İçtihatYargıtay22. Hukuk Dairesi
Yargıtay 22. Hukuk Dairesi · E. 2017/34730 · K. 2017/13820
- Esas No
- 2017/34730
- Karar No
- 2017/13820
- Karar Tarihi
- 12.06.2017
Karar Metni
22. Hukuk Dairesi 2017/34730 E. , 2017/13820 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
DAVA TÜRÜ : SENDİKA AİDAT ALACAĞI
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, müvekkili sendika tarafından Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Çalışma Genel Müdürlüğüne yapılan yetki tespit başvurusu neticesinde, Çalışma Genel Müdürlüğünün 21.06.2013 tarihli yetki tespiti konulu yazısı ile müvekkili sendikaya, ... Entegre Orman Ürünleri Sanayi ve Ticaret A.Ş. şirketine ait Kastamonu ilinde kurulu fabrikada 6356 sayılı Kanun’un 41. maddesi gereğince yetkili olduğunun bildirildiğini, Çalışma Genel Müdürlüğünün 21.06.2013 tarihli yetki tespiti konulu yazısının ... Entegre Orman Ürünleri Sanayi ve Ticaret A.Ş. şirketine de gönderildiğini ve bu şirket tarafından 01.07.2013 tarihinde Kastamonu İş Mahkemesinin 2013/112 esas sayılı dosyasında yetki tespitine itiraz edilerek yetki tespit kararının iptalinin istenildiğini, ... İş Mahkemesi’nin 02.08.2013 tarihli kararı ile ... Entegre Orman Ürünleri Sanayi ve Ticaret A.Ş.'nin bu talebini reddettiğini ve yapılan temyiz incelemesi sonucunda Yargıtay tarafından bu şirkete ait diğer işyerleri açısından işkolu tespiti yapılması gerektiği gerekçesi ile kararın bozulduğunu, Yargıtay ilgili dairesinin bozma kararı gereği davanın yeniden görüldüğünü ve müvekkili sendikanın davalı işyerinde toplu iş sözleşmesi yapmaya yetkili olduğu kararı verilerek kararın kesinleştiğini, bu aşamadan sonra müvekkili sendika tarafından davalı yana ekinde sendika üyesi işçilerin listesi olan ve sendika üyesi işçilerden kanun ve toplu iş sözleşmesi gereği aidatların kesilerek müvekkil sendikaya ödenmesi talepli 25.06.2013 tarih ve 483-484 sayılı yazıların iadeli taahhütlü olarak gönderildiğini, buna rağmen davalı yanca iş bu dava tarihine kadar bu aidatların müvekkili sendika hesaplarına yatırılmamış olup konu ile ilgili olarak en son müvekkili sendika tarafından davalı yana 04.05.2015 tarihli yazının gönderildiğini ve aidatların ödenmesinin talep edildiğini, davalının ise tamamen hukuk dışı olarak kendilerinden yukarıda tarih ve sayıları belirtilmiş yazılarla aidatların kesilmesi ve ödenmesinin talep edilmiş olmasına rağmen sanki böyle bir talep yokmuş ve ayrıca müvekkil sendikanın talebine rağmen işçilere ödenen ücretlerin ödendiği ve bu ücretlerden kesintilerin yapılmadığı gerekçeleriyle noterden keşide edilen ihbarname ile sendikanın talebini bir kez daha reddettiğini, sonuç olarak müvekkili sendikanın gerek 6356 sayılı STİSK gerekse de yönetmeliğin 9. maddesinde yer alan davalı işverene yazılı başvuru yapma yükümlülüğünü yerine getirdiği halde davalı işveren tarafından bu maddelerde yer alan üyelik aidatlarının işçinin ücretinden kesilmediğini ve müvekkili sendika hesaplarına yatırılmadığını ileri sürerek sendika aidat alacaklarının bankalarca işletme kredilerine uygulanan en yüksek faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti:
İlk Derece Mahkemesince, sendikanın yetkisinin, 17.07.2014 tarihi itibariyle kesinleşmekle birlikte, bu yetkinin, 17.06.2013 yetki tespit başvuru tarihi itibariyle mevcut olan durumu ifade ettiği, başka bir ifadeyle davacı sendikanın, 17.06.2013 tarihi itibariyle yetkili olduğunun, 17.07.2014 tarihinde kesinleşmiş bulunduğu, dosya içeriğinde yer alan delil durumuna göre de, sendika tarafından işverene gönderilen 25.06.2013 tarih ve 2013/483-484 sayılı aidat kesinti talebini ve işçi listesini içeren yazıların işverene tebliğ edildiği ve buna göre işverence aidat kesintilerinin yapılarak ödenmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
İstinaf Başvurusu:
Davalı vekili, Bölge Adliye Mahkemesi kararında belirtilen gerekçelerle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesi Kararının Özeti:
Bölge Adliye Mahkemesince, sendikanın yetkisinin, 17.07.2014 tarihi itibariyle kesinleşmekle birlikte, bu yetkinin, 17.06.2013 yetki tespit başvuru tarihi itibariyle mevcut olan durumu ifade ettiği, başka bir ifadeyle davacı sendikanın, 17.06.2013 tarihi itibariyle yetkili olduğunun, 17.07.2014 tarihinde kesinleşmiş bulunduğu, davanın, davacı sendikanın davalı işverene usulüne uygun başvurusu olup olmadığı noktasında düğümlendiği, mevcut delil durumuna göre 2013/484 sayılı yazının, davalı işverene ulaştığı ve işverenin, davacı sendikanın üye bilgisinin yanı sıra, aidat talebinden de haberdar olduğu sonucuna varıldığından ilk derece mahkemesi kararında her hangi bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Temyiz Başvurusu:
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Gerekçe:
Dava, 6356 sayılı Kanun'un 18. maddesi kapsamında, sendika üyelik ve dayanışma aidat alacaklarının tahsili istemine ilişkindir.
6356 sayılı Kanun'un 18. maddesinin ikinci fıkrasına göre “Üyelik ve dayanışma aidatları, yetkili işçi sendikasının işverene yazılı başvurusu üzerine, işçinin ücretinden kesilmek suretiyle ilgili sendikaya ödenir.” Aynı maddenin üçüncü fıkrasına göre de “Yukarıdaki hükümlere göre ödenmesi gereken aidatı kesmeyen veya kesmesine rağmen bir ay içinde ilgili işçi sendikasına ödemeyen işveren, bildirim şartı aranmaksızın aidat miktarını bankalarca işletme kredilerine uygulanan en yüksek faiziyle birlikte ödemekle yükümlüdür.”
Hukukumuzda, sendika aidat alacaklarının tahsili yöntemi bakımından kaynakta kesinti olarak ifade edilebilecek “check off” sistemi benimsenmiştir. Buna göre, üyelik ve dayanışma aidatları işveren tarafından işçi ücretlerinden kesilerek belirli bir süre içinde sendikaya devredilmektedir(...: İş Hukuku Toplu İş İlişkileri, ..., Mayıs 2013, s.206; ..., .../... ... : Sendika Hukuku, ..., 2014, s.161).
Belirtilen kanuni düzenlemeye göre de, bir işyerinde veya işletmede toplu iş sözleşmesi yapmak için yetki belgesi alan işçi sendikasının, yetki belgesine konu işyeri veya işletmede çalışan üyesi işçilerin listesini ve sendika tüzüğüne göre üyelerin sendikaya ödemeyi kabul ettikleri üyelik aidatını işverene bildirmesi ve bu listeye göre üyelik aidatının kesilmesini ve sendikaya ödenmesini istemesi gerekir. Aksi halde işverenin yükümlülüğünden söz edilemez(..., s.207).
Belirtmek gerekir ki, mülga 2821 sayılı Sendikalar Kanunu'nun 61. maddesinin ilk halinde, kaynakta kesme yönteminden sadece toplu iş sözleşmesinin tarafı olan sendikalar faydalanabilmekte iken, 02.06.1988 tarihinde yürürlüğe giren 3449 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik neticesinde, toplu iş sözleşmesi yapılmamışsa veya sona ermişse yetki belgesi alan işçi sendikasının da “check off” usulünden faydalanabilmesi temin edilmiştir. Ancak 2821 sayılı Kanun'a göre de, toplu iş sözleşmesi yapılmamışsa veya sona ermişse, bu haktan sadece yetki belgesi alan sendikalar yararlanmaktadır(SUR, Melda: İş Hukuku Toplu İlişkiler, ... 2006 s. 118).
6356 sayılı Kanun'un 18. maddesine ilişkin gerekçede de, üyelik ve dayanışma aidatında kaynakta kesme yönteminin, yetkili işçi sendikasının işverene yapacağı yazılı talebe bağlandığı hususu belirtilmiştir.
09.07.2013 tarihinde yürürlüğe giren “Sendika Üyeliğinin Kazanılması ve Sona Ermesi ile Üyelik Aidatının Tahsili Hakkında Yönetmelik” in dokuzuncu maddesinin ikinci fıkrasında da “İşyerinde uygulanan toplu iş sözleşmesinin tarafı olan işçi sendikası veya toplu iş sözleşmesi yapılmamışsa ya da sona ermişse yetki belgesi alan işçi sendikası, aidatların işçilerin ücretlerinden kesilmesi için işverene yazılı talepte bulunur” düzenlemesi yer almaktadır.
Dosya içeriğinden, işyerinde yürürlükte bulunan bir toplu iş sözleşmesinin bulunmadığı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının 21.06.2013 tarihli kararı ile 17.06.2013 başvuru tarihi itibariyle davacı sendikanın davalı işyerinde yasanın aradığı gerekli çoğunluğu sağladığının tespit edildiği, bununla birlikte işveren tarafından çoğunluk tespiti kararına itiraz edilmesi üzerine yetkinin kesinleşmediği, nihayet mahkemece davanın reddine dair verilen kararın Yargıtay 7. Hukuk Dairesi tarafından 17.07.2014 tarihinde onanması ile bu tarih itibariyle sendikanın yetkisinin kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Somut uyuşmazlıkta, sendika tarafından, tebliğ edilip edilmediği çekişmeli olan iki yazı düzenlenmiştir. 2013/483 ve 484 sayılı yazılar 25.06.2013 tarihli olup, sendika tarafından 26.06.2013 tarihinde işverene tebliğ edildiği ileri sürülmekte ise de, işveren tarafından aidat kesinti talebini içeren yazının tebliğ edilmediği savunulmaktadır. Bununla birlikte, bu tarihten sonra ve başkaca, üye işçi listesini içeren aidat kesinti talep yazısı işverene gönderilmemiş, sadece 04.05.2015 tarihli yazı ile temerrüt ihtarı yapılmıştır.
İnceleme konusu davada, tebliği çekişmeli olmakla birlikte, aidat kesintisinin yapılmasının talep edildiği 25.06.2013 tarihinde, yürürlükte olan bir toplu iş sözleşmesi bulunmadığı gibi belirtilen tarihte yetkisi kesinleşen bir sendika da bulunmamaktadır. Ayrıca dosya içeriğine göre, işyerinde daha sonra da toplu iş sözleşmesi bağıtlanmamıştır.
Yukarıda belirtilen kanuni düzenlemeler ve açıklamalar karşısında, işverenin aidat kesme ve ödeme yükümlülüğünden söz edebilmek için, toplu iş sözleşmesinin tarafı olan işçi sendikası veya toplu iş sözleşmesi yapılmamışsa ya da sona ermişse yetki belgesi alan işçi sendikasının mevcut olması ve talepte bulunması gerekir. Bu itibarla, henüz yetkili işçi sendikasının bulunmadığı dönemde işverenin aidat kesme yükümlülüğünden söz edilemez (... : Toplu İş Hukuku, ..., Ocak 2015, sh.96). Diğer bir ifadeyle işverenin aidat kesme yükümlülüğünün ancak yetki belgesinin alınma tarihinden itibaren ortaya çıkacağı ve yetki belgesinin verilme tarihinden önceki aidatları, bizzat sendikanın takip etmesi gerektiği ifade edilebilir(... : Önceye Etkili Toplu İş Sözleşmesinde Üyelik Aidatının İşverence Kesilmesi, ... Akademi, 2012/I, s.7).
Açıklanan maddi ve hukuki olgular karşısında, ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesi ve bu itibarla istinaf talebinin kabulü gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç:
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararının yukarıda yazılı sebeplerle BOZULMASINA, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 12.06.2017 tarihinde oybirliğiyle olarak karar verildi.