Yargıtay 18. Hukuk Dairesi · E. 2017/2147 · K. 2020/495
Hukuk Genel Kurulu 2017/2147 E. , 2020/495 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi 1. Taraflar arasındaki “nüfus kaydının iptali” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Sakarya 1. Aile Mahkemesince verilen davanın kısmen kabulüne ilişkin karar davacı ... vekili ile davacı ... tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 18. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Mahkemece Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir. 2. Direnme kararı davacı ... vekili ile davacı ... tarafından temyiz edilmiştir. 3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
I. YARGILAMA SÜRECİ
A. Asliye Hukuk Mahkemesindeki Dava Süreci Davacı İstemi: 4. Davacılar ... ve ... vekili 22.03.1996 tarihli dava dilekçesinde; davalı ... Kuyucuoğlu (...)’nun asıl adının ... olup, Eskişehir ili Merkez ilçesi Söğütçük köyü cilt no: 178, sayfa no: 12, kütük sıra no: 9’da nüfusa kayıtlı olduğunu, bu kaydında babasının ..., annesinin Vasfiye Kurum olarak gözüktüğünü, müvekkillerinin davalıyı evlatlık almak istediklerini ancak prosedürün uzun sürmesi nedeniyle davalıyı sanki kendilerinden doğmuş gibi... ismini vererek kendi nüfuslarına kaydettirdiklerini, davalının iki ayrı nüfus kaydında da sağ göründüğünü ileri sürerek davalının mükerrer ve gerçeğe aykırı olan İçel Tarsus Kızılmurat Mahallesi cilt 25/04, aile sıra no: 186'da kayıtlı nüfus kaydının iptaline ve müvekkillerinin nüfus kaydından silinmesine karar verilmesini talep etmiş, davacı ...’nun yargılama sırasında ölümü üzerine mirasçısı ... yargılamaya katılmıştır. Davalı Cevabı: 5. Davalı ... Kuyucuoğlu (...) vekili 15.04.1996 havale tarihli cevap dilekçesinde; 1962 yılında düzenlenen sözde evlat edinme niteliğindeki zabıt varakasının ispat edici özelliği bulunmadığını, bu belgeyi düzenleyenlerin ölü olduğunu, davacıların iddialarının gerçeği yansıtmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiş, 30.05.2013 havale tarihli cevap dilekçesinin ıslahı konulu dilekçesinde; nesebin tashihi davası niteliği kazanan davanın hak düşürücü sürenin dolmuş olması nedeniyle reddine karar verilmesini istemiştir. 6. Davalı ... temsilcisi cevap dilekçesi sunmamış, yargılama aşamasındaki beyanlarında davanın reddine karar verilmesini istemiştir. 7. Davalı ... (Kurum) ve ölümü üzerine davaya dâhil edilen mirasçıları yargılamaya katılmamış, savunmada bulunmamışlardır. Mahkeme Kararı: 8. Sakarya 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 08.07.1999 tarihli ve 1996/169 E., 1999/410 K. sayılı kararı ile; taraf beyanları, Cumhuriyet savcısının mütalâası ve delillerin değerlendirilmesi sonucunda davacının açmış olduğu davanın reddine, Eskişehir merkez Söğütçük köyü, cilt 178/01, sayfa 12, kütük sıra no: 94 ‘te nüfusa kayıtlı ... ve Vasfiye kızı 16.02.1958 doğumlu ... ile ilgili kaydın iptali ile ilgili dava açmakta tarafların muhtariyetine karar verilmiştir. 9. Sakarya 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 10. Yargıtay (Kapatılan) 18. Hukuk Dairesince 09.03.2010 tarihli ve 2009/13250 E., 2010/3567 K. sayılı kararı ile; “Nüfus kayıtlarındaki düzeltme istemine ilişkin davalarda, mahkemelerin hiç bir kuşku ve duraksamaya neden olmaksızın doğru sicil oluşturmak zorunluluğu bulunduğu gözetilerek bu iddia ile ilgili olarak DNA testi yaptırılıp alınacak rapor da gözetilerek karar verilmesi gerekirken salt tanık beyanları ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir” gerekçeleriyle karar bozulmuştur. 11. Sakarya 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 04.11.2010 tarihli ve 2010/275 E., 2010/444 K. sayılı kararı ile; bozma kararına uyulmak suretiyle yapılan yargılama neticesinde, 4787 sayılı Kanun’un 4/1. maddesi gereğince 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK)’nun ikinci kitabından kaynaklanan bütün davaların aile mahkemesinde bakılacağı ve Sakarya ilinde aile mahkemelerinin faaliyete geçtiği gerekçesiyle mahkemenin görevsizliğine, dosyanın kesinleştiğinde ve talep hâlinde görevli ve yetkili Sakarya Aile Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. 12. Sakarya 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 13. Yargıtay (Kapatılan) 18. Hukuk Dairesince 15.03.2011 tarihli ve 2011/1623 E., 2011/3516 K. sayılı kararı ile; “Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlar ile yasal gerektirici nedenlere göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usule ve kanuna uygun olan hükmün onanmasına…” karar verilmiştir. Özel Daire Bozma Kararı 14. Yargıtay (Kapatılan) 18. Hukuk Dairesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ... vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur. 15. Yargıtay (Kapatılan) 18. Hukuk Dairesince 21.11.2011 tarihli ve 2011/5813 E., 2011/11728 K. sayılı kararı ile; “…Mahkemece bozma kararına uyulduğuna göre, bunun gereğini yapmak mecburiyetindedir. Bozma kararına uyduktan sonra gereklerini yerine getirmek gerekirken bozma dışına çıkılarak görevsizlik kararı verilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Açıklanan bu nedenlerle hükmün bozulması gerekirken zuhulen onandığından davacı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulüne Dairemizin 15.03.2011 gün ve 2011/1623 E., 2011/3516 K. sayılı onama kararının kaldırılmasına karar verilip yukarıda açıklandığı gibi yerel mahkeme kararının bozulmasına” karar verilmiştir. 16. Sakarya 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 26.01.2012 tarihli ve 2011/980 E., 2012/47 K. sayılı kararı ile; Anayasa’nın 142. maddesinde mahkemelerin görev alanlarının ancak kanunla düzenleneceğinin hükme bağlandığı ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 1. maddesi ile kamu düzeni niteliği ile yasalaştığını, 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (HUMK) 7/2. maddesinde davanın her aşamasında görev itirazında bulunabileceğinin belirtildiğini, 6100 sayılı HMK ile de 114. maddede dava şartı olarak düzenlendikten sonra, 115. maddede davanın her aşamasında kendiliğinden araştırılacağı ve her zaman ileri sürülebileceğinin hüküm altına alındığı gerekçeleriyle direnme kararı verilmiştir. 17. Sakarya 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ... vekili ve davacı ... temyiz isteminde bulunmuştur. 18. Hukuk Genel Kurulu’nun 07.11.2012 tarihli ve 2012/18-322 E., 2012/762 K. sayılı kararı ile; “…Hukuk Genel Kurulu'nda yapılan görüşme sırasında, işin esasının incelenmesine geçilmeden önce iki husus ön sorun olarak ele alınmıştır. Bu ön sorunlardan ilki; ilk kararı temyiz etmeyen davacı ...'nun direnme kararını temyiz etmekte hukuki yararının bulunup bulunmadığı hususudur. Genel Kurul'da yapılan tartışmalar sonucu nüfus kaydının iptali davaları kamu düzenine ilişkin olduğundan ve verilecek karar her iki davacıyı da etkileyeceğinden davacı ...'nun direnme kararını temyiz etmekte hukuki yararı olduğu sonucuna oybirliğiyle varılarak böylece birinci ön sorun bu şekilde aşılarak, ikinci ön sorunun incelenmesine geçilmiştir. İkinci ön sorun ise; 1086 sayılı HUMK'nun 440/III-3 maddesindeki görevsizlik kararlarına ilişkin Yargıtay kararlarına karşı karar düzeltme yoluna gidilemeyeceğine dair düzenleme karşısında mahkemece verilen görevsizlik kararının Özel Dairece onandıktan sonra karar düzeltme yoluyla bozulmasının mümkün olup olmadığı hususudur. … Ne var ki, mahkemece verilen ilk görevsizlik kararı Özel Dairece onanmakla HUMK. 440/III-3. maddesi gereğince kesinleşmiş olduğundan, Özel Dairenin yasanın emredici hükmüne aykırı olarak karar düzeltme istemi üzerine onama kararını kaldırarak verdiği bozma kararına itibar etmek mümkün değildir (HGK’nın 03.02.1993 gün ve 1992/1-725 E., 1993/25 K. sayılı ilamı aynı doğrultadır). Hal böyle olunca; yerel mahkemece verilen ilk görevsizlik kararı Özel Dairece onanarak kesinleştiğinden sonucu itibariyle doğru olan direnme kararı yerinde” olduğu gerekçeleriyle hükmün onanmasına karar verilmiştir. B. Aile Mahkemesindeki Dava Süreci 19. Sakarya 1. Aile Mahkemesinin 11.11.2014 tarihli ve 2013/19 E., 2014/813 K. sayılı kararı ile; davanın soybağının reddi davası olmadığının sabit olduğu, adli tıp kurumu raporlarından, Selma Sema'nın ... ve ...'nın müşterek çocuğu olmadığının anlaşıldığı, taraflar arasında yapılan 30.05.1962 tarihli zabıt varakasının içeriğinden, tarafların gerçek kastının ...'u evlatlık olarak almak olduğu, ...'un 16.02.1958 tarihinde bu ismi ile nüfusa öz annesi Vasfiye Kurum tarafından tescil edildiği, daha sonra 20/02/1959 tarihinde ... ismi ile ... tarafından tescil edildiği, davalı ...'nın nüfusa iki kez kaydedildiği, her iki kaydında aynı kişiye ilişkin olduğu, davacı tarafça mükerrer ikinci kaydın iptalinin istendiği, davacıların davalarında evlatlık ilişkisinin kaldırılmasını talep ettikleri, evlatlık ilişkisinin esasına ilişkin noksanlıklarından biri ile sakat olması, evlatlık ilişkisinin kaldırılması sebebi olup, davanın öğrenilmesinden başlayarak 1 yıl ve her hâlde evlatlık işleminin üzerinden 5 yıl içinde açılması gerektiği, bu sürenin hak düşürücü süre olduğu, hak düşürücü süre geçtikten sonra açılan evlatlık ilişkisinin kaldırılması davasının reddine karar verilmesi gerektiği, mükerrer kayıtlar söz konusu olduğunda kural olarak sonradan tescil edilenin iptali gerekli ise de, Selma Sema'nın evlenme vb. sosyal statüsündeki değişikliklerin ikinci kez oluşturulan nüfus kaydına işlenmiş olması nedeniyle bununla kazandığı haklar ve statü de ortadan kaldırılmış olacağından sonraki kaydın iptali yerine öncekinin iptaline karar verilmesi gerektiği gerekçeleriyle davalı ... Kuyucuoğlu (...)'nun nüfustaki Mersin ili Tarsus ilçesi Kızılmurat mahallesi cilt no: 25 hane no:186 BSN: 40'daki nüfus kaydının iptaline ve Eskişehir ili Alpu ilçesi Söğütçük mahallesi/köyü cilt no: 178 hane no: 9 BSN: 13'deki ilk kaydı ile nüfusa tesciline ilişkin davanın reddine, davalı ... Kuyucuoğlu (...)'nun ... ve ...'nun nüfus kaydından silinmesine ilişkin davanın reddine, davalı ... Kuyucuoğlu (...)'nun nüfusa ilk kayıt yeri olan Eskişehir ili Alpu ilçesi Söğütçük mahallesi/köyü cilt no: 178 hane no: 9 BSN:13'deki kaydının iptaline, bu iptalin nüfus kayıtlarına ayrı ayrı bildirilmesine ve tescil edilmesine, davalı ... Kuyucuoğlu (...)'nun nüfusa ilk kayıt yeri olan Eskişehir ili Alpu ilçesi Söğütçük mahallesi/köyü cilt no: 178 hane no:9 BSN:13'deki kaydının iptali ile Mersin ili Tarsus ilçesi Kızılmurat mahallesi cilt no: 25 hane no: 186 BSN: 40'daki kaydına Eskişehir'deki kaydın iptali ve evlatlık ilişkisinin tescil edilmesine karar verilmiştir. Özel Daire Bozma Kararı 20. Sakarya Aile Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ... vekili, davacı ... ile davalı ... temsilcisi temyiz isteminde bulunmuştur. 21. Yargıtay (Kapatılan) 18. Hukuk Dairesince 28.05.2015 tarihli ve 2015/7031 E., 2015/8900 K. sayılı kararı ile; “…Dosya içerisindeki bilgi ve belgeler ile tanık ve taraf anlatımlarından; ... ve Vasfiye Kurum evliliğinden 16.02.1958 tarihinde doğan ve 08.03.1958 tarihli beyanla nüfusa tescil edilen ...'un, 30.05.1962 tarihli dede..., anne Vasfiye ve iki tanık tarafından imzalanan belgeye göre, ...'na evlatlık olarak verildiği, ... ile eşi ...'nun evlilik birliğinde doğan çocukları gibi baba beyanı üzerine 11.11.1963 tarihinde... adı ile nüfusa tescil edildiği anlaşılmaktadır. Dava, ... adı ile nüfusa kayıtlı kişinin, gerçek anne babası olmayan davacılar üzerine yanlış beyana dayalı olarak yapılan mükerrer kaydının iptali istemine ilişkin olup, davalı ...'nın ... ile ... çocukları olmadığı yapılan DNA testi ile de kanıtlandığından; mahkemece, davanın kabulü ile...'nın kaydının iptaline, bu kayıttaki nüfus hareketlerinin (evlilik, çocuklar vb.) ... kaydına taşınmasına karar verilmesi gerekirken, yerinde olmayan gerekçe ile davanın kısmen kabulü doğru görülmemiştir.” gerekçeleriyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. Direnme Kararı 22. Sakarya 1. Aile Mahkemesinin 17.11.2015 tarihli ve 2015/755 E., 2015/902 K. sayılı kararı ile; açılan davada ... (...)'nun mükerrer kaydının iptalinin değil, aynı zamanda davacıların nüfus kaydından silinmesine karar verilmesinin talep edildiği, ...'nin isteği ile...'yı nüfusa kaydettirdiği ve evlatlık ilişkisi tesis ettiğinin sabit olduğu, davacıların davalarında evlatlık ilişkisinin kaldırılmasını talep ettikleri, iradeye bağlı olarak tesis edilen soy bağının tarafların anlaşması yolu ile sona erdirilmesinin mümkün olmadığı, davacıların keyfi bir şekilde bu konuda mahkemelerde taleplerde bulundukları ve davalarının reddedildiği, davacıların asıl isteğinin...'yı mirastan mahrum etmek olduğu, evlatlık ilişkisinin ancak kanunda aranan şartların varlığı hâlinde kaldırılabileceği gerekçeleriyle direnme kararı verilmiştir. Direnme Kararının Temyizi: 23. Direnme kararı süresi içinde ... vekili ile davacı ... tarafından temyiz edilmiştir.