Yargıtay 17. Hukuk Dairesi · E. 2017/2190 · K. 2020/205
Hukuk Genel Kurulu 2017/2190 E. , 2020/205 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi 1. Taraflar arasındaki “ tazminat, itirazın iptali” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen davanın reddine ilişkin karar davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 17. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Mahkemece Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir. 2. Direnme kararı asıl ve birleşen dosyada davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. 3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
I. YARGILAMA SÜRECİ
Davacı İstemi: 4. Davacı vekili 22.12.2009 harç tarihli asıl dava dilekçesinde; davalı şirkete Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası ile sigortalı aracın müvekkiline ait araca çarpması, müvekkilinin aracının da kaldırıma çıkarak beton çiçekliğe çarpması sonucu hasar gördüğünü, olay yerine gelen trafik görevlilerinin gerekli incelemeyi yaparak kaza tespit tutanağının taraflar arasında tutulması gerektiğini beyan ettiğini, müvekkilinin kazanın oluşmasında kusuru bulunmadığını ve kazanın tespit tutanağında belirtilen şekilde meydana geldiğini, kazaya neden olan aracın sürücüsü, maliki ve trafik sigorta şirketinin hasar bedelini ödemediğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 1.000,00TL tazminatın 01.12.2009 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş iken; 22.10.2012 harç tarihli birleşen davaya ilişkin dilekçesinde, asıl dava dosyasında saklı tutulan fazla haklar için Ankara 12. İcra Dairesinin 2011/13571 E. sayılı dosyası ile başlatılan icra takibine davalı tarafça haksız yere itiraz edildiğini ileri sürerek, takibe vaki itirazın iptali ile davalının %40 oranında icra inkâr tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı Cevabı: 5. Davalı vekili asıl davada 14.01.2010 havale tarihli ve birleşen davada 05.12.2012 tarihli cevap dilekçelerinde; davadan önce müvekkili şirkete zarar ve kusura ilişkin olarak yapılan başvuru üzerine tutulan araştırma raporuna göre olayın belirtilen yer ve şekilde meydana gelmediğinin tespit edildiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme Kararı: 6. Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 25.06.2013 tarihli ve 2012/122 E.,2013/446 K. sayılı kararı ile; davalı sigortacının rizikonun davacının ihbar ettiği şekilde gerçekleşmediğini kanıtladığı, ispat yükünün davacıya geçtiği, davacı tarafından rizikonun teminat kapsamında kaldığının kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine dair verilen 24.06.2010 tarihli ve 2009/827 E., 2010/491 K. kararın davacı vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay 17. Hukuk Dairesince; trafik kazasından sonra taraflar arasında kaza tutanağı düzenlendiği, davalıya sigortalı aracın sağ yan tarafı ile davacı aracının sol yan tarafına çarpması sonucu davacı aracının kaldırımda bulunan beton çiçekliğe ön tarafı ile çarptığının belirtildiği, keşif mahallinde dinlenen tanıkların kaza tespit tutanağını doğruladığı, davacı tarafın kazanın olduğu yeri ve nasıl olduğunu tanık anlatımlarıyla kanıtladığı, hükme esas alınan bilirkişi raporunda olayın iddia edildiği yerde meydana gelmediğinin belirtilmesine rağmen, araçlar üzerinde çarpma noktaları, hasarlar ve tanık beyanları değerlendirmediğinden hüküm kurmaya yeterli olmadığı gözetilerek, mahkemece, rizikonun ihbar edilenden farklı olarak ne şekilde gerçekleştiği konusunda ispat külfetinin davalıda olup, varsa davalı tarafın delillerinin sorulup toplanması ve kusur ve hasar konusunda uzman bilirkişi kurulundan dosyadaki tüm deliller, araçtaki hasar durumları çarpma noktaları ve alınmış bilirkişi raporları ve tanık beyanları değerlendirilerek araçlardaki hasarların birbiri ile uyumlu olup olmadığı, yapılacak inceleme ve değerlendirme sonucunda hasarın sigorta poliçesi genel şartlarında sayılan teminat dışı veya ihbar yanlışlığının salt sigortacının rücu hakkını önlemeye yönelik olup olmadığı hususlarında ayrıntılı, gerekçeli ve denetime açık rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesinin gerektiği gerekçesiyle verilen 27.09.2011 tarihli ve 2011/781 E., 2011/8191 K. sayılı bozma kararına uyulmasına karar verilerek yapılan yargılamada; toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre kazanın davacı/birleşen davacı tarafın iddia ettiği yerde meydana gelmediği, her iki araçta oluşan hasarın ve çarpma noktalarının iddia edilen kaza sonucu meydana gelmesinin olanaklı olmadığı sonucuna varıldığı, ispat yükünün davacı taraf üzerinde olduğu ve olayın belirtilen yerde meydana geldiğini davacının ispat edemediği gerekçesi ile asıl ve birleştirilen davanın reddine karar verilmiştir. Özel Daire Bozma Kararı: 7. Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleşen dosyada davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 8. Yargıtay 17. Hukuk Dairesince 14.10.2014 tarihli ve 2014/13551 E., 2014/13257 K. sayılı kararı ile; “…Dava trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir. Davacı aracında meydana gelen hasar bedelini, zarar veren aracın zorunlu mali sorumluluk sigortasından talep etmiştir. Dava konusu trafik kazasından sonra taraflar arasında maddi hasarlı kaza tutanağı düzenlenmiş, keşif mahallinde dinlenen tanıklar da kaza tutanağını doğrulamıştır. Buna göre Yargıtay bozma ilamında belirtildiği gibi davacı taraf kazanın olduğu yeri ve nasıl olduğunu kanıtlamıştır. Davalı kazanın belirtilen yer ve şekilde meydana gelmediğini ve araç hasarının kaza ve sigortalı araç ile uyumlu olmadığını iddia ettiğine göre ispat yükü davalı ... şirketindedir. Mahkemece Yargıtay bozma ilamına uyulmasına karar verilmiş, davalı tarafından iddialarını ispata yönelik herhangi bir delil bildirilmemiş, mahkemece bozma ilamı doğrultusunda bilirkişi raporu alınmıştır. Bilirkişi raporunda her ne kadar davacı aracında hasar ile kazanın uyumsuz olduğunu belirtmiş ise de davalı tarafından kazanın belirtilen yer ve zamanda olmadığı, sigortalı aracın kazaya karışmadığı hususları ispat edilememiş olduğundan davacının aracında meydana gelen hasar bedelinin tespiti ile sonucuna göre davalının sorumlu tutulması ve ayrıca birleştirilen davada itirazın iptali davası olduğuna göre icra takip dosyası getirilerek itirazın ve dava tarihinin süresinde olup olmadığı değerlendirilerek karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddi doğru görülmemiştir…”gerekçesi ile karar bozulmuştur. Direnme Kararı: 9. Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 26.05.2015 tarihli ve 2015/216 E., 2015/390 K. sayılı kararı ile; ispat yükünün davacı tarafta olduğu, davalı tarafın olayın belirtilen şekilde meydana gelmediğini ileri sürerek karşı ispat faaliyetinde bulunduğu, 6100 sayılı HMK’nın 191. maddesine göre bir tarafın ispat yükünü taşıyan tarafın iddiasının doğru olmadığı hakkında delil sunmasının karşı ispat faaliyetlerinden olduğundan bu çerçevede delil sunan tarafın ispat yükünü üzerine almış sayılamayacağı, bir an için ispat yükünün davalı/birleşik davalıda olduğunun kabulü hâlinde dahi, 27.09.2011 tarihli bozma kararına uyulmasından sonra alınan 26.02.2013 tarihli bilirkişi raporu ile kazanın iddia edilen yerde meydana gelmediğinin sabit olduğu, bozma kararından önce alınan bilirkişi raporunun da aynı yönde olduğu, keşif sırasında dinlenen tanıklar Koray Taşkın ve Kenan Kozatepe’nin görgüye dayalı bir beyanının bulunmadığı, tanık Sedat Demir’in beyanına ise bilimsel gerçeklik taşıyan bilirkişi raporları, keşif delili ve tanık beyanlarının takdiri delil olduğu nazara alınarak itibar edilmediği bu durumda da kazanın iddia edilen yerde, iddia edildiği gibi davalı ... şirketince ZMMS poliçesi yapılan aracın karıştığı kaza sonucu meydana gelmediğinin ispatlandığının kabulünün gerektiği gerekçeleriyle direnme kararı verilmiştir. Direnme Kararının Temyizi: 10. Direnme kararı süresi içinde asıl ve birleşen dosya davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.