaya doğru yürüdüğünü, aracın da boş arsaya doğru geri manevra yaptığını ve aracın yönünü geldiği istikamete çevirmek istediği sırada araçta bir yalpalanma ve sarsıntı meydana geldiğini, ancak boş arsadaki taşların üzerinden geçtiklerini zannettiklerini beyan ettikleri, tanık ...'in ise “geri geri geldikleri sırada araçta sarsıntı olduğunu, çuvalın üzerinden geçtiklerini zannettiğini” beyan ettiği anlaşılmakla, sanığın geri manevra yaptığı sırada dolmuştan yeni inen ve dolmuşun arkasında bulunan ölenin üzerinden geçtiğini fark etmemesinin hayatın olağan akışına uygun olmadığı, araçta bulunan yolcuların bu durumu taşın veya çuvalın üzerinden geçmek şeklinde ifade ettiği, ancak sanığın aracın idarecisi olarak bunu fark etmemesinin mümkün olmadığı, en azından araçtaki sarsıntıdan sonra neyin üzerinden geçtiğini, aracın da emanet olması sebebiyle de önemsemesi gerektiği, buna riayet etmeyen sanığın olaydan sonra durmayarak yoluna devam ettiği anlaşılmakla, suçtan kurtulmaya çalışan sanığın mahkemece tam kusurlu olduğunun da kabul edilmesi karşısında, alt sınırdan daha fazla uzaklaşılarak ceza tayin edilmesi gerektiği gibi sanık hakkında hükmedilen 2 yıl 1 ay hapis cezasının da dosya kapsamına uygun olmayan gerekçe ile adli para cezasına çevrilmesi,
Kabul ve uygulamaya göre de;
6 ay süreyle geri alınmasına karar verilen sanığa ait sürücü belge numarasının “93440” yerine “94440” olarak yanlış gösterilmesi,
Kanuna aykırı olup, katılanlar vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 18/04/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.