İçtihatYargıtay8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi · E. 2018/7381 · K. 2020/1725
- Esas No
- 2018/7381
- Karar No
- 2020/1725
- Karar Tarihi
- 24.02.2020
Karar Metni
8. Hukuk Dairesi 2018/7381 E. , 2020/1725 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Elatmanın Önlenmesi, Tazminat
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup, hükmün taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacı, kayden maliki olduğu 202 parsel sayılı taşınmazın sınırında yer alan karayolunun iki tarafına davalı idarenin drenaj kanalları yaptığını, ancak arazinin yapısı dikkate alınmadan ve istinat duvarı ile büzler konulmaksızın fen ve tekniğe aykırı bu yapım nedeniyle meydana gelen heyelan sonucu anılan kanalın kırılarak arazi üzerinde 3000 m²'lik alanın kaydığını ve taşınmazının kullanılamaz hale geldiğini ileri sürerek, elatmanın önlenmesi ve tazminat isteminde bulunmuştur.
Davalı İdare vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, idari yargının görev alanına girdiği gerekçesiyle davanın reddine ilişkin verilen kararın bozulması üzerine, bozmaya uyularak devam eden yargılamada yapılan araştırma sonucunda elatmanın önlenmesi isteminin kabulüne, tazminat isteminin kısmen kabulüne hükmedildiği, taraf vekillerinin temyizi üzerine kararın, taşınmazın kullanılmaz hale gelip gelmediğinin ve tamamen yok olma sonucunu doğuracak şekilde elatma ve zarar verme olgusunun olup olmadığının belirlenmesi ve bu yönde bir tespit yapıldığında ne şekilde hareket edilmesi gerektiği belirtilerek bozulduğu anlaşılmıştır. Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde, taleple bağlı kalınarak 13.500 TL nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine ve taşınmazın tapu kaydının iptali ile yol olarak terkinine, bu kısmın davalı İdare adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş olup; hüküm, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Dava, davalı idare tarafından yapılan drenaj kanalının heyelan nedeniyle çökmesi sonucu davacı taşınmazına zarar verildiği iddiasına dayalı elatmanın önlenmesi ve tazminat istemlerine ilişkindir.
1-a. Davalı İdare vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının incelenmesinde; dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına ve ilâmda belirlenip dayanılan gerektirici sebeplere göre yerinde olmayan temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
1-b. Davalı İdare vekilinin harca yönelik temyiz itirazına gelince; harç sorumluluğunu düzenleyen ve özel nitelikteki 6001 sayılı ...'nün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun'un 12/(2). maddesi “ Genel Müdürlük; bu Kanun kapsamındaki görevleri dolayısıyla yapacağı işlemler yönünden, katma değer vergisi ve özel tüketim vergisi hariç, her türlü vergi, resim, harç ve paydan, tapu ve kadastro işlemlerinden kaynaklanan her türlü döner sermaye ücretinden muaftır. Ancak, yargı harçlarının Genel Müdürlüğün haklılığı nispetinde karşı taraftan tahsiline ilgili merciince karar verilir.” hükmünü içermektedir. Görüldüğü üzere, madde metninde yargı harçlarının idarenin haklılığı nispetinde karşı taraftan tahsiline karar verileceği belirtildiğine göre, davacı idarenin 6001 sayılı Kanun kapsamındaki işlemleri dolayısıyla yargı harçlarından muaf tutulduğunun kabulü gerekirken, davalı İdare aleyhine harca hükmedilmesi isabetli görülmemiştir.
2.Davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince;
Öncelikle ve önemle belirtmek gerekir ki; mahkemenin bozma ilamına uymasıyla birlikte mahkeme bozma ilamı gereklerini tam olarak yerine getirme yükümlülüğü altına girer. Ne var ki; eldeki olayda Mahkemenin uyulmasına karar verdiği bozma ilamının gereklerini tam olarak yerine getirdiğini söyleyebilme imkanı yoktur.
Uyulan bozma ilamında: “heyelan nedeniyle taşınmazın kullanılamaz hale gelip gelmediğinin ve tamamen yok olma sonucunu doğuracak şekilde el atma ve zarar verme olgusunun bulunup bulunmadığının belirlenmesi, bu olgu belirlendiği takdirde taşınmazın dava tarihindeki sürüm değerinin saptanması; eski hale getirme giderinin sürüm değerini aştığının anlaşılması durumunda taşınmazın davalı idareye terkin ve tapu kaydının onun adına düzeltilmesine, saptanacak sürüm değerinin de davalı idareden alınarak davacıya verilmesine…” hükmedilmesi gerektiği açıklanmış olup, bozma sonrası yapılan yargılamada alınan bilirkişi raporları doğrultusunda taşınmazın bir kısmı heyelan nedeniyle yok olmakla birlikte heyelan önlenemediği müddetçe parselde sürekliliği olan bir kullanımın can ve mal güvenliği açısından mümkün olamayacağı, mevcut hali ile yerinde yapılmış v kanallarının dahi sorunu gidermeye yetmediği hatta bu kanalların da kaymaya maruz kaldığı, yerinden oynadığı, heyelana maruz kalmış dava konusu 202 parselin heyelan öncesi duruma getirilemeyeceği belirlendiğine, 19.04.2013 tarihli fen raporunda heyelan sebebiyle yok olan kısım ile henüz heyelana maruz kalmayan kısmın birbirinden ifraz edilemeyeceği bildirildiğine göre Mahkemece, davacıya ait taşınmazın tapu kaydının iptali ile davalı İdare adına tesciline karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Ancak, hüküm kısmında taşınmazın tamamına ait tapu kaydının iptali ile davalı İdare adına tapuya tesciline karar verilmesi ile yetinilmesi gerekirken, “yol olarak terkinine” şeklinde hükümde karışıklığa sebep olunması hatalı olmuştur.
Aynı zamanda, her ne kadar davacı tarafça taşınmazın bir bölümüne ilişkin olarak eski hale getirme sebebiyle tazminat talep edilmişse de, yapılan yargılama ve alınan raporlar karşısında taşınmazın tamamının piyasa sürüm değerinin davalı tarafından davacıya ödenmesi karşılığında taşınmazın da tapu kaydının iptali ile davalı adına tescili gerektiği sonucuna ulaşıldığından; hüküm vermeye yeterli ve gerekçeli 2 ziraat mühendisi ve 1 gayrimenkul değerleme uzmanı bilirkişiden yeniden alınacak raporla, taşınmazın dava tarihi itibarıyla tespit edilecek piyasa sürüm değerinin davalı İdareden, dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile tahsiline ve devamında taşınmazın tapu kaydının iptali ile davalı adına tesciline karar verilmesi gerekirken, eksik ve yetersiz ziraat mühendisi raporuna değer verilerek ve davanın niteliğine uymayacak şekilde taleple bağlı kalındığı belirtilerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda (1-a) nolu bentte yazılı nedenlerle davalı İdare vekilinin sair temyiz itirazları yerinde görülmediğinden reddine; yukarıda (1-b) nolu bentte yazılı nedenle davalı İdare vekilinin harca yönelik temyiz itirazı, (2) nolu bentte yazılı nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 24.02.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.