İçtihatYargıtay8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi · E. 2020/3974 · K. 2021/4527
- Esas No
- 2020/3974
- Karar No
- 2021/4527
- Karar Tarihi
- 31.05.2021
Karar Metni
8. Hukuk Dairesi 2020/3974 E. , 2021/4527 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
DAVA TÜRÜ : Ziynet Ve Katılma Alacağı
İLK DERECE
MAHKEMESİ : Bursa 3. Aile Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Bursa 3. Aile Hukuk Mahkemesinin 16.02.2018 tarihli ve 2016/184 Esas, 2018/173 Karar sayılı kararıyla davanın asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiş, Mahkeme hükmüne karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine şeklinde hüküm kurulmuş olup, bu kez davacı vekilinin Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyizi üzerine Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı ... vekili, asıl dava dilekçesinde, düğünde takılan 6 adet 22 ayar bilezik, 2 adet zümrüt yüzük, 5 adet ata, 3 adet yarım,18 adet çeyrek altın, 2 altın kolye ve bir kolyenin aynen olmadığı takdirde tahsil tarihindeki satış kuru üzerinden bedelinin davalıdan tahsilini talep etmiş, birleşen davasında ise, evlilik birliği içinde edinilen Bursa Görük 8 numaralı taşınmazın müşterek konut olarak kullanıldığını, bu taşınmazla ilgili katılma alacağı talep ettiklerini, tasfiye nedeniyle davanın ilerleyen aşamalarında davalı adına tespit edilecek banka kaydı veya başka edinilmiş mal olması durumunda bu değerlerin de hesaplamada dikkate alınmasını, bu nedenle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 20.000 TL alacağın faiziyle davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı ... vekili, davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiş, hükme karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesince, davacı vekilinin istinaf başvurusu esastan reddedilmiş, hüküm süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Maddi olayları ileri sürmek taraflara, hukuki nitelendirme yapmak ve uygulanacak kanun maddelerini belirlemek hakime aittir (6100 sayılı HMK mad. 33). İddianın ileri sürülüş şekline göre asıl dava, ziynetlerin aynen olmadığı takdirde bedelinin iadesi, birleşen dava ise mal rejiminin tasfiyesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir.
1. Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir
2.Davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarına gelince;
Somut olayda, eşler 25.12.2010 tarihinde evlenmiş, 25.01.2013 tarihinde açılan boşanma davasının kabulüne ilişkin hükmün, kesinleşmesiyle boşanmışlardır. Mal rejimi boşanma davasının açıldığı tarih itibarıyla sona ermiştir (TMK mad. 225/son). Sözleşmeyle başka mal rejiminin seçildiği ileri sürülmediğinden evlilik tarihinden mal rejiminin sona erdiği tarihe kadar, edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir (4722 sayılı Yasa mad. 10, TMK mad. 202/1).Mal rejiminin tasfiyesinde eşlerin bağlı bulunduğu rejime ilişkin hükümler uygulanır (TMK mad. 179).
İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi tarafından birleşen davaya konu Bursa ili, Nilüfer İlçesi, Görükle Dumlupınar Mah. 5495 ada, 1 parselde bulunan A Blok 3. Kat 8 nolu bağımsız bölümün edinme tarihinin evlilik birliğinin kurulmasından önce olup, bu evin davalının kişisel malı olduğu, davacı vekili tarafından 22.12.2017 tarihli dilekçe ile Bursa ili, Nilüfer İlçesi, Demirci Mah. 3057 ada 4 parsel A/3 8 nolu taşınmaz ile ilgili talepte bulunmuşsa da davalı vekilinin buna muvafakat etmediği, bu taşınmazın da edinme tarihinin evlilik birliği kurulmadan önce 03.05.2007 tarihi olduğu, davacının evine maddi destek olmak amacıyla verdiği 1.000 TL'nin evlilik birliği içinde yapılan harcamalara ilişkin olabileceği bu miktarla hangi mal varlığına katkı sağladığı iddiasının ispat edilemediği, eşlerden her birinin gücü oranında evlilik birliği içinde yapılan giderlere katılma yükümlülüğünün bulunduğu, davacının bu taleple ilgili olarak da yemin deliline başvurmadığı anlaşıldığından, bu talebinin de reddine karar verilmiş ise de, davacı vekilinin dava dilekçesinde Bursa Görükle 8 numaralı bağımsız bölümle beraber evlilik birliği içinde edinilen ve sonradan tespit edilecek malvarlıklarıyla ilgili de taleplerinin olduğunu bildirdiği, mahkemece davalı adına kayıtlı taşınmazların ilgili tapu müdürlüğünden sorulması üzerine, Bursa Görükle 5495 ada 1 parsel 8 numaralı bağımsız bölümün davalı adına 05.02.2009 tarihinde ferdileşme yoluyla tescil edildiği, Bursa Nilüfer 3057 ada 4 parselde kayıtlı 8 numaralı meskenin de davalı adına 03.05.2007 tarihinde tescil edildiği, taşınmazların halen davalı adına kayıtlı olduğunun bildirildiği, davacı vekilince dava dilekçesinde ilerleyen aşamalarda tespit edilen malvarlıklarının da tasfiyede dikkate alınması talep edildiğine göre, 3057 ada 4 parselde kayıtlı 8 numaralı bağımsız bölümle ilgili talebin iddianın genişletilmesi yasağı kapsamında değerlendirilmesi doğru görülmemiştir.Buna göre, davacı vekili tarafından dosyaya sunulan 22.12.2017 havale tarihli dilekçede davalı adına kayıtlı 3057 ada 4 parsel 8 numaralı bağımsız bölümün ediniminde 364.500 TL bedelli kredi çekildiği, bu kredinin 2009-2015 yılları arasında ödendiği, bu taşınmaza ilişkin kredi belgelerinin dosyaya alınmasını talep ettiği, ekinde sunmuş olduğu tapu kaydına göre, taşınmazın tapu kaydında 01.12.2009 tarihinde Halkbankası lehine tesis edilen 364.500 TL bedelli ipoteğin 12.02.2015 tarihinde terkin edildiği anlaşıldığından, mahkemece 4 parselde kayıtlı taşınmazın da dava konusu olduğu kabul edilerek, bu taşınmaz üzerine ipotek konulmak suretiyle çekilen krediye ilişkin, kredi sözleşmesi, kredi borcu ödeme tablosu, ipotek akit tablosu da dahil banka kayıtları ilgili bankadan getirtilmesi ve taraflardan 4 parseldeki 8 numaralı bağımsız bölüm için çekilen kredinin ne için kullanıldığının sorulması, ayrıca davaya konu 1 parselde kayıtlı 8 numaralı bağımsız bölümün kooperatiften ferdileşme yoluyla edinildiği anlaşıldığından, ilgili kooperatif kayıtları da dosyaya kazandırıldıktan sonra davacının talebi hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma ve incelemeyle birleşen davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz istemi yerinde olduğundan kabulü ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nin 373/1. maddeleri uyarınca KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının HMK’nin 371. maddesi gereğince BOZULMASINA, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 31.05.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.