İçtihatYargıtay2. Hukuk Dairesi
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi · E. 2019/7180 · K. 2019/11204
- Esas No
- 2019/7180
- Karar No
- 2019/11204
- Karar Tarihi
- 11.11.2019
Karar Metni
2. Hukuk Dairesi 2019/7180 E. , 2019/11204 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
DAVA TÜRÜ : Nafakanın Artırılması-Kişisel İlişkinin Kaldırılması
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı kadın tarafından, ortak çocuk ile davalı baba arasında kurulan kilişel ilişkinin tamamen kaldırılması talebinin reddi ve iştirak nafakasının miktarı yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davacı kadının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.
2-Davacı kadın, davalı ile ortak çocuk arasında kurulan kişisel ilişkinin kaldırılması ve çocuk lehine hükmedilen iştirak nafakasının arttırılması talebiyle dava açmış, ilk derece mahkemesince çocuk için aylık 350 TL iştirak nafakasına hükmedilmiş, kişisel ilişkinin tamamen kaldırılması talebi ise kısmen kabul edilip kısmen reddedilmiş, davalı baba ile ortak çocuk arasındaki kişisel ilişki sınırlandırılarak, her ayın ilk haftası pazar günleri saat 09:00 -17:00 saatleri arasında, dini bayramların 2. günü 09:00 - 17:00 saatleri arasında davalı baba ile müşterek çocuk ... arasında kişisel ilişki kurulmasına, küçüğün hastalığıda dikkate alındığında velayeti kendisinde bulunan anne ...'ında kişisel ilişki esnasında küçüğün yanında bulunmasına karar verilmiş, karara karşı davacı kadın tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine bölge adliye mahkemesince davacı kadının istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiş, hüküm davacı kadın tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı ile davalı boşanmış, ortak çocuk 2008 doğumlu ...'in velayeti davacı anneye verilmiş, davalı baba ile çocuk arasında yatılı olacak şekilde kişisel ilişki kurulmuştur. Davacı kadın tarafından boşanma davasının devamı sırasında ortak çocuğa dirençli epilepsi tanısı konulduğu, çocuğun davalı baba ile görüştükten sonra nöbet geçirdiği, çocuğun tedavisini ve takibini yapan doktor tarafından sık nöbetlerin ağırlıklı sebebinin psikolojik olduğunun, baba ile görüşmesi sonucunda ağır anksiyete yaşadığı ve bu dönemde klinik olarak nöbetlerin gözlendiği, çocukla babanın görüşmesinin uygun olmadığını bildirdiği, mahkemece ortak çocuğun hastalığının tespiti ve bu hastalık nedeniyle davalı baba ile kişisel ilişkinin çocuk üzerindeki etkisinin değerlendirilmesi için alınan sağlık raporunda hali hazırda çocukta nöbeti tetikleyecek bir kaygı bozukluğunun olmadığı, ancak değerlendirildiği dönemde nöbetlerinin ve anksiyetesinin bulunduğu dikkate alındığında, bilimsel veriler de göz önünde bulundurulduğunda çocuğun baba ile görüşmesinde kaygı yaratıp nöbeti tetikleme olasılığının olduğunun kabulü gerektiği yönünde rapor sunulmuştur. Mahkemece başkaca bir rapor alınmamış, bu raporla yetinilerek karar verilmiştir. Kişisel ilişki düzenlenirken göz önünde tutulması gereken temel ilke, çocukların "Üstün yararıdır. Çocukların üstün yararı belirlenirken bedensel, zihinsel, ruhsal, ahlaki ve toplumsal
gelişiminin sağlanması amacının gözetilmesi gereklidir. Düzenlenen sağlık raporu, kişisel ilişkiye yönelik hüküm tesisi yönünden yeterli değildir. Gerçekleşen bu durum karşısında, 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanunun 5. maddesi gereğince Aile mahkemesi bünyesinde bulunan psikolog, pedagog ve sosyal çalışmacıdan oluşan uzmanlardan her iki ebeveyn ve çocuklarla görüşmek suretiyle inceleme ve rapor istenip; tarafların barınma, gelir, sosyal ve psikolojik durumlarına göre çocukların sağlıklı gelişimi için davalının kişisel ilişkiye engel bir durumun bulunup bulunmadığının ve davacı iddialarının ve bu iddiaların çocuk üzerindeki etkisinin araştırılması, diğer deliller de göz önüne alınmak suretiyle kişisel ilişki konusunda bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir.
3-Mahkeme kararlarında yer alan hükümlerin yerine getirilebilme yeteneğinin bulunması ve uygulamada kuşku ve duraksama yaratmayacak nitelikte olması zorunludur (HMK m. 2797/2). Mahkemece, velayeti anneye verilen ortak çocuk ile baba arasında kurulan kişisel ilişki, annenin refakatinde olması koşuluna bağlanmıştır. Böyle bir hüküm HMK'nın 297/2. maddesine uygun olmadığı gibi, verilen hüküm annenin sosyal yaşamını kısıtlayıcı ve zorlaştırıcı nitelikte olup, hükmün bu yönüyle de bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan sebeple ilgili bölge adliye mahkemesinin 21.02.2019 tarihli kararının KALDIRILMASINA, ilk derece mahkemesinin kararının yukarıda (2.) ve (3.) bentlerde gösterilen sebeplerle BOZULMASINA, bozma kapsamı dışında kalan temyize konu diğer bölümlerinin ise yukarıda (1.) bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, dosyanın ilk derece mahkemesine, karardan bir örneğinin ilgili bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine gönderilmesine oybirliğiyle karar verildi. 11.11.2019 (Pzt.)