Yargıtay 3. Hukuk Dairesi · E. 2020/284 · K. 2022/1423
Hukuk Genel Kurulu 2020/284 E. , 2022/1423 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi 1. Taraflar arasındaki “maddi ve manevi tazminat” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Bakırköy 8. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen davanın kısmen kabulüne ilişkin karar taraf vekillerinin temyizi üzerine Yargıtay 3. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Mahkemece Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir. 2. Direnme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. 3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
I. YARGILAMA SÜRECİ
Davacı İstemi: 4. Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin eğlence sektöründe oryantal olarak çalıştığını, fiziki görünümündeki hoşnutsuzluk ve kaygıları nedeniyle kalçalarına davalı hastanede diğer davalı doktor ...’ın gerçekleştirdiği operasyonla silikon taktırdığını, ancak yapılan operasyondan sonra müvekkilinin kalçalarındaki şişme, morarma ve şiddetli ağrılardan dolayı hastanede tedavi görerek sağlığına kavuşmak için yeniden ameliyat olmak zorunda kaldığını, davalıların edimlerini gereği gibi ifa etmediklerini, ameliyattan önce müvekkiline ameliyat ve riskleri konusunda gerekli aydınlatma ve bilgilendirmeyi yapmadıklarını, davalı doktorun hiçbir teknik inceleme ve araştırma yapmaksızın müvekkilini ameliyat ederek yüksek özen yükümlülüğüne, meslek etik ve kurallarına aykırı davrandığını, her iki davalının kusurlu eylemleri nedeniyle müvekkilinin maddi ve manevi zarara uğradığını ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla ameliyat, ilaç, hastane masrafları, yol vs. giderler için şimdilik 15.000TL, müvekkilinin çalışamamasından kaynaklanan kazanç kaybı ve olumsuz sonuçlanan operasyon nedeniyle ekonomik geleceği sarsıldığından ileride uğraması muhtemel kazanç kaybı için şimdilik 8.000TL, müvekkilinin eski hâline dönebilmesi için yapılacak tedavi ve her türlü tıbbî müdahale, ilaç vs. giderler için şimdilik 7.000TL olmak üzere neticede 30.000TL maddi tazminat ile davalıların kusurlu eylemlerinden dolayı başarısızlıkla sonuçlanan estetik operasyon nedeniyle müvekkilinin yaşadığı ciddi ruhsal sıkıntı ve bozulan psikolojisine karşılık 50.000TL manevi tazminat olmak üzere toplam 80.000TL’nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline; tüm alacak kalemleri için ilk ameliyat tarihi 20.11.2010 tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı Cevabı: 5. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; uyuşmazlığa konu ameliyat hakkında davacıya gerekli bilgilerin verilerek olası komplikasyonların anlatıldığını, davacının Bakırköy Ethica İncirli Hastanesinde anlaşmanın yapıldığı 20.11.2010 tarihinde müvekkili tarafından amacına ve tıbbi yöntemlere uygun olarak ameliyat edildiğini, ameliyattan sonra davacının iyileşme sürecindeyken evinde yakalandığı ve operasyonla ilgisi olmayan başka bir hastalıktan dolayı oluşan enfeksiyon nedeniyle müvekkilinin sorumlu tutulamayacağını ve kusuru bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. 6. Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; davalı doktorun müvekkili şirketin hastanesinde çalışmadığını, doktorun kişisel hastası olan davacı ile müvekkili arasında eser sözleşmesi değil, bölünmüş hastaneye kabul sözleşmesi bulunduğunu, müvekkili hastanenin yükümlülüğünün sadece barındırma, teknik destek, yemek, yatak, hemşire ve bakım gibi hizmetleri vermekten ibaret olduğunu, hastanın ve doktorun operasyon için müvekkili şirkete ait hastaneyi tercih etmelerinin hastanenin yapılan tıbbi müdahaleden sorumlu tutulmasını gerektiren bir durum olmadığını, müvekkilinin hijyenik ortamda gerekli tüm hizmetleri sunarak edimini ifa ettiğini, ameliyatta hiçbir komplikasyon olmadığını, davacının taburcu olduktan sonra gerekli hijyenik kurallara uymaması nedeniyle ameliyat yerinin enfeksiyon kaptığını, kendisinden kaynaklanan sorunları gidermek için tekrar müvekkili şirkete ait hastaneye başvuran davacının bu davranışının da müvekkiline duyduğu güvenin bir göstergesi ve ispatı olduğunu, müvekkiline karşı açılan davanın haksız ve dayanaktan yoksun olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur. İlk Derece Mahkemesinin Birinci Kararı: 7. Bakırköy 8. Asliye Hukuk Mahkemesinin 30.05.2014 tarihli ve 2011/262 E., 2014/258 K. sayılı kararı ile; davacının, davalı hastanede uygulanan operasyon sonrasında enfeksiyon kaptığı, söz konusu enfeksiyon nedeniyle ikinci bir operasyonla silikonların çıkarıldığı, davacının yapılan operasyon nedeniyle oluşacak komplikasyon ve muhtemel sonuçları hakkında gerekli şekilde ve yeterince bilgilendirilmediği, operasyonda doktorun herhangi bir kusuru bulunmasa dahi davalıların üstlendikleri eseri ayıpsız olarak teslim etme yükümlülüklerinin bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davacının ameliyat ve sonrasındaki tedavi nedeniyle ödediği 15.000TL ve hastanede tedavi gördüğü on günlük süre içinde uğradığı kazanç kaybı için 3.000TL olmak üzere toplam 18.000TL maddi tazminatın, davacının vücut bütünlüğünün operasyon nedeniyle beklenmeyen sonuçtan dolayı ihlali ve hastanede gördüğü tedavi sonucu yaşadığı elem ve üzüntüsünü gidermek amacıyla takdiren 5.000TL manevi tazminatın olay tarihi 20.11.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. Özel Dairenin Birinci Bozma Kararı: 8. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. 9. Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 10.03.2015 tarihli ve 2014/17468 E., 2015/3875 K. sayılı kararı ile; “…Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davalıların tüm, davacının ise sair temyiz itirazları yerinde değildir. Ancak, olay tarihinde yürürlükte bulunan 818 sayılı BK. nun 47. maddesi gereğince yargıcın, özel durumları göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği para tutarı adalete uygun olmalıdır. Takdir edilecek bu tutar, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir işlevi (fonksiyonu) olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi malvarlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek tutar, var olan durumda elde edilmek istenilen doyum (tatmin) duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22/06/1966 gün ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel durum ve koşullar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden yargıç, bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde nesnel (objektif) ölçülere göre uygun (isabetli) bir biçimde göstermelidir. Davaya konu olayda; olayın gelişim biçimi, davacının yatarak tedavi gördüğü süre, gelişen enfeksiyon nedeniyle ikinci bir işleme maruz kalmış olması, davalıların kusur durumu ve yukarıdaki ilkeler gözetildiğinde, davacı yararına takdir edilen manevi tazminat tutarı azdır. Davacı yararına daha üst düzeyde manevi tazminat takdir edilmek üzere karar bozulmalıdır…” gerekçesiyle karar oy çokluğu ile bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesinin Birinci Direnme Kararı: 10. Bakırköy 8. Asliye Hukuk Mahkemesinin 07.10.2016 tarihli ve 2016/256 E., 2016/439 K. sayılı kararı ile; hazırlık soruşturmasında düzenlenen Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulunun 03.02.2012 tarihli raporunda ve yargılama aşamasında bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 04.09.2013 tarihli raporda, davacı ile davalı hastane ve doktorun kusurlarının bulunmadığı, mevcut durumun ameliyatın doğal bir komplikasyonu olduğunun belirtildiği, buna karşın mahkemece taraflar arasındaki uyuşmazlığın eser sözleşmesinden kaynaklandığı ve eserin ayıpsız olarak teslim edilmesi gerektiği gözetilerek manevi tazminata hükmedildiği, olayın oluş şekli, davalı tarafın yapılan operasyonda herhangi bir kusur ve ihmalinin bulunmaması, tarafların ekonomik ve sosyal durumları, davacının enfeksiyona bağlı olarak gördüğü tedavi süreci, olayın meydana geldiği tarihte paranın satın alma gücü birlikte değerlendirildiğinde hükmedilen 5.000TL manevi tazminatın dosya kapsamına uygun ve yeterli olduğu gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir. Hukuk Genel Kurulu Kararı: 11. Direnme kararı süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. 12. Hukuk Genel Kurulunun 29.11.2017 tarihli ve 2017/3-3005 E., 2017/1491 K. sayılı kararı ile; usulüne uygun şekilde oluşturulmuş bir direnme kararı bulunmadığı gerekçesiyle mahkemece HMK'nın 297. maddesine uygun şekilde direnme hükmü kurulması için işin esasına yönelik temyiz itirazları incelenmeksizin karar usulden bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesinin Üçüncü Kararı: 13. Bakırköy 8. Asliye Hukuk Mahkemesinin 14.02.2018 tarihli ve 2018/34 E., 2018/52 K. sayılı kararı ile; bu defa Özel Daire bozma kararına uyulduğu belirtilerek maddi tazminat talebi bakımından verilen önceki karar bozma konusu yapılmadığından bu talep yönünden ayrıca hüküm kurulmasına yer olmadığına, manevi tazminat talebinin ise kısmen kabulü ile 7.500TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir. Özel Dairenin İkinci Bozma Kararı: 14. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararı süresi içinde davacı vekili ile davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir. 15. Yargıtay (Kapatılan) 15. Hukuk Dairesinin 23.10.2018 tarihli ve 2018/4358 E., 2018/4015 K. sayılı kararı ile; “…mahkemece verilen direnme kararı, hükmün HMK'nın 297. maddesine uygun şekilde kurulmasının temini için bozulmuş olduğundan, yapması gereken iş 6100 sayılı HMK'nın 297. maddesine uygun olarak ilk kararın hüküm fıkrasında yer alan ve bozmaya konu yapılmayan bölümle ilgili de ilk hükümdeki gibi direnme kararı yazmak olup, verilen direnme kararı usulune uygun biçimde yazılıp temyiz mercii olan Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca bozulmadan, bozmayı yapan ilgili hukuk dairesinin direnilen bozma ilamına uyularak karar vermesi mümkün olmadığından diğer temyiz itirazları incelenmeksizin, kararın bozulması gerekmiştir…” gerekçesiyle karar bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesinin İkinci Direnme Kararı: 16. Bakırköy 8. Asliye Hukuk Mahkemesinin 26.02.2019 tarihli ve 2018/688 E., 2019/65 K. sayılı kararı ile; davacının operasyon ve devamında oluşacak komplikasyon ile muhtemel sonuçları hakkında davalı hastane ve doktor tarafından gerektiği gibi ve yeterli şekilde bilgilendirilmediği, yapılan işin eser niteliğinde olduğu ve her iki davalının da silikon takılma operasyonunu ayıpsız olarak teslim etme yükümlülüğünün bulunduğu, operasyon sonrasında davacıya dikkat etmesi gereken hususların hatırlatılması ve gerekli uyarıların yapılması gerektiği, operasyondan sonra beklenmesi gereken sürenin bitimine kadar davalı hastanenin gözetim, denetim ve izleme sorumluluğunun bulunduğu, dava konusu silikon takılma ameliyatından sonra davacının kalçasında enfeksiyon oluşması sebebiyle davalıların kusurlu ve sorumlu olduğu, olay nedeniyle davacının elem ve üzüntü yaşadığı gerekçesiyle önceki kararda direnilerek 5.000TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmiştir. Direnme Kararının Temyizi: 17. Direnme kararı süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.