IV. GEREKÇE
Sivas ili, Ulaş ilçesi, Akkaya köyünde yer alan Sivas Kültür Varlılarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğü’nün 25.05.2007 tarih ve 447 sayılı kararla tescil edilen Ambartarla Köprüsü üzerinden sanığın yetkilisi olduğu şirkete ait ağır tonajlı araçların geçmesi sebebiyle köprüye zarar verildiğinden bahisle sanık hakkında 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan kamu davası açıldığı, mahkemece arkeolog ve inşaat bilirkişisi eşliğinde 28.04.2016 tarihinde keşif yapıldığı, 04.05.2016 tarihli arkeolog bilirkişi raporunda köprüye gerek ağır tonajlı vasıtalarca gerekse de definecilerce zarar verildiği, bu durumun ise 2863 sayılı Kanun'un 9 uncu maddesinde belirtilen korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ve koruma alanları ile sit alanlarında inşai ve fiziki müdahalede bulunulamaz, bunlar yeniden kullanıma açılamaz veya kullanımları değiştirilemez hükmüne muhalefet edildiği kanaatine varıldığının bildirildiği, 29.04.2016 tarihli inşaat bilirkişisi raporunda köprünün ömrü, köprünün ömrü boyunca kaldığı (donma, çözünme,sel suları vb.) doğal olaylardan dolayı meydana gelen aşınmalar, köprünün kemer kısmında deformasyona(taşıyıcı sistemin elemanlarından olan bir taşın eksik olması) uğramış olan kısımların da etkisiyle iyice zayıflamış olan tarihi köprünün üzerinden yine ağır tonajlı araçlarında geçmeleri durumunda bunlarında zarar verebileceğinin belirtildiği, 18.12.2015 tarihli tutanak ile sanığa ait şirketin suça konu köprüyü kullandığının sabit olması, alınan bilirkişi raporları dikkate alındığında sanığa ait şirketin araçlarının suça konu köprüyü kullanarak 2863 sayılı Kanun 9 uncu madde kapsamında fiziki müdahalede bulunulduğu anlaşılmakla;
2863 sayılı Kanunun 7. maddesinde 6498 sayılı Kanun ile getirilen değişikliğin amacının, korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlığı ya da sit alanı olarak tescil kararlarının, ilgililerince öğrenilmesini sağlamak olduğu, başka bir deyişle, tek yapı ölçeğindeki kültür ve tabiat varlıkları yönünden tebliğ; sit alanları yönünden Resmi Gazetede yayım ve internet üzerinden duyuru kurallarının, kişilerin, sahip oldukları veya kullandıkları taşınmazların durumunu bilmelerini ve ona göre hareket etmelerini sağlama amacı taşıdığı, belirtilen kuralların, 2863 sayılı Kanunun 65. maddesinde düzenlenen suçun oluşumu için şekil şartı niteliği bulunmayıp, aksi yöndeki kabulün, 6498 sayılı Kanunun amacına da ters düşeceği;
Dolayısıyla, sözü edilen değişiklik öncesinde yapılan tescil işlemleri bakımından, tek yapı ölçeğindeki kültür ve tabiat varlıkları ile korunma alanlarına ilişkin olarak, taşınmaza ait tapu kaydının beyanlar hanesinde tescil şerhi bulunup bulunmadığına; sit alanları, tabiat varlıkları ve tek yapı ölçeğinde tescil edilen taşınmazlar da dâhil olmak üzere malikleri idarece tespit edilemeyen taşınmazlara ilişkin olarak, şerhin varlığına veya tescil kararının mahallinde mutat vasıtalarla ilan edilip edilmediğine bakılması gerektiği;
Diğer yandan, taşınmaz bir varlığın korunması gerekli kültür ve tabiat varlığı olarak tescil edilmesinin ya da bir bölgenin, doğal, tarihi ve kültürel özellikleri nedeniyle sit alanı olarak belirlenmesinin, taşınmazın veya bölgenin özel bir statüye tabi tutulması gerektiği ve taşınmaz üzerinde ya da bölge içerisinde keyfi uygulamalarda bulunulamayacağı anlamına geldiği, bu bakımdan kural olarak, 6498 sayılı Kanun değişikliği sonrası tebliğ - yayım - internette duyuru; anılan değişiklik öncesi ise şerh - ilan yöntemleri ile taşınmazın ya da bölgenin tescilinden ilgililerin haberdar olmalarının sağlanacağı;
Bununla birlikte, Türk Medeni Kanununda yer alan “iyi niyet” kuralının genel bir hukuk ilkesi olarak kabul edilip, 2863 sayılı Kanunun 65. maddesinde düzenlenen suç tiplerine yönelik sübut değerlendirmesinde de dikkate alınmasının zorunlu olduğu, başka bir deyişle, 6498 sayılı Kanun değişikliği öncesinde yapılan tescil işlemleri yönünden, taşınmaza ait tapu kaydının beyanlar hanesinde şerh bulunmayıp, tescil kararı mahallinde mutat vasıtalarla ilan edilmemiş olsa dahi, failin, taşınmazın ya da bölgenin tescilinden haberdar olduğuna dair beyanının göz ardı edilemeyeceği, zira, maliki olduğu veya kullandığı taşınmazın korunması gerekli nitelik taşıdığını ya da sit özelliğiyle bölgesel bazda koruma altına alınan bir alanda bulunduğunu bilen kişinin, taşınmaz üzerinde dilediği zaman dilediği şekil ve kapsamda uygulama yapamayacağını, taşınmazın ya da bölgenin özel statüsünün mümkün kıldığı ölçüde, kamu kurumlarınca yürütülecek izin prosedürü çerçevesinde inşai ve fiziki müdahalelerde bulunabileceğini de bilmesi gerektiği, yapı ya da bölge bazında tescil kararından haberdar olduğu halde, ilgili kurumlara başvurarak, gerçekleştirmeyi düşündüğü inşai uygulamaya yönelik izin almayıp keyfi hareket eden kişinin iyi niyetinden söz edilemeyeceği, dolayısıyla, taşınmazın ya da bölgenin niteliğini bilerek izinsiz inşai ve fiziki müdahalede bulunan ya da başlangıçta bilmeyip, kamu görevlilerince düzenlenen zabıt ve tutanaklar ile durumu öğrendiği halde müdahalesine devam eden failin, hukuki koruma altına alınamayacağı;
Ayrıca, hukuka aykırı zeminde gerçekleştirilen fiiller bakımından da failin iyi niyetinden bahsetmenin mümkün bulunmadığı, başka bir deyişle, Dairemizce incelenen dosyalarda sıkça karşılaşıldığı gibi, hazineye ait veya devletin hüküm ve tasarrufundaki taşınmazlar üzerinde inşai ve fiziki müdahale yapılması durumunda, tescil kararının mahallinde mutat vasıtalarla ilan edilip edilmemesinin sonuca etkili olmayacağı, zira bu halde failin, maliki olmadığı veya hukuka uygun şekilde yararlanma hakkını elde etmediği taşınmaza müdahalede bulunduğunu ve fiilinin hukuki korumadan yoksun olduğunu bildiğinin kabulü gerektiği, hukuka aykırı zeminde gerçekleştirilen inşai ve fiziki müdahaleler yönünden ilan kuralı aranmasının, hayatın olağan akışına ve mantık ilkelerine de uygun düşmediği;
Bu kapsamda somut olay değerlendirildiğinde; sanığın dava konusu yerin korunması gerekli kültür varlığı niteliğine haiz olduğunu bilmediğine dair savunmaları karşısında; dava konusu yerin tesciline dair kurul kararının mahallinde mutad vasıtalarla ilan edilip edilmediğinin, ilgili, belediye, muhtarlık, kaymakamlık, valilik gibi kurumlardan sorulması, aynı zamanda tescil kararının Resmi Gazete'de ilan edilip edilmediğinin araştırılması, dava konusu yerin niteliğinin bölge halkı tarafından bilinip bilinmediği hususunun kolluk vasıtası ile araştırılması, taş ocağına ait devir sözleşmesinin dosya arasına getirtilerek suça konu alanın niteliğine ilişkin ve ağır tonajlı araçların köprüden geçmemeleri yönünde kurul kararının tebliğine ilişkin bilgi ve belge olup olmadığı araştırılarak ve sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerektiği gözetilmeksizin, eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm tesisi hukuka aykırı görülmüştür.