Yargıtay 16. Hukuk Dairesi · E. 2017/475 · K. 2021/382
Hukuk Genel Kurulu 2017/475 E. , 2021/382 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi 1. Taraflar arasındaki “zilyetlik şerhinin iptali” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Antalya 2. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen davanın kabulüne ilişkin kararın davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 16. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Mahkemece Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir. 2. Direnme kararı davalı tarafından temyiz edilmiştir. 3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
I. YARGILAMA SÜRECİ
Davacı İstemi: 4. Davacı Hazine vekili dava dilekçesinde; çekişmeli 28205 ada 17 parsel sayılı taşınmazın bulunduğu bölgede 5831 sayılı Tapulama Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 8. maddesi ile 3402 sayılı Kadastro Kanunu'na eklenen Ek 4. maddesi uyarınca yapılan çalışmalarda kullanımsız, kayalık ve çalılık vasfında ve zilyetlikle veya başka suretle iktisap edilebilecek yerlerden olmadığı hâlde yasaya aykırı şekilde kullanıcısı varmış gibi zilyetliği bulunmayan davalı adına tespitinin yapıldığını ileri sürerek çekişmeli taşınmazda davalı adına olan kullanım/zilyetlik şerhinin iptaline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı Cevabı: 5. Davalı cevap dilekçesinde; çalılık vasfında olan taşınmazı emek harcayarak, odun ve kütüklerini sökmek suretiyle 1985 yılından bu yana kullandığını, zilyetliğe ilişkin yapılan tespitte usulsüzlük bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini ve zilyetliği adına tespit edilmiş olan taşınmazın tarafına satılmasını istemiştir. Mahkeme Kararı: 6. Antalya 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 25.12.2012 tarihli ve 2011/215 E., 2012/678 K. sayılı kararı ile; 6292 sayılı Kanun'un 9. maddesinin 2. fıkrası gereğince Hazine tarafından açılmış ve durdurulması gereken davaların 2/B alanlarındaki taşınmazların aynına yönelik açılmış olan davalar olduğu, eldeki davanın taşınmazın aynına yönelik bir dava olmayıp zilyedin belirlenmesine yönelik bulunduğu, bu nedenle 6292 sayılı Kanun'un 9. maddesinde düzenlenen ve durdurulması gereken davalar kapsamında olmadığı, çekişmeli taşınmazın %45-50 eğimli, makilik ve traverten kayalık niteliğinde olduğu, üzerinde 150 yaş üzerinde olduğu tahmin edilen çam ağacı bulunduğu, çalıların bir kısmının son iki üç aylık dönemde temizlenip kenara yığıldığı, davalının bu yer üzerinde zilyetliğinin bulunmadığı ve taşınmazın zilyetliğe konu olabilecek yerlerden de olmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile taşınmazın beyanlar hanesinde yazılı bulunan "Şakir oğlu ... kullanımındadır" şerhinin iptaline karar verilmiştir. Özel Daire Bozma Kararı: 7. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı temyiz isteminde bulunmuştur. 8. Yargıtay 16. Hukuk Dairesince 05.11.2013 tarihli ve 2013/10359 E., 2013/10371 K. sayılı kararı ile; "… Mahkemece, çekişmeli taşınmazın davalının kullanımında olmadığı kabul edilmek sureti ile davanın kabulüne karar verilmiştir. Ne var ki, 26.04.2012 tarihli 28275 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6292 sayılı Kanun'un 9. maddesinin 2. bendi, "Hazine tarafından kişiler aleyhine açılan davalar ile ilgili davaların durdurulacağı" hükmünü içermektedir. Hal böyle olunca anılan yasa maddesi uyarınca işlem yapılması zorunlu olduğundan hükmün bu nedenle bozulmasına, bozma nedenine göre sair yönlerin incelenmesine yer olmadığına …" gerekçesiyle karar bozulmuştur. Direnme Kararı: 9. Antalya 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 09.04.2015 tarihli ve 2014/261 E., 2015/142 K. sayılı kararı ile; 6292 sayılı Kanun'un 9/2. maddesine göre, Hazine tarafından açılmış ve durması gereken davaların 2/B alanları hakkında taşınmazın aynına yönelik açılmış davalar olduğu, 9. maddenin 4. fıkrasında da, bu işlemler sonuçlanıncaya kadar bu alanların aynına yönelik olarak dava açılmasına ilişkin hak düşürücü sürelerinin işlemeyeceğine ilişkin düzenlemeye yer verildiği, hak düşürücü sürelerin işlemeyeceği davalar taşınmazların aynına yönelik olan davalar olduğuna göre bu düzenlemenin zilyetliğe ilişkin açılmış davaları kapsamayacağı, ayrıca aynı Kanun'un 9/2. maddesinde, durdurulan davalarla ilgili hak sahibi ve ilgililer tarafından başvuruların yapılmaması hâlinde davalara devam edileceğinin belirtildiği, oysa eldeki davada davalının hak sahibi/zilyet olup olmayacağının tartışma konusu olduğu, 6292 sayılı Kanun'un 6. maddesinde, hak sahibinin belirlenmesinde mahkeme kararlarının da zikredildiği, bu durumda 3402 sayılı Kanun'un Ek 4. maddesi uyarınca 2/B alanlarında yapılan kullanım kadastro çalışmaları sonucu açılmış kadastro mahkemelerindeki davaların devam ettiği, eldeki davanın 2/B alanında bulunan taşınmazın aynına yönelik bir dava olmayıp zilyetliğe, başka bir deyişle sonucu itibariyle taşınmaz üzerinde kimin hak sahibi olup olamayacağına ilişkin olduğu, bu davalar durdurulduğu taktirde, gerçek zilyet olmadığı hâlde, kadastro görevlilerinin veya bilirkişilerin bir kısım usulsüz işlemlerle yaptıkları yolsuz zilyetlik tespitleriyle, hak sahibi olmayan kişilerin 6292 sayılı Kanun'a göre talepte bulunmasının mümkün olacağı gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir. Direnme Kararının Temyizi: 10. Direnme kararı süresi içinde davalı tarafından temyiz edilmiştir.