Yargıtay 16. Hukuk Dairesi · E. 2020/130 · K. 2022/1576
Hukuk Genel Kurulu 2020/130 E. , 2022/1576 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi 1. Taraflar arasındaki “tapu iptali ve tescil” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, ... Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi tarafından davacı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın esastan kabulüne ilişkin olarak verilen karar, davalıların temyizi üzerine Yargıtay 1. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, ... Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi tarafından Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir. 2. Direnme kararı her iki davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. 3. Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve temyiz incelemesi sırasında duruşmanın düzenlendiği 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HKM) 369. maddesinin direnme kararının temyizini kapsamadığı, direnmenin düzenlendiği aynı Kanun’un 373. maddesinde ise duruşmaya yer verilmediği gözetildiğinde direnme kararlarının temyiz incelemesinde duruşma yapılamayacağı kabul edilerek temyiz eden davalı ... vekilinin duruşma isteminin reddine oy birliğiyle karar verilip dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
I. YARGILAMA SÜRECİ
Davacı İstemi: 4. Davacı vekili 16.07.2012 harç tarihli dava dilekçesinde; dava dışı ...’in evli olduğu halde bekar olduğunu söyleyerek müvekkilini buna inandırdığını, aralarında gönül ilişkisi başladığını ve bir süre sonra davacıya evlilik teklif ettiğini, teklifi kabul eden ve evlilik hazırlıklarına başlayan müvekkilinin adı geçen kişinin borçlarını ödediğini, kredi kartlarına para yatırdığını, onu yurt dışında tatillere götürdüğünü, bu şekilde güven ortamı yaratan ve müvekkilini kandıran ...’e davacının maliki olduğu ... İlçesi, ... Mahallesi, 46473 ada 1 sayılı parseldeki 5 numaralı bağımsız bölümü 29.05.2009 tarihinde bedelsiz olarak temlik ettiğini, evli olduğunu gizleyen ...’in satış işlemini kendisinin bekar olarak yer aldığı sahte nüfus cüzdanını kullanmak suretiyle gerçekleştirdiğini, pasaportunda da sahtecilik yaparak kendisini bekar olarak gösterdiğini, müvekkilinin bu durumu taşınmazı devrettikten sonra öğrendiğini, bunun üzerine ...’in taşınmazı sevgilisi olan davalı ...’a, onun da diğer davalı ...’e satış suretiyle temlik ettiğini, davalı ... ile ...’in ... Ağır Ceza Mahkemesinin 2011/152 E. sayılı dosyasında nitelikli dolandırıcılık suçundan yargılandıklarını, savcılık soruşturması sırasında davalı ...’ın Cumhuriyet Savcılığında 07.03.2011 tarihinde ifade verdiğini ve ...’i çocukluğundan beri tanıdığını, 2008 yılından itibaren duygusal birliktelik yaşadıklarını, dava konusu evde birlikte yaşadıklarını, tapu iptali ve tescil davasının açılacağını duyunca ...’in taşınmazı kendisi üzerine bedelsiz şekilde geçirdiğini, satış bedeli ödemediğini söylediğini, bu ifadesiyle her ikisinin iş birliği içinde hareket ettiğinin açık olduğunu, davalı ...’in de ... ve ... ile birlikte hareket eden, evi bedelsiz devralan kişi olduğunu, şikayeti üzerine davalı ... hakkında da ... Cumhuriyet Başsavcılığının 2011/18232 Hazırlık sayılı dosyası ile soruşturma başlatıldığını, bu davalıya taşınmaz devredilmeden önce çekişmeli dairenin olduğu site ve apartman girişine taşınmaz hakkında ceza soruşturması olduğu, tapu iptali ve tescil davası açıldığına dair ilan astığını, bu ilana rağmen daireyi devralan davalı ...’in ödeme imkânı bulunmadığını, ... ile tanıştıklarını, 500.000TL değerindeki taşınmaz için banka kanalı ile yapılan bir ödeme bulunmadığını, satıştan 11 gün sonra taşınmaza ipotek tesis edildiğini, suçtan elde edilen taşınmaz satışının hüküm ifade etmediğini, ... aleyhine açılan tapu iptali ve tescil davasının ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/691 E., 2011/241 K. sayılı kararı ile reddedildiğini, anılan kararın temyizi üzerine Yargıtay 13. Hukuk Dairesince açılan ceza davası sonucunun beklenmesi için dosyanın geri çevrildiğini ileri sürerek, tapu kaydının iptali ile müvekkili adına tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılar Cevabı: 5. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davanın bir yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığını, hile iddiasının gerçek dışı olduğunu, müvekkilinin davacı ile dava dışı ... arasındaki ilişkiyi öğrendikten sonra davacıyı birkaç kez arayıp ...’in kendi sevgilisi olduğunu ve aradan çekilmesini söylediğini, davacının taşınmazı devretmeden önce bu durumu öğrendiğini, bu nedenle hile iddiasının doğru olmadığını, davacı tarafından dava dışı ... aleyhine açılan davanın da reddedildiğini, bu durumun iddiaların dayanaksız olduğunu gösterdiğini, öte yandan diğer davalıya yapılan temlikin takas ve bir miktar para karşılığında gerçekleştirildiğini ve gerçek bir satış olduğunu, davalı ...’in taşınmaz bedelini ödediğini, 43.000 EURO parayı da banka kanalıyla havale ettiğini, ayrıca aynı sitede maliki olduğu 83 numaralı bağımsız bölümü de bedel yerine geçmek üzere davalı müvekkiline devrettiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. 6. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; hak düşürücü süre geçtiğinden davanın bu nedenle reddi gerektiğini, ayrıca müvekkilinin taşınmazı 335.000TL bedel karşılığında satın aldığını, satın alırken kendi adına kayıtlı bir taşınmazını davalı ...’a devrettiğini, aradaki fark nedeniyle 43.000EURO para da ödediğini, satışa emlak komisyoncusu ...’nın tanık olduğunu, müvekkilinin eşinin iş adamı olduğunu ve alım gücü bulunduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur. İlk Derece Mahkemesi Kararı: 7. ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 27.09.2016 tarihli ve 2012/64 E., 2016/220 K. sayılı kararı ile; davacının ... aleyhine ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/691 E. sayılı dosyasında 01.03.2010 tarihinde dava konusu taşınmazın tapusunun iptali ile kendi adına tescili için dava açtığı, ancak davacı vekilinin 07.01.2011 tarihli duruşmada bağımsız bölümün yargılama sırasında devredilmiş olması nedeniyle davaya tapu iptali ve tescil talebi yerine alacak davası olarak devam edeceklerini, davayı yeni malike yöneltmeyeceklerini beyan ettiği, böyle olunca taşınmazı sonradan devralan davalılar aleyhine tapu iptali ve tescil isteminde bulunamayacağı, kaldı ki ispat yükünün davacıda olduğu ve davalıların ... ile işbirliği içinde hareket ettiklerini ispat etmesi gerektiği, ancak davalı ...’ın ceza davasında beraatine karar verildiği gibi adı geçen davalının, taşınmazın ...’e devrinden önce davacıyı arayarak ...'in kendi sevgilisi olduğunu söyleyip aradan çıkmasını istediği, bu hususunun davacı tarafından da kabul edildiği, böyle olunca taşınmazın ...'e devrinde birlikte hareket ettiğinin söylenemeyeceği, davalı ... bakımından da taşınmazı satın alırken sahibi olduğu 46502 ada 1 parselde bulunan 83 numaralı bağımsız bölümü devrettiği ve bakiye olarak da aynı tarihte 43.000EURO parayı banka hesabına havale ettiğine dair kayıtların aksine davalı ... adına oluşturulan kaydın yolsuz olduğunu bilen ya da bilmesi gereken kişilerden olduğunu kanıtlar nitelikte bir delil bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi Kararı: 8. İlk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı yasal süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf talebinde bulunulmuştur. 9. ... Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesinin 12.04.2017 tarihli ve 2017/24 E., 2017/330 K. sayılı kararı ile; evli olan ...’in aynı anda kendinden büyük davacı ile gönül ilişkisi içine girdiği ayrıca kendinden küçük olan davalı ... ile de sevgili olduğu, nüfus cüzdanında tahrifat yaptığı ve bekar olarak göründüğü, bu nüfus cüzdanını kullanmak suretiyle hileli davranışlar ve evleneceği vaadiyle dava konusu taşınmazı davacıdan bedelsiz olarak edindiği, bu nedenle nitelikli dolandırıcılık suçundan mahkumiyetine karar verildiği, sahtecilik eyleminden ise beraatına karar verildiği, diğer taraftan davacının Türk Borçlar Kanunu’nun 31. maddesinde öngörülen 1 yıllık hak düşürücü süre içinde hile hukuksal nedenine dayalı olarak ilk el ... aleyhine aynı taşınmaz hakkında tapu iptali ve tescil, olmadığı taktirde bedel istemi ile dava açtığı, o davanın yargılaması sırasında taşınmazın davalı ...’a devredildiği, bunun üzerine davacının usul hükümleri uyarınca davasını bedele dönüştürdüğü, her ne kadar davayı yeni malike yöneltmeyeceğini beyan etmiş olsa da tapu iptali ve tescil isteğinden feragatin söz konusu bulunmadığı, henüz bedel davası sonuçlanmadan eldeki davanın ara malik ile son kayıt maliki aleyhine tapu iptali ve tescil isteğiyle açıldığı, bedel davasının yukarıda içeriği açıklandığı şekilde ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 29.04.2011 tarih, 2010/691 E., 2011/241 K. sayılı kararı ile reddine hükmedildiği, kararın henüz kesinleşmediği, Yargıtay 13. Dairesinin iki defa verdiği geri çevirme kararı üzerine o davada ceza davasının kesinleşmesinin beklendiği, dava konusu taşınmazın suç teşkil eden ve sübutu kesinleşen dolandırıcılık eylemi sonucunda ... tarafından davacıdan temlik alındığı, taşınmazı yolsuz şekilde devralan ...’in ise aleyhine tapu iptal ve tescil davası açılması nedeniyle taşınmazı birlikte yaşadığı davalı ...’a bedelsiz şekilde devrettiği, ceza soruşturması sırasında davalı ...’ın kendi beyanı ile bu olguyu kabul ettiği ve yolsuz işlemi bilen kişi olduğu, aksi yöndeki ilk derece mahkemesi kabulünün somut olaya uygun düşmediği, son kayıt maliki davalı ...’in taşınmazı iyi niyetle devralmış olması halinde iyi niyetinin korunması gerektiği, ne var ki dosya kapsamı, toplanan deliller, ilk el ...’in taşınmazın devri nedeniyle nitelikli dolandırıcılık eyleminin sübut bulduğu ceza dosyası içeriği dikkate alındığında, çekişme konusu taşınmazın devir tarihinde davalı ... tarafından davalı ...’a 250.000TL değerinde 83 numaralı bağımsız bölüm ile birlikte 43.000 EURO para havalesi yapılmış ise de davalı ...’ın takas suretiyle edindiği bu taşınmazı daha sonra ...’in annesi ...’e devrettiği dikkate alındığında, açıklanan taşınmaz ve para temliklerinin ile ceza davasında ileri sürülmeyen sonradan düzenlenebilecek nitelikteki emlak sözleşmesinin muvazaalı işlemi kamufle etmek için yapıldığı, devirlerin kısa aralıklarla gerçekleştirildiği, satışların gerçek olmadığı, davalıların öncesinde tanıştıkları, dolayısıyla davalı ...’in de yolsuz işlemi bilen ve bilmesi gereken kişi konumunda olduğu, Türk Medeni Kanunu’nun 1023. ve 1024. maddeleri anlamında iyi niyetli kişi sayılamayacağı, ayrıca aynı taşınmaz hakkında halen derdest olan bedel davası nedeniyle hem tapu iptali ve tescile hem de bedele hükmedilemeyeceği, ancak ilk el ... hakkında derdest olan davanın reddine karar verildiği ve kararın kesinleşmediği dikkate alındığında davanın kabulü gerektiği gerekçesiyle davacı tarafın istinaf talebi kabul edilerek, ilk derece mahkemesi kararı kaldırılmış ve davanın kabulüne karar verilmiştir. Özel Daire Bozma Kararı: 10. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalılar tarafından süresi içinde ayrı ayrı temyiz isteminde bulunmuştur. 11. Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 18.06.2019 tarihli ve 2017/3701 E., 2019/3887 K. sayılı kararı ile; “…Dava konusu 46473 ada 1 parsel sayılı taşınmazdaki B blok 5 nolu bağımsız bölümün tamamı davacı adına kayıtlı iken; 29/05/2009 tarih ve 17280 yevmiye no’lu akitle dava dışı ...’e satış suretiyle temlik ettiği, ...’in 22/03/2010 tarih ve 8953 yevmiye no’lu akitle taşınmazı davalı ...’a, onun da 05/07/2010 tarih ve 20063 yevmiye no’lu akitle diğer davalı ...’e satış suretiyle temlik ettiği kayden sabittir. Öncelikle çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; ... Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2010/691 esas sayılı davasının eldeki davaya etkisi olup olmadığı hususudur. ... Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2010/691 esas sayılı dava dosyasının incelenmesinde; davacı ... tarafından ... aleyhine eldeki dava ile aynı iddialara dayalı ve aynı bağımsız bölüme yönelik olarak 01.03.2010 tarihinde iptal ve tescil, mümkün olmazsa tazminat istemli açıldığı, dava tarihinden sonra 22.03.2010 tarihinde dava konusu taşınmazın ...’a, ondan da 05.07.2010 tarihinde ...’e devredilmesi üzerine, davacı vekilinin 07.01.2011 tarihli celsede aynen; ‘’ ... Taşınmaz dava tarihinden sonra el değiştirmiştir. Davamızı terditli olarak açmıştık. Bu nedenle tapu iptali ve tescil talebimiz yerine alacak davası olarak devamını istiyoruz. 186 madde gereğince yeni malike davayı yöneltmeyeceğiz.‘’ şeklinde beyanda bulunduğu, yapılan yargılama neticesinde davanın reddine karar verildiği, davacı vekilinin hükmü temyiz ettiği, davanın halen derdest olduğu anlaşılmıştır. Bilindiği üzere, dava açıldıktan sonra da sınırlayıcı bir neden bulunmadığı takdirde dava konusu malın veya hakkın üçüncü kişilere devredilebilmesi tasarruf serbestisi kuralının bir gereği, hak sahibi veya malik olmanın doğal bir sonucudur. Usul Hukukumuzda ayrık durumlar dışında dava konusu mal veya hakkın davanın devamı sırasında devredilebileceği kabul edilmiş, 6100 sayılı HMK'nın 125. maddesinde ( HUMK’nun 186. maddesi ) dava konusunun taraflarca üçüncü kişiye devir ve temliki halinde yapılacak usuli işlemler düzenlenmiştir. Anılan düzenlemeye göre, iki taraftan biri dava konusunu (müddeabihi) bir başkasına temlik ettiği takdirde diğer taraf seçim hakkını kullanmakta dilerse temlik eden ile olan davasını takipten vazgeçerek davayı devralan kişiye yöneltmekte, dilerse davasına temlik eden kişi hakkında tazminat davası olarak devam edebilmektedir. Bu usul kuralının kendiliğinden (re'sen) gözetilmesi gerektiği de açıktır. Davacı, ... Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2010/691 esas sayılı davasında 6100 sayılı HMK’nin 125. maddesi (HUMK’nun 186. maddesi) uyarınca yeni malike karşı davayı yöneltmediğini, isteğine alacak davası olarak devam ettiğini açıkça belirttiğine göre, eldeki davada iptal ve tescil isteğinin dinlenebilme olanağı bulunmamaktadır. Hal böyle olunca, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir,...” gerekçesiyle karar bozulmuştur. Direnme Kararı: 12. ... Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesinin 09.10.2019 tarihli ve 2019/1367 E., 2019/1145 K. sayılı kararı ile; önceki karar gerekçesi yanında, dava konusunun her el değiştirmesi sırasında davacının yeni bir seçimlik hak kullanabileceğinin doktrinde benimsenen görüşlerden olduğu, davacının bedel isteme nedeninin çoğunlukla devralan kişinin iyi niyetini çürütecek delillerinin elinde olmaması ihtimalinden kaynaklandığı, davada ise devralan davalı ...’ın iyi niyetli olmadığının ceza yargılaması ile anlaşıldığı anda davacının tapu iptali ve tescil isteme hakkının doğduğunu kabul etmenin hem mülkiyet hakkının korunması hem de HMK’nın 125. maddenin ihdas edilme amacına uygun düşeceği, HMK’nın 125/1. maddesinin davacının mülkiyet talep ettiği davada el değiştirme durumunda davacı lehine seçimlik hak getirdiği, tazminata dönüştürme sonrasında şayet dava konusunu devralan kişinin iyi niyetli olmadığı belirlenir ise yeniden mülkiyet talep etmenin mümkün olduğunu düşünmenin hem hukuka hem de hakkaniyete daha uygun olacağı gerekçesine yer verilmek suretiyle önceki kararda direnilmiştir. Direnme Kararının Temyizi: 13. Direnme kararı süresi içinde her iki davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.