Yargıtay 15. Hukuk Dairesi · E. 2016/447 · K. 2017/479
15. Hukuk Dairesi 2016/447 E. , 2017/479 K. "İçtihat Metni" Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki taraf vekillerince istenmiş ve temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
- K A R A R -
Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan iş bedeli alacağının tahsili amacıyla yürütülen icra takibine itirazın iptâli talebinden ibarettir. Davacı şirket taşeron, davalı şirket ise yüklenicidir. Davacı taşeron şirket vekili davacının, iki bloklu inşaatın asansörlerinin yapılması hususunda sözlü olarak ... Ltd. Şti. yetkilisi olan ... ile anlaşma yaptığını, bu sözleşme gereğince 2 adet 14 duraklı tam otomatik 630 kg'lık insan asansörü yapım ve montaj işini davacının üstlendiğini ve bu işe karşılık olarak da karşı tarafın kendisine inşaattan bir daire ve 40.000,00 TL nakit para vereceğini, müvekkilinin üstlenmiş olduğu edimi çok ufak eksikliklerle yerine getirmişken, ne 40.000,00 TL nakit parayı ne de daireyi alabildiğini, davacının yapmış olduğu imalatın tespiti ve yapılan işin değerinin hesaplanması için ... 15. Sulh Hukuk Mahkemesi' nin 2014/36 Esas sayılı dosyası ile tespit yapıldığını, bilirkişi raporunda da davacının yapmış olduğu imalâtın değerinin KDV dahil 150.714,91 TL olduğunun belirtildiğini, bu rapor üzerine .... İcra Müdürlüğü'nün 2014/13086 Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, icra takibine davalı tarafça borçları olmadıkları gerekçesi ile itiraz edildiğini belirterek müvekkilin KDV hariç 127.724,50 TL, KDV dahil edilirse 150.714,91 TL alacağı bulunduğundan davalı tarafından icra takibine yapılan itirazın iptâli ile takibin devamına karar verilmesini, ayrıca davalının kötü niyetli olduğundan icra inkâr tazminatına mahkum edilmesini, talep ve dava etmiş, Davalı yüklenici vekili; ... Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2014/36 D. iş sayılı dosyasından alınmış olan 23.05.2014 tarihli bilirkişi raporunu kabul etmediklerini, söz konusu keşfin yokluklarında yapıldığını, delil tespitinde taraf olmalarına rağmen inceleme gün ve saatinden haberdar edilmemiş olması nedeniyle bu raporun alınma usulüne ve içeriğine itiraz ettiğini, davanın sıfat yokluğundan reddini talep ettiklerini, davalı şirketin, davalı şirket ile dava dışı taşeron firma arasında hesap mutabakatı yapılmış olup davalının taşerona karşı tüm edimlerini ifa ettiğinden bu işle ilgili hiçbir sorumluluğundan söz edilemeyeceğini, davacı tarafın iddia ettiği işi süresinde yapamadığı ve edimini ifa edemediğine, tüm zararları tazminat edeceğine dair taahhüdü bulunduğunu, dava dilekçesinin usulden reddi gerektiğini savunmuş, mahkemece yapılan yargılama sonucu davanın reddine dair verilen karar, davacı vekilince yasal süresi içerisinde temyiz edilmiştir. ... 17. İcra Müdürlüğü'nün 2014/13086 Esas sayılı takip dosyası incelendiğinde; alacaklı davacı tarafından borçlu davalı şirket aleyhine faturaya istinaden 150.000,00 TL asıl alacak üzerinden ilamsız takip yapıldığı, ödeme emrinin borçluya 09.07.2014 tarihinde usulüne uygun tebliğ edildiği ve borçlu davalının 14.07.2014 tarihli dilekçesi ile borca itiraz ettiği, itiraz üzerine takibin durdurulduğu ve 1 yıllık yasal süresi içerisinde itirazın iptâli davasının açıldığı anlaşılmıştır. Mahkemece dava sıfat yokluğundan bir başka deyişle akdî ilişkinin kurulduğunun ispatlanamaması nedeniyle reddine karar verilmiştir. Herşeyden önce taraf sıfatı kavramının açıklanması gerekir. Taraf sıfatı, bir başka deyişle husumet ehliyeti, dava konusu hak ile kişiler arasında ki ilişkiyi ifade eder. Sıfat, bir maddi hukuk ilişkisinde tarafların o hak ile ilişkisinin olup olmadığının belirlenmesi anlamına gelir. Davacı sıfatı, dava konusu hakkın sahibini, davalı sıfatı ise dava konusu hakkın yükümlüsünü belirler. Uygulamada davacı sıfatı, aktif husumeti, davalı sıfatı ise pasif husumeti karşılayacak şekilde değerlendirilmektedir. Dava konusu şey üzerinde kim ya da kimler hak sahibi ise, davayı bu kişi veya kişilerin açması ve kime karşı hukuki koruma isteniyor ise o kişi veya kişilere davanın yöneltilmesi gerekir. Bir kimsenin davacı veya davalı sıfatına sahip olup olmadığı tıpkı hakkın mevcut olup olmadığının tayininde olduğu gibi maddi hukuka göre belirlenir. Taraf sıfatının bu anlamda önemli özelliği ise, def'i değil itiraz niteliğinde olması nedeniyle taraflarca süreye ve davanın aşamasına bakılmaksızın her zaman ileri sürülebileceği ve taraflar ileri sürmemiş olsalar bile mahkemece re'sen nazara alınmasıdır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 190. maddesi ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 6. maddesi gereğince iddia eden, iddiasını ispat yükümlülüğü altındadır. Somut olayda davacı, davalı ile aralarında sözlü eser sözleşmesi kurulduğunu iddia etmekte, davalı ise davacı ile aralarında sözleşme ilişkisinin kurulmadığını savunmaktadır. O halde, davacı akdî ilişkiyi kanıtlamak zorundadır. Davacı taraf, 2 adet 14 duraklı tam otomatik 630 kg'lık insan asansörü yapım ve montaj işini üstlenerek yaptığını ve bedelin ödenmediğini iddia etmekte olduğundan iddiasını ispat etmek zorundadır. Davalı yüklenici şirket temsilcisi olduğu dosya kapsamından anlaşılan ...'ın adlî bir olay nedeniyle yürütülen soruşturma sırasında ...Polis Merkezi'nde verdiği 12.02.2014 tarihli ifadesinde “...2013 yılı Mayıs ayları sonuna doğru ... isimli şahsa yaptıkları inşaatın asansör işlerini verdik. Bu şahısla anlaşmamız daire karşılığı idi yani bedel olarak daire verilecektik. Asansör işinin tahmini %60’ını bitirdiler...” demiştir. Bu beyan ikrar niteliğinde midir? Değil midir? Bu konunun tartışılması gerekmektedir. Mahkemece bu beyan ikrar niteliğinde sayılmamış ve akdî ilişkinin kurulduğu ispat edilemediği kabul edilerek dava reddedilmiştir. İkrar, taraflardan birisinin, kendi aleyhine olarak ileri sürülen bir olayın doğru olduğunu mahkemeye beyan etmesi olarak tanımlanmakta olup, ikrar yazılı olabileceği gibi sözlü dahi olabilmektedir. İkrar, mülga 1086 sayılı HMK'nın deliller bölümünde 236. maddede düzenlenmiş iken, 6100 sayılı HMK'nın “ispat ve deliller" bölümünde 188. maddesinde düzenlenmiştir. HMK'nın 188/1 maddesinde “tarafların veya vekillerinin mahkeme önünde ikrar ettikleri vakıalar, çekişmeli olmaktan çıkar ve ispatı gerekmez” hükmü bulunmakta olup, bu hükme göre bir beyan ikrar sayıldığı takdirde o konuda artık yeni veya başka bir delile ihtiyaç kalmadan o olay ispat edilmiş kabul edilmek zorundadır. Bir davada bir tarafın iddia ettiği husus, karşı tarafça ikrar edilirse artık o husus çekişmeli olmaktan çıkar ve bu konuda ispat aranmaz. Bu halde artık delile veya ispata ihtiyaç kalmaz. İkrar mahkeme içinde olabileceği gibi mahkeme dışı ikrar da mümkündür. İkrarın mahkeme dışında olması halinde bu makamın resmi bir makam olması gerekli ve zorunludur. Tüm bu anlatımlar ışığında somut olaya gelince; davalı şirket temsilcisinin resmî bir makam olan Polis Merkezindeki beyanı ikrar niteliğinde olup, artık akdî ilişki kurulup kurulmadığı hususu çekişmeli olmaktan çıkmıştır. Bir başka deyişle davalının ikrarı mahkeme dışı ikrar olup, akdî ilişkinin kurulduğu kabul edilip esasının incelenmesi gerekir. Dairemizin yerleşmiş içtihatları da bu yöndedir (15.H.D.'nin 13.10.2014 tarih, 2014/3691 Esas, 2014/5677 Karar, 15.H.D.'nin 16.06.2014 tarih, 2013/6457 Esas, 2014/4120 Karar, 15.H.D.'nin 02.03.2010 tarih, 2009/3691 Esas, 2010/1159 Karar). Tüm bu nedenlerle; davalı şirket ile davacı arasında akdî ilişkinin varlığı ikrar ile kanıtlanmış olup, akdî ilişkinin kurulduğunu kabul edilerek işin esasına girilmesi gerekirken akdî ilişkinin ispatlanamadığı gerekçesi ile davanın reddi doğru olmamış, hükmün bozulması uygun bulunmuştur. O halde, mahkemece yapılacak iş; Akdî ilişkinin varlığı davalının açık ikrarı ile sabit olduğundan davada pasif husumetin varlığı kabul edilerek, işin esasına girilerek uyuşmazlığın çözülmesi olmalıdır. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle kararın taraflar yararına BOZULMASINA, ödedikleri temyiz peşin harçlarının istek halinde temyiz eden taraflara geri verilmesine, karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteminde bulunulabileceğine 07.02.2017 gününde oyçokluğuyla karar verildi.