Yargıtay 3. Hukuk Dairesi · E. 2020/9842 · K. 2021/1481
3. Hukuk Dairesi 2020/9842 E. , 2021/1481 K. "İçtihat Metni" Davacı ... ile davalı ... aralarındaki muarazanın giderilmesi davasına dair Ankara 3. Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 20/06/2019 tarihli ve 2018/327 E. 2019/281 K. sayılı hükmün onanması hakkında dairece verilen 18/06/2020 tarihli ve 2020/1546 E. 2020/3129 K. sayılı ilama karşı davalı vekili tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiştir. Düzeltme isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı; ... Eczanesinin sahibi olduğunu, davalı kurum ile “Sosyal Güvenlik Kurumu Kapsamındaki Kişilerin Türk Eczacıları Birliği Üyesi Eczanelerden İlaç Teminine İlişkin 2012 tarihli Protol” imzaladığını; davalı kurumun 18/09/2014 tarihli yazısı ile hakkında toplam 6.966,22 TL cezai şart uygulanmasına ve uyarılmasına karar verildiğini, 2.012,48 TL tutarında reçete bedeli kesintisi yapıldığını, eczacı olarak hastalara kimlik sorma veya kimlik bilgilerini kontrol etme gibi bir hakkının ya da yükümlülüğünün bulunmadığını, hasta beyanlarına itibar edilemeyeceğini, usulsüz herhangi bir işlem yapmadığını savunarak; davalı kurum işleminin haksızlığının tespiti ile muarazanın giderilmesini talep etmiştir. Davalı; davaya konu kurum işleminin yasal mevzuat ve sözleşme hükümlerine uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece; kurum işlemine dayanak gösterilen hasta beyanlarına itibar edilemeyeceği, davacı eczane tarafından tahsil edilmediği ileri sürülen muayene katılım payı tutarının çok düşük olduğu, kurum işleminin haksız ve hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle, davanın kabulü ile 18/09/2014 tarihli kurum işleminin hükümsüzlüğüne, bu suretle taraflar arasındaki muarazanın giderilmesine dair verilen karar, davalı tarafın temyizi üzerine, Yargıtay 13. Hukuk Dairesince verilen 14/02/2018 tarihli ve 2015/32498 E. 2018/1739 K. sayılı kararla; (...Dava konusu cezai işleme ilişkin olarak düzenlenen inceleme raporunda; hasta ...’ın şikayeti üzerine eşinin beyanları dikkate alınarak, cezaya konu reçetedeki ilaçları kendilerinin yazdırmadıklarını, hastanın isminin de reçeteye yanlış yazıldığını, reçete arkası imzanın telefon numarasının kendilerine ait olmadığını, TC kimlik numarasının doğru olmadığını beyan etmesi üzerine davacı hakkında usulsüz reçeteye istinaden ilaç verilmesi, başka iki hastaya ilişkin olarak da kurum adına alınması gereken ilaç bedellerinin alınmaması nedeniyle protokolün 5.3.5, 5.3.2 ve 5.3.6 maddeleri uyarınca işlem yapılması gerektiği tespit edilmiş olup, davaya konu uyuşmazlık taraflar arasında imzalanan sözleşme ve SUT hükümlerine göre çözümlenmelidir. O halde mahkemece, sözleşme ve Sağlık Uygulama Tebliği'nin ilgili maddeleri değerlendirilmek suretiyle gerekirse konusunda uzman kişilerden taraf, mahkeme ve Yargıtay denetimine elverişli bilirkişi raporu alınmak suretiyle sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır...) gerekçesiyle bozulmuştur. Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde; 29/01/2019 tarihli bilirkişi kurulu raporu hükme esas alınarak, sahte olarak düzenlenen reçetelerden dolayı davacı eczacının sorumluluğuna gidilemeyeceği gerekçesiyle; davanın kabulüne, 18/09/2014 tarihli davalı kurum işleminin hükümsüzlüğüne, bu suretle taraflar arasındaki muarazanın giderilmesine dair verilen hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece verilen 18/06/2020 tarihli ve 2020/1546 E. 2020/3129 K. sayılı karar ile onanmış, onama ilamına karşı, davalı vekili tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiştir. Taraflar arasında imzalanan 2012 yılı "Sosyal Güvenlik Kurumu Kapsamındaki Kişilerin Türk Eczacılar Birliği Üyesi Eczanelerden İlaç Teminine İlişkin Protokol" ün 5.3.2. maddesinde; “ Eczacının kuruma fatura ettiği reçetelerde bulunması gereken ve reçete muhteviyatı ilaçların reçete sahibine ya da yakınına teslim edildiğine ilişkin imzanın, reçete veya ilaçların teslim edildiği yakınına olmadığının tespit edilmesi halinde , reçete bedelinin 5 ( beş ) katı tutarında cezai şart uygulanarak eczacı yazılı olarak uyarılır, tekrarı halinde reçete bedelinin 5 ( beş ) katı tutarında cezai şart uygulanarak sözleşme feshedilir ve 1 ( bir ) ay süre ile sözleşme yapılmaz. Ancak hastanın ilacı aldığını beyan etmesi durumunda bu madde hükmü uygulanmaz.”, aynı protokolün 5.3.5. maddesinde; “ Hasta veya yakınına teslim edilmeyen ilaçlara ait reçetelerin kuruma fatura edildiğinin tespiti halinde ilaç bedelinin 10 ( on ) katı tutarında cezai şart uygulanarak eczacı uyarılır. Tekrarı halinde reçete bedelinin 20 (yirmi) katı tutarında cezai şart uygulanarak sözleşme feshedilir ve 6 (altı) ay süre ile sözleşme yapılmaz. Ancak, Kurum tarafından yapılacak soruşturma neticesinde hastaya teslim edilmek üzere hastanın ilaç alım tarihinden itibaren 60 ( altmış ) günü geçmeyecek sürede ilaçların eczanede bekletildiğinin saptanması halinde bu madde hükmü uygulanmaz.”, 5.3.6. maddesinde; “ Kurumun mahsup suretiyle tahsilini yaptığı haller hariç olmak üzere, alınması gereken ilaç katılım payları ve/veya poliklinik muayene katılım payı tahsil etmeyen veya hastaya iade eden eczacılara, ilk tespitte 500 (beşyüz) TL cezai şart uygulanarak eczane yazılı olarak uyarılır, yazılı uyarıya rağmen tekrarı halinde sözleşme feshedilir ve 1 (bir) ay süre ile sözleşme yapılmaz.”, 4.3.6 maddesinde ise; “Protokolün (5.3) numaralı maddesindeki fiillerin tespit edildiği reçetede fiili ilgilendiren reçete veya ilaç bedelleri ödenmez. Kurumca yapılan yersiz ödemeler varsa, ödeme tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faizi ile birlikte eczacının Kurumda tahakkuk etmiş alacağından mahsup edilir. Eczacının alacağının yersiz ödeme tutarını karşılamaması veya alacağının olmaması halinde, genel hükümlere göre tahsil edilir. " şeklinde düzenleme yapılmıştır. Öte yandan; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Hakimin davayı aydınlatma ödevi” başlığı altında düzenlenen 31. maddesinde; “ Hakim, uyuşmazlığın aydınlatılmasının zorunlu kıldığı durumlarda, maddi veya hukuki açıdan belirsiz yahut çelişkili gördüğü hususlar hakkında, taraflara açıklama yaptırabilir; soru sorabilir; delil gösterilmesini isteyebilir.” hükmü getirilmiştir. Somut olayda; davalı kurum işlemi ile davacı hakkında yukarıda belirtilen ilgili protokolün 5.3.2. ve 5.3.5. maddeleri uyarınca, davalı kurum sigortalısı ...’ın reçetedeki imzanın kendisine ait olmadığı ve reçeteye konu ilaçları teslim almadığına yönelik teftiş sırasında verdiği ifade dikkate alınarak, reçete bedeli olan 1.170,36 TL’nin beş katı tutarında 5.851,80 TL cezai şart uygulanarak, 1.170,36 TL tutarında reçete bedeli kesintisi yapılacağının bildirildiği, eczacının uyarıldığı; yine aynı protokolün 5.3.6. maddesi gereği, teftiş sırasında dinlenen davalı kurum sigortalısı ... ve ...’in, davacı eczane tarafından muayene katılım payının kendilerinden tahsil edilmediğine yönelik beyanlarına karşılık, toplam 1.114,42 TL cezai şart uygulanarak, 842,12 TL tutarında reçete bedeli kesintisi yapılacağının bildirildiği, eczacının uyarıldığı anlaşılmaktadır. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda ise, kurum işlemine dayanak gösterilen protokol maddeleri dışına çıkılarak, sahte olarak düzenlenen reçetelerden dolayı davacının sorumluluğuna gidilemeyeceği, teftiş sırasında alınan hasta beyanlarına itibar edilemeyeceği, tahsil edilmediği beyan edilen muayene katılım payı miktarının çok düşük olduğundan bahisle, davaya konu kurum işleminin yerinde olmadığının belirtildiği görülmüştür. Rapor, bu haliyle hüküm kurmaya ve denetime elverişli değildir. Hal böyle olunca, mahkemece; yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular çerçevesinde, hakimin davayı aydınlatma ödevi kapsamında, teftiş sırasında dinlenen hastaların tanık sıfatıyla ilgili protokol maddeleri kapsamında beyanı alınarak, reçete arkasındaki imzanın kendilerine ya da yakınlarına ait olup olmadığının, reçeteye konu ilaçları alıp almadıklarının, muayene katılım payını ödeyip ödemediklerinin sorulması ve ilgili protokol maddelerinin yeniden değerlendirilmesi suretiyle, önceki bilirkişi dışında seçilecek konusunda uzman bilirkişiden, Yargıtay ve taraf denetimine elverişli rapor alınarak, hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken; eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile hazırlanmış bilirkişi raporu esas alınarak yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir. Ne var ki, mahkeme kararının bu gerekçeler ile bozulması gerekirken, zuhulen onandığı bu defa yapılan yeniden inceleme sonucu anlaşıldığından; davalı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulüne karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle HUMK'nın 440. maddesi gereğince davalı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairece verilen 18/06/2020 tarihli ve 2020/1546 E. 2020/3129 K. sayılı onama ilamının KALDIRILMASINA, mahkeme kararının davalı yararına BOZULMASINA, 16/02/2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi.