İçtihatYargıtay3. Ceza Dairesi
Yargıtay 3. Ceza Dairesi · E. 2017/4581 · K. 2018/1482
- Esas No
- 2017/4581
- Karar No
- 2018/1482
- Karar Tarihi
- 07.02.2018
Karar Metni
3. Ceza Dairesi 2017/4581 E. , 2018/1482 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
HÜKÜM : Hükümlerin açıklanması suretiyle mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü;
Sanığın, 21.09.2009 tarihinde akşam 18:30 civarında mağdura yumruk atmak suretiyle burnunda kemik kırığı meydana gelecek şekilde kasten yaraladıktan sonra olay yerinden ayrılarak eylemini tamamladığı, aynı gün akşam saat 21:58'de mağdurun cep telefonuna hakaret ve tehdit içeren mesajlar göndermeye başlayarak 22.09.2009 tarihinde 23:19'da son mesajını göndermek suretiyle hakaret ve tehdit suçlarına ilişkin eylemlerini de tamamladığı olayda, kasten yaralama ile tehdit ve hakaret suçları arasında geçen zaman dikkate alındığında, 5271 sayılı CMK'nin 253/3. maddesinin uygulanma koşullarının oluşmadığı, tehdit ve hakaret suçlarının kasten yaralama suçu ile birlikte işlenmediği, bu nedenle uzlaşma hükümlerinin uygulanmasının mümkün olduğu anlaşılmakla yapılan incelemede;
Sanık hakkında hakaret suçundan 5237 sayılı TCK'nin 125/1, 53/1. maddeleri gereğince kamu davası açıldığı, söz konusu suçun 02.12.2016 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun ile 5271 sayılı CMK'nin 253. ve 254. maddelerinde yapılan değişiklikten önce de uzlaşma kapsamında bulunduğu, mağdurun soruşturma aşamasında usulüne uygun şekilde yapılan uzlaşma teklifini kabul etmediği, düzenlemenin yürürlüğe girdiği tarihten önce usulüne uygun olarak yapılan uzlaşma tekliflerinin geçerli olduğu ve bu nedenle uzlaşma teklifi yapılmış ve kabul edilmemiş olan dosyalarda yeniden uzlaşma teklifi yapılmasına gerek bulunmadığı anlaşılmakla, tebliğnamedeki bozma görüşüne bu yönüyle iştirak edilmemiştir.
1) 5271 sayılı CMK'nin 231/5. maddesi uyarınca açıklanması geri bırakılan hükümlerin, CMK'nin 231/11. maddesi gereğince, denetim süresi içerisinde kasten yeni bir suç işlenmesi halinde açıklanabilmesi için, usulüne uygun çağrı kağıdı tebliğine rağmen duruşmaya gelmediği takdirde yokluğunda karar verileceği meşruhatını içeren davetiye ile sanığın duruşmaya çağrılması gerektiği, dosyanın incelenmesinde, her ne kadar duruşma gününü bildirir çağrı kağıdı sanığa 05.05.2014 tarihinde tebliğ edilmiş ise de; söz konusu çağrı kağıdında belirtilen meşruhatın bulunmadığı ve ayrıca Uyap sistemi üzerinden yapılan kontrole göre, sanığın tebliğ tarihinden sonra 17.05.2014 tarihinde.... 2 No.lu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumun'da başka suçtan hükümlü olarak cezasını infaz etmeye başladığı ve hükmün açıklandığı 18.09.2014 tarihinde de halen ceza infaz kurumunda hükümlü olarak bulunduğu anlaşılmakla, sanık duruşmaya getirtilmeden ya da Segbis sistemi kullanılmadan yokluğunda yargılama yapılarak hükümlerin açıklanması suretiyle sanığın savunma hakkının kısıtlanması,
2) Sanık hakkında tehdit suçundan kurulan hüküm yönünden; sanığın üzerine atılı TCK'nin 106/1-1. cümlesinde düzenlenen tehdit suçunun 02.12.2016 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun ile değişik 5271 sayılı CMK'nin 253. maddesine göre uzlaşma kapsamında kaldığı anlaşılmakla; sanık ile mağdur arasında 6763 sayılı Kanun ile değişik 5271 sayılı CMK'nin 253. ve 254. maddeleri gereğince uzlaştırma işlemi yapılması için dosyanın uzlaştırma bürosuna gönderilmesi, uzlaştırma girişiminin başarısızlıkla sonuçlanması halinde yargılamaya devamla hüküm kurulması lüzumu,
3) Sanık hakkında hakaret suçundan kurulan hüküm yönünden; takibi şikayete bağlı hakaret suçundan, sanık hakkında mahkumiyet kararı verilmiş ise de; yargılama sırasında mağdurun beyanının alındığı 17.06.2014 tarihli duruşmada, şikayetinden vazgeçtiği anlaşılmakla, 5237 sayılı TCK'nin 73/6. maddesi gereğince, sanıktan şikayetten vazgeçmeyi kabul edip etmediği sorularak, sonucuna göre hukuki durumunun tayini gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi,
Kabule göre de;
4) Sanık hakkında hakaret ve tehdit suçlarından kurulan hükümler yönünden; 22.09.2009 tarihli mesaj tespit tutanağının içeriğine göre, sanığın mağdura aynı suç işleme kararının icrası kapsamında değişik zamanlarda hakaret ve tehdit içeren mesajlar gönderdiğinin anlaşılması karşısında, CMK'nin 226. maddesi gereğince TCK'nin 43. maddesinin uygulanması ihtimaline binaen ek savunma hakkı verilmesi suretiyle sanık hakkında zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,
5) Sanık hakkında kasten yaralama suçundan kurulan hüküm yönünden; TCK'nin 86/1, 87/3. maddeleri uyarınca hükmolunan "1 yıl 1 ay 15 gün" hapis cezası üzerinden, TCK'nin 62. maddesi gereğince (1/6) oranında indirim yapıldığında sonuç cezanın "11 ay 7 gün" yerine "11 ay 11 gün" olarak hatalı hesaplanması suretiyle fazla ceza tayini,
6) Anayasa Mahkemesi'nin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih ve 2014/140 Esas - 2015/85 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK'nin 53. maddesindeki bazı ibarelerin iptal edilmesi nedeniyle hak yoksunlukları yönünden sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın ve üst Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin bu nedenlerle 6723 sayılı Kanun'un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 07.02.2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.