Yargıtay Kararı · E. 2019/99 · K. 2022/872
Hukuk Genel Kurulu 2019/99 E. , 2022/872 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi 1. Taraflar arasındaki "şikâyet" isteminden dolayı yapılan inceleme sonunda, Kars İcra (Hukuk) Mahkemesince verilen şikâyetin kabulüne ilişkin 31.10.2017 tarihli ve 2017/119 E., 2017/161 K. sayılı kararın alacaklı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
I. İNCELEME SÜRECİ
Borçlu İstemi: 2. Borçlu vekili şikâyet dilekçesinde; icra emrinin, ilamlı takibe dayanak Kars 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 04.12.2006 tarihli ve 2005/284 E., 2006/577 K. sayılı kararında müvekkilinin vekili olduğu belirtilen Av....n’a tebliği gerekirken asıla tebliğ edildiğini, alacaklının takibe konu ettiği ilamın bozulduğunu ve takibe dayanak ilamın yok hükmünde olduğunu, ceza mahkemesi kararlarının kesinleşmeden infaz edilemeyeceğini ve icraya konulamayacağını, takibe dayanak ilamın müvekkili tarafından temyiz edildiğini ve Yargıtay 13. Ceza Dairesinin 03.11.2011 tarihli ve 2011/14199 E., 2011/4453 K. sayılı kararı ile; müvekkilinin temyiz itirazlarının kabulü ile zamanaşımı nedeniyle kararın bozulmasına ve müvekkili aleyhindeki kamu davasının ise düşmesine karar verildiğini, Kars 2. Asliye Ceza Mahkemesince 04.04.2013 tarihli ve 2012/92 E., 2013/221 K. sayılı kararı ile bozma kararına uyularak hükmün 8. bendinde “…Katılanın eylem nedeniyle uğradığı maddi zarara karşılık 144,051TL maddi tazminatın hakkında mahkûmiyet hükmü kurulan sanıklar ..., ..., ..., ...,...,...,...,...,... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen tahsili ile katılana verilmesine…” karar verildiğini, müvekkili hakkında verilen herhangi bir karar bulunmadığını ileri sürerek takibin iptaline karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesinin Birinci Kararı: 3. Kars İcra (Hukuk) Mahkemesinin 08.11.2013 tarihli ve 2013/162 E., 2013/169 K. sayılı kararı ile; dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, Kars 2. İcra Müdürlüğünün 2013/3096 E. sayılı dosyasının tetkikinden 03.10.2013 tarihinde alacaklı tarafından borçlu aleyhine Kars 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 04.12.2016 tarihli ve 2005/284 E., 2006/577 K. sayılı ilamına dayalı olarak başlatılan takipte 144.051TL asıl alacak, 25.208,93TL faiz alacağı olmak üzere toplam 169.259,93TL alacağın tahsili için icra emri düzenlenerek 21.10.2013 tarihinde borçluya tebliğ edildiği, dayanak yapılan ilamda hükmün 3. bendinde borçlu ...'ın 5237 sayılı Yasanın 61. maddesi uyarınca neticeten 1 yıl 15 gün ve 380 gün adli para cezasına çarptırılmasına karar verildiği, yine hükmün 7. bendinde 144.051TL zararın mahkumiyet hükmü kurulan sanıklardan müteselsilen tahsiline karar verildiği, bu kararın temyizi üzerine Yargıtay 13. Ceza Dairesinin 03.11.2011 tarihli ve 2011/14199 E., 4453 K. sayılı kararı ile sanıklar ... ve ... yönünden kamu davasının düşürülmesine karar verildiği ve bu kararın 09.02.2012 tarihinde kesinleştiği, borçlu vekili tarafından dosyaya sunulan Kars 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 2012/92 E., 2013/221 K. sayılı kararının 8. bendinde maddi zararın mahkumiyet hükmü kurulan sanıklar ...,...,... ve ...li, ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verildiği, hakkında açılan kamu davasının zamanaşımı sebebi ile düşmesine karar verilen borçlu ... hakkında verilen hükmün 09.02.2012 tarihinde kesinleştiği ve yeni kurulan hükümde hakkında mahkumiyet kararı tesis edilmediği hâlde alacaklı vekili tarafından aleyhine icra takibi yapılmasının usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle şikâyetin kabulü ile takibin iptaline karar verilmiştir. Özel Dairenin Birinci Bozma Kararı: 4. İlk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde alacaklı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 5. Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 20.01.2015 tarihli ve 2014/7748 E., 2015/1077 K. sayılı kararı ile; “…Ceza muhakemesindeki özel şahıslar hakkında hükmedilmiş tazminata ve geri verilecek eşyaya ilişkin hüküm fıkrasının, İİK da yazılı esaslar dairesinde infazı mümkün olduğundan ilamın tazminata ilişkin bölümü geçerli olup, İİK’nun 39.maddesinde ilama dayalı takipler için düzenlenen zamanaşımı süresi geçmemiştir. Öte yandan vekil ile takip edilen işlerde tebligatın vekile yapılması zorunlu ise de; somut olayda, icra emrinin borçlu asile tebliğ edilmesinden sonra, borçlu vekili İcra Mahkemesi'ne başvurarak, tebligatın asile gönderildiğinden bahisle, icra emrinin iptali istemi yanında, takibin esası ile ilgili itiraz ve şikayetlerini de ileri sürdüğü görüldüğünden, adı geçenin tebligatın usulsüzlüğü nedeniyle icra emrinin iptalini talep etmesinde hukuki yararı kalmamıştır. Diğer taraftan 6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun müteselsil borçluların sorumluluğunu düzenleyen 163. maddesine göre alacaklı, isterse borçluların her birine veya bunlardan bazılarına, yahut hepsine birden müracaat edebileceğinden alacaklının, müteselsil borçlulardan sadece şikayetçi- borçlu hakkında takip yapmasında Yasaya aykırı bir yön bulunmamaktadır. Bu durumda yukarıda açıklanan nedenlerle borçlunun yerinde olmayan tüm şikayet nedenlerinin reddi gerekirken yazılı gerekçe ile takibin iptaline karar verilmesi isabetsizdir…” gerekçesiyle karar bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesinin İkinci Kararı: 6. Kars İcra (Hukuk) Mahkemesinin 17.09.2015 tarihli ve 2015/110 E., 2015/133 K. sayılı kararı ile; bozma kararına uyularak, ceza muhakemesindeki özel şahıslar hakkında hükmedilmiş tazminata ve geri verilecek eşyaya ilişkin hüküm fıkrasının, İcra ve İflas Kanunu’nda (İİK) yazılı esaslar dairesinde infazının mümkün olduğu, ilamın tazminata ilişkin bölümü geçerli olup, İİK’nın 39. maddesinde ilama dayalı takipler için düzenlenen zamanaşımı süresinin geçmediği gerekçesi ile İİK’nın 39. maddesi gereğince şikâyetin reddine karar verilmiştir. Özel Dairenin İkinci Bozma Kararı: 7. İlk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde borçlu vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 8. Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 24.03.2015 tarihli ve 2015/20040 E., 2016/5342 K. sayılı ikinci bozma kararı ile; “…Takipte sadece borçlu olarak şikayetçi ... gösterilmiş ve dayanak ilamda hükme bağlanan 144.051,00TL tazminat alacağı ve faizi talep edilmiştir. Takip tarihi itibariyle takip dayanağı yapılan 04.11.2006 tarih 2005/284 Esas- 2006/577 Karar sayılı ilam geçirdiği aşamalar sonucunda en son Yargıtay 13. Ceza Dairesi'nin 2011/14199-4453 Esas ve Karar sayılı ilamı ile şikayetçi borçlu ... hakkında 765 sayılı TCK'nun 102/4 ve104/2 maddeleri gereği kamu davasının zamanaşımı nedeni ile düşmesine karar verilmiştir. Bozma sonrası takip tarihinden önce hükme bağlanan 04.04.2013 tarih Kars 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2012/92 Esas 2013/368 sayılı kararın 8. bendinde "...144.051,00TL maddi tazminatın, hakkında mahkumiyet hükmü kurulan sanıklar Musa, Seyfettin, Ersin, Öner, Erdal, Muhammet Abbasali, Ercüment ve Yagup'dan müştereken ve müteselsilen tahsili ile katılana verilmesine" karar verildiğine dair açık hüküm kurulmuş olup, şikayetçi ... hakkında mahkumiyet hükmü bulunmadığı adının da tazminat sorumluları içinde sayılmamış olması nedeniyle ilamdaki tazminattan da sorumlu olduğu düşünülemez. Bu nedenle borçlu ... hakkındaki takibin iptaline yönelik talep yerinde olup, Dairemiz'in 20.01.2015 gün 2014/7748 Esas 2015/1077 sayılı bozma kararının gerekçesi somut olaya uygun değildir. Bozma kararımız maddi hataya müstenit bulunduğundan, aleyhe bozma yasağı da düşünülemez ve karşı taraf lehine usuli kazanılmış hak oluşturmaz. Açıklanan sebeplerle takibin iptaline karar verilmesi gerektiğinden hükmün bozulması yoluna gidilmiştir…” gerekçesiyle karar bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesinin Üçüncü Kararı ve Devamında İzlenen Süreç: 9. Kars İcra (Hukuk) Mahkemesinin 31.10.2017 tarihli ve 2017/119 E., 2017/161 K. sayılı üçüncü kararı ile; uyulan bozma kararı doğrultusunda şikâyetin kabulü ile takibin iptaline karar verilmiştir. 10. İlk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde alacaklı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 11. Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 06.12.2018 tarihli ve 2018/7411 E., 2018/12989 K. sayılı kararı ile; davanın esastan reddi veya kabulünü içeren bozmaya uyularak tesis olunan kararın önceki bozmayı ortadan kaldıracak şekilde yeniden bozulması üzerine verilen kararın temyiz incelemesinin Hukuk Genel Kurulunca yapılacağı belirtilerek, dosya Hukuk Genel Kuruluna gönderilmiştir.