Yargıtay 4. Hukuk Dairesi · E. 2017/1387 · K. 2021/634
Hukuk Genel Kurulu 2017/1387 E. , 2021/634 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi 1. Taraflar arasındaki “manevi tazminat” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İzmir 8. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen davanın kısmen kabulüne ilişkin karar davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 4. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Mahkemece Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir. 2. Direnme kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. 3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
I. YARGILAMA SÜRECİ
Davacı İstemi: 4. Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2012/337 esas sayılı dosyasına vermiş olduğu 03.06.2013 tarihli dilekçede; "emekli hâkim müvekkilinin mahkeme hâkimi Sefer Hayri Ayhan'ın teyze veya halasının oğlu olduğunu öğrendiğini belirttikten sonra, müvekkilinin, İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2012/337 E. sayılı davasında davalı konumunda bulunan...'ın başkanı bulunduğu İzmir Ticaret Odasında Türk Ticaret Kanunu danışmanı olarak çalıştığını, dolayısıyla bu davanın da takipçisi olacağını, davalı...'ın hazırladığı ve mahkemeye sunduğu dilekçelerde etkili olacağını ve ... ile mahkeme hâkimi Sefer Hayri Ayhan arasındaki hısımlık nedeniyle mahkeme hâkiminin de objektif davranamayacağını" iddia ederek reddi hâkim talebinde bulunduğunu, bu durumun müvekkilinin kişilik haklarına saldırı teşkil ettiğini, müvekkilinin emekli olduktan sonra İzmir Ticaret Odasının (İTO) teklifi üzerine 01.01.2013 tarihinde bu Kurum ile sözleşme imzalayarak 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) hakkında İTO üyelerine danışmanlık hizmeti verme ve İTO üyeleri tarafından anılan kanunla ilgili iletilecek soruları cevaplandırma edimini üstlendiğini, sözleşmenin 31.12.2013 tarihinde kendiliğinden sona ereceğinin kararlaştırıldığını, sözleşme içeriğinden de açıkça anlaşılacağı üzere İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen davada davalı konumunda olan...'ın sözleşmenin tarafı olmadığını, esasen İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen davanın 27.04.2010 tarihinde açıldığını, 2010/245 E. numarasını aldığını, mahkemece 11.10.2011 tarihinde davanın reddedildiğini, kararın Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 2011/5013 E., 2012/2908 K. sayılı ilamı ile bozulduğunu, mahkemenin bozmaya uyarak yargılamaya devam ettiğini, mahkemenin daha önce verdiği karar tarihinde ve Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin bozma tarihinde davacı ile İTO arasında imzalanmış sözleşme bulunmadığını, davanın açıldığı tarihte müvekkilinin İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi başkanlığı görevini yürüttüğünü, dolayısıyla, davalının açtığı davanın İTO ile sözleşme imzalamadan çok önce reddedildiğini, davacının mahkemeyi iddia edildiği şekilde etkilemesinin söz konusu olamayacağını, davacının hâkimlik mesleğinden emekli olduktan sonra adliyede herhangi bir gerçek veya tüzel kişi adına iş takipçiliği yapmak bir yana, avukatlık ruhsatı dahi almadığını, davalının hiçbir somut olgu ya da delile dayanmayan bu iddiaları nedeniyle müvekkilinin rencide olduğunu, öz dayısının oğlu olan İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi Hâkimi Sefer Hayri Ayhan ile görüşmekten bile kaçınır hâle geldiğini ileri sürerek 10.000TL manevi tazminatın İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesine reddi hâkim yönünde verilen dilekçe tarihi olan 03.06.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı Cevabı: 5. Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili tarafından verilen 03.06.2013 tarihli dilekçe içeriğinin davacı tarafından olduğundan farklı gösterildiğini, kendisinin dilekçesinde belirttiği hususun hâkimin tarafsızlığını şüpheye düşüren bir durum olduğunu, emekli hâkim ...'in, mahkeme hâkimi Sefer Hayri Ayhan'ın dayısının oğlu olduğunun tartışmasız olduğunu, davacının İTO üyelerine danışmanlık hizmeti verdiğini, dolayısıyla İTO başkanı ve İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen davanın davalısı... ile arasında organik bir bağ bulunduğunu, müvekkilinin davacıyı tanımadığını, onu zarara uğratma, küçük düşürme kastı taşımadığını, Anayasal hakkını kullandığını, bu hakkı kötüye kullanmasının da söz konusu olmadığını, nitekim mahkeme hâkiminin de davadan çekilerek tarafsızlık şüphesini doğru çıkarttığını, esasen hâkimin tarafsızlığını şüpheye düşürecek başka nedenlerin de bulunduğunu, bozulan kararın mahkeme hâkimi tarafından gerekçesiz olarak yazıldığını, kararın bozulmasından sonra da hâkiminin bozma gereğini yerine getirmeyerek dosyayı İzmir 11. Asliye Ticaret Mahkemesine gönderdiğini, bu mahkemenin dosyayı tekrar İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesine iade ettiğini, bu usul hatası nedeniyle davanın bir yıldan fazla uzadığını, İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesinde açmış olduğu davada haklı olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkeme Kararı: 6. İzmir 8. Asliye Hukuk Mahkemesinin 13.02.2014 tarihli ve 2013/378 E., 2014/51 K. sayılı kararı ile; davalının İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesine verdiği 03.06.2013 tarihli dilekçede, emekli hâkim olan davacıyı, yakın akrabası olan bir hâkimin görev yaptığı mahkemede gayriresmi olarak iş takip eden ve akrabalık ilişkisi nedeniyle mahkeme hâkimini etkileyerek, sözleşme yaptığı ve menfaat elde ettiği kurumun başkanı lehine karar verilmesini sağlayan bir kişi olarak gösterdiği, davalının hiçbir delil ve emareye dayalı olmaksızın emekli hâkim konumundaki davacıyı, üstelik mahkeme hâkimi ile akrabalık ilişkisini kullanarak hukuk dışı yollarla iş takibi yapan bir iş takipçisi konumuna düşürdüğü, davalının savunmasının aksine, İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi hâkimi ile akrabalık bağı dışında, o davanın davalılarından olan... ile bağı olduğunun ve reddi hâkim talebini içerir dilekçede belirtildiği şekilde herhangi bir eylemde bulunduğunun davalı tarafça ispat edilemediği, davacının bu şekilde itham edilmesinin kişilik haklarına saldırı niteliğinde olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 3.000TL manevi tazminatın 03.06.2013 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Özel Daire Bozma Kararı: 7. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 8. Yargıtay 4. Hukuk Dairesince 24.02.2015 tarihli ve 2014/6919 E., 2015/2021 K. sayılı kararı ile; "…Dava, kişilik haklarının ihlali nedeniyle manevi tazminat davasıdır. Mahkemece, manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir. Davacı, emekli hâkim olduğunu halen İzmir Ticaret Odasında danışman olarak çalıştığını, İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi Başkanı'nın da dayısının oğlu olduğunu, Oda başkanının kendi şahsı ile ilgili İzmir 4. Ticaret Mahkemesinde görülmekte olan bir davada davanın taraflarından olan davalının hâkimin reddi dilekçesinde “mahkeme hâkimi ile akrabalıklarını ve ticaret odasında danışman olmasını” gerekçe göstererek mahkeme hâkiminin çekilmesini istediğini, böyle bir dilekçe sunulmasının kişilik haklarını ihlal ettiğini belirterek manevi tazminata karar verilmesini istemiştir. Davalı anayasal hakkının kullandığını, şüphe duymasının normal olduğunu davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, dilekçe içeriğindeki beyanlar kişilik haklarına saldırı niteliğinde kabul edilerek istemin kısmen kabulüne karar verilmiştir. Dosya içeriğinden; davalının dilekçesi nedeniyle İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi hâkimi Sefer Hayri Ayhan 2012/337 Esas sayılı dosyada 03/06/2013 tarihli karar ile “...davadan çekinilmesine” karar verildiği, dilekçe içeriğinde de davacının kişilik haklarını ihlal edici ifadelerin bulunmadığı anlaşılmıştır, davalının hâkimin reddi talebi için yeterli emare olması nedeniyle mahkemece manevi tazminat isteminin tümden reddine karar verilmesi gerekirken, davalının manevi tazminat ile sorumlu tutulmuş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir..." gerekçesiyle karar bozulmuştur. Direnme Kararı: 9. İzmir 8. Asliye Hukuk Mahkemesinin 15.10.2015 tarihli 2015/171 E., 2015/288 K. sayılı kararı ile önceki gerekçelerle direnme kararı verilmiştir. Direnme Kararının Temyizi: 10. Direnme kararı süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.