V. TEMYİZ
1. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesinin 01/06/2017 tarihli, 2017/503 Esas - 2017/508 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Temyiz Nedenleri
Davacıların saklı payının aşılıp aşılmadığının incelenmediğini, zira mirasbırakanın yaptığı tasarrufun saklı payları ihlal etmediğini, tasarruf nisabı içinde hareket ettiğini, yaşlı ve bir bacağı engelli olan mirasbırakanın hiçbir geliri bulunmadığını, satış bedelleriyle geçimini sağladığını, o para ile evinin çatısını onardığını, tadilat yaptığını, erkek çocuğun kayırılmasının söz konusu olmadığını, davalı ve eşinin öğretmen olup, mirasbırakanın çekişmeli taşınmazları satmak istemesi üzerine yabancıya gitmemesi için davalının satın aldığını, sadece bir davacının eşinin tanıklığı ile eldeki davanın kabul edildiğini, saklı payların da hesaplattırılmadığını belirterek, kararın bozulmasını istemiştir.
3. Bozma Kararı
Dairenin 12/12/2018 tarihli 2017/4685 Esas - 2018/15447 Karar sayılı kararıyla; “...dinlenen tek davacı tanığının muvazaanın ispatına yarar beyan da bulunmadığı açıktır... Öte yandan; tanıklar mirasbırakanın dava konusu taşınmazlar dışında başka taşınmazlarının da bulunduğunu bildirdikleri halde mahkemece bu yönde inceleme yapılmamıştır. Bir başka husus ise, dava değeri harcı tamamlanan değerdir. Yargılama sırasında keşfen belirlenen değer üzerinden eksik harcın tamamlanmaması halinde ise davanın reddine değil açılmamış sayılmasına karar verileceği kuşkusuzdur...Somut olayda, dava 50.000 TL değer gösterilerek açılmış, davalı değere itiraz etmemiş, mahkemece dava dilekçesinde belirtilen değer üzerinden sonuca gidilmiş, ne var ki duruşmasız olarak yapılan istinaf incelemesinde HMK 353/1-a-4 maddesine göre ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına kesin olarak karar verilmiş ve keşfen belirlenen 344.155,072 TL üzerinden harcın ikmali sağlanmıştır. Yine, kamu düzenini ilgilendirmeyen ve tanıkla ispatı gereken bir hususun mahalli bilirkişi beyanı ile kanıtlanması olanaksızdır...Ne var ki, mahkemece HMK 353. ve 25. maddesine aykırı işlemler yapıldığı gibi muvazaa konusunda mirasbırakanın iradesi saptanmadan sonuca gidilmiştir. Hal böyle olunca, mirasbırakan adına olan taşınmaz kayıtlarının getirilmesi, önceden dinlenen tanıkların yukarıda belirtilen ilkeler uyarınca yeniden dinlenilmesi, mirasbırakanın davacılar ve davalı ile beşeri ilişkisinin belirlenmesi, mirasbırakanın gerçek amaç ve iradesinin açıklığa kavuşturulması gerekirken eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir. Kabule göre de, dava konusu taşınmazların kayıtları yenileme işlemi neticesinde kapandığına göre doğru sicil oluşturma ilkesine aykırı olacak ve infazda tereddüt yaratacak şekilde kapanan kayıtlar üzerinden hüküm kurulması da isabetsizdir.” gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
4. Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Ordu 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 07/09/2021 tarihli, 2019/23 Esas - 2021/1261 Karar sayılı kararıyla; mirasbırakanın temlik dışı başkaca taşınmazları ve bankada bir miktar parasının bulunduğu, dava konusu taşınmazlardan 685 parsel sayılı taşınmazın yalnızca bir kısmının mirasbırakan tarafından davalıya temlik edilip, büyük bir kısmının ipkaen üzerinde bırakıldığı hususları nazara alındığında, mirasbırakanın mal kaçırma iradesinden söz edilemeyeceği, dinlenen tanık beyanları ve diğer deliller birlikte değerlendirildiğinde muvazaa olgusunun ve mirasbırakanın mal kaçırma iradesinin somut olarak ortaya konulamadığı, iddianın ispatlanamadığı gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.
5. Bozma Sonrası Mahkeme Kararına Karşı Temyiz Yoluna Başvuranlar
Ordu 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 07/09/2021 tarihli, 2019/23 Esas - 2021/1261 Karar kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
6. Temyiz Nedenleri
Bozma öncesi yapılan yargılamada davanın haklı görülüp kabulüne karar verildiğini, ancak bozma sonrası yapılan yargılama sonucu davanın reddine karar verildiğini, delillerin doğru taktir edilmediğini, yoruma dayalı karar verildiğini, dava konusu 685 parselin sadece bir kısmının davalıya devredilmiş olmasının muvazaayı ortadan kaldırmadığını, bu gerekçeyle davanın reddine karar verilmesinin doğru olmadığını, davalıya borç verdiklerini söyleyen davalı tanıklarının yazılı bir belge sunmadıklarını, temlik tarihlerinde davalının banka hesabından mirasbırakanın banka hesabına yapılan bir ödemeye de rastlanmadığını, davalı tanıklarının beyanlarının gerçeğe aykırı olduğunu, mirasbırakanın banka hesabında 17.500 TL’si olmasının davanın reddine değil aslında kabulüne gerekçe yapılması gerektiğini, zira mirasbırakanın maddi durumunun iyi olup taşınmaz satmaya ihtiyacı olmadığını, davalının tek erkek çocuk olduğunu, mirasbırakanın kız çocuklardan mal kaçırma amacıyla hareket ettiğini, erkek evlada daha çok kazandırma yapmak istediğini, yörede erkek çocuklarına daha fazla pay verildiğinin mahalli bilirkişi beyanlarıyla ve hatta davalı tanığının beyanıyla sabit olduğunu, sadece tanık beyanına değil banka kayıtlarına da delil olarak dayandıklarını, mahalli bilirkişi beyanlarına da itibar edilmesi gerektiğini, onların beyanlarının yok sayılamayacağını, bedeller arasında fark olduğunu, iddianın ispatlandığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
7. Gerekçe
7.1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
7.2. İlgili Hukuk
7.2.1. Uygulamada ve öğretide "muris muvazaası" olarak tanımlanan muvazaa, niteliği itibariyle nispi (mevsuf-vasıflı) muvazaa türüdür. Söz konusu muvazaada miras bırakan gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir.
Bu durumda, yerleşmiş Yargıtay içtihatlarında ve 01.04.1974 tarih 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de Türk Medeni Kanunu'nun 706., Türk Borçlar Kanunu'nun 237. (Borçlar Kanunun 213.) ve Tapu Kanunu'nun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler.
Bu tür uyuşmazlıkların sağlıklı, adil ve doğru bir çözüme ulaştırılabilmesi, davalıya yapılan temlikin gerçek yönünün diğer bir söyleyişle miras bırakanın asıl irade ve amacının duraksamaya yer bırakmayacak biçimde ortaya çıkarılmasına bağlıdır. Bir iç sorun olan ve gizlenen gerçek irade ve amacın tespiti ve aydınlığa kavuşturulması genellikle zor olduğundan bu yöndeki delillerin eksiksiz toplanılması yanında birlikte ve doğru şekilde değerlendirilmesi de büyük önem taşımaktadır. Bunun için de ülke ve yörenin gelenek ve görenekleri, toplumsal eğilimleri, olayların olağan akışı, mirasbırakanın sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul bir nedeninin bulunup bulunmadığı, davalı yanın alım gücünün olup olmadığı, satış bedeli ile sözleşme tarihindeki gerçek değer arasındaki fark, taraflar ile miras bırakan arasındaki beşeri ilişki gibi olgulardan yararlanılmasında zorunluluk vardır.
7.2.2. Öte yandan, muris muvazaası hukusal nedenine dayalı davalarda mirasbırakanın kastının açık bir şekilde saptanması gerekmektedir. Bu kapsamda, temlikin mirasçılardan mal kaçırma amacıyla yapıldığını ispat külfeti 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 190. maddesi ile Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 6. maddesi gereği davacı tarafa aittir.
7.3. Değerlendirme
(V.3.) numaralı paragrafında yer verilen ve hükmüne uyulan bozma kararında gösterildiği şekilde işlem yapılarak, (V.4.) numaralı paragrafında yazılı kararın verilmesinde herhangi bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
VI. SONUÇ:
Açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı 21,40 TL bakiye onama harcının davacılardan alınmasına, 10/03/2022 tarihinde kesin olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.