İçtihatYargıtay6. Ceza Dairesi
Yargıtay 6. Ceza Dairesi · E. 2019/1542 · K. 2019/4976
- Esas No
- 2019/1542
- Karar No
- 2019/4976
- Karar Tarihi
- 23.10.2019
Karar Metni
6. Ceza Dairesi 2019/1542 E. , 2019/4976 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇ : Yağma
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddine
Bakırköy 9. Ağır Ceza Mahkemesinin 2015/54 Esas, 2017/265 sayılı ilamı ile nitelikli yağma ve iş ve çalışma hürriyetinin ihlali suçlarından verilen mahkumiyet hükmüne karşı, sanık ... ve savunmanı ile sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... savunmanlarının CMK 272 ve müteakip maddeleri uyarınca istinaf kanun yoluna başvurmaları üzerine; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesince duruşmasız yapılan inceleme sonucunda 10.05.2018 gün ve 2018/292-577 sayılı karar ile “İş ve çalışma hürriyetinin ihlali ile sanık ... hakkında mağdur ...’a yönelik yağma suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerinin kesin olarak bozulmasına, mağdurlar ... ve ...’e yönelik yağma suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik istinaf istemlerinin ise esastan reddine" karar verildiği, “Esastan red” kararlarına karşı sanık ... ve savunmanı ile sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... savunmanları tarafından usulüne uygun ve ..., ..., ..., ..., ... ve ... savunmanları tarafından duruşmalı olarak da incelenmesi talepli, temyiz başvurusu üzerine, nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre, tayin edilen günde yapılan duruşma sonunda; duruşmadan usulüne uygun olarak haberdar edildiği halde duruşmaya gelmeyen sanık ... ile sanıklar ... ve ... yönünden duruşmasız; sanıklar ..., ..., ..., ... ve ... yönünden duruşmalı olarak, temyiz dilekçelerinde ve duruşmada hukuka aykırı olduğu ileri sürülen hususlar ile re’sen incelenmesi gereken konular, CMK'nin 288 ve 289. maddeleri kapsamında incelenip görüşüldü;
Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında mağdur ...’a; sanıklar ... ve ... hakkında mağdur ...’e; sanık ... hakkında mağdur ...’a; yönelik yağma suçundan kurulan hükümlerin incelenmesinde;
1- Ceza yargılamasının amacı maddi gerçeği açığa çıkarmasıdır. Bunun ortaya çıkarılmasında başvurulacak kanıtlardan birisi de ifade alma veya sorguya çekilmedir. İfade verme ve sorgulama, kanıt aracı olmakla birlikte aynı zamanda savunma aracıdır. Bu nedenle ifade verme ve/veya sorgulama, şüpheli veya sanık için de bir araçtır. Bu sebepledir ki; şüpheli veya sanık, ifadelerinin alınmasını veya sorguya çekilmeyi isteyebilirler. İfade veya sorgunun nasıl yapılacağı CMK’de ayrıntılı olarak düzenlenmiştir. Buna göre sanık veya şüphelinin kimliği saptanıp, kanunda öngörülen hakları hatırlatıldıktan sonra iddianame okunup hangi suç veya eylemden dolayı bilgisine başvurulduğu açıkça bildirilip buna göre olay veya olayları açıklaması ve varsa delillerini bildirmesine olanak verilir. Şüpheli/sanık ifadesi alınırken veya sorgulanırken bildirilen ve açıklanan suçlarla ilgili açıklamada bulunabilir veya susma hakkını kullandığını bildirebilir. Bu durumda şüpheli ve/veya sanığın anılan suçlar yönünden sorgusunun yapılmış olduğu kabul edilir.
Ancak, birden fazla suç içeren iddianameler söz konusu olduğunda, sanık veya şüpheliye üzerine atılı her suçu bilme ve delillerini bildirme olanağı sağlanmadan yürütülen işlemde kamusal niteliği ağır basan usulüne uygun bir sorgu ve/veya ifade alımından bahsedilemez. Hal böyle olunca; CMK’nin 147 ve 191. maddelerine göre şüphelilerin usulüne uygun sorgularının tamamlanmaması nedeniyle oluşacak boşluğun CMK’nin 226. maddesine göre giderilmesinin mümkün olmayacağı ve bu durumun usul hükümlerine açıkça aykırı olacağı muhakkaktır.
Yapılan açıklamalar ışığında somut dosya incelendiğinde;
54 mağdura yönelik 42 sanık hakkında 45 olay nedeniyle düzenlenen Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının 13/01/2015 tarihli iddianamesinin başlık kısmında, her sanık isminden sonra sanığın sorumlu olduğu eylemler numara olarak belirtilmek suretiyle sevk maddesi verildiği, iddianamenin olayların anlatımına ilişkin ikinci kısmında ise olayların ayrıntılı anlatımlarının yapılarak olaylardan sorumlu tutulan sanıkların isimlerinin ayrıca sayıldığı, her ne kadar iddianame başlığında mağdur ...’a yönelik 44 numaralı eylem için sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ...; mağdur ...’e yönelik 45 numaralı eylem için sanıklar ... ve ... hakkında sevk maddesi verilmemiş ise de; olayların anlatımına ilişkin ikinci kısımda bu olaylardan adı geçen sanıkların da sorumlu tutulması suretiyle davanın açılmış olduğu görülmekte ise de;
Yargılama aşamasında, sanıkların sorgularının yapılıp savunmalarının alındığı ilk iki celsede; sanıklar ... ve ...’ın 44 ve 45, sanıklar ..., ... ve ...’ın 44 numaralı eylemler nedeniyle, 5271 sayılı CMK'nin 147 ve devamı maddeleri uyarınca yargılamaya konu suça ilişkin usulüne uygun sorguları
yapılıp savunmaları alınmadığı halde, 17.02.2017 tarihli 16. celsede “İddianamede anlatım ve isnat bölümlerinde belirtilmiş olmasına rağmen sanıkların sevk maddelerinde gösterilmemesi nedeniyle usuli eksikliğin tamamlanması açısından sevk maddesi gösterilmeyen olaylardan 44 ve 45 nolu olay olarak gösterilen eylemlere ilişkin sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında eylemlerinin sübutu halinde haklarında TCK'nin 149/1-c maddesinin uygulanma ihtimaline binaen ek savunma hakkı verilmesine” karar verilerek, hazır olan sanıklar ..., ... ve ...’dan ek savunma alınıp, hazır bulunmayan sanıklar ... ve ...’dan ise ek savunma dahi alınmadan, müdafiilerine “Esas hakkındaki mütalaa ve ek savunma verilen celse tutanakları da eklenmek suretiyle süre verilip duruşma günü tebliği’ne” karar verildiğinin anlaşılması karşısında;
CMK’nin amir hükümlerine aykırı şekilde üzerlerine atılı suçlarla ilgili usulüne uygun sorguları yapılmayan bir kısım sanık ile ilgili yukarıdaki açıklamalar ışığında mahkeme sorguları tamamlanmadan bir kısım sanık veya savunmanlarına CMK’nin 226. maddesi uyarınca ek savunma hakkı vermekle yetinilip duruşmaya devamla yazılı şekilde hüküm kurulmak suretiyle, sanıklar ..., ..., ..., ... ve ...’ın savunma hakları kısıtlanarak hak ihlaline neden olunması,
2- (1) nolu bozma nedenine göre, sanıklar ..., ... ve ...’ın durumlarının yeniden değerlendirilmesi zorunluluğu,
3- Bir fiilin birden ziyade kişinin katılımı ile ortak olarak işlenmesi yani ortada tek fiil olmasına karşın birden fazla kişinin failliği söz konusu olduğunda, dar bağlantı diğer bir adı ile objektif bağlantıdan bahsedilir. Buradaki fiil obje olup tekdir, katılan kişiler ise birden fazladır. Bu halde yargılamanın birleştirilmesi kuramı gündeme gelir. Kural olarak her uyuşmazlık için ayrı dava görülecekken, bağlantılı uyuşmazlıkta bu kuraldan ayrılıp uyuşmazlığa ilişkin davaların birleştirilmesi ile tek bir yargılama yapılıp uyuşmazlığın tümünü kapsayan bir karar verilmesi gerekir. Davalar arasında bağlantı bulunması her zaman birleştirme zorunluluğunu doğurmaz. Ancak; davaların birleştirilmesi maddi gerçeğin ortaya çıkmasını, kısmi kesinlikten bahsedilmemesini ve çelişkilerin ortadan kalkmasını sağlayan fayda içerdiğinde, olanaklı ise bağlantılı davaların birleştirilip birlikte görülmesinde fayda vardır. Bu bağlamda davaların birleştirilmesi bu yönüyle adil yargılama ve savunma hakkının bir gereğidir.
Bu açıklamalar ışığında somut dosya incelendiğinde;
Sanıklar ... ve ... hakkında, mağdur ...’a yönelik (3 nolu) eylem nedeniyle ilk derece mahkemesinde kurulan mahkumiyet hükmünün yapılan istinaf incelemesi sonucunda, sanık ... hakkında kurulan hükmün “CMK'nin 170/1. maddesine göre usulüne uygun olarak açılmış bir dava olmamasına karşın, sanık hakkında hüküm kurulmuş olması nedeniyle” kesin olarak bozulmasına, sanık ... hakkında kurulan hükme yönelik istinaf talebinin ise esastan reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
Ancak adı geçen fail ile ilgili Bölge Adliye Mahkemesince verilen bozma kararından sonra usulüne uygun bir kamu davasının açılıp açılmadığı, açılmış ise akıbetinin ne olduğu dosya kapsamından anlaşılamamaktadır. Aynı fiilin failleri arasında dar (objektif) bağlantı bulunduğu muhakkak olup, bu bağlantılı davaların birlikte görülmesinde fayda olup olmadığı ve/veya birleşmenin olanaklı bulunup bulunmadığının öncesinde değerlendirilip, ulaşılan sonucun ise denetime olanak veren gerekçe ile açıklanması gerekliliği gözetilmeden, aynı fiilin faillerinden birisi için esastan inceleyip, diğeri için ise bozma kararı verilerek adil yargılama ve savunma hakkının kısıtlanması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ... ve savunmanı ile sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... savunmanlarının temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükmün açıklanan nedenlerle isteme aykırı olarak BOZULMASINA, CMK’nin 7165 sayılı Kanun ile değişik 304. maddesi gereğince, dosyanın Bakırköy 9. Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderilmesine, ilişkin oy birliğiyle alınan karar, 23.10.2019 gününde Yargıtay Cumhuriyet Savcısı ...'ün katıldığı oturumda, sanıklar ve savunmanlarının yokluklarında açıkça ve yöntemince okunup anlatıldı.