İçtihatYargıtay12. Ceza Dairesi
Yargıtay 12. Ceza Dairesi · E. 2020/5064 · K. 2023/5996
- Esas No
- 2020/5064
- Karar No
- 2023/5996
- Karar Tarihi
- 26.12.2023
Karar Metni
12. Ceza Dairesi 2020/5064 E. , 2023/5996 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2015/408 E., 2015/630 K.
SUÇ : Taksirle öldürme
HÜKÜMLER : Mahkumiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
Müştekiler Birgün Koyuncu ve ...'nun, Muğla 2.Asliye Ceza Mahkemesince talimatla alınan beyanlarında katılma isteminde bulunlarına rağmen, bu konuda herhangi bir karar verilmediği, ancak şikayetçilerin 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesi uyarınca katılma istemi hakkında karar verilmeyenler sıfatıyla hükmü temyiz haklarının bulunduğu, olayda müşterek çocukları olan ...'nun ölmesi nedeniyle suçtan doğrudan zarar gördükleri anlaşılan ve hükmü temyiz etmek suretiyle katılma iradelerini ortaya koyan şikayetçiler ... ve ...'nun 5271 sayılı Kanun'un 237 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davaya katılmalarına ve ortak vekillerinin de katılanlar vekili olarak davaya kabulüne karar verilerek yapılan incelemede;
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Fethiye 5. Asliye Ceza Mahkemesinin, 24/12/2015 tarihli ve 2015/408 Esas, 2015/630 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 85 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 51 inci maddesinin birinci, üçüncü, altıncı, yedinci ve sekizinci fıkraları uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, cezanın ertelenmesine ve 1 yıl denetim süresi tayin edilmesine karar verilmiştir.
2.Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 24/09/2020 tarihli ve 2016/103171 sayılı, bozma görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdii olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz sebepleri;
1-Eksik inceleme sonucu hatalı kusur tayini ile hakkında beraat hükmü yerine mahkumiyet hükmü kurulmasının ve fazla cezaya hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğuna,
2-Diğer temyiz sebeplerine,
İlişkindir.
Katılanlar vekilinin temyiz sebebi; Sanık hakkında eksik ceza tayininin hukuka aykırı olduğuna, ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1.Yerel Mahkemenin Görüşü;
"Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından bağımsız bilirkişilere düzenletirilen rapora göre 'köyün yerleşim içinde geçen büyük kesitli sulama ana kanalının etrafında önlem alınmadığı takdirde can ve mal kaybına yol açacağı aşikardır. Yazılı levhalar ... gibi çocuklar için bir anlam taşımaz. DSİ 2009 yılında birlikten bu gibi olayla için önlem tedbirlerinin alınmasını istemiştir. Birlik bu hususuta bilhasla yerleşiminde olduğu kısımlarda bu gibi çocuklar için tel, çit, bariyer tesis edebilirdi, bu konuda birlik tedbir almadaki görevlerinde ihmalkar davranmıştır, bu nedenle görevde olan birlik başkanlığı ikinci derecede tali oranda kusurludur' olay tarihi itibariyle sanık ... Kervanın birlik başkanı olarak görev yaptığı, sanık ...'ın da söz konusu olayda ikinci dercede tali kusurlu olduğu anlaşılmakla" şeklindeki gerekçe ile sanığın üzerine atılı suçu işlediğinin sabit olduğundan bahisle hakkında mahkumiyet hükmü kurulduğu, belirtilmiştir.
2.Sanık aşamalardaki savunmalarında, Kadıköy Sulama Birliği Başkanı olduğunu, birlik olarak kanalın işletmesini yaptıklarını ancak tesis yapılırken alınması gereken güvenlik önlemlerinden sorumlu tutulamayacağından meydana gelen kazada kusurunun bulunmadığını ve suçlamaları kabul etmediğini beyan etmiştir.
3.Katılanlar sanıktan şikayetçi olduklarını ve davaya katılmak istediklerini beyan etmekle katılma talepleri hakkında karar verilmemiştir.
4.Soruşturma aşamasına ait dosyanın tevdii ile talimat üzerine düzenlenen, bila tarihli, iki inşaat mühendisi ve iş güvenliği ve sağlığı uzmanı ile bir makine mühendisinden oluşan üç kişilik bilirkişi heyet raporunda, "DSİ tarafından 1956 yılında tesis edilen ve 1996 yılında da devredilen Ana Sulama Kanalı 22.479 metre olup debisi 2.6m3/saniyedir. Bu uzunluktaki bir kanalın her iki tarafına önlem için tel, çit, bariyer veya duvar yapılmasının imkanı yoktur ve uygulamada da pek faydalı değildir. Bunun tesisi, bakımı, onarımı oldukça maliyetlidir. DSİ'nin bu işlemi yurt genelinde yapması olanaksızdır. Tedbir olarak alınacak bu önlemleri uygulamada Mahalli İdareler ve Birlikler bütçesine göre almaktadırlar." denmekle; Ölen küçüğü bakım ve gözetim yükümlülüğü bulunan babannesi temyiz dışı sanık ...'nun asli kusurlu bulunduğu, köyün yerleşimi içinden geçen büyük kesitli sulama ana kanalının etrafında önlem alınmadığı takdirde can ve mal kaybına yol açacağı aşikar olduğundan ve olay mahalli yakınında bulunan uyarı levhalarının ise okuma yazma bilmeyenler ve ölen gibi küçükler açısından anlam taşımayacağı belirtilerek Devlet Su İşlerinin 2009 yılında bu gibi olaylar için önlem tedbirlerinin alınmasını istediği bu cihetle özellikle yerleşimin olduğu kısımlarda tel, çit ve bariyer tesis edilebileceğini ancak bu tedbirleri almak hususunda ihmalkar davranan Sulama Birliği Başkanlığı'nın meydana gelen kazada tali kusurlu bulunduğu görüş ve kanaati bildirilmiştir.
5.Dosya içeriğinde mevcut bulunan Çevre ve Orman Bakanlığı Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü, İşletme ve Bakım Dairesi Başkanlığı'nın 9 Kasım 2007 tarihli genelgesi ile Devlet Su İşleri 21. Bölge Müdürlüğüne hitaben gönderilen genel müdür Haydar Koçaker imzalı yazısında, güvenlik önlemi olarak kanalların etrafına kafes, tel, çit, beton korkuluk veya demir bariyer yapılması maksadıyla ödenek verilmesi yönündeki taleplerin son dönemlerde artmış olduğu ancak bakım ve onarım ödeneklerinin miktarı dikkate alındığında, ödenek isteklerinin kurumca karşılanmasının mümkün olmadığı ile söz konusu kanallar boyunca teknik kriterlere uygun yasak ve uyarı levhaları hazırlanarak yerleşim yeri boyunca, yerleşim yoğunluğuna göre baraj ve gölet çevresine en fazla 200 metre ara ile yerleştirilmesi gerektiği belirtilmiştir.
6.Dosya içeriğinde mevcut olay yeri fotoğraflarında, yerleşim alanı içerisinden geçmekte olan ana kanal güzergahında tel, çit, bariyer gibi önlemlerin alınmadığı ancak olay mahalli olan küçüğün kanala düştüğü noktadan 80 metre uzaklıkta "Kanala ve Servis Yoluna Girmek Tehlikeli ve Yasaktır" yazılı demir uyarı levhasının bulunduğu belirtilmiştir.
7.Adli Tıp Kurumu Muğla Adli Tıp Şube Müdürlüğü'nün 09/10/2013 tarihli otopsi raporu ile küçüğün kesin ölüm sebebinin "...suda boğulmaya bağlı mekanik asfiksi etkisiyle meydana gelmiş olduğu" görüş ve kanaati belirtilmiştir.
8.Sanığa ait güncel adli sicil ve nüfus kaydı, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden temin olunarak dava dosyasına eklenmiştir.
IV. GEREKÇE
Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü tarafından yapılan ve 1996 yılında devir sözleşmesi ile Kadıköy Sulama Birliği Başkanlığına devredilen sulama kanalına, 2 yaşındaki çocuğun düşüp, boğulması şeklinde gelişen olayda;
Sanık müdafii ve katılanlar vekilinin, sanık hakkındaki mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz sebepleri yönünden,
Sulama kanallarının etrafının kafes tel çit, beton korkuluk, demir bariyer ile çevrileceği veya üzerinin kapatılacağına dair mevzuatta hüküm bulunmadığı gibi, devir sözleşmesinin 4. maddesindeki, Devlet Su İşleri ve Sulama Birliği Başkanlığının temsilcilerinden oluşan bir kurul tarafından muayene edilerek tesislerdeki belirlenen noksan ve yetersizliklerin, bütçesinin gücü dahilinde olanların Sulama Birliği Başkanlığı tarafından giderileceği bunun mümkün olmaması halinde ilgili işlerin Devlet Su İşleri tarafından yapılacağı ve giderlerin tamamının Sulama Birliği Başkanlığından geri alınacağı ancak sözleşmenin 14. maddesinde öngörüldüğü üzere Sulama Birliği Başkanlığı'nın, Devlet Su İşlerinin yazılı izni olmadan tesiste herhangi bir değişiklik ve genişletme yapamayacağına, 5. maddesindeki, tesislerin işletme, bakım ve onarımının Devlet Su İşleri tarafından verilecek “İşletme ve Bakım Talimatı”na göre Devlet Su İşlerinin direktifleri doğrultusunda yapılacağına, 7. maddesindeki, 4. maddede yöntemi verilen ve yıllık muayene raporuyla belirlenen bakım onarım giderlerinin, yıllık bütçe içerisinde “Bakım-Onarım Fonu” olarak ayrılacağına, Devlet Su İşlerinin bakım ve onarımla ilgili işlerin yapılmasını ve ayrılan para miktarının harcanmasını denetlemeye her zaman yetkili olduğuna, tesisin bakım ve onarımı konularında Devlet Su İşlerinin yazılı olarak vereceği direktifleri Sulama Birliği Başkanlığının verilen süre içerisinde yerine getireceğine ilişkin hükümler ile,
Dosyada mevcut, Çevre ve Orman Bakanlığı Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü, İşletme ve Bakım Dairesi Başkanlığı'nın 9 Kasım 2007 tarihli genelgesi ile Devlet Su İşleri 21.Bölge Müdürlüğü'ne hitaben gönderilen genel müdür imzalı yazıda, güvenlik önlemi olarak kanalların etrafına kafes, tel, çit, beton korkuluk veya demir bariyer yapılması maksadıyla ödenek verilmesi yönündeki taleplerin son dönemlerde artmış olduğu ancak bakım ve onarım ödeneklerinin miktarı dikkate alındığında, ödenek isteklerinin Devlet Su İşleri kurumunca karşılanmasının mümkün olmadığı ile söz konusu su kanalları için teknik kriterlere uygun yasak ve uyarı levhaları hazırlanarak yerleşim yeri boyunca, yerleşim yoğunluğuna göre baraj ve gölet çevresine en fazla 200 metre ara ile yerleştirilmesi gerektiği yönündeki açıklamaları ile birlikte ele alındığında,
Yeterli ödenek tahsisi yapılmadığından, 1956 olan yapım yılından itibaren aynı şekilde kullanılan, güvenlik tedbiri alınması konusunda Devlet Su İşleri tarafından yazılı bir direktif ile sadece su kanalları etrafında yerleşim yeri boyunca, yerleşimin yoğunluğu da dikkate alınacak şekilde yasak ve uyarı levhaları yerleştirilmesi şeklinde talimat verildiği ve olay ve olgular kısmında yer verilen dosya içeriğinde mevcut olay yeri inceleme raporunun eki olan olay mahalli resimleri ile sabit olduğu üzere Kadıköy Sulama Birliği Başkanı olan sanık tarafından bu talimatın yerine getirildiği anlaşılmakla, ölenin su kanalına düşmesinde Sulama Birliği Başkanı olan sanığa kusur izafe edilemeyeceği gözetilmeden, devir sözleşmesinin 12.maddesinde, Sulama Birliği Başkanlığının iş güvenliği konusundaki sorumluluğunun, sadece çalıştırdığı kişilerle ilgili olarak ortaya çıkabilecek uyuşmazlıklarla sınırlandırıldığını dikkate almayan ve Devlet Su İşlerinin alınmasını talep ettiği önlem tedbirlerini yerine getirmediğinden bahisle sanığa kusur izafe eden hatalı bilirkişi raporuna itibarla, sanığın beraati yerine, yazılı şekilde hüküm tesisi, kanuna aykırı bulunmuştur.
Kabule göre de;
5237 sayılı Kanun'un 51 inci maddesinin üçüncü fıkrası, "Cezası ertelenen hükümlü hakkında, bir yıldan az, üç yıldan fazla olmamak üzere, bir denetim süresi belirlenir. Bu sürenin alt sınırı mahkûm olunan ceza süresinden az olamaz.", hükmüne aykırı şekilde sonuç ceza olarak 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilen sanık hakkında 1 yıl denetim süresi belirlenmesi, hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
Gerekçe bölümününde açıklanan nedenle Fethiye 5. Asliye Ceza Mahkemesinin, 24/12/2015 tarihli ve 2015/408 Esas, 2015/630 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 26.12.2023 tarihinde karar verildi.