Yargıtay 2. Hukuk Dairesi · E. 2020/302 · K. 2022/1513
Hukuk Genel Kurulu 2020/302 E. , 2022/1513 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi 1. Taraflar arasındaki “tapu iptali ve tescil” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, ... Aile Mahkemesince verilen davanın reddine ilişkin karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 2. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Mahkemece Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir. 2. Direnme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. 3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
I. YARGILAMA SÜRECİ
Davacı İstemi: 4. Davacı vekili 16.09.2013 tarihli dava dilekçesinde; müvekkili ile davalılardan ...’in evli olduğunu, davalı eşin sadakat yükümlülüğüne aykırı hareket etmesi nedeniyle davacı tarafından davalı aleyhine 15.01.2013 tarihinde ... Aile Mahkemesinin 2013/54 E. sayılı dosyası ile boşanma davası açıldığını, ailelerin araya girmesi nedeni ile davacının davasından feragat ettiğini, bunun üzerine Mahkemece 28.02.2013 tarihli ve 2013/54 E., 2013/149 K. sayılı karar ile davanın reddine karar verildiğini, bu tarihten sonra davalı ...’in sadakat yükümlülüğüne aykırı davranışlarının devam ettiğini, mal kaçırmak kastıyla eşlerin aile konutu olarak kullandıkları dava konusu taşınmazı malik olmayan davacı eşinin rızasını almaksızın taraflarla aynı mahallede oturan davalılardan ... isimli şahsa 26.03.2013 tarihinde devrettiğini, aile konutunu kötü niyetle devralan ...’ün dava konusu taşınmazı yine aynı mahallede yaşayan ve mahalle muhtarı olan ...'na 13.08.2013 tarihinde devrettiğini, her iki satışın da muvazaalı olduğunu, satış bedellerinin gerçeği yansıtmadığını, her iki satış tarihinde de taşınmazın aile konutu olarak kullanıldığını ve diğer davalıların da bu durumu bildiklerini, malik eş ... tarafından davalılardan ...’e gerçekleştirilen satış işleminden sonra müvekkil ... aleyhine 22.07.2013 tarihinde ... Aile Mahkemesinin 2013/699 E. sayılı dosyası ile boşanma davası açıldığını, bu davaya karşılık müvekkili ... tarafından ...’e 29.07.2013 tarihinde ... Aile Mahkemesinin 2013/717 E. sayılı dosyası ile bağımsız tedbir nafakası davası açıldığını, yargılamaların devam ettiğini ileri sürerek malik olmayan davacı eşin rızası olmadan aile konutunun kötü niyetle diğer davalılara devrini sağlayan satış işlemlerinin iptali ile aile konutunun tekrar davalı ... adına tesciline ve tapu kaydına aile konutu şerhi işlenmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalılar Cevabı: 5. Davalı ... 21.10.2013 tarihli cevap dilekçesinde; tüm iddiaları inkârla, davalı ... ile hiçbir aile bağının olmadığını, yirmi yıldır ambulans şöförü olarak görev yaptığını, mahallede tanınan ve iyi bir insan olduğunu, ...'in evi satmak istediğini kahvede öğrendiğini, bunun üzerine tarafların evine gittiğini, eşlerin bu esnada evde olduklarını, kendisine çay ikram ettiklerini, davacı ...'e satışa rızası olup olmadığını sorduğunu, davacının bizzat kendisine “sen tanıdığım bir abisin, bu yeri başkası alacağına sen al” dediğini, belediyeye gidip imar plan dairesinden ve tapu dairesinden araştırmalar yaptığını, taşınmaz üzerinde aile konutu şerhi bulunmadığını, hiçbir zaman mal kaçırma gibi kanunsuz ve usulsüz bir işin içine girmediğini, tüm anlattıklarına dair görgü tanıklarının bulunduğunu ileri sürerek davanın reddini savunmuştur. 6. Davalı ... 21.10.2013 tarihli cevap dilekçesinde; tüm iddiaları inkârla, inşaat işiyle uğraştığını, taşınmazı inşaat yapmak için ...'ten satın aldığını, satın aldığı tarihte evin boş olduğunu, tapu ve belediyeden yaptığı araştırmalar sonucunda satışa engel bir durum olmadığı gibi taşınmaz kaydında aile konutu şerhinin de bulunmadığını, vekili tarafından sunulan 06.12.2103 tarihli ikinci cevap dilekçesinde ise, müvekkilinin tapu kaydına güvenerek taşınmazı iyi niyetle satın aldığını, tapuda bildirilen satış bedelinin düşük miktarda harç ödemek amacıyla “belediye emlak rayiç değeri” üzerinden gösterildiğini, her ne kadar muhtar olması nedeniyle diğer davalılarla el ve işbirliği içerisinde olduğu iddia edilmişse de 2009 yılında muhtarlık görevinin son bulduğunu, kaldı ki muhtar olduğu iddia edilen ... Mahallesinin Türkiye’nin en kalabalık nüfuslu mahallesi olduğunu, mahallede oturan herkesi tanımasının mümkün olmadığını, dolayısıyla dava ve cevaba cevap dilekçesinde ileri sürülen bu iddianın gerçeği yansıtmadığını, müvekkilinin taşınmazı satın aldığı tarihte arsa üzerinde bulunan evin boş hâlde olduğunu ileri sürerek davanın reddini savunmuştur. 7. Davalı ... vekili 31.12.2013 tarihli cevap dilekçesinde; tüm iddiaları inkârla, müvekkilinin eşini bir başka kadın ile aldattığı iddiasının doğru olmadığını, eşlerin ortak aldıkları karar ile evlerini sattıklarını, eşlerin ortak çocuklarının hasta olduğunu, müvekkilinin ekonomik durumunun iyi olmadığını, çocuğun tedavisi nedeniyle bankalara borçlandığını, paraya olan ihtiyaç nedeni ile müvekkilinin tek malvarlığı olan taşınmazını satmak zorunda kaldıklarını, taşınmazı ...’e sattığı 26.03.2013 tarihinde müvekkili ...’in değişik bankalara olan toplamda 73.330,55TL miktarda borç ödediğini, çocuğun okulu nedeniyle evi satın alan ...’ten yaz tatiline kadar evde oturma yönünde süre talep edildiğini, ...’ün de bu isteği kabul etmesi nedeniyle eşlerin evde oturmaya devam ettiklerini, 2013 yılı Temmuz ayında evden taşınmaları gerektiği hâlde davacının müvekkili ile tatil meselesi yüzünden tartışma çıkardığını, şahitlerin huzurunda kadının eşine ağza alınmayacak küfürler ettiğini, sonrasında ortak çocuğu da yanına alarak evi terk ettiğini, ailesinin yanına yerleştiğini, müvekkilinin tek başına kaldığını, zorunluluk gereği yeni bir ev kiraladığını, eşini ortak hayatı yeniden kurmak amacıyla bu eve davet ettiğini, davacının eşiyle barışmak istemediğini, bu nedenle müvekkili tarafından davacı ... aleyhine 22.07.2013 tarihinde ... Aile Mahkemesinin 2013/699 E. sayılı dosyası ile boşanma davası açıldığını, bu davaya karşılık ... tarafından da müvekkile 29.07.2013 tarihinde ... Aile Mahkemesinin 2013/717 E. sayılı dosyası ile bağımsız tedbir nafakası davası ve 16.09.2013 tarihinde de kötü niyetli olarak eldeki davayı açtığını ileri sürerek davanın reddini savunmuştur. Mahkeme Kararı: 8. ... Aile Mahkemesinin 22.06.2016 tarihli ve 2013/883 E., 2016/756 K. sayılı kararı ile; davacı tarafından aile konutu iddiası ile 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 194. maddesi uyarınca tapu iptal ve tescil talebinde bulunmuş ise de; malik olan eş ...'in dava konusu taşınmazı davacının bilgisi dışında sattığı ve diğer davalılarla el ve iş birliği içinde kötü niyetli olarak hareket ettiği iddiasının ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Özel Daire Bozma Kararı: 9. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı yasal süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur. 10. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 20.06.2018 tarihli ve 2018/3649 E. ve 2018/7760 K. sayılı kararı ile; “...Davacı, dava konusu taşınmazın aile konutu olduğu iddiası ile Türk Medeni Kanununun 194. maddesi uyarınca satışın iptali ve tescil talebinde bulunmuştur. Dava konusu taşınmazın, davacının eşi ... tarafından 16.03.2013 tarihinde davalılardan ...'e devredildiği, ...'ün de 13.08.2013 tarihinde taşınmazı davalılardan ...'na devrettiği anlaşılmaktadır. Aile konutu olan taşınmazın, hak sahibi olan eş tarafından üçüncü kişiye devri, davacının açık rızasını gerektirmektedir (TMK m. 194/1) (HGK'nun 24.05.2017 tarih 2017/2-1604 esas, 2017/967 karar sayılı kararı). Bu rıza alınmamıştır. Toplanan delillerden davalılardan... ve ...'in birbirlerini tanıdıkları, taşınmazın aile konutu olduğunu bildikleri, el ve iş birliği içinde kısa süre içinde taşınmazı devrederek, kötü niyetli olarak hareket ettikleri anlaşılmaktadır. Bu sebeplerle davanın kabulü gerekirken, reddine karar verilmesi doğru bulunmamış ve bozmayı gerektirmiştir,...” gerekçesiyle karar bozulmuştur. Direnme Kararı: 11. ... Aile Mahkemesinin 07.10.2019 tarihli ve 2019/510 E., 2019/380 K. sayılı kararı ile önceki kararda yer alan gerekçenin yanında; toplanan delillere göre taşınmazın davacı ... ile davalılardan ... tarafından aile konutu olarak kullanıldığı konusunda bir ihtilaf bulunmadığı, davacı tanığı ... beyanında “davalı ...'in yaklaşık sekiz yıl öncesinde de bu taşınmazı satmayı düşündüğünü, ancak o tarihte bunun gerçekleşmediği, taşınmaz satıldıktan sonra davalı ...'in ...'den kendisine bir ev satın aldığını, taşınmazı ilk satın alan ...'ün taşınmazda bulunan büfeyi bir arkadaşına kiraladığını ve kirasını da ...'ün aldığını” ifade ettiği, yine davacı tanığı ... beyanında “davalı ...'in davacı eşine taşınmazın satılması için çok baskı yaptığını davacının da bunun üzerine ...'e, bu yer nasılsa satılacak bari sen al” dediği, diğer tanık beyanlarına göre de dava konusu taşınmazda uzun yıllar satılık levhasının asılı olduğu, eşlerin evin satışı konusunda birlikte karar verdikleri, evin satışından elde edilen gelir ile borçların ödendiği, TMK’nın 194. maddesi uyarınca malik olmayan eşin açık rızası hususunda geçerlilik şeklinin düzenleme altına alınmadığı, dolayısıyla söz konusu “rızanın” şekle tabi olmaksızın sözlü olarak da verilebileceği, somut olayda muvazaalı bir satıştan söz edilemeyeceği, özellikle davacı tanığı ...'in beyanından “malik olmayan davacı eş ...'in bu satışa muvafakatinin bulunduğu ve davalı ...'e evi satın alması için açıkça onay verdiğinin” anlaşıldığı gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir. Direnme Kararının Temyizi: 12. Direnme kararı yasal süresi içerisinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.