Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · E. 2020/907 · K. 2021/4515
11. Hukuk Dairesi 2020/907 E. , 2021/4515 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 05.11.2018 gün ve 2016/255 - 2018/1131 sayılı kararı bozan Daire'nin 18.11.2019 gün ve 2019/323 - 2019/7301 sayılı kararı aleyhinde davalı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği de anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği konuşulup düşünüldü: Davacılar vekili, müvekkillerinin miras bırakanı ...'nin 22.11.1999 tarihinde vefatı üzerine mirasının, murisin çocukları olan müvekkillerine kaldığını, müvekkilerinin miras bırakanın kurucusu ve ortağı olduğu dava dışı BİMS Birleşik Aydınlatma San. Tic. A.Ş'deki hissesinin %22,39 kısmını eşi ile arasındaki boşanma davası sırasında davalıya geçici bir süre için emanet olarak verdiğini, her ne kadar bu hisseler davalı adına gözükse de hisseye ait olan nemaların miras bırakana ödendiği gibi sermaye artışındaki ödemelerin miras bırakanca yapıldığını, murisin erken ölümü ile kız kardeşi olan davalıdan hisselerini geri almaya fırsatının olmadığını, müvekkillerinin miras bırakanının çok iyi durumda olduğunu, hisselerini satması için geçerli bir nedeni bulunmadığını, miras bırakan tarafından hisse devir bedeli olarak gösterilen değerin hisselerin üzerinde yazılı değer olup, bunun da hisse değerlerinin çok altında olduğunu, bu devrin gerçek işlem olmayıp muvazaalı bir işlem olduğunu, miras bırakanın ölümünden sonra da müvekkillerine babalarının hissesi olan %22,5 oranında ödemeler yapıldığını, müvekkillerinin davalıdan babalarına ait olan ve emanet olarak bulunan hisse senetlerinin kendilerine geri verilmesini yönündeki isteklerine olumlu ya da olumsuz bir cevap alamadıklarını ileri sürerek miras bırakan tarafından davalıya devredilen şirketteki %22,39 nispetindeki hisselerin müvekkillerine ait olduğunun tespiti ile miras bırakan tarafından davalıya devredilen hisselerin miras payları oranında müvekkilleri adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili, davacıların iddialarına göre hisse senedi devir işleminin 1997 yılından önce gerçekleşmiş olması nedeniyle, gerek 5 yıllık gerekse 10 yıllık zamanaşımı sürelerinin geçtiğini, muvazaa iddiasının yerinde olmadığını, hisse devrinin yasaya uygun olarak müvekkilinin alacağına karşılık yazılı sözleşmeyle yapıldığını ancak aradan geçen zaman nedeniyle yazılı sözleşmenin bulunamadığını, davacıların murisinin elinde kalan %0,11 payın yönetim kurulunda yer almak maksadıyla bırakıldığını ve kendisine sonradan yapılan ödemelerin iyiniyet ödemesi kapsamında olup kâr payı ödemesi olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya göre davacıların murisi ... ile davalı ... arasında TTK'nın anonim şirket hisse devri hükümlerine göre geçerli olarak yapılmış bir devir bulunmadığının anlaşıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne, BIMS Birleşik Aydınlatma San. Tic. A.Ş'nin hisse adedinin 4.000.- olarak kabulü ile bu hisselerden davacılar murisi ...’ye ait olan 920 adet 46.000.- TL sermaye değerli hissenin davacılar ... ve ...’ye ait olduğunun tespitine, davacıların miras payı oranında; 460 adet ve 23.000.- TL sermaye değerli hissenin davacı ... Işıl Külte adına tesciline, 460 adet ve 23.000.- TL sermaye değerli hissenin davacı ... adına tesciline dair verilen karar, davalı vekilinin temyizi üzerine Dairemizce bozulmuştur. Bu kez davalı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur. Dava, davacıların murisi ile davalı arasında yapılan anonim şirket hisse devrinin muvazaalı olduğu iddiasına dayalı tespit ve tescil istemine ilişkindir. Davacılar, murisleri ... ile halaları olan davalı ... arasında yapılan hisse devir işleminin, devir tarihinde murisleri ile boşanma davası devam etmekte olan anneleri ...'ye (İpek) daha az tazminat ve nafaka ödeme amacını taşıdığını iddia etmektedirler. Bu itibarla davaya konu hisse devir işlemi, diğer mirasçılardan mal kaçırma amacı taşıyan muris muvazaası değil, taraf muvaazası mahiyetindedir. Taraf muvazaasında, muvazaanın varlığını iddia eden taraf veya bunların ardılı (halef) sıfatı ile hareket eden kişi bu iddiasını ancak yazılı delille ispat edebilir. Somut davada, ispat yükü kendisine düşen davacılar, taraf muvazaasını ispata elverişli yazılı delil ibraz edememişlerdir. Her ne kadar mahkemece ana sözleşme gereğince şirket hisse senetlerinin nama yazılı olarak düzenlendiği, hisse devrinin ancak senetlerin ciro ve teslimi yolu ile gerçekleşebileceği, davalının ciro edilerek kendisine teslim edilen senetleri ibraz edemediği, dolayısıyla davacılar murisi ile davalı arasında TTK'nın anonim şirket hisse devri hükümlerine göre yapılmış geçerli bir devir bulunmadığı belirtilmiş ise de, dava dışı şirket hisse senedi çıkarmamıştır. Senede bağlanmamış pay da hisse senedi gibi her çeşit işleme konu olabilir. Bu bağlamda çıplak pay alacağın temliki hükümlerine göre devredilebilir. Temlik ile çıplak pay devralana geçer. Davalı yan, aralarındaki akrabalık ilişkisi gereği gerekmemesine rağmen muris ile yazılı devir sözleşmesi yaptıklarını, menkul mal mahiyetinde olan hisseler için yazılı sözleşme yapma zorunluluğunun bulunmadığı düşüncesi ile sözleşmenin saklanmadığını, kaldı ki aradan geçen uzun süre dikkate alındığında saklama yükümlülüklerinin de ortadan kalktığını savunmuştur. Davacıların annesi tarafından murise karşı 1995 yılında boşanma davası açılmış, boşanma davası devam ederken 01.08.1995 tarihinde dava konusu şirket hisseleri davalıya devredilmiş, 09.02.1996 tarihinde verilen boşanma kararı 10.03.1997 tarihinde kesinleşmiş, İstanbul 12. İcra Müdürlüğü'nün 1997/7322 sayılı dosyası çerçevesinde tüm nafaka alacaklarının teslim alındığına dair 16.10.1997 tarihli ... (İpek) imzalı belge alınmış, 22.11.1999 tarihinde muris vefat etmiş, işbu dava ise 15.12.2010 tarihinde ikame edilmiştir. Davacıların murisi boşanma davasının nafaka alacakları bakımından da sonuçlanmasından yaklaşık bir buçuk yıl geçtikten sonra vefat etmiş, bu süre zarfında muris hisselerin kendisine iadesi için herhangi bir girişimde bulunmadığı gibi, örneğin 28.07.1997 tarihinde yapılan genel kurul toplantısına divan katibi sıfatıyla katılmış, sermaye artırımı yönünde olumlu oy kullanmıştır. Yine davacılar murisin vefatı ile davalıya devredilmemiş olan paylar yönünden, dava dışı şirkette hissedar olmuşlar, devredilen paylar yönünden ise devir tarihi olan 1995 yılından sonra yapılan tüm genel kurullarda davalı hissedar olarak kabul edilmiş, şirketin hisse yapısı tüm kayıtlarda bu şekilde gösterilmiştir. Boşanma davasının sonuçlandığı tarih ile davacının vefatı arasındaki süre, davanın açılma tarihi hep birlikte değerlendirildiğinde, bu aşamadan sonra mahkemece yukarıda açıklandığı biçimde muris ile davalı arasında TTK hükümlerine göre geçerli bir hisse devrinin olmadığı şeklindeki gerekçeye de dayanılamaz. Açıklanan nedenlerle davalı vekilinin karar düzeltme itirazının kabulü ile Dairemizin 18.11.2019 tarih ve 2019/323 Esas ve 2019/7301 Karar sayılı ilamının kaldırılarak, hükmün davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin karar düzeltme itirazının kabulü ile Dairemizin 18.11.2019 tarih ve 2019/323 Esas ve 2019/7301 Karar sayılı ilamının kaldırılarak, hükmün davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin, temyiz ilam ve karar düzeltme harcının isteği halinde karar düzeltme isteyen davalıya iadesine, 27.05.2021 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.