Yargıtay 1. Hukuk Dairesi · E. 2020/345 · K. 2022/1186
Hukuk Genel Kurulu 2020/345 E. , 2022/1186 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi 1. Taraflar arasındaki “tapu iptali ve tescil, tenkis” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, ... Asliye Hukuk Mahkemesince verilen davanın kabulüne ilişkin karar davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 1. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Mahkemece Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir. 2. Direnme kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. 3. Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve temyiz incelemesi sırasında duruşmanın düzenlendiği 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 369. maddesinin direnme kararının temyizini kapsamadığı, direnmenin düzenlendiği aynı Kanun’un 373. maddesinde ise duruşmaya yer verilmediği gözetildiğinde direnme kararlarının temyiz incelemesinde duruşma yapılamayacağı kabul edilerek davalı vekilinin temyiz dilekçesinde talep ettiği duruşma talebinin reddine karar verilip dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
I. YARGILAMA SÜRECİ
Davacı İstemi: 4. Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin babası miras bırakan ...’ın dava konusu 312 ada 41 ve 42 parsel sayılı taşınmazların geldisi olan 12 sayılı parseli 27.12.1972 tarihinde oğlu, müvekkillerinin de kardeşi olan ...’e 20.000TL bedel üzerinden satış yoluyla temlik ettiğini, satış tarihinde müvekkillerinin on sekiz yaşında dahi olmadığını, taraflar arasındaki işlemin muvazaalı olduğunu, tarafların gerçek iradesinin mirastan mal kaçırmak amacıyla yapılan bağış işlemini içerdiğini, miras bırakanın mal satma ihtiyacının davalının da malı alım gücünün bulunmadığını, dava konusu evin rayiç değerinden çok düşük miktarda satış gibi gösterildiğini, işlemin yapıldığı tarihte miras bırakanın banka hesaplarında belirtilen miktarda para hareketliliğinin olmadığı gibi terekeden satış bedelinin de çıkmadığını, söz konusu tasarruflarda müvekkillerinin saklı paylarına tecavüz edildiğini ileri sürerek çekişmeli taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile miras payları oranında adlarına tesciline, tescil mümkün olmadığı takdirde ise tenkise karar verilmesini talep etmiştir. Davalı Cevabı: 5. Davalı vekili cevap dilekçesinde; murisin ölümünden önce bakım, gözetim, tedavi ve maddi ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla mallarını satma cihetine gittiğini, müvekkilinin de babasının taşınmazlarını bedeli karşılığında satın aldığını, anılan tarihte baba ve oğlu arasında satıma ilişkin belgenin olmamasının doğal olduğunu, dava konusu satışın sahih ve gerçek bir satış olduğunu, müvekkilinin satış tarihinden sonra taşınmazları kullandığını ve üzerinde tasarrufta bulunduğunu, miras bırakanın seneler önce ölmesi ve aradan kırk iki yıl geçtikten sonra dava açılmasının davacıların kötü niyetini gösterdiğini, davacıların mirastan kaynaklanan çekirdek haklarının zarara uğramadığını, tenkis talebinin hak düşürücü sürenin geçmiş olması nedeniyle geçersiz hâle geldiğini, 1976 tarihinde ... Noterliği aracılığı ile düzenlenen taksim sözleşmesi ile de mirasçıların hak ile alacaklarını bölüştüklerini ve başka bir hak istemediklerini resmî bir şekilde beyan ettiklerini belirterek davanın reddini savunmuştur. İlk Derece Mahkemesi Kararı: 6. ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 02.06.2015 tarihli ve 2014/288 E., 2015/281 K. sayılı kararı ile; taşınmazların satış bedelinin davalı tarafça ödendiğinin ispatlanamadığı, davalının murisin tek erkek çocuğu olup satış tarihinde on dokuz yaşında olduğu, davalının eniştesi ile beraber tornacılık yaptığı kabul edilse dahi bu yaşta bir kişinin bir iki yılda dava konusu taşınmazları alabilecek kadar birikim yapmasının hayatın olağan akışına uymadığı, özellikle tarafların kardeşi olan tanık ...'ın taşınmazın kardeşi olan davalıya bağışlandığı yönündeki beyanı dikkate alındığında murisin asıl amacının mirasçılardan mal kaçırmak olduğu, bu hâliyle satışın muvazaalı olduğu, ... Noterliğinin 11.03.1976 tarihli ve 2672 yevmiye sayılı taksim sözleşmesinde dava konusu taşınmazların taksime konu edilmediği, terekeden çıkan bir taşınmazın taksime konu edilmiş olması hâlinde sonuç doğurmayacağından davalının bu savunmasına itibar edilmediği gerekçesi ile davanın kabulüne ... İli ... İlçesi ... Mah. 312 ada 41 parsel, 312 ada 42 parsel 3 ve 4 nolu bağımsız bölümlerin davalı adına olan tapusunun iptali ile 1/8 hissenin davacı ... adına, 1/8 hissenin davacı ... adına tapuya kayıt ve tesciline, kalan 6/8 hissenin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmiştir. Özel Daire Bozma Kararı: 7. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 8. Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 06.11.2018 tarihli ve 2015/14427 E., 2018/14084 K. sayılı kararı ile; “…Somut olaya gelince; mirasbırakanın dava konusu taşınmazları dışında başka taşınmazlarının da bulunduğu, bu taşınmazların incelenmesinde, 428 parsel sayılı 9400 m2’lik tarlanın tamamını, 384 parsel sayılı 19.000 m2’lik tarlanın tamamını, 371 parsel sayılı 38.150 m2’lik tarlanın tamamını, 356 parsel sayılı 10.550 m2’lik tarlanın tamamını, 354 parsel sayılı 9.350 m2’lik tarlanın tamamını, 440 parsel sayılı 5.450 m2’lik tarlanın tamamını ve 442 parsel sayılı 1.332 m2’lik zeytinliğin tamamını mirasçılarına bıraktığı, hatta tüm mirasçıların katılımı ile anılan taşınmazların ... Noterliği’nin 11.03.1976 tarihli miras taksim sözleşmesine konu edildiği, mirasbırakanın geriye bıraktığı taşınmazların azımsanmayacak miktarda olduğu, mirasbırakanın mal kaçırma amacı ile hareket etmesi halinde mal kaçırmak istediği mirasçılarına herhangi bir şey bırakmama ya da daha az mal bırakma amacına uygun hareket etmeye çalışacağı, ne var ki eldeki davada mirasbırakanın bu şekilde hareket etmediği, dinlenen tanık beyanlarından mirasbırakan ile kızları arasında herhangi bir husumetin ortaya konulamadığı, mirasbırakanın bir çocuğunu diğer çocuğuna tercih etmesi için bir nedeninin bulunmadığı, ayrıca 6100 sayılı HMK’nın 190. ve 4721 sayılı TMK’nın 6. maddeleri uyarınca herkesin iddiasını ispatla mükellef olduğu gözetildiğinde davacı tarafın muvazaa iddiasını kanıtlayamadığı, muris muvazaası nedenine dayalı iptal-tescil davalarında herhangi bir hak düşürücü süre ya da zamanaşımı süresinin olmadığında kuşku yok ise de; temlik ve murisin ölüm tarihi üzerinden çok uzun süre geçmesinin eldeki davada olduğu gibi ispat hukuku açısından sorunlar doğurduğu, akitte gösterilen bedel ile keşfen saptanan gerçek değer arasındaki farkın da tek başına temlikin muvazaalı olduğunu göstermeyeceği bir bütün halinde değerlendirildiğinde mirasbırakan tarafından yapılan temlikin mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu söyleyebilme olanağı yoktur. Tenkis yönünden de; mirasbırakanın ölüm tarihine göre Eski Medeni Kanun’un 507/4. maddesi ( 4721 sayılı TMK’nın 565/4. maddesi ) uyarınca mirasbırakanın saklı pay kurallarını etkisiz kılma amacının aranması gerektiği ve yukarıda yer verilen açıklamalar uyarınca böyle bir amacın da kanıtlanamadığı anlaşılmıştır. Hal böyle olunca, davanın reddine karar verilmesi gerekir iken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir…” gerekçesiyle karar oy çokluğu ile bozulmuştur. Direnme Kararı: 9. ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 16.01.2020 tarihli ve 2019/646 E., 2020/45 K. sayılı kararı ile; yargılamaya konu temlik tarihinden evvel ortak muris ...'a akciğer kanseri teşhisi konulduğu, murisin kanser hastalığının tedavi edilemeyeceğini öğrendikten ve evine döndükten hemen sonra, eşi ...'ın da baskısıyla tek erkek evladı olan davalıya taşınmazını devrettiğinin samimi ve yalan beyanda bulunmasını gerektirir bir husumet yahut yakınlığı bulunmayan tanık ...'ın beyanları ile sübuta erdiği, davalı tarafça taşınmazın bedeli ödenmek suretiyle satın alındığı savunulmuş ise de devir tarihi itibariyle henüz 19 yaşında olup askerlik görevini dahi tamamlamadığı, gelir getiren herhangi bir işte çalışmadığı, çok kısa süre torna işi ile iştigal ettiği tanık beyanlarından anlaşılan davalının işbu temlike esas satım bedelini muris babasına ödeyebilecek maddi imkânının bulunmadığı, satım bedelinin ödendiğini kabule yarar delil ileri sürülmediği gibi davalı mirasçı, taşınmaz için bedel ödese idi bu bedele terekede rastlanması gerekeceğinden görünürdeki satış işleminin gerçekte bağış amacıyla yapıldığına kanaat getirildiği, murisin sağlığında tüm mirasçılarını kapsar bir paylaştırma yapmayıp yalnızca davalı oğlu ve dava dışı kızı ... lehine tasarruflarda bulunduğu, murisin işbu temlikleri yapmakta makul görülebilir bir sebebinin olmadığı, diğer mirasçılarına mirasından daha az mal bırakma amacıyla hareket ettiğinin kabul edilmesi gerektiği, muvazaa iddiasının sübuta erdiği gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir. Direnme Kararının Temyizi: 10. Direnme kararı süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.