Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · E. 2020/5261 · K. 2022/1678
11. Hukuk Dairesi 2020/5261 E. , 2022/1678 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada Karşıyaka 1. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 12.10.2017 tarih ve 2017/64 E. - 2017/566 K. sayılı kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi'nce verilen 30.12.2019 tarih ve 2018/2064 E. - 2019/2398 K. sayılı kararın duruşmalı olarak Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 08.03.2022 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, davalının Karşıyaka 2. İcra Müdürlüğü'nün 2015/13454 Esas sayılı dosyasından aldığı rehin açığı belgesine dayanarak Karşıyaka 4. İcra Müdürlüğü'nün 2016/11129 Esas sayılı dosyası ile müvekkili aleyhine icra takibi başlattığını, süresinde ödeme emrine itiraz edilmediğinden takibin kesinleştiğini, ipoteğin paraya çevrilmesi talepli Karşıyaka 2. İcra Müdürlüğü'nün 2015/13454 Esas sayılı dosyasında borçlunun As Motorlu ve Elektrik Araçları Day. Tük. Mal. Gıda Tur. San. Tic. Ltd. Şti. olduğunu, davalının anılan şirkete verdiği kredi karşılığında ipotek tesis ettiğini, müvekkilinin ise taşınmazı borçlu şirketten olan alacağını kurtarabilmek için ipotekli olarak satın aldığını, bu taşınmaz hakkında önceden tesis edilen ipotekten dolayı müvekkilinin sorumlu tutulamayacağını ileri sürerek Karşıyaka 4. İcra Müdürlüğü'nün 2016/11129 Esas sayılı dosyası ile müvekkili aleyhine başlatılan icra takibinin iptalini, kötüniyet tazminatının tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, ipotekli taşınmazın satış bedeli borcu karşılamadığından alınan rehin açığı belgesine dayanılarak davaya konu takibin başlatıldığını, icra müdürlüğününün düzenlediği rehin açığı belgesinde davacının da borçlu olarak göründüğünü, bunda müvekkiline bir kusur atfedilemeyeceğini, asıl muhatabın rehin açığı belgesini düzenleyen müdürlük olduğunu, davacının icra mahkemesinde şikayet davası açması gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir. İlk Derece Mahkemesince, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının davalıya borcu olmadığı halde kuvvetle muhtemel icra işlemi dikkatsizliği sonucu icra dairesinde verilen rehin açığı belgesinde davacının borçlu kısımda yer alması nedeni ile davalı banka vekillerince dikkatsiz davranılmak sureti ile icra takibi başlatıldığının belirlendiği, icra takibinin incelenmesinde takip dışında davacı hakkında her hangi bir haciz uygulamasının yapılmadığı, davacının menfi tespit talebi açısından haklı olduğu, hatanın ortaya çıkmasından sonra davalı banka tarafından da her hangi bir aktif icrai işlem yapılmadığından ve bu itibarla dava açılmasına sebebiyet verildiğinden davalı bankanın yargılama giderlerinden sorumlu tutulduğu gerekçesiyle menfi tespit talebinin kabulüne, davacının takip dosyasından davalıya borçlu olmadığının tespitine, icra tazminatı takdirine yer olmadığına karar verilmiştir. Davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. Bölge Adliye Mahkemesince, davacının ipoteğin paraya çevrilmesi yolundaki rehin açığı belgesinin düzenlendiği takipte ipotek veren sıfatıyla sorumlu olduğu, ipotekle sınırlı bir sorumluluğunun bulunduğu, davalı bankaca bu rehin açığı belgesi düzelttirilmeden 2. İcra Müdürlüğü dosyasında takibe konu edildiği, rehin açığı belgesinde alacaklı konumunda olan bankanın bizzat özenli davranarak bu rehin açığı belgesindeki sakatlığı düzelttirmek yönünden takip hukukuna ilişkin başvuru yollarını gerçekleştirmediği, hakkındaki takip kesinleşen davacının bu takipten ve dayanağı rehin açığı belgesinden ötürü iş bu menfi tespit davasını açmakta hukuki yararının bulunduğu, davalı bankanın yanlışlığı görüp tespit etmesine rağmen davanın açılmasına ve bu aşamaya kadar yürütülmesine sebebiyet verdiğinden aleyhine ücreti vekalete hükmedilmesinde bir usulsüzlük görülmediği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvuru sebeplerinin esastan reddine karar verilmiştir. Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir. 1- Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre davalının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın aşağıda yazılı bent dışında usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. 2- Bölge Adliye Mahkemesince, davalının istinaf başvurusunun reddine karar verildiği halde hüküm fıkrasının 3. bendinde “İstinaf kanun yoluna başvuran davalı banka harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, alınanın Hazineye irat kaydına” karar verilmiştir. Harç kamu düzenine ilişkin olduğundan bu hususun resen gözetilmesi gerekir. Kamu düzeni, aleyhe bozma yasağının istisnalarındandır. 4603 sayılı Kanun'da Ziraat Bankası A.Ş., Halk Bankası A.Ş., Tasfiye Halinde Emlak Bankası A.Ş. aleyhine açılan davalar bakımından harç muafiyeti getirildiğine ilişkin düzenleme bulunmamakta olup 4603 sayılı Kanun'un 4684 sayılı Kanun'la değişik geçici 4. maddesinin 2. fıkrasında getirilen harç muafiyetinin adı geçen bankalarca kredi alacaklarının tahsili amacı ile yeniden yapılandırma süreci içerisinde açılmış ve açılacak dava veya takiplerle ilgilidir. Davalı konumunda bulunan T.Halk Bankası A.Ş.'nin sözü geçen yasa hükmündeki muafiyetten yararlanamayacağı gözetilmeden Bölge Adliye Mahkemesince hüküm fıkrasında davalı bankanın harçtan muaf olduğu yönünde hüküm kurulması isabetli görülmemişse de, bu bozma nedeni yeni bir yargılama yapılmasını gerektirmediğinden HMK'nın 370/2 maddesi gereğince kararın düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) no’lu bentte açıklanan nedenle davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine, (2) no’lu bentte açıklanan nedenle Bölge Adliye Mahkemesi kararının 3 no’lu hüküm fıkrasının çıkarılarak yerine “Peşin alınan 4.324,76 TL Harcın mahsubu ile bakiye 12.974,32 TL harcın davalı bankadan tahsili ile hazineye irat kaydına” ibaresinin eklenmesi suretiyle HMK'nın 370/2. maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının re’sen DÜZELTİLEREK ONANMASINA, takdir olunan 3.815,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 17.244,68 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 09/03/2022 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.