İçtihatYargıtay9. Hukuk Dairesi
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi · E. 2019/1275 · K. 2019/14360
- Esas No
- 2019/1275
- Karar No
- 2019/14360
- Karar Tarihi
- 26.06.2019
Karar Metni
9. Hukuk Dairesi 2019/1275 E. , 2019/14360 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : ...BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 32. HUKUK DAİRESİ
DAVA :Davacı işçi feshin geçersizliğinin tespiti ile işe iadesine karar verilmesini talep etmiş, mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar davalı vekili tarafından, tanıkların dinlenmemesi sebebiyle savunma hakkının kısıtlandığı ve davacının davranışlarına dayalı olarak savunması da alınmak suretiyle iş sözleşmesinin geçerli nedenle feshedildiği ileri sürülerek yasal süresi içinde istinaf edilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi tarafından davalı vekilinin istinaf talebi “...davalının süresinde cevap verip, delil bildirmediği...” gerekçesi ile reddedilmiştir.
Davalı vekili Bölge Adliye Mahkemesi kararını süresinde temyiz etmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Taraflar arasında, davalının cevap dilekçesini süresinde verip, vermediği, buna bağlı olarak bildirdiği delillerin toplanıp, toplanmayacağı ve tanıkların dinlenilip, dinlenilmeyeceği uyuşmazlık konusudur.
6100 sayılı HMK. nın 317/2. maddesine göre cevap süresi iki haftadır.
Somut uyuşmazlıkta, dava açıldıktan sonra Mahkemece 09.06.2016 tarihli tensip zaptı düzenlenmiş ve dava dilekçesi ile tensip zaptı davalı şirkete 30.06.2016 tarihinde tebliğ edilmiştir.
Davalı vekili delil ve tanıklarını da bildirdiği cevap dilekçesini UYAP üzerinden 28.07.2016 tarihinde göndermiştir.
İlk bakışta dava dilekçesi ile tensip zaptının tebliğ tarihi olan 30.06.2016 ile cevap dilekçesinin verilme tarihi 28.07.2016 tarihi arasında iki haftalık sürenin geçtiği görülmektedir.
Ancak Mahkemece 09.06.2016 tarihli tensip zaptının 4 numaralı ara kararı ile;
“4- HMK 317/2 maddesinde düzenlenen cevap süresinin uzatılması yönündeki taleplerin hissedilir yoğunlukta geliyor olması karşısında; yeniden bu konuda ara karar kurmak ve kararı tebliğ etmenin usul ekonomisine uygun olmadığı dikkate alınarak dava dilekçesinin tebliğinden itibaren 2 haftalık cevap verme süresinin bitiminden itibaren geçerli olmak üzere, davalıya HMK 317/2 maddesinde düzenlenen yasal süreye ek olarak 2 haftalık ek süre verilmesine, böylece Cevap Süresinin 4 HAFTAYA ÇIKARILMASINA, “ karar verilmiş ve bu ara kararının bulunduğu tensip zaptı davalıya tebliğ edilmiştir.
6100 sayılı HMK. nın 317/2. maddesine göre davalı tarafından talep edildiği taktirde cevap süresinin 2 hafta daha uzatılması mümkündür. Süre uzatımının birinci koşulu, davalı tarafından talep edilmesidir. Mahkemece her hangi bir talep olmadan, kendiliğinden süre uzatımı yapılamaz.
Ancak mahkemece talep olmadan, hukuki olmayan gerekçelerle cevap süresi uzatılmış, bu ara kararını da içeren tensip zaptı davalı şirkete tebliğ edilmiş, şirket vekili de cevabını uzatılan süre içeresinden vermiştir.
Cevap dilekçesi, Yasa’ daki iki haftalık süre içerisinde verilmemiş ise de, mahkemenin talep olmadan verdiği iki haftalık uzatma süresi içerisinde verilmiştir.
Mahkemenin süre uzatım ara kararı ile “ davalı tarafından talep edilmediği “ halde cevap süresinin uzatılmasına karar verilmiş isede Mahkemece yasaya aykırı ara kararı oluşturulmuş Mahkeme bu ara kararı ile davalıyı yanıltmıştır.
Mahkemenin usulsüzde olsa davalıyı yanıltan ara kararı karşısında uzatma süresi içerisinde verilen cevap dilekçesi süresinde sayılmalı ve süresinde sayılan cevabın gereği olarak davalının delilleri toplanarak sonuca gidilmelidir.
İlk Derece Mahkemesi ile Bölge Adliye Mahkemesi tarafından mahkemenin davalıyı yanıltması hususu gözden kaçırılarak davalının cevabının süresinde olmadığının kabulü ile davalının hukuki dinlenilme hakkının ihlali hatalı olup, kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç:
İlk Derece Mahkemesi ile Bölge Adliye Mahkemesi’ nin kararlarının yukarıda gösterilen sebepten dolayı BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesi’ ne gönderilmesine, 26/06/2019 günü oybirliğiyle karar verildi.