İçtihatYargıtay22. Hukuk Dairesi
Yargıtay 22. Hukuk Dairesi · E. 2017/30600 · K. 2017/13714
- Esas No
- 2017/30600
- Karar No
- 2017/13714
- Karar Tarihi
- 08.06.2017
Karar Metni
22. Hukuk Dairesi 2017/30600 E. , 2017/13714 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : ALACAK
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih, esas ve karar numarası belirtilen kararının temyiz incelemesi sonucunda, Dairemizin 29.12.2016 tarihli ve 2016/32379 esas, 2016/29492 karar sayılı ilamıyla BOZULMASINA karar verilmiştir.
Davacı vekilince, Dairemiz kararının maddi hataya dayandığı gerekçesi ile ortadan kaldırılması istenilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu’nun 04.02.1959 tarihli ve 1957/13 esas, 1959/5 karar sayılı ile 09.05.1960 tarihli ve 1960/21 esas, 1960/9 karar sayılı kararlarında açıklandığı üzere, Yargıtay’ca maddi hata sonucu verilen bir karara mahkemece uyulmasına karar verilmesi halinde dahi usulü kazanılmış hak oluşmaz ve Yargıtay’ın hatalı kararından dönülmesi mümkündür.
Eldeki davada, davacının davalı işyerindeki çalışması bakımından bir kısım alacaklarının tahsilini talep ettiği, hükmün her iki taraf vekilince temyiz edildiği, alacak kalemleri bakımından bir kısmı için davacının emekli olarak çalışması sonuç bakımından farklılık oluşturmamasına rağmen, Dairemizin 29.12.2016 tarihli ve 2016/32379 esas, 2016/29492 karar sayılı bozma ilamında, tüm alacak kalemleri bakımından davacının talep hakkı bulunmadığından bahsedilerek bozma kararı tesis edildiği anlaşılmaktadır. Bu yönün maddi hataya dayalı olduğu açıktır. Davacı vekilinin, sair yönlere ilişkin talebi ise yerinde görülmemiştir. Anılan sebeple, belirtilen husus bakımından maddi hataya dayanan Dairemizin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının ORTADAN KALDIRILMASINA karar verildi. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı isteminin özeti:
Davacı vekili; müvekkilinin davalıya ait okulda sınıf öğretmeni olarak çalışmak üzere sözleşme yaptığını, davacı ile davalı arasındaki hukuki ilişkiyi 14.02.2007 tarihine kadar 625 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu'nun, bu tarihten sonra da 5580 .sayılı yasanın düzenlediğini, Milli Eğitime bağlı okullarda öğretmenlere verilen ücretlerin tamamının davalıya ait okulda çalışan öğretmenlere de verilmek zorunda olduğunu beyanla hazırlık ve planlama ücreti ve % 1 fazlası, her yıl Ocak ve Temmuz ayı maaş zammı, ek ders ücreti ve %1 fazlası, öğretime hazırlık tazminatı alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı cevabının özeti:
Davalı vekili, davacının sınıf öğretmeni olarak görev yaptığını, 5580 sayılı Kanun'un 9. maddesi ile özel okul öğretmenlerinin devlet okullarında çalışanlardan daha az ücret almalarının önlenmek istendiğini, davacıya devlet okullarında çalışan öğretmenlere ödenen ücretten daha yüksek ücret ödendiğini, 657 kanun hükümlerine göre devlet okullarında ödenen öğretim yılına hazırlık ödeneğinin, öğretmenin yıl içindeki ders araç, gereç ve ihtiyaçları için verildiğini, müvekkili okulda ise ihtiyaç duyulan tüm araç, gereç ve ders malzemelerinin okul idaresi tarafından karşılandığını, bu türlü bir ödeme yapma zorunluluğu ve uygulaması bulunmadığını beyanla davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkeme kararının özeti:
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz:
Karar davacı ve davalı vekillerince temyiz edilmiştir.
Geekçe:
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere göre, davacı ve davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Taraflar arasında Milli Eğitim Bakanlığında çalışan öğretmenlere verilen hazırlık ve planlama ücreti ve %1 fazlası, her yıl Ocak ve Temmuz ayı maaş zammı, mazeretler sebebi ile girilen ders ücretleri ve %1 fazlası, ek ders ücreti ve %1 fazlası ile öğretime hazırlık tazminatı ve %1 fazlasının Özel Öğretim Kurumlan Kanunu kapsamında çalışan davacıya da ödenmesinin gerekip gerekmediği hususu uyuşmazlık konusu olup, normatif dayanak mülga 625 sayılı ve 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunudur.
Somut olayda; davacı emekli olduktan sonra davalı vakfa ait özel ilköğretim okulunda çalışmaya başlamıştır. Davacı ile davalı işverenlik arasında yapılan iş sözleşmelerinin tetkikinden davacının davalı işverenlikte 23.08.2004-30.06.2010 tarihleri arasında sınıf öğretmeni olarak çalıştığı, davacının haftalık ders saatinin aylık ücret karşılığı onsekiz saat ve ders ücreti karşılığı oniki saat olmak üzere toplam otuz saat olarak belirlendiği anlaşılmıştır.
Davacı, 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu ile bu kanuna dayanılarak çıkartılan yönetmelikler kapsamında olduğundan, uyuşmazlığın çözümünde bu mevzuat hükümlerinin nazara alınması gereklidir. 5580 sayılı Kanun’un 14. maddesinde, “Bu Kanunda hüküm bulunmayan hususlarda, resmi öğretim kurumlarında uygulanan mevzuat hükümleri uygulanır.” şeklinde hükme yer verilmiştir. Anılan kanuna dayanılarak çıkartılan yönetmeliklerde de, benzer hükme yer verilerek, yönetmelikte yer almayan hususlar bakımından da, resmi benzeri kurumların ilgili mevzuat hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiştir.
01.12.2006 tarihli ve 2006/11350 sayılı, Milli Eğitim Bakanlığı Yönetici ve Öğretmenlerinin Ders ve Ek Ders Saatlerine İlişkin Bakanlar Kurulu Kararı, 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu kapsamında çalışanlara ilişkin değildir. Ancak, yukarıdaki paragrafta açıklanan mevzuat hükümleri uyarınca, 5580 sayılı Kanun ve bu kanuna dayanılarak çıkartılan yönetmeliklerde hüküm bulunmayan hususlarda, resmi öğretim kurumlarında uygulanan mevzuat hükümlerinin uygulanması gereklidir. Bu halde, 5580 sayılı Kanun ve yönetmeliklerinde hüküm bulunmayan hususlar hakkında, bahsi geçen Bakanlar Kurulu kararının uygulanması gerektiği açıktır.
5580 sayılı Kanun’un 9. maddesinde, özlük haklarına ilişkin düzenlemelere yer verilmiş olup, maddenin ikinci fıkrasında, “Okullarda yöneticilik ve eğitim-öğretim hizmeti yapanlara, kıdemlerine göre (emekliler hariç) dengi resmi okullarda ödenen aylık ile sosyal yardım kapsamındaki ek ödeme tutarlarından az ücret verilemez”; aynı maddenin üçüncü fıkrasında ise “Sosyal yardım kapsamındaki ek ödemeler, bütçe kanunlarıyla resmi okul öğretmen ve personeline sağlanan haklara denk olarak okul öğretmenlerine ve personeline de ödenir. Sosyal yardım kapsamındaki ek ödemelerden gelir vergisi kesilmez.” denilmiştir. 5580 sayılı kanun 14.02.2007 tarihinde yürürlüğe girmiş olup davacının çalışma süresi bakımından uygulanma kabiliyeti olan 625 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanununun 33. maddesindeki düzenleme de aynı içeriktedir.
5580 sayılı Kanun’un, belirtilen 9. maddesinin ikinci fıkrası, 14.03.3014 tarih ve 28941 sayılı Resmi Gazete yayımlanan, 01.03.2014 tarihli ve 6528 sayılı Kanun’un 14. maddesi hükmü gereğince yürürlükten kaldırılmıştır.
Dava dilekçesinde, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun ek 32. maddesinde düzenlenen öğretim yılına hazırlık ödeneği talep edilmiştir. Bu ödeneğin, sosyal yardım mahiyetli bir ödeme olduğu açıktır. Ne var ki, hem 14.02.2007 tarihine kadar yürürlükte bulunan 625 sayılı Kanun'un 33. maddesi, hem de 14.03.2014 tarihine kadar yürürlükte bulunan 5580 sayılı Kanun’un 9/2. maddesinde, emekliler hariç tutulmuştur. Davacının emekli çalışan olması ve iş sözleşmesinin sona erdiği tarih nazara alındığında, 657 sayılı Kanun’un ek 32. maddesinde düzenlenen öğretim yılına hazırlık ödeneği talebi yerinde değildir. Anılan sebeplerle, mahkemece, davacının öğretim yılına hazırlık ödeneği talebinin reddine karar verilmesi gerekirken, kabulüne karar verilmesi hatalı olmuştur.
3-Dava dilekçesinde, davacının fiilen girdiği ek derslere ilişkin ücretin yanı sıra, 2006/11350 sayılı, Milli Eğitim Bakanlığı Yönetici ve Öğretmenlerinin Ders ve Ek Ders Saatlerine İlişkin Bakanlar Kurulu Kararı’nın 6/3., 10. ve 11. maddelerinde düzenlenen ücret ödemeleri de talep edilmiştir.
5580 sayılı Kanun’un 9/4. maddesinde düzenlenen “Kurumlardaki ek ders ücreti miktarı, resmi okullar için tespit edilen miktardan az olamaz.” hükmü bakımından, emekliler hariç tutulmamıştır. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davacının 2005-2006, 2006-2007 ve 2009-2010 döneminde haftalık üç saat, 2007-2008 döneminde haftalık yedi saat ve 2008-2009 döneminde haftalık dört saat fiilen ek ders okuttuğu kabul edilerek, fiilen okutulan ek ders karşılığı ek ders ücreti hesaplanmıştır. Mahkemece, bu hesaba uygun olarak, toplam net 7.294,69 TL ek ders ücretinin hüküm altına alınması dosya içeriğine göre isabetlidir.
Ancak, 2006/11350 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı’nın 6/3., 10. ve 11. maddelerinde düzenlenen ödemelerinden herhangi birinin de davacıya yapılması gerektiğinin kabul edilmesi hatalı olmuştur. Şöyle ki; yukarıda detaylı açıklandığı üzere, 2006/11350 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı, 5580 sayılı Kanun ve yönetmeliklerinde hüküm bulunmayan hususlar hakkında, davacıya uygulanabilir. 5580 sayılı Kanun’un 9. maddesinde ise, özlük haklarına ilişkin düzenleme bulunmaktadır. Bakanlar Kurulu Kararı’nın 11. maddesinde, fiilen okutulan her on saat ders için bir saat daha hazırlık ve planlama görevi karşılığında ayrıca ek ders ücreti ödeneceği; 10. maddesinin ilgili bendinde müdür yardımcılarına, yönetim görevi sebebiyle haftalık onsekiz saat ek ders ücreti ödeneceği; 6/3. maddesinde öğretim yılı başında ve sonunda meslekle ilgili çalışma sürelerinde iki haftayı geçmemek üzere haftalık onbeş saat ek ders ücreti ödeneceğine ilişkin hükümlere yer verilmiştir. Belirtilen ödemeler, sosyal yardım mahiyetli ödeme olmayıp, resmi okul çalışanlarının ücretinin eki niteliğinde sayılması gereken ödemelerdir. Davacının, 5580 sayılı Kanun’un 9. maddesi uyarınca, fiilen okuttuğunu ispatladığı her bir ek ders saati bakımından, resmi okullar için belirlenen ek ders saati ücretinden az olmamak kaydıyla ek ders ücreti ödenmesi talebinde bulunması mümkündür. Ancak, Bakanlar Kurulu Kararı’nın 6/3., 10. ve 11. maddelerinin davacıya uygulanması mümkün değildir. Anılan sebeplerle, dava dilekçesinde, Bakanlar Kurulu Kararı’nın 6/3., 10. ve 11. maddelerine dayanılarak ileri sürülen talebin reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesi hatalı olmuştur.
4-Mahkemece, hüküm altına alınan alacakların zamanında ödenmemiş olması sebebi ile hesaplanan %1 fazlası alacak miktarları, takdiren % 50 oranında indirim yapılarak hüküm altına alınmıştır.
Hükme esas alınan bilirkişi raporunda ilgili talep hakkında yapılan açıklamada, "625 sayılı kanunun 14.02.2007 tarihinde yürürlükten kaldırıldığı, 5580 sayılı kanunda günlük %1 fazlalık alacağı gibi bir düzenlemenin bulunmadığı, ancak taraflar arasında imzalanan 30.06.2007-30.06.2008 dönemi iş sözleşmesinde günlük % 0,1 (binde bir) fazlalık alacağının düzenlendiği, bu bilgilere göre, 625 sayılı kanunun yürürlükten kaldırıldığı 14.02.2007 tarihine kadar olan ek ders ücreti alacaklarına günlük %1, 15.02.2007-30.06.2008 dönemi ek ders ücreti alacaklarına ise %0,1 (binde) oranına göre fazlalık alacak hesaplanmıştır." denildiği, buna göre yapılan hesaplama doğrultusunda tespit edilen miktarların indirim sonrası kalan kısımları hüküm altına alınmışsa da yapılan değerlendirme hatalıdır.
Öncelikle ücretin ödenmesinde gecikilmesi halinde söz konusu olan ücretin %1 fazlası alacağa 625 sayılı Kanun'da yer verilirken, 5580 sayılı Kanun'da yer verilmemiştir. Davacının çalışma süresi bakımından 23.08.2004-14.02.2007 arasında uygulanması gereken Kanun 625 sayılı kanun olup ilgili yasanın 35. maddesinde; "...Yazılı sözleşmede kararlaştırılan ücretin, bordro ile her ay sonunda verileceği, yönetici ve öğretmenlere ücretlerini zamanında ödemeyen kurumların, bu ücretleri gün başına aylık ücretin % 1 fazlasıyla ödemek zorunda oldukları..." denilmektedir. Buna göre, bu dönem bakımından hesaplanan %1 fazlası alacağın hüküm altına alınması isabetlidir.
Ancak bilirkişi raporunda; 30.06.2007-30.06.2008 döneminde uygulanan sözleşmede bulunan hüküm sebebi ile 15.02.2007-30.06.2008 dönemi bakımından %0,1 fazlası alacak hesaplanmışsa da yapılan değerlendirme hatalıdır. Belirtilen sözleşmenin 6-d maddesinde, aylık ücretin bordro ile ay sonunda ödeneceği, aylık ücretlerin zamanında ödenmemesi durumunda ise bu ücret için her geçen gün için %0,1 fazlasıyla ödenmesi gerektiği kararlaştırılmıştır. Sözleşmenin 2. maddesinde ise davacıya yapılacak ödemeler aylık ücret, ders saati ücreti, iş güçlüğü zammı ve sosyal yardım olarak ayrı ayrı belirlenmiştir. Görüldüğü gibi ücretin %0,1 fazlası alacak sadece aylık ücretin geç ödenmesi durumunda söz konusu olan bir alacaktır. Bu sebeple, sözleşme hükümleri gerekçe yapılan 15.02.2007-30.06.2008 dönemi bakımından, hüküm altına alınan talepler yönünden %0,1 fazlası alacağa hükmedilmesi isabetsizdir.
5-Davacı tarafın talebi doğrultusunda, davacının mazaretli öğretmenlerin yerine girdiği ders saat ücretleri hükme esas alınan bilirkişi raporunda 429,90 TL olarak hesaplanmıştır. Rapor içeriğinde, dosyaya sunulmuş çalışma çizelgeleri içeriğine göre; davacının 2008-2009 ve 2009-2010 eğitim-öğretim yıllarında bu şekilde toplam 30 saat derse girdiği tespit edilmiş ve ilgili dönemdeki ücretlere göre hesaplama yapılmıştır. Mahkemece, "yerinde görülmeyen" gerekçesi ile talebin reddine karar verilmişse de neden yerinde görülmediği açıklanmadığı, buna göre belirtilen alacağın yetersiz gerekçe ile reddi bozma sebebi yapılmıştır.
Yukarıda yazılı sebeplerden kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerden BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 08.06.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.