Yargıtay 22. Hukuk Dairesi · E. 2018/843 · K. 2021/1169
Hukuk Genel Kurulu 2018/843 E. , 2021/1169 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İş Mahkemesi 1. Taraflar arasındaki “işçilik alacağı” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Ankara 8. İş Mahkemesince verilen davanın kısmen kabulüne ilişkin karar taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 22. Hukuk Dairesi tarafından yapılan inceleme sonunda bozulmuş, mahkemece Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir. 2. Direnme kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. 3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
I. YARGILAMA SÜRECİ
Davacı İstemi: 4. Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı ... Vakfına (Vakıf) ait Özel Bilkent Erzurum Laboratuvar Lisesi’nde 01.08.2008-01.09.2011 tarihleri arasında İngilizce öğretmeni, 01.09.2011 tarihinden 24.01.2012 tarihli ihtarname ile iş sözleşmesini alacaklarının ödenmemesi sebebiyle haklı nedenle feshettiği tarihe kadar ise okul müdürü olarak çalıştığını, sosyal yardım kapsamındaki ödemelerin, seminer ve yaz okulu ek ders ücreti alacaklarının, öğretim yılına hazırlık tazminatının ve egzersiz görev ücretinin ödenmediğini, ocak ve temmuz aylarında ücret artışlarının yapılmadığını, ayrıca ücretlerin geç ödenmesinden kaynaklanan %1 fazlası alacaklarının da bulunduğunu ileri sürerek, belirtilen alacakların yanı sıra kıdem tazminatı, bakiye süre ücreti alacağı ve sözleşmede belirtilen tazminat alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı Cevabı: 5. Davalı vekili cevap dilekçesinde; belirli süreli iş sözleşmelerinde bakiye süre ücreti talep edilemeyeceğini, davacı istifa ettiğinden sözleşmede belirlenen tazminata hak kazanamadığını, hak ettiği tüm ücretlerin ödendiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkeme Kararı: 6. Ankara 8. İş Mahkemesinin 21.02.2014 tarihli ve 2012/35 E., 2014/243 K. sayılı kararı ile; davacı haklı nedenle iş sözleşmesini feshettiğinden kıdem tazminatına hak kazandığı, sözleşmenin kalan süresine ilişkin ücretin hesaplandığı, davacı vekilinin dosya ibraz ettiği 02.02.2014 tarihli dilekçe içeriğinden davacının sözleşme süresinin bitmesinden önce 01.08.2012-01.09.2012 tarihleri arasında İzmir İleri Teknoloji Enstitüsünde okutman olarak çalıştığı ve 2012 yılı Ağustos ayında 2.139,20TL ücret aldığının anlaşıldığı, bu miktarın bilirkişi raporunda hesaplanan miktardan mahsup edildikten sonra %30 indirim yapılarak bakiye süre ücretinin belirlendiği, iş sözleşmesinin davacı tarafından feshedilmiş olması karşısında tazminata hak kazanmanın koşulu olarak öngörülen "işçinin süresi dolmadan işverence işten çıkarılması" koşulunun gerçekleşmediği, davacının sözleşmeden doğan tazminat alacağına hak kazanamadığı, eğitim işlerini yürütme ve planlama görevinin kurucu temsilciye ait olduğu, davacının da bu nitelikte bir görevlendirmesi bulunmadığından öğretime hazırlık tazminatı talebinin de reddinin gerektiği, 625 sayılı Özel Öğretim Kanunu’nda öğretmenin ücretinin ödenmesi geciktiği takdirde, gecikilen her gün için %1 fazlası ile ödeneceği öngörülmüş olup, 14.02.2007 tarihi itibari ile bu Kanun yürürlükten kaldırarak aynı tarih itibari ile yürürlüğe giren 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu’nda bu yönde bir hüküm bulunmadığı, ek ders ücretinin de geniş anlamda bir ücret olması sebebi ile 625 sayılı Kanun’un yürürlükten kalktığı tarihe kadar ödenmeyen ek ders ücretine günlük %1 gecikme fazlası ödenmesi gerektiği, diğer yandan yeni yasanın yürürlüğünden sonra taraflar arasında yapılan sözleşmede de günlük %1 gecikme fazlası ödenmesi öngörüldüğünden hak edilen ücretlere günlük %1 gecikme fazlası hesaplanması gerektiği, davacının müdür olarak görev yaptığı döneme ilişkin ek ders ücreti talep ettiği, ilgili Bakanlar Kurulu Kararının 6. maddesinde müdür, müdür başyardımcısı ve müdür yardımcılarına haftada 6 saate kadar alanlarında ek ders görevi verilebileceğinin belirtildiği, anılan düzenlemenin müdürün belirlenen maaşına ilaveten 20 saat ek ders ücreti ödenmesini öngören bir düzenleme olduğu, haftada 20 saat derse girmiş gibi sayılacağı, davacının müdürlük döneminde 6 saat derse girmesi gerekirken 10 saat girmek sureti ile haftada 4 saat fazladan ek ders yapmış bulunduğundan, bu dönem için haftalık 4 saat ek ders ücreti ile 1 günlük gecikme fazlası hesaplandığı, davacının ücret artış farkı talep ettiği, iş sözleşmesinde 1 yıl terfi süresi gözetilerek her yeni dönemde %4 zam yapılacağı öngörüldüğü, davacının almakta olduğu ücret ek ödemeler dahil kamuda çalışan öğretmelerin almakta olduğu ücretten daha fazla olduğu tespit edildiğinden ve sözleşmeden ayrıca sosyal yardım ücreti ödeneceği hükme bağlanmadığından ayrıca eş yardımı hesabı yapılmadığı, dosyada davacının her yıl sömestr tatilinde seminer çalışmalarına katıldığı yönünde belge ve bilgi bulunmadığından bu talebin reddinin gerektiği, davacı tarafın 2011 yılı yaz okulu ek ders ücreti talebinde bulunduğu, dosyadaki belgelerden 2011 yılı yaz okulunda davacının toplam 148 saat derse girdiğinin belirlendiği, bununla birlikte 2011 yılı Temmuz ve 2011 yılı Ağustos aylarına ait bordrolarda ücret dışında 3.260,00’şar TL ek ödeme yapıldığı, bordrolarda davacının ihtirazı kaydının bulunulmadığı, buna göre davacının girmiş olduğu dersler karşılığında müstahak olduğu ders ücretleri hesaplandıktan sonra davacıya ödenen miktarın mahsup edilerek hesaplama yapıldığı, 26.06.2013 ve 05.12.2013 tarihli bilirkişi raporlarının benimsendiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Özel Daire Bozma Kararı: 7. Ankara 8. İş Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. 8. Yargıtay (Kapatılan) 22. Hukuk Dairesinin 23.12.2015 tarihli ve 2015/27848 E., 2015/35587 K. sayılı kararı ile; taraf vekillerinin sair temyiz itirazlarının reddine karar verildikten sonra “…2-Davacının egzersiz ve ek ders ücretlerine, kamu görevlilerine önceleri Bakanlar Kurulu kararıyla, sonraları ise toplu sözleşme kapsamında verilen zamlara hak kazanıp kazanmadığı konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır. Davacı 5580 sayılı Kanun gereğince özel okullarda çalışan öğretmenlere Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı olarak çalışan öğretmenlerden daha az ücret ödenemeyeceğini ileri sürerek ilgili Bakanlar Kurulu kararları uyarınca ek ders ve egzersiz ücretleri talebinde bulunmuştur. 5580 sayılı Kanun'un dava tarihinde yürürlükte bulunan 9. maddesinin 2. fıkrasına göre; “Okullarda yöneticilik ve eğitim-öğretim hizmeti yapanlara, kıdemlerine göre (emekliler hariç) dengi resmî okullarda ödenen aylık ile sosyal yardım kapsamındaki ek ödeme tutarlarından az ücret verilemez.” denilmiştir. Diğer taraftan aynı maddenin 5. fıkrasına göre kurumlarda görev yapan yönetici, öğretmen, uzman öğretici ve usta öğreticiler, bu Kanun hükümleri saklı kalmak üzere; Sosyal güvenlik ve özlük hakları yönünden; 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu ile 4857 sayılı İş Kanunu'na; Yetki, sorumluluk, ödül ve cezalar ile bunların uygulanması bakımından ise 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'na tabi tutulmuşlardır. Öncelikle davacı 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu kapsamında çalışan işçi sıfatına sahip bir kişidir. 5580 sayılı Kanun'un dava tarihinde yürürlükte bulunan 9. maddesinin 2. fıkrasında bu kanun kapsamında olan kişilere ödenecek ücretin dengi okullarda ödenen aylık ve sosyal yardım toplamından az olamayacağı hüküm altına alınmıştır. Bu hükümden davacının Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı olarak çalışan kamu görevlisi statüsündeki öğretmen ve müdürlere kanuni mevzuat ve başta yönetmelik ile Bakanlar Kurulu kararı gibi idari işlemlerle verilen tüm hakları talep edebileceği sonucuna ulaşılamaz. Nitekim aynı maddenin 5. fıkrasında özlük hakları yönünden 5580 sayılı Kanun'da hüküm bulunmayan hallerde 4857 sayılı İş Kanunu'nun uygulanacaği belirtilerek bu sonuç desteklenmiştir. Bu açıklamalara göre somut olay değerlendirildiğinde; davacının aldığı ücretin miktarının yüksekliği ve davacının kendisine 9. maddenin 2. fıkrası uyarınca resmi kurumlarda çalışan dengi kamu görevlisine ödenen aylık ve sosyal yardıma nazaran eksik ücret ödendiğini ileri sürmediği de dikkate alınarak davacının kamu görevlilerine verilen zam talebinin reddine, Bakanlar Kurulu kararına dayalı müdürlük görevi sırasındaki ek ders ücret talebinin reddine karar verilmesi ve eğitime hazırlık ödeneği, kıdem tazminatı ile bakiye süre ücreti dışındaki diğer taleplerinin de yukarıda yapılan açıklamaya göre 5580 sayılı Kanun ile 4857 sayılı İş Kanunu ve bu kanunlara göre çıkarılan yönetmelikler ile iş sözleşmesi çerçevesinde değerlendirilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması hatalıdır. 3-Davacının %1 fazlası alacaklara hak kazanıp kazanmadığı konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulumaktadır. Öncelikle ücretin ödenmesinde gecikilmesi halinde söz konusu olan ücretin %1 fazlası alacağa 625 sayılı Kanun'da yer verilirken, 5580 sayılı Kanun'da yer verilmemiştir. Bununla beraber sözleşme özgürlüğü gereğince emredici kurallara aykırı olmamak üzere bu tarz edimlerin taraflarca kararlaştırılması mümkün ve geçerlidir. Davacı ile davalı arasındaki sözleşmelerin 6. maddesinde aylık ücretin bordro ile ay sonunda ödeneceği, aylık ücretlerin zamanında ödenmemesi durumunda ise bu ücret için her geçen gün için %1 fazlasıyla ödenmesi gerektiği kararlaştırılmıştır. Sözleşmenin 2. maddesinde ise davacıya yapılacak ödemeler aylık ücret, ders saati ücreti, iş güçlüğü zammı ve sosyal yardım olarak ayrı ayrı belirlenmiştir. Görüldüğü gibi ücretin %1 fazlası alacak sadece aylık ücretin geç ödenmesi durumunda söz konusu olan bir alacaktır. Bu sebeple aylık ücret dışındaki talepler yönünden %1 fazlası alacağa hükmedilmesi isabetsizdir. 4-Diğer taraftan davacı ile davalı arasında 5580 sayılı Kanun'un 9. maddesi uyarınca yapılan belirli süreli iş sözleşmeleri geçerlidir. Belirli süreli iş sözleşmesinin işçi tarafından haklı nedenle feshi halinde dava tarihinde yürürlükte bulunan mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 344. ve 345. maddesinin uygulanmasında ise bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Ancak davacının bakiye süre ücreti şeklindeki tazminatı hesaplanırken yapılacak indirime esas olmak üzere gerekli araştırmanın yapılmadığı görülmektedir. Bu noktada davacının güncel hizmet döküm cetveli getirtilerek sözleşme sona ermeseydi devam edeceği süre içinde davacının gelir elde edip etmediği araştırılarak sonucuna göre bakiye süre ücreti talebi hakkında hüküm kurulması gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi yerinde olmamıştır. 5-Davacının öğretim yılına hazırlık ödeneğine hak kazanıp kazanmadığı konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır. 5580 sayılı Kanun'un 9. maddesinin 3. fıkrasında; “Sosyal yardım kapsamındaki ek ödemeler, bütçe kanunlarıyla resmî okul öğretmen ve personeline sağlanan haklara denk olarak okul öğretmenlerine ve personeline de ödenir. Sosyal yardım kapsamındaki ek ödemelerden gelir vergisi kesilmez.” denilmiştir. Eğitime hazırlık ödeneği de bu kapsamda resmi kurumlarda görev yapan kamu görevlisi öğretmenlere yapılan sosyal yardım niteliğindeki bir ek ödeme olduğundan davacıya da bu ödemenin yapılması gerekmektedir. Davacının eğitime hazırlık ödeneği talebinin kabulü gerekirken reddi doğru değildir…” gerekçeleriyle karar bozulmuştur. Direnme Kararı: 9. Ankara 8. İş Mahkemesinin 20.06.2017 tarihli ve 2016/240 E., 2017/302 K. sayılı kararı ile; önceki gerekçeye ilaveten, bozma kararı ile çelişen aynı Dairenin emsal kararlarının dosyaya sunulduğu, 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu’nun 9. maddesinin 4. fıkrasına göre kurumlardaki ek ders ücreti ve miktarının resmî okullar için tespit edilenlerden az olamayacağı, buna göre kamuda çalışan öğretmenlerin ek ders ücretlerini ve ek ders ücretlerinden sayılan çalışmalarını düzenleyen Bakanlar Kurulu Kararında tespit edilen ek ders ücretlerinin davacıya ödenmesi gerektiği, davacı ile aynı sürelerde çalışan Yasemin Demir isimli işçinin davalı işverene karşı açtığı davada davacının istemlerinin tümünün hüküm altına alındığı ve kararın Yargıtay 22. Hukuk Dairesinin 2014/15646 E., 2015/26565 K. sayılı kararı ile ek ders ücreti, ek ücretinin %1 fazlası, hazırlık planlama ücreti, hazırlık planlama ücretinin %1 fazlası, seminer ücreti, seminer ücretinin %1 fazlası, görevlendirme ücreti, görevlendirme ücretinin %1 fazlası yönünden onandığı, yalnızca fark ücret yönünden eksik inceleme nedeniyle bozulduğu, Milli Eğitim Bakanlığına bağlı olarak çalışan kamu görevlisi statüsündeki öğretmen ve müdürlere mevzuat ve Bakanlar Kurulu kararı gibi idari işlemlerle verilen tüm hakların talep edileceği, söz konusu hakların insan hakları ve İLO (Uluslararası Çalışma Örgütü) sözleşmelerine göre istenebileceği gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir. Direnme Kararının Temyizi: 10. Direnme kararı süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.