İçtihatYargıtay18. Ceza Dairesi
Yargıtay 18. Ceza Dairesi · E. 2018/22 · K. 2018/11052
- Esas No
- 2018/22
- Karar No
- 2018/11052
- Karar Tarihi
- 10.09.2018
Karar Metni
18. Ceza Dairesi 2018/22 E. , 2018/11052 K.
"İçtihat Metni"
KARAR
Hakaret suçundan sanık ...’in, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 125/1, 125/3-a, 125/4, 62/1 ve 52/2. maddeleri gereğince 7.000,00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına, cezasının aynı Kanun’un 58/7. maddesi uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine dair Kastamonu 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 10/12/2013 tarihli ve 2013/173 esas, 2013/482 sayılı kararının, Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına bozulmasının istenilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 02/01/2018 gün ve 74810 sayılı istem yazısıyla Dairemize gönderilen dava dosyası incelendi.
İstem yazısında; “Dosya kapsamına göre;
1- Sanığın, cezaevi içerisinde meydana gelen tartışmada hakaret ettiği anlaşılmakla, dosya içerisinde yer alan anlatımlara göre hakaret sözlerinin başkalarının muttali olacağı şekilde söylendiğine dair bir açıklık bulunmadığı gözetilmeden, koşulları oluşmadığı halde aleniyet artırımı yapılarak fazla ceza tayin edilmesinde,
2- Tekerrüre esas sabıkası bulunan sanık hakkında, 5237 sayılı Kanun'un 58/3. maddesindeki "tekerrür halinde, sonraki suça ilişkin kanun maddesinde seçimlik olarak hapis cezası ile adlî para cezası öngörülmüşse, hapis cezasına hükmolunur" hükmü uyarınca, müsnet suçu düzenleyen anılan Kanun'un 125/1. maddesinde hapis veya adli para cezasının seçimlik olduğu gözetilerek, hüküm kurulurken hapis cezasının seçilmesi karşısında, aynı Kanun'un 50/2. maddesindeki “Suç tanımında hapis cezası ile adlî para cezasının seçenek olarak öngörüldüğü hâllerde, hapis cezasına hükmedilmişse; bu ceza artık adlî para cezasına çevrilmez” şeklindeki düzenleme gereği, sanık hakkında tayin olunan netice 11 ay 20 gün hapis cezasının adlî para cezasına çevrilemeyeceğinin gözetilmemesinde,
3- Sanık hakkında adli para cezasına hükmedilmesi karşısında, 5237 sayılı Kanun'un 58. maddesinde düzenlenen tekerrür hükümlerinin uygulanamayacağı gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde,
İsabet görülmemiştir.” denilmektedir.
Hukuksal Değerlendirme:
1- "1" numaralı istem açısından;
5237 sayılı TCK’nın 125. maddesinin 1. fıkrasında; Bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat eden ... veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına saldıran kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır. Mağdurun gıyabında hakaretin cezalandırılabilmesi için fiilin en az üç kişiyle ihtilât ederek işlenmesi gerekir.” hükmüne yer verilmiş, aynı Kanun’un 4. fıkrasında da “Hakaretin alenen işlenmesi halinde ceza altıda biri oranında artırılır.” hükmü düzenlenmiştir.
Aleniyet hakaret eyleminin herkesin duyabileceği, görebileceği ve sayısı belli olmayan birden fazla kişiler tarafından algılanabilir olması anlamına gelmektedir. Aleniyet nedeniyle artırım yapılmasının amaçlarından biri mağdurun onur ve şöhretinin, fiili başkalarının duyması veya duymasına açık olması nedeniyle daha fazla zarar görmesi diğeri ise hukuka aykırılık teşkil eden fiilin bizatihi aleni olarak icra edilmesidir.
İnceleme konusu somut olayda; hükümlü olan sanığın, cezaevi içerisinde meydana gelen tartışmada hakaret ettiği anlaşılmaktadır. Dosya içerisinde yer alan anlatımlara göre hakaret sözlerinin başkalarının muttali olacağı şekilde söylendiğine dair bir açıklık bulunmamaktadır. Bu nedenle koşulları oluşmadığı halde aleniyet artırımı yapılarak fazla ceza verilmesi hukuka aykırıdır.
2- "2" numaralı istem açısından;
5237 sayılı TCK'nın 58/3. maddesinde "tekerrür halinde, sonraki suça ilişkin kanun maddesinde seçimlik olarak hapis cezası ile adlî para cezası öngörülmüşse, hapis cezasına hükmolunur" hükmüne yer verilmiştir.
Aynı Kanun'un 50/2. maddesindeki “Suç tanımında hapis cezası ile adlî para cezasının seçenek olarak öngörüldüğü hâllerde, hapis cezasına hükmedilmişse; bu ceza artık adlî para cezasına çevrilmez” hükmü bulunmaktadır.
Yerel Mahkemece, mükerrir olan sanık hakkında hakaret suçundan kurulan mahkumiyet hükmünde, TCK'nın 125/1. maddesinde hapis veya adli para cezasının seçimlik olduğu gözetilerek, aynı Kanunun 58/3.maddesi uyarınca hapis cezası tercih edilerek hüküm kurulmasına karşın, TCK'nın 50/2.maddesinde yer verilen düzenlemeye aykırı şekilde sanık hakkında hükmolunan 11 ay 20 gün hapis cezasının adlî para cezasına çevrilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.
3- "3" numaralı istem açısından;
5237 sayılı TCK'nın 50. maddesinin 5. fıkrasında "Uygulamada asıl mahkumiyet, bu madde hükümlerine göre çevrilen para cezası veya tedbirdir." aynı Kanun’un 58. maddesinin 6. fıkrasında "Tekerrür halinde hükmolunan ceza, mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilir. Ayrıca, mükerrir hakkında cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbiri uygulanır." 7. fıkrasında "Mahkûmiyet kararında, hükümlü hakkında mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanacağı belirtilir." 8. fıkrasında ise "Mükerrirlerin mahkûm olduğu cezanın infazı ile denetimli serbestlik tedbirinin uygulanması, kanunda gösterilen şekilde yapılır." hükümleri yer almaktadır.
5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 108. maddesinde düzenlenen mükerrirlere özgü infaz rejiminin, yalnızca hapis cezalarına ilişkin olduğu ve aynı Yasanın adli para cezalarının infaz yöntemini gösteren 106. maddesinde de mükerrirlikle ilgili bir düzenlemeye yer verilmediği görülmektedir. Belirtilen yasal hükümler birlikte değerlendirildiğinde, mahkemece hükmolunan cezanın türü itibariyle sanık hakkında mükerrirlere özgü infaz rejimi ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına karar verilemeyeceği anlaşılmaktadır. Bu suretle yerel Mahkemece tekerrür hükümlerinin uygulanması hukuka aykırıdır.
Sonuç ve Karar:
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden,
1- Hakaret suçundan sanık ... hakkında, Kastamonu 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 10/12/2013 tarihli ve 2013/173 esas, 2013/482 sayılı kararının, "2" numaralı istem açısından aleyhe sonuç doğurmamak üzere, 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
2- Karardaki hukuka aykırılıklar aynı Kanun maddesinin 4-d fıkrasına göre, sanığa daha hafif bir cezanın verilmesini gerektirmekle, TCK’nın 125/3-a. maddesi uyarınca, mahkemece cezanın alt sınırdan takdir edilmiş olması ve neticeten adli para cezasına hükmedilmiş olması hususları göz önünde bulundurularak, sanığın 365 gün adli para cezası ile cezalandırılmasına,
3- TCK’nın 62/1. maddesi gereğince takdiren 1/6 oranında indirilerek, sanığın 304 gün adli para cezası ile cezalandırılmasına,
4- TCK'nın 52/2 maddesi uyarınca günlüğü takdiren 20 TL'den paraya çevrilerek, sanığın 6080 TL adli para cezasıyla CEZALANDIRILMASINA,
5- Sonuç cezanın niteliğine göre, hüküm fıkrasında yer alan TCK’nın 58. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümün hükümden ÇIKARILMASINA,
6- İnfazın bu miktar üzerinden yapılmasına, kararda yer alan diğer hususların olduğu gibi bırakılmasına, 10.09.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.