İçtihatYargıtay8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi · E. 2018/6370 · K. 2020/6211
- Esas No
- 2018/6370
- Karar No
- 2020/6211
- Karar Tarihi
- 14.10.2020
Karar Metni
8. Hukuk Dairesi 2018/6370 E. , 2020/6211 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Ecrimisil (Haksız İşgal Tazminatı)
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, görevsizlik kararı verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Dava dilekçesinde, davalının, davacının malik olduğu taşınmazı haklı bir neden olmaksızın işgal ettiği ileri sürülerek toplam 506.033 TL ecrimisilin yasal faizi ile tahsili istenilmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde, ecrimisil ihbarnamesinde gerekli düzeltmelerin yapıldığı ve borcun ödendiğini belirterek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, tarafların 3533 sayılı Yasa kapsamında kalan kurumlar olduğu gerekçesiyle davanın hakem sıfatıyla çözümlenmesi gerektiğinden bahisle dava dilekçesinin görev yönünden reddine dair verilen karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Öncelikle, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114. maddesinde dava şartları arasında sayılan; taraf ve dava ehliyeti, dava takip yetkisi, davada temsil kavramları üzerinde durulmalıdır:
Taraf ehliyeti, davada taraf olabilme ile ilgili olup, 6100 sayılık Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 50.maddesi gereği medeni haklardan istifade hakkı bulunan her gerçek ve tüzel kişi bir davada taraf olabilme ehliyetine de sahip olup gerçek kişi sağ doğmak şartı ile ana rahmine düştüğü andan başlayarak ölünceye kadar taraf ehliyetine sahiptir.
Dava ehliyeti ise kişinin kendisinin veya yetkili kılacağı bir vekil aracılığı ile bir davayı davacı veya davalı olarak takip etme yetkisi olup, HMK'nin 51.maddesi gereği dava ehliyeti medenî hakları kullanma ehliyetine göre belirlenecektir. Buna göre medeni hakları kullanma (fiil, eylem) ehliyetine sahip olan bütün gerçek ve tüzel kişiler dava ehliyetine de sahiptirler.
Davayı takip yetkisi, HMK'nin 53.maddesi gereği, davayı yürütebilme ve talep sonucunda belirtilen hakkın ya da hukukî ilişkinin esası hakkında hüküm alabilme yetkisini ifade etmekte olup, kanunda belirtilen istisnaî durumlar dışında, maddî hukuktaki tasarruf yetkisine göre kişinin davayı takip yetkisi olup olmadığı belirlenecektir. Kişi kendi adına dava açtığında yani dava konusu hak ya da hukuki ilişkinin tarafı olduğunu iddia ettiği anda davayı takip yetkisine de sahip olacaktır. Ancak kendi adına değil de bir üçüncü kişi adına hak talep ettiğinde davayı takip yetkisi olmayacaktır.
Dava takip yetkisi taraf sıfatından farklı olup sıfat, tarafın maddi hukukta düzenlenen alacaklı, mirasçı, malik olma niteliğine ilişkindir. Buna karşılık dava takip yetkisi yargılamanın kim tarafından yürütüleceği sorusunun yanıtıdır. Bu bakımdan, davanın yürütülmesi ve karara ulaşılmasındaki süreç dava takip yetkisini, bu sürecin sonucunda maddî hukuka yönelik sonuç sıfatı karşılar. Yani, dava takip yetkisi usûlî, sıfat ise maddî hukukla bağlantıyı ifade eder. (Pekcanıtez H., Atalay, O./Özekes, M.: Medeni Usûl Hukuku, Ankara 2011, s.211).
Dava da temsil, HMK'nin 71.maddesi gereği dava ehliyeti bulunan herkes, davasını kendisi veya tayin ettiği vekil aracılığıyla açabilir ve takip edebilir. Temsilci davanın tarafı olmayıp taraf adına hareket eden kişidir. HMK'nin 52.maddesi gereği medenî hakları kullanma ehliyetine sahip olmayanlar (kısıtlılar, küçükler vs.) davada kanuni temsilcileri, tüzel kişiler ise yetkili organları tarafından temsil edilebilecek olup, bunun için TMK'nin 462/8.maddesi kapsamında vesayet makamından izin alınması ve izin belgesinin HMK'nin 54.maddesi gereği dava dilekçesi ile birlikte mahkemeye sunmak zorunda oldukları, iradi temsil olarak adlandırılan vekil aracılığı ile temsilde ise davanın tarafı seçtiği bir vekil aracılığı ile dava açabilir ve davayı takip edebilir. Kendisine vekalet verilecek kişiler 1136 sayılı Avukatlık Kanun'un 35.maddesi gereği baroda kayıtlı avukatlardır. İster akdi, ister kanuni temsil durumunda davanın tarafı temsilsi olmayıp, temsil edilen gerçek veya tüzel kişiliktir.
Dava da temsil kapsamında vakıflar ile Vakıflar Genel Müdürlüğü arasındaki ilişki üzerinde de kısaca durulması gerekmekte olup buna göre; 5737 sayılı Vakıflar Kanunu'nun 3. maddesinde, mülhak vakıf, Mülga 743 sayılı Türk Kanunu Medenisinin yürürlük tarihinden önce kurulan, yönetimi vakfedenlerin soyundan gelenlere şart edilen ve bu kişiler tarafından; mazbut vakıf ise bu Kanun uyarınca Genel Müdürlükçe yönetilecek ve temsil edilecek vakıflar ile Mülga 743 sayılı Türk Kanunu Medenisinin yürürlük tarihinden önce kurulan ve 2762 sayılı Vakıflar Kanunu gereğince Vakıflar Genel Müdürlüğünce yönetilen vakıflar olarak tanımlandıktan sonra, aynı Kanunun 6. ve 7. maddelerinde ise mazbut vakıfların Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından yönetilip temsil edileceği düzenlenmiştir.
Dosya içerisindeki bilgi ve belgelerden; davalının kullanımında olduğu iddia edilen ve haksız kullanıma dayalı olarak ecrimisil talep edilen Şişli İlçesi Kaptanpaşa Mahallesi 1643 ada 58 parsel sayılı taşınmaz davacı ... Genel Müdürlüğü adına değil, mazbut vakıf olan ... Vakfı adına tam pay ile tapuda kayıtlıdır.
Buna göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, taşınmaz maliki ... Vakfı olup Mazbut Vakfı idare eden kurum olarak İstanbul Vakıflar Bölge Müdürlüğü ile İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanlığı arasındaki ecrimisil talebine ilişkindir.
3533 sayılı Umumi Mülhak Ve Hususi Bütçelerle İdare Edilen Daireler Ve Belediyelerle Sermayesinin Tamamı Devlete Veya Belediye Veya Hususi İdarelere Ait Daire Ve Müesseseler Arasındaki İhtilafların Tahkim Yoliyle Halli Hakkında Kanun'nun 1.maddesinde; Umumi, mülhak ve hususi bütçelerle idare edilen daireler ve belediyelerle sermayesinin tamamı devlete veya belediyeye veya umumi idarelere ait olan daire ve müesseseler arasında çıkan ihtilaflardan adliye mahkemelerinin vazifesi dahilinde bulunanları, bu kanunda yazılı tahkim usulüne göre halledileceği, aynı Kanunun 4.maddesi uyarınca; katma bütçe ile idare edilen daireler, belediyeler, özel bütçe ile idare olunan daire ve müesseselerden biriyle Genel Bütçeye dahil dairelerden biri arasında çıkan uyuşmazlıklar, o yerdeki yüksek dereceli hukuk mahkemesi başkanı ve ya hakimi tarafından hakem sıfatıyla çözümleneceği şeklinde düzenlenmiştir.
Somut olaya gelince; dava konusu taşınmazda, malik ... Vakfı olduğundan ve davacı da malik olmayıp mazbut vakfı idare eden kurum (Kanuni Temsil) olduğundan uyuşmazlığın 3533 sayılı Yasa'ya göre değil genel mahkemede çözülmesi gerektiği kuşkusuzdur. (23.08.2008 tarihli ve 2008/3-10 Esas, 2008/32 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı)
O halde, mahkemece işin esasının incelenmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme sonucu ile görevsizlik kararı verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı ... Genel Müdürlüğü vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile usul ve kanuna aykırı bulunan hükmün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nin 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK'nin 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 14.10.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.