Yargıtay 20. Hukuk Dairesi · E. 2017/6298 · K. 2019/984
20. Hukuk Dairesi 2017/6298 E. , 2019/984 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı dava dilekçesi ile davalı borçlunun arsa sahibi olması sebebiyle dava konusu sitede birden fazla bağımsız bölümün maliki olduğunu, aidat ve ortak gider borcunun takip tarihi itibariyle 121.196,66 TL'ye ulaştığını, davalı aleyhine ... .... İcra Müdürlüğünün 2011/2674 E sayılı dosyası ile davalı aleyhine icra takibi başlatıldığını, borçlunun takibe itiraz ettiğini beyanla davanın kabulü ile itirazın iptali, takibin devamı ve % 40 oranında icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Mahkemece, yine aynı mahkemede görülen 2011/371 Esas sayılı dava dosyasında, davacı tarafın diğer aylarla beraber 2007 yılı Eylül ayı aidat bedelinin de davalıdan talep etmiş olduğu ve ilgili dosyada bu konuda karar verildiği, davacı tarafça 2007 yılı Eylül ayı aidat bedelleri için mevcut dava ile mükerrer talepte bulunulduğunun tespit edildiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, karar davacı vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay 18. Hukuk Dairesinin 11/11/2015 tarih ve 2015/17709 Esas 2015/16338 Karar sayılı ilamı ile "Dosyadaki bilgi ve belgeler ile aynı mahkemenin 2011/371 esas sayılı, taraflar arasında aidat alacağından kaynaklı olarak açılan dava dosya içeriği ve bilirkişi raporu dikkate alındığında; davacı tarafın diğer aylarla beraber 2007 yılı Eylül ayı aidat bedelini de talep etmiş olduğu ve bu aidat bedelini de kapsar şekilde hesaplama yapılıp karar verildiği anlaşılmaktadır. Buna göre 2011/371 Esas sayılı dava dosyasının kararının kesinleşip kesinleşmediği araştırılarak, kesinleşmemiş ise bu kararın kesinleşmesinin beklenmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, talebin mükerrer olduğu gerekçesi ile davanın reddi yönünde karar verilmesi doğru görülmemiştir." denilmek suretiyle bozulmuştur. Mahkemece bozma kararına uyulduktan sonra yapılan yargılama sonucu, 2016/126 Esas sayılı dosya üzerinden açılan dava ile 2014/1108 Esas (Eski 2011/371 Esas) sayılı dosyasının taraflarının, sebebinin ve konusunun aynı olduğundan ve bu kararın kesinleşmiş bulunduğundan, açılan 2016/126 Esas sayılı dosya hakkında karar vermeye yer olmadığına karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından vekalet ücretine yönelik olarak temyiz edilmiştir. 6100 sayılı HMK'nın geçici 3. madde .... fıkrasına göre; bölge adliye mahkemelerinin, 26/9/2004 tarihli ve 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun geçici 2. maddesi uyarınca Resmî Gazetede ilan edilecek göreve başlama tarihine kadar, 1086 sayılı Kanunun temyize ilişkin yürürlükteki hükümlerinin uygulanmasına devam olunur. 2. fıkrasına göre; bölge adliye mahkemelerinin göreve başlama tarihinden önce verilen kararlar hakkında, kesinleşinceye kadar 1086 sayılı Kanunun 26/9/2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki 427 ilâ 454. madde hükümlerinin uygulanmasına devam olunur. Bu kararlara ilişkin dosyalar bölge adliye mahkemelerine gönderilemez. 3. fıkrasına göre; bu Kanunda bölge adliye mahkemelerine görev verilen hallerde bu mahkemelerin göreve başlama tarihine kadar 1086 sayılı Kanunun bu Kanuna aykırı olmayan hükümleri uygulanır. Dosya içerisindeki belgelerin incelenmesinde; ... ...Sulh Hukuk Mahkemesince 06/10/2016 tarihli 2016/126 E. - 2016/1016 K. sayılı kararı her ne kadar tebliğden itibaren 2 hafta içinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere verildiği anlaşılmışsa da aynı mahkemece daha önce 02/11/2012 tarihinde verilen 2012/853 E. - 2014/613 K. sayılı kararın Yargıtay 18. Hukuk Dairesince incelenerek 11/11/2015 tarih ve 2015/17709 Esas 2015/16338 Karar sayılı kararıyla bozulmasına karar verildiği görülmekle; 6100 sayılı HMK'nın geçici 3/2. maddesi uyarınca bölge adliye mahkemelerinin görevli olmadığı ve 1086 sayılı HUMK'nın uygulanması gerektiğinden ilgili kararın istinaf yoluna değil temyiz yoluna tabi olduğu tespit edilmiştir. ... 2. Sulh Hukuk Mahkemesi 2016/126 E. - 2016/1016 K. sayılı kararı, davalı vekili Av....'e 11/11/2016 tarihinde tebliğ edilmiş, ancak yasal 8 günlük süreden sonra 05/12/2016 tarihinde karar temyiz edilmiştir. Bu durumda HUMK'nın 437. maddesi hükmünde öngörülen 8 günlük temyiz süresi geçmiş bulunduğundan, ....6.1990 gün ve 1989/3 E. - 1990/... K. sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca temyiz isteminin süreden REDDİNE, temyiz harcının istek halinde iadesine 14/02/2019 günü oy çokluğu ile karar verildi.