Yargıtay 10. Hukuk Dairesi · E. 2020/7506 · K. 2021/9608
10. Hukuk Dairesi 2020/7506 E. , 2021/9608 K. "İçtihat Metni" Mahkemesi : ... Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi Dava, kurum işleminin iptali istemine ilişkindir. ilk derece mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı davalı Kurum tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, ... Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesince kararın kaldırılmasına davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. ... Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesince verilen kararın, davalı Kurum Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
I-İSTEM
Davacı vekili, müvekkilinin, Bağ-Kur sigortalısı babası üzerinden hak sahibi sıfatıyla aldığı aylığın kesilmesine ilişkin kurum işleminin iptaline, 08.10.2008 tarihinden itibaren babasından dolayı yaşlılık aylığı almaya hak kazandığının tespiti ile bu aylıkların 08.10.2008 tarihinden itibaren yeniden bağlanmasına, ödenmeyen her aylığın, ödenmesi gereken tarihlerden itibaren işleyecek yasal faizleri ile birlikte müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. II-CEVAP: Davalı SGK Başkanlığı vekili, davacının ölen Bağ-Kur sigortalısı babası üzerinden hak sahibi sıfatıyla aldığı yetim aylığının, gelir testi sonucunda davacının eşi üzerinden aldığı aylığın brüt asgari ücret tutarından fazla olması nedeniyle kesildiğini 01.10.2016 tarihinden itibaren yeniden aylık bağlandığını, Kurum işleminin mevzuata uygun olduğunu beyan ederek, davanın reddini talep etmiştir.
III-MAHKEME KARARI
A-İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI : Mahkemece, 1479 sayılı Kanunun 45/c maddesinde yer alan hüküm gereğince davacının eşinden dolayı aldığı ölüm aylığının yanında babasından dolayı da ölüm aylığı almaya hak kazandığı belirtilerek davacının 08/10/2008 tarihinden itibaren ölüm (yetim) aylığı almaya hakkının olduğuna, davalı kurum tarafından davacıya ödenmesi gerekip de ödenmeyen 2014 yılı 12.ayına, 2015 yılına ve 2016 yılının ilk 9 ayına ilişkin ölüm aylıklarının, her bir aylığın ödenmesi gereken tarihlerden itibaren işleyecek yasal faizleriyle birlikte davacıya ödenmesi gerektiğine karar verilmiştir. B-BAM KARARI: A-)1-Davalı SGK Başkanlığı vekilinin istinaf başvurusunun kabul edilerek yerel mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353-(1)-b-2 maddesi uyarınca ortadan kaldırılmasına, 2-Davanın kısmen kabulü ile, Davacının 01/12/2008 tarihinden itibaren babasından dolayı ölüm aylığı almaya hak kazandığının ve Kurum tarafından kesilen ölüm aylığının 01/12/2008 tarihi itibariyle yeniden bağlanması gerektiğinin tespitine, Davacının ölüm aylığının Kurum tarafından kesildiği tarihten yeniden bağlandığı tarihe kadar (25/12/2013-01/10/2016 arasında) ödenmeyen aylıklarının her birinin ödenmesi gereken tarihlerden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davcıya ödenmesi gerektiğinin tespitine, karar verilmiştir. IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ: Davalı SGK vekili temyizinde özetle; Kurum işleminin mevzuata uygun olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir. V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME: Davanın konusu, 8.11.2008 tarihinde vefat eden eşi üzerinden 5510/4-a maddesi kapsamında ölüm aylığı bağlanan davacıya, 1997 de tarihinde vefat eden babası üzerinden 1479 sayılı Yasa kapsamında bağlanan ölüm aylığının kesilmesi işleminin yasal düzenlemelere uygun olup olmadığına ilişkindir. 1479 sayılı Kanunun 45. maddesinin 2. fıkrasının (c) bendinde, sigortalının, geçimini sağlayacak başka bir geliri olmamak koşulu ile yaşları ne olursa olsun evlenmemiş kız çocuklarına aylık bağlanacağı belirtilmiş, daha sonra 04.10.2000 günü Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 619 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile bentteki “geçimini sağlayacak başka bir geliri olmamak” koşulu, “bu Kanun ile diğer sosyal güvenlik kanunları kapsamında çalışmama, bu kanunlar kapsamındaki çalışmalarından dolayı gelir veya aylık almama” olarak değiştirilip 1479 sayılı Kanunun 46. maddesinin 2. fıkrasına, “Ancak evliliğin son bulması ile kocasından da aylık almaya hak kazanan kız çocuklarına bu aylıklardan fazla olanı ödenir.” cümlesi eklenmiş, ancak, söz konusu KHK, Anayasa Mahkemesi’nin 08.08.2001 tarihinde yürürlüğe giren 26.10.2000 gün 61/34 sayılı kararı ile iptal edilmiştir. İptale konu düzenleme daha sonra bu kez kanun koyucu tarafından 02.08.2003 tarihinde yürürlüğe giren ve anılan (c) bendini değiştiren 4956 sayılı Kanunun 23. maddesiyle benimsenerek, sigortalının evli olmayan/boşanan/dul kalan kız çocuklarına ölüm aylığı bağlanabilmesi için “geçimini sağlayacak başka bir geliri olmamak” şartı, “bu Kanun ile diğer sosyal güvenlik kanunları kapsamında çalışmama, bu kanunlar kapsamındaki çalışmalarından dolayı gelir veya aylık almama” olarak değiştirilmiş, aynı zamanda 46. maddenin 2. fıkrasına da “Ancak evliliğin son bulması ile kocasından da aylık almaya hak kazanan kız çocuklarına bu aylıklardan fazla olanı ödenir.” cümlesi yeniden eklenmiştir. Diğer taraftan 5510 sayılı Kanunun 01.10.2008 günü yürürlüğe giren ve “Ölüm aylığının hak sahiplerine paylaştırılması” başlığını taşıyan 34. maddesinde, sigortalının evli olmayan, boşanan, dul kalan kızlarına ölüm aylığı bağlanabilmesi, bu Kanun kapsamında veya yabancı bir ülke mevzuatı kapsamında çalışmama veya kendi sigortalılığı nedeniyle gelir veya aylık bağlanmamış olma koşullarına bağlanmış, “Aylık ve gelirlerin birleşmesi” başlıklı 54. maddede ise bu Kanuna göre bağlanacak aylık ve gelirlerin birleşmesi durumunda, hem eşinden, hem de ana ve/veya babasından ölüm aylığına hak kazananlara, tercihine göre eşinden ya da ana ve/veya babasından bağlanacak aylığının bağlanacağı hüküm altına alınmıştır. Ayrıca Kanunun 3. maddesinde, bu Kanunun uygulanmasında hak sahibinin; sigortalının veya sürekli iş göremezlik geliri ile malûllük, vazife malûllüğü veya yaşlılık aylığı almakta olanların ölümü halinde, gelir veya aylık bağlanmasına veya toptan ödeme yapılmasına hak kazanan eş, çocuk, ana ve babasını ifade ettiği belirtilmiş, “Malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortasına ilişkin bazı geçiş hükümleri” başlığını taşıyan Geçici 1/2. maddesinde, 506 sayılı, 1479 sayılı, 2925 sayılı, bu Kanunla mülga 2926 sayılı Kanunlara göre bağlanan veya hak kazan(ıl)an; aylık, gelir ve diğer ödenekler ile 5454 sayılı Kanunun 1. maddesine göre ödenmekte olan ek ödemenin verilmesine devam edileceği, bu gelir ve aylıkların durum değişikliği nedeniyle artırılması, azaltılması, kesilmesi veya yeniden bağlanmasında, bu Kanunla yürürlükten kaldırılan ilgili Kanun hükümlerinin uygulanacağı bildirilmiştir. Yaşamını yitiren sigortalının eş, çocuk, anne, babasına ölüm sigortasından aylık tahsisi yapılabilmesi için öncelikle hak sahipliği sıfatının kazanılması gerekmekte, bunun için hak sahiplerine ilişkin aylık bağlama koşullarının sağlanıp sağlanmadığına bakılmakta, başka anlatımla bu koşulları tümüyle yerine getiren kişi hak sahipliği sıfatını kazanmakta, anılan sıfata sahip kişilere, sigortalıya ait tahsis şartları da gerçekleşmişse aylık bağlanabilmektedir. Şu durumda yukarıda sıralanan maddeler ve sosyal güvenlik hukuku ilkeleri dikkate alındığında yasal mevzuat ve aylık bağlama koşulları kendi içerisinde ayrıştırılmalı, sigortalıya ait şartlar sigortalının ölüm günü itibarıyla yürürlükte olan yasal mevzuat kapsamında değerlendirilmeli, hak sahiplerine ilişkin koşullar ise hak sahipliği sıfatının kazanıldığı tarihte yürürlükte olan yasal düzenlemeler çerçevesinde irdelemeye tabi tutulmalıdır. Somut olayda, davacıya babasından aldığı ölüm aylığının kesilmesinden sonra 1.10.2016 tarihi itibarıyla yeniden bağlandığı dikkate alındığında bu tarihten sonraki dönem yönünden davacının hukuki yararının bulunmadığı, 1.10.2016 öncesi için ise 5510 sayılı yasanın 54.maddesi değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmiş olması hatalı olup bozma nedenidir. O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ... Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun kabulüne ilişkin kararı bozulmalıdır. SONUÇ:... Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi kararının yukarıda açıklanan nedenlerle HMK'nın 373/2. maddesi gereği BOZULMASINA, dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, Üye ... ve ...'ın muhalefetlerine karşı, Başkan ... ile Üyeler ... ve ...'ün oyları ve oy çokluğuyla, 05/07/2021 gününde karar verildi.