Yargıtay 9. Hukuk Dairesi · E. 2020/6133 · K. 2020/17010
9. Hukuk Dairesi 2020/6133 E. , 2020/17010 K. "İçtihat Metni"
I. BAŞVURU
Başvurucu avukat tarafından sunulan dilekçede özetle; Ceyhan 1.Asliye Hukuk Mahkemesinin dilekçede belirtilen esas sayılı dosyalarına ilişkin yerel mahkeme kararları ve bölge adliye mahkemesi kararları değerlendirildiğinde; müvekkili ihale makamı ile diğer davalı müteahhit arasında imzalanan sözleşmelerin detaylı incelenerek, yapılan işin mahiyeti ve gemi adamlarına uygulanacak ... Kanununa tabi olduğunun tartışmasız olduğunu, bu kararlarda asıl işveren-alt işveren ilişkisinin ... Kanununda düzenlenmediği, bunun sebebinin ise 854 sayılı ... Kanunu kapsamında görülen asıl işin bir bölümünün teknolojik nedenler ve uzmanlığı gerektiren bir iş koşulu aranmaksızın alt işverene devrine bu yasa gereğince bir engel bulunmadığını, bu nedenle asıl işveren-alt işveren müessesinin hukuken uygulanabilir olmadığını, gerek Kanun kapsamında görülen işin mahiyeti bakımından gerekse İş Kanunun 2. maddesinin ... Kanununa göre özel kanun niteliğinde olması ve kıyasen uygulama imkanının bulunmaması sebebiyle davalı ... ile diğer davalı şirketler arasında işyerinin devri müessesesi bulunmakla birlikte asıl işveren-alt işveren ilişkisi olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığını, diğer taraftan İş Kanunu’nda muvazaa kavramının asıl işveren-alt işveren müessesesi bulunduğu için düzenlenmiş olup, ... Kanunun da asıl işveren-alt işveren müessesesi düzenlenmediği gibi muvazaaya ilişkin hükümlerin de düzenlenmemiş olduğunu, İş Kanunu’nda ki asıl işveren-alt işveren ilişkisinin kıyasen uygulanması mümkün olmadığı için muvazaaya ilişkin hükümlerin de ... Kanunu kapsamında uygulanma olanağının bulunmadığını, ayrıca davacı işçilerinin hiçbirinin dava dilekçelerinde asıl işveren-alt işveren ilişkisine ilişkin herhangi bir muvaaza iddiasının da bulunmadığını, şayet asıl işveren-alt işveren ilişkisinin uygulanma olanağı bulunsaydı bile, davalı taraflar arasında yapılan sözleşmeye bakıldığında deniz vasıtaları, palamar ve römorkör botların işletmeciliğine ilişkin olduğunu, müvekkili ...’ın anılan deniz vasıtalarının ... Kanununa göre donatanı olmadığını, davacı gemi adamlarının çalıştığı işkolunda ... bünyesinde çalışan başkaca gemi adamı bulunmadığını, toplu iş sözleşmesinin müteahhit firmalarla ... Sendikası arasında imzalandığını, ...'ın sözleşmenin tarafı bile olmadığını, müvekkili ...'ın kamu kuruluşu olduğunu, anılan kamu kuruluşunun ana faaliyet konusunun boru hatları ile petrol taşıma ve depolama olduğu depolanan ham petrolün deniz terminalinden alıcısına gemiye boru hattıyla nakliyesini gerçekleştirdiğini, ...’ın her iki yılda bir deniz vasıtaları işletmecilik hizmetinin teknolojik bakımdan uzmanlık gerektiren, faaliyet konusundan tamamen farklı bir iş olması sebebiyle kamu ihale kanunu kapsamında Kamu ihale mevzuatı hükümleri çerçevesinde ve bu yöntem ile müteahhit firmalara ihale ettiğini ve sözleşme imzaladığını, taraflar arasındaki ihale sözleşmenin gemi adamlarına karşı muvazaaya konu herhangi bir hak ve alacak kaybına sebebiyet vermek maksadıyla kanunun arkasından dolanmak amacıyla yapılmış bir sözleşme olmayıp, Borçlar Kanununa göre sözleşme serbestisi kapsamında Kamu İhale Kanunu ve taslak sözleşmeleri üzerinden sözleşme imzalandığını, her müteahhitin kendi döneminde çalıştırdığı gemi adamının tüm hak ve alacaklarını ödediğine dair banka dekontları ve ibranameleri kuruluşa sunmadığı durumlarda teminat mektubunun iade edilmediğini, anılan dava dosyalarının hiçbirinde davacıların direk ...'ın çalışanı olduklarını ancak müteahhit firma bünyesinde gösterildiğine ilişkin, alt işveren muvazaası olduğuna dair herhangi bir iddia ve taleplerinin bulunmadığını, 5510 sayılı Kanunun ilgili hükmü gerekçesiyle müvekkili kuruluşun asıl işveren olarak sorumluluğu bulunduğu hukuki değerlendirme tespitleri bakımından ise 5510 sayılı Kanunun 1. ve 2. maddesine bakıldığında kanunun konuluş amacı ve kapsamının belirtilmiş olduğu; anılan kanun maddesinde asıl işverenin sadece 5510 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu amaç ve kapsamında alt işverenle birlikte, çalışanların sağlık sigortaları ve bu sigortalardan yararlanacak kişileri ve sağlanacak hakları, bu haklardan yararlanma şartları ile finansman ve karşılanma yöntemlerini belirlemek adına bunun kapsamında birlikte sorumlu olacağının belirtildiğini, bu kanun maddesinden yola çıkarak, İş Kanununun hüküm ve sonuçları bakımından işçi hak ve alacakları bakımından asıl işveren alt işveren ilişkisine yollama yapılamayacağının açıkça ortada olduğunu, ... Kanunda hüküm bulunmayan hallerde Borçlar Kanunu hükümlerinin uygulanacağının kabul edildiğini, Borçlar Kanunu’nda ise asıl işveren alt işveren ilişkisinin düzenlenmediğini, anılan dava dosyalarında davacı gemi adamlarının müvekkili ... ve diğer davalı müteahhit firmalar arasındaki sözleşmelerde TBK 19. maddesi kapsamında muvazaanın varlığına yönelik herhangi bir iddia ve beyanlarının bulunmadığını, müvekkili ...’ın faaliyet alanı dışında tamamen uzmanlık ve teknolojik alt yapı gerektiren bambaşka bir işe konu işi, işyerini ve iş makinelerini, gemilerin işletmesini tamamen üçüncü bir tüzel kişiye devretmesini ve bu şekilde deniz vasıtalarını kendi nam ve hesabına işletmesine yönelik bir hizmet alım sözleşmesi imzalandığının görüldüğünü, buradaki amacın işçi temininden ziyade, deniz vasıtaları işletmeciliği işinin üstlenilmesi olduğunu, muvazaa iddiasında bile bulunmayan davacıların muvazaanın varlığı ile başından beri ...’ın çalışanı oldukları iddiasına dayanarak tüm hak ve alacak taleplerinden ...'ı sorumlu kabul ederek muvazaa hükümlerinin dava dosyalarında uygulanma olanağının bulunmadığını, Belirterek bölge adliye mahkemelerinin kesin nitelikteki kararları arasındaki uyuşmazlığın giderilmesini talep etmiştir. II. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ HUKUK DAİRELERİ BAŞKANLAR KURULU KARARI Adana Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Daireleri Başkanlar Kurulu 09/09/2020 tarih ve 2020/3 sayılı kararı ile; “...Gaziantep 8. Hukuk dairesinin 2018/1695 Esas, 2018/1740 Karar ve Gaziantep 9. Hukuk dairesinin 2017/1306 Esas, 2017/1686 Karar sayılı ilamlarında ... ihale makamı olarak değerlendirilmiş, aleyhine açılan davaların reddine karar verilmiş, diğer Bölge Adliye Mahkemesi kararlarında ise ...'ın müteselsilen sorumlu olduğu kabul edilerek aleyhine hüküm verildiği görülmüştür. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 1. maddesinin ikinci fıkrası gereğince, 4. maddedeki istisnalar dışında kalan bütün işyerlerine, işverenler ile işveren vekillerine ve işçilerine, çalışma konularına bakılmaksızın bu Kanunun uygulanacağı belirtilmiştir. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 4. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca “deniz ve hava taşıma işlerinde çalışanlar” hakkında bu kanun hükümleri uygulanmaz. Deniz taşıma işlerinde çalışanlar 854 sayılı ... Kanunu'na tabidir. Ancak hava taşıma işlerinde çalışanlar için özel bir düzenleme yapılmadığından Borçlar Kanunu genel hükümleri uygulanmaktadır. 854 sayılı ... Kanunu'nun 1. maddesine göre “Bu kanun denizlerde, göllerde ve akarsularda Türk Bayrağını taşıyan ve yüz ve daha yukarı grostonilatoluk gemilerde bir hizmet akti ile çalışan gemi adamları ve bunların işverenleri hakkında uygulanır. Aynı işverene ait gemilerin grostonilatoları toplamı yüz veya daha fazla olduğu veyahut işverenin çalıştırdığı gemiadamı sayısı 5 veya daha fazla bulunduğu takdirde birinci bent hükmü uygulanır. Bu kanunun uygulanmasında; sandal, mavna, şat, salapurya gibi olanlar da (gemi) sayılır.” denilerek, adı geçen Kanunun kapsamı belirlenmiştir. Gemiler aracılığı ile yapılan deniz taşıma işleri ayrı bir yasaya tabi olduğundan, 4857 sayılı Yasanın kapsamı dışında bırakılmıştır. Gemi yabancı ülke bayrağı taşıyor veya gemi Türk bayraklı olsa dahi yüz grostonalitonluk değilse bu gemide çalışanlar hakkında ... Kanunu uygulanamaz. Taşıma işinde çalışan bu gemideki işçiler de 4857 sayılı İş Kanunu kapsamı dışında kaldığından, haklarında Borçlar Kanunu hükümleri uygulanır. 4857 sayılı Yasanın 4. maddesinde deniz ve taşıma işlerinin yapıldığı işyerlerinde çalışanların kanun kapsamına girmeyeceği açıklandıktan sonra ayrık durumlara yer verilmiştir. Buna göre; 1-Kıyılarda veya liman ve iskelelerde gemilerden karaya ve karadan gemilere yapılan yükleme ve boşaltma işlerinde, 2-Havacılığın bütün yer tesislerinde yürütülen işlerinde, 3-... Kanunu kapsamına girmeyen ve tarım işlerinden sayılmayan, denizlerde çalışan su ürünleri üreticileri ile ilgili işlerde, çalışanların 4857 sayılı İş Kanunu kapsamında oldukları belirtilmiştir. ... Kanununda alt işveren-asıl işveren kavramına ise hiç yer verilmemiştir. 4857 sayılı İş Kanunu, asıl-alt işveren ilişkisinde asıl işverenin de işçiler açısından alt işverenle birlikte sorumluluğunu düzenlemiş, bunun yanında bazı muvazaa kriterlerine yer vermiştir. 4857 sayılı İş Kanununda kurala bağlanan alt işveren uygulamasının ... Hukukunda bire bir ve kıyasen uygulanması olanağı yoktur. Ancak sosyal güvenlik boyutu dikkate alındığında 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Kanunu’nun genel kanun olması nedeni ile asıl-alt işveren tanımı ve sorumluluğuna ilişkin 12. maddesindeki düzenleme ... Kanunu uygulaması bakımından kabul edilmelidir. Anılan maddenin son fıkrasına göre “Bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin bir işte veya bir işin bölüm veya eklentilerinde, iş alan ve bu iş için görevlendirdiği sigortalıları çalıştıran üçüncü kişiye alt işveren denir. Sigortalılar, üçüncü bir kişinin aracılığı ile işe girmiş ve bunlarla sözleşme yapmış olsalar dahi, asıl işveren, bu Kanunun işverene yüklediği yükümlülüklerden dolayı alt işveren ile birlikte sorumludur”. Muvazaa Borçlar Kanununda düzenlenmiş olup, tarafların üçüncü kişileri aldatmak amacıyla ve kendi gerçek iradelerine uymayan ve aralarında hüküm ve sonuç meydana getirmesi arzu etmedikleri görünüşte bir anlaşma olarak tanımlanabilir. Üçüncü kişileri aldatmak kastı vardır ve sözleşmedeki gerçek amaç gizlenmektedir. Muvazaanın ispatı genel ispat kurallarına tabidir. Bu anlamda bir alt işveren, bir asıl işverenden sözleşme ile üstlendiği mal veya hizmet üretimi için belirli bir organizasyona, uzmanlığa ve hukuksal bağımsızlığa sahip değilse, kısaca üretim ya da hizmet sunumuna ilişkin ekonomik faaliyetin bağımsız yönetimini üstlenmemişse asıl işveren alt işveren ilişkisinden çok olayda, asıl işverene işçi temini söz konusu olacaktır. Bu açıklamalar ışığında somut olayımızda; davacıların Sanmar denizcilikte, ... enerji şirketinde ve Bene havacılık şirketinde, ... şirketine ait hamuleyi taşıyan ve limana gelen gemilere pilotaj hizmeti veren palamar motorunda gemici olarak çalıştığı, davalı ...'ın gemilerin maliki ve işyeri sahibi olduğu, ihale ile diğer davalılar değişsede davacının aynı işyerinde taşeron şirketlerin işçisi olarak çalışmaya devam ettiği, davacının gemici olarak çalışması nedeni ile ... kanunu hükümlerine tabi olduğu, ... Kanunu’nda hüküm bulunmadığından Borçlar Kanunu’nun genel hükümleri ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun genel kanun olması nedeni ile asıl-alt işveren tanımı ve sorumluluğuna ilişkin 12. maddesindeki düzenleme kapsamında davalı ...’ın alacak kalemlerinden asıl işveren olarak sorumluluğunun bulunduğunun kabulünün gerektiği gerekçesiyle; Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesinin 11/07/2018 tarih 2017/2889 E., 2018/1653 sayılı kararı, Adana Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesinin 07/03/2019 tarih 2018/2024 E., 2019/451 sayılı kararı, Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesinin 25/02/2019 tarih 2017/3331 E., 2019/358 sayılı kararı, Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesinin 07/03/2019 tarih 2017/3577 E., 2019/556 sayılı kararı, Adana Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesinin 19/10/2018 tarih 2018/1006 E., 2018/1518 sayılı kararı, Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesinin 03/10/2018 tarih 2017/3133 E., 2018/1908 sayılı kararları ile Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesinin 13/11/2018 tarih 2018/1695 E., 2018/1740 sayılı kararı, Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesinin 02/11/2017 tarih 2017/1306 E., 2017/1686 sayılı kesin nitelikteki kararları arasında yukarıda belirtilen esasa ilişkin görüşümüzü bildirir gerekçe doğrultusunda uyuşmazlık bulunduğuna ve ...’ın alacak kalemlerinden asıl işveren olarak sorumlu olduğuna dair daire başkanlarının görüşleri mesaj yolu ile alınarak düzenlenen ve imza altına alınan oylama cetveline göre 1 oy'a karşı (7. Hukuk Dairesi) 11 oy çokluğuyla kabulü ile; ...aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. KARAR: 1-Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesinin 11/07/2018 tarih 2017/2889 E., 2018/1653 sayılı kararı, Adana Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesinin 07/03/2019 tarih 2018/2024 E., 2019/451 sayılı kararı, Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesinin 25/02/2019 tarih 2017/3331 E., 2019/358 sayılı kararı, Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesinin 07/03/2019 tarih 2017/3577 E., 2019/556 sayılı kararı, Adana Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesinin 19/10/2018 tarih 2018/1006 E., 2018/1518 sayılı kararı, Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesinin 03/10/2018 tarih 2017/3133 E., 2018/1908 sayılı kararları ile Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesinin 13/11/2018 tarih 2018/1695 E., 2018/1740 sayılı kararı, Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesinin 02/11/2017 tarih 2017/1306 E., 2017/1686 sayılı kesin nitelikteki kararları arasında uyuşmazlık bulunduğuna, ...’ın alacak kalemlerinden asıl işveren olarak sorumluluğunun BULUNDUĞUNA, 2-5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş Görev ve Yetkilerini düzenleyen Kanunun 35/3 maddesi uyarınca ilgili bilgi ve belgelerin eklenerek kararın bir suretinin Yargıtay 9. Hukuk Dairesine GÖNDERİLMESİNE” Karar verilmiştir.