Yargıtay 8. Hukuk Dairesi · E. 2021/11093 · K. 2021/12726
8. Hukuk Dairesi 2021/11093 E. , 2021/12726 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davacı ...'ın davasının reddine, davacılar ... ve arkadaşları ile müdahil davacı ... Tic. A.Ş.'nin davasının kabulüne karar verilmiş olup, hükmün Yargıtayca duruşma yapılması suretiyle incelenmesi davacı ... vekili tarafından, duruşmasız olarak incelenmesi ise Hazine vekili, Orman İdaresi vekili, ... Belediye Başkanlığı vekili, ... ... vekili ve ... ve arkadaşları vekili tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 08.12.2021 Çarşamba günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü, temyiz eden davacı ... vekili Av. ..., Hazine vekili Av. ..., Orman İdaresi vekili Av. ... ve ... ... vekili Av. ... ile karşı taraftan ... ve arkadaşları vekili Av. ..., Av. ..., Av. ..., Gayrimenkul Değerler Ticaret A.Ş. vekili Av. ... ve ... vekili Av. ... ...'nun katılımlarıyla duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Mahkemece verilen önceki karar Yargıtay (Kapatılan) 20.Hukuk Dairesi tarafından bozulmuş olup, uyulan bozma ilamında özetle; “davalı ... İdaresinin yerinde görülmeyen temyiz temyiz itirazlarının reddine, davacı ...'ın ... Köyü ... ada 16 sayılı parsele ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarının reddi ile hükmün bu parsel açısından onanmasına; davacı ...'ın, ... tarafından kendisine satıldığını iddiasıyla dava konusu ettiği taşınmazın bir bölümünün, ... ada ... sayılı parsel içinde kaldığını ileri sürdüğü, yapılan uygulamada, tanık olarak ifadesine başvurulan ...’in, kendisinin ...'a sattığı 1.000 m2 yüzölçümündeki taşınmazın bir bölümünün, dava dışı ... ada ... sayılı parsel içinde bulunan evin duvarına kadar olan kısım olduğu, komşu ... ada14 sayılı parselin ise davacı ...’ın yerine 1,5 metre girdiğini bildirdiği ve diğer tanıkların benzer ifadelerde bulundukları, bu durumda davacı ...'a satılan bölümün tesbiti yoluna gidilmesi, bu bölümün ifraza imkan veren krokisi düzenlettirilerek, bu bölüme ilişkin davasının kabulüne karar verilmesi gerekirken, ... ada ... sayılı parsele ilişkin davanın reddine karar verilmesinin kanunî olmadığı açıklanarak, davacı ...’nın ... ada ... parsele ilişkin temyiz itirazlarının kabulü ile hukmun bu parsel açısından bozulmasına karar verildikten sonra; davacı ... ile çifitlik tapu kaydına dayanan davacı ... ... mirasçısı ...’nin çekişmeli ... Köyü ... ada 16 sayılı parsele ilişkin hükme yönelen temyiz itirazları bakımından ise, 766 sayılı Tapulama Kanunu’nun yürürlüğe girmesiyle Arazi Kanunnamesinin 20 ve 78. maddelerinin yürürlükten kaldırılmadığı, somut olayda anılan kanun hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının araştırılması gerektiği, Mahkemece, tapu kaydının çekişmeli parseli kapsamadığı, bir an için kapsadığı kabul edilse bile, taşınmazın Medenî Kanunun yürürlüğünden önce tapu malikleri dışındaki kişiler tarafından 10 yıldan fazla süreyle zilyet edilmesi nedeniyle, Arazi Kanunnamesinin 20 ve 78. maddeleri gereğince tapu kaydına değer verilemeyeceği kabul edildiğine göre, dayanılan tapu kayıtlarının çekişmeli taşınmaza uyup uymadığı, başka bir anlatımla, dava konusu taşınmazın davacılara ait tapu kaydı kapsamında kalıp kalmadığı konusunda yapılan uygulamanın yetersiz olması bir yana, zilyetliğe dayanan davacı ve önceki zilyetlerin Medenî Kanunun yürürlüğe girdiği 1926 yılından önce zilyet olup olmadıkları, zilyetlikleri varsa ne zaman ve ne şekilde başladığı, zilyetliğin çekişmesiz, aralıksız, malik sıfatıyla devam edip etmediği konularındaki araştırmanın da hüküm kurmaya yeterli olmadığı açıklanarak, benzer nitelikte aynı tapu kayıtlarına dayanılarak açılan davalar arasından bir kılavuz dosya seçilmesi, dava konusu taşınmazların bulunduğu köye ilişkin en eski tarihli idari sınırlara ait harita ve diğer belgelerin getirtilmesi, ... ... Vakfiyesine ilişkin temessük kayıtları ile ... Çiftliği Mart 1290 tarih 18, ... Çiftliği Mart 1290 tarih 19 ve ... ... ... Çiftliği Mart 1290 Tarih 20 sayılı tapu kayıtlarının tüm tedavül kayıtlarının ve revizyon gördüğü kadastro parsellerinin, söz konusu tapu kayıtlarının uygulandığı derdest ve kesinleşmiş dava dosyalarının celp edilmesi, yapılacak keşifte, dayanılan tapu kayıtlarının yerel bilirkişiler yardımıyla yerine uygulanması, uygulama sırasında, tutunulan ... ... ... Çiftliği, ... Çiftliği ve ... Çiftliği tapularında ..., ... ve ... sınırlarının ortak sınır,... sınırlarının köy ya da çiftlik sınırları olduğu, tapu kayıtlarının eşcar-ı müsmire ve gayr-ı eşcarı müsmireyi müştemil çiftlik kayıtları olup, bu sınırlar içinde devlet ormanları, dereler, taşlık ve kayalık niteliğindeki devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerin bulunduğu, sınırlarının mevki ya da nokta sınırlar olduğu, bu sınırların çoğunluğunun devlet ormanı içinde kalması nedeniyle sabit kabul edilemeyeceğinden, 3402 sayılı kanunun 20/C maddesi gereğince kayıt kapsamının yüzölçümüne değer verilerek saptanacağı, ... Çiftliğine ait tapu kaydının aynı köy 1 ilâ ... sayılı parselle uygulandığı, ancak bu parseller hakkında tapuya dayanmayan ve zilyetlikle kazanma iddiasında bulunan gerçek kişiler tarafından itiraz edilip, birçok dava açıldığı, ... ... ... Çiftliği tapusunun ... Köyü 373 ilâ 633 sayılı parsellere uygulandığı da gözönünde bulundurularak, dayanılan çiftlik tapu kayıtlarının yöntemince uygulanması; bilinmeyen sınırlar konusunda tarafların gösterecekleri tanıkların dinlenmesi, yerel bilirkişi ve tanık sözlerinin, komşu parsel kayıtları ve eski tarihli memleket haritaları, köy isimleri ve sınırlarına ilişkin tüm kayıtlarla denetlenmesi, yerel bilirkişi ve tanıklar tarafından tarif edilen ve gösterilen sınırlardaki çelişkilerin yöntemince giderilmesi, revizyon parselleri ile ... (...) ve ... (...) Köyleri (ya da Çiftlikleri) ile memleket haritasında ... Köyü olarak işaretlenmiş bulunan sınırlar gözetilerek sabit sınırların nereler olabileceği değerlendirilip, kayıtlar 3402 sayılı Kanun'un 20 ve .... maddeleri hükmüne göre sabit sınırla bağlantısı kesilmemek suretiyle, bu sınırlardan başlanarak genel kadastroda revizyon gördüğü, çiftlik tapu sahipleri adına kesinleşen parseller de dikkate alınmak suretiyle uygulanarak, kayıtların yüzölçümüyle kapsadığı alanların tereddüte yer bırakmayacak biçimde belirlenmesi ve sonucuna göre karar verilmesi” gereğine değinilmiştir. Bozma sonrası yapılan yargılama sırasında müdahil Gayrimenkul Değerler Ticaret A.Ş., vekili vasıtasıyla, tapu maliklerinden pay satın aldıklarını ileri sürerek, bu pay oranında taşınmazların adına tescili istemiyle davaya katılmıştır. Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, davacı ...’ın davasının reddine, davacı ... ve arkadaşları ile müdahil davacı ...Ş’nin davasının kabulüne, ... ada ..., ... parsel sayılı taşınmazların kadastro tespit tutanaklarının iptali ile taşınmazların, 3840 pay kabul edilerek 2400/3840 payın müdahil şirket adına, geri kalan payında hisseleri oranında davacılar adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı ..., davalılar ..., ..., ..., ... ..., Hazine, Orman İdaresi ve ... Belediye Başkanlığı vekilleri tarafından temyiz edilmiştir. Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kadastro tesbitine itiraza ilişkindir. 1. Davalı ... Belediye Başkanlığı’ nın temyiz isteminin incelenmesinde; davacı ... tarafından açılan tescil davasında yasal hasım olan ... Köyü Tüzel Kişiliğinin davalı olarak gösterildiği, davanın Kadastro Mahkemesine aktarılmasından sonra verilen önceki günlü hükmün davalı ... Tüzel Kişiliği tarafından temyiz edilmediği ve kendisi yönünden hükmün kesinleştiği, her ne kadar 31.03.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6360 sayılı Yasa hükümleri ile ... Köyünün tüzel kişiliği ortadan kalkmış ve mahalle haline dönüşmüş, bu nedenle ... Belediye Başkanlığı anılan Köy yerine yasal hasım konumuna gelmiş ise de, ... Köyü Tüzel Kişiliği yönüyle kesinleşen önceki günlü hükmün onun kanuni halefi olan ... Belediye Başkanlığını da bağlayacağı, son hükümle de aleyhine yeni bir hukuki durum yaratılamadığı anlaşıldığından, davalı ... Belediye Başkanlığı’ nın temyiz isteminin reddine karar vermek gerekmiştir. 2. Davalı ... İdaresinin temyiz isteminin incelenmesinde; Davanın, davacı ... tarafından tapusuz taşınmazın tescili istemine ilişkin olarak açıldığı, yargılama sırasında dava konusu taşınmaz hakkında kadastro tespit tutanağı düzenlendiği gerekçesiyle davanın Kadastro Mahkemesine aktarıldığı ve Kadastro Mahkemesince verilen, dava konusu taşınmazın Hazine adına tesciline ilişkin önceki günlü kararın Orman İdaresi tarafından da temyiz edildiği, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince yapılan temyiz incelemesinde, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince yapılan temyiz incelemesinde, tescil davasına konu taşınmazın ... ada 15 parsel sayılı taşınmaz olup bu taşınmaz hakkında malik hanesi boş şekilde tutanak düzenlendiği ve Orman İdaresinin bu taşınmaz yönünden davalı sıfatına sahip olup ... ada 15 parsel sayılı taşınmazın orman vasfında olmadığı, ... ada ... ve 16 parsel sayılı taşınmazlar yönünden Orman İdaresinin bir davası mevcut olmadığından taraf sıfatının da bulunmadığı açıklanarak, davalı ... İdaresinin tüm temyiz itirazlarının reddine karar verildiği ve böylelikle önceki günlü hükmün davalı ... İdaresi yönünden kesinleştiği, bozma sonrasında verilen temyiz incelemesine konu hükümle de işin esası yönüyle aleyhe bir durum yaratılmadığı anlaşıldığından, davalı ... İdaresinin temyiz isteminin reddine karar verilmiştir. 3. Davalı Hazinenin temyiz itirazlarının incelenmesinde; davacı ... tarafından, Medenî Kanunun 713. maddesine göre açılan tescil davasının davalısı olarak davada yer alan Hazine’nin, çekişmeli ... ada ... ve 16 sayılı parseller yönünden davalı ve davacı sıfatı bulunmadığı gibi, davaya katılımı da söz konusu değildir. Tescil davasına konu ... ada 15 parsel sayılı taşınmaz açısından ise, dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut delillere göre, davacı ... lehine, 3402 sayılı Kanun'un ... ve 17. maddesinde yazılı kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yolu ile taşınmaz edinme koşullarının oluştuğu anlaşıldığından, davalı Hazinenin yerinde olmayan temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. 4. Davalı ... ...’ın temyiz itirazlarının incelenmesinde; Dosya muhtevasına göre, davalı ... ...’ın ... ada ... parsel sayılı taşınmazın tespit maliki olduğu, bu davalının, davacı ... tarafından açılan ve temyize konu dosya ile birleştirilen kadastro tespitine itiraz davasından dolayı davanın tarafı haline geldiği, ancak Mahkemece, ... ada ... parsel sayılı taşınmazın başka dosyada da dava konusu olması nedeniyle eldeki dosyadan tefrikine karar verildiği anlaşılmakta olup, Mahkemece, davalı ... ...’ın, temyize konu davanın tarafı olarak gösterilerek aleyhine yargılama gideri ve vekalat ücreti hükmedilmesi usul ve kanuna aykırı olduğundan, davalı ... ...’ın temyiz itirazlarının açıklanan sebeplerle kabulü ile hükmün kendisi yönünde bozulmasına karar vermek gerekmiştir. 5. Davalı ... ve arkadaşları ile davacı ...’ın ... ada ... parsel sayılı taşınmaza ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; Davacı ... tarafından, Medenî Kanunun 713. maddesine göre açılan tescil davası ile davacı ... ve arkadaşları tarafından, Hazine, Orman İdaresi, ... Köyü Tüzel Kişiliği ile ...’a husumet yöneltilerek, tescil davasına konu taşınmazın Mart 1290 tarih ve 9 varak ve 18 gitti kayıtları ile varak 19 nolu sicilden gelen Temmuz 1969 günlü 63, 64 ve Şubat 1962 tarih 4 sıra numaralı tapu kaydı kapsamında kaldığı iddiasıyla, taşınmazın tapu maliki mirasçıları adına tescili istemiyle açtıkları dava birleştirilmiş, yargılama sırasında dava konusu taşınmaz hakkında ... ada 15 parsel sayısı ile tutanak düzenlendiğinden, dava, 3402 sayılı Kanunun 27. maddesi gereğince Kadastro Mahkemesine gönderilmiştir. Ayrıca, davacı ...’ın, taşınmazının bir kısmının eksik ölçüldüğünü, eksik kalan kısmının komşu ... ada ..., 16 ve ... parsellerde kaldığını ileri sürerek açmış olduğu kadastro tespitine itiraz davası, aktarılan dava ile birleştirilmiş, bilahare ... ada ... parsel sayılı taşınmaz hakkındaki dava tefrik edilmiştir. Buna göre, temyiz eden davalı ... ve arkadaşları, ... ada ... parsel sayılı taşınmazın tespit malikleri olmaları nedeniyle davanın tarafı oldukları anlaşılmaktadır. Davacı ... ve arkadaşlarının, tescil davasına karşı dava açmaları, tescil davasına konu taşınmazın ise sadece ... ada 15 parsel olduğunun anlaşılmış olması karşısında, davacı ... ve arkadaşlarının hak iddia etmedikleri, hakkında dava açmadıkları ve haklarındaki davada 3402 sayılı Kanunun 30/2. maddesinin uygulanması da söz konusu olmayana ... ada ... ve 16 parsel sayılı taşınmazlar yönünden, ne sebeple davacı ... ve arkadaşları ile sonradan davaya katılan şirket adına tescil hükmü kurulduğu anlaşılamamıştır. Öte yandan, dava konusu taşınmazlardan ... ada 16 parsel sayılı taşınmazın tespit gibi davalı ... adına tesciline ilişkin mahkemenin ilk hükmü, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 12.04.2013 tarih ve 2012/7789 Esas, 2013/4281 Karar sayılı ilamıyla onanarak kesinleşmiş olmasına rağmen, Mahkemece bu taşınmazın da davacı ... ve arkadaşları adına tesciline karar verilmiştir. Dava konusu ... ada ... parsel sayılı taşınmaz, davacı ... ile davalı ... ve arkadaşları arasındaki davanın konusu olup, yapılan uygulamada, tanık olarak ifadesine başvurulan ve taşınmazı davacı ...’a satan ...’ in, kendisinin ...'a sattığı 1.000 m2 yüzölçümündeki taşınmazın, bir bölümünün dava dışı ... ada ... sayılı parsel içinde bulunan evin duvarına kadar olan kısım olduğunu, komşu ... ada ... sayılı parselin ise davacı ...’ın yerine 1,5 metre girdiğini bildirmesi ve diğer tanıkların benzer ifadelerde bulunması karşısında, davacı ...'a satılan bölümün tesbiti yoluna gidilmesi, bu bölümün ifraza imkan veren krokisi düzenlettirilerek, davacı ...’ın bu bölüme ilişkin davasının kabulüne karar verilmesi gerekirken, taşınmazın davacı ... ve arkadaşları adına tesciline karar verilmesi doğru görülmemiştir. 6. Davacı ...’ın, dava konusu ... ada 15 parsel sayılı taşınmaza ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; Mahkemece, dosyaya davacı tapu malikleri tarafından ibraz edilmiş 2901 sayılı Yasa kapsamında oluşturulan tahrir kayıtlarının Kadastro Birlik dosyalarında birlik defterlerine kaydedilmiş olduğu, tapu maliklerince dosyaya ibraz edilen deliller arasında tapu malikleri lehine kesinleşmiş yargı kararlarının bulunduğu, ... ... ... Çiftliğine ait tapu kaydının ... Köyünde yapılan kadastro tespit çalışmaları sırasında tapulama ve komisyon kararları ile 758.427,25 m2 lik alana revizyon gördüğü ve dava açılmaksızın kesinleştiği, tapu malikleri adına hükmen tescil edilen parsellerin toplam yüzölçümünün 1.228.606,67 m2 olduğu, 3402 sayılı Yasanın 20/C maddesi uyarınca tapu kayıtlarında belirtilen hudutların değişebilir gayrimuayyen olması nedeniyle miktarına itibar edilerek, 4785 sayılı Kanun hükümlerine göre devletleştirilen orman alanlarının yüzölçümü, tapu kayıtlarının yüzölçümünden düşüldükten sonra, artan bölümün tarım alanları ve yerleşim alanları için hüküm ifade edeceğinin de göz önünde bulundurulduğu, ... ...'ın özel mülkü iken, vakfedilen çiftlik arazileri olduğu ve vakfın sahih vakıf olması sebebiyle zilyetlik yönünden Arazi Nizamnamesinin 20 ve 78. maddelerinin tatbik edilmesine imkan bulunmadığı, 2901 sayılı Yasa uyarınca 1936-1938 yılları arasında oluşturulmuş tahrir kayıtlarının tapu malikleri adına olduğu, bu durumun dahi başlı başına tapu malikleri lehine zilyetliğe karine oluşturduğu, 1966 yılında başlayıp 1967 yılında kesinleşen orman kadastrosu sırasında tapu maliklerince tapu kayıtlarının ve tahrir kayıtlarının ibraz edildiği, bu nedenle tapu maliklerinin taşınmazlar üzerindeki tasarruflarını devam ettirdikleri kanaatine varıldığı, Yargıtay bozma kararları doğrultusunda davacılara ait tapuların hukuki kıymetini kaybetmediği de gözetilerek, dava konusu taşınmazın Çiftlik Tapu sahipleri ve pay satın alan adına kayıt ve tesciline karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de; varılan sonuç dosya kapsamına uygun bulunmamaktadır. Davacılar ... ve arkadaşları tarafından, Asliye Hukuk Mahkemesinde, ... mevkiinde kain 4000 dönüm yüzölçümlü Mart 1290 tarih, 9/18 defter varak sayılı, sınırları “...”, “...”, “...” ve “... Çiftliği” olan, ... (.../.../...) mevkiinde kain 3000 dönüm yüzölçümlü Mart 1290 Tarih 9/19 defter varak sayılı, sınırları “...”, “...”, “...”, “...” ve “... Çiftliği” olan, ... ... ... Çiftliği mevkiinde kain 7000 dönüm yüzölçümlü Mart 1290 Tarih 9/20 defter varak sayılı, sınırları “... Dağı ve ... Dağı”, ”...”, “...”, “...”, “...”, “...” ve “... Gediği” olan üç adet kök tapu kayıtları ile bu kayıtlardan gelme Ağustos 1326 Tarih 2, 3 ve 4 numaralı ve Şubat 1962 Tarih 1, 2 ve 3 numaraları tapu kayıtlarına dayanılarak açılan tescile itiraz davası ile ... tarafından açılan tescil davası, dava konusu taşınmaz hakkında ... ada 15 parsel sayısı ile tutanak düzenlenmiş olması nedeniyle Kadastro Mahkemesine aktarılmıştır. Bu iddia ve savunma ile yukarıda özetlenen Yargıtay bozma ilamı içeriği doğrultusunda, yerel mahkemece yapılan araştırma, inceleme ve uygulamanın, konularına göre ayrı ayrı maddeler halinde değerlendirilmesi uygun olacaktır. A) Hükmüne uyulan bozma ilamında da belirtildiği üzere, davacılar ... ve arkadaşları tarafından aynı tapu kayıtlarına dayalı olarak bölgedeki diğer taşınmazlar hakkında açılan davalar sonucu verilen kararların temyiz incelemesinin yapıldığı Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin istikrar kazanan görüşü ve ... Kadastro Mahkemesince yine benzer nitelikteki kararlarında direnilmesi üzerine Yargıtay Hukuk Genel Kurulu tarafından verilen kararlar doğrultusunda, davacılar ... ve arkadaşlarının dayandıkları kök Mart 1290 tarih 18, 19 ve 20 nolu çiftlik tapu kayıtlarının maliki ile davacılar arasında ırsi bağın bulunduğu, davacıların kök tapu malikinin mirasçıları oldukları, tapu kayıtlarının düzenli olarak intikal gördükleri ve hukuken geçerli kayıtlar oldukları anlaşılmış olup esasen bu yön mahkemenin de kabulündedir. B) Dosya kapsamına, tapu kayıtlarının cinsine, niteliğine ve bilirkişi raporlarına göre çiftlik tapu kayıtlarının oluşumunda geçen ... ... Vakfı; bir hanedan vakfı olup, bu gibi vakıflar çerçevesinde yapılan tahsisler, bugünkü anlamı ile mülkiyetin (rakabenin) tahsisi değil, miri arazinin gelirinin tahsisi niteliğindedir. ... İmparatorluğunda ilke olarak Padişah tarafından, arazinin özel mülkiyete geçirilerek vakıf kurulmasına (sahih vakıf) izin verilmemiş, arazinin gelirinin vakıf amacına tahsis edilmesine izin verilmiştir. Diğer bir anlatımla; çiftlik tapuları kapsamında kalan taşınmazlar miri arazi niteliğindeki arazilerden olup, kurulan vakıf da gayrisahih nitelikli vakıflardandır.Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin tüm kararlarında vakfın gayri sahih vakıf niteliğinde bulunduğu belirtilerek bu konu tartışma dışı bırakılmış, yine Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2013/1580, 2014/1183, 2017/1625, 3022, 3023, 3024, 3025, vd. Esas sayılı kararlarında da vakfın niteliği tartışılarak gayri sahih vakıf olduğu açıkça vurgulanmış olup Dairemizce de bu yöndeki istikrarlı uygulama değer bulmuş ve ... ... Vakfının gayrisahih vakıf niteliğinde olduğu ve çiftlik tapuları kapsamında kalan taşınmazların şartların varlığı halinde Arazi Kanunnamesinin 20 ve 78. maddeleri uyarınca zilyetlikle kazanılabileceği kabul edilmiştir. Bu itibarla; yerel mahkemenin, vakfın niteliğinin sahih olduğu ve tapu kayıtları kapsamında kalan taşınmazların zilyetlikle kazanılmaya elverişli olmadığı yönündeki kabulünde isabet bulunmamaktadır. C) Türk Kanunu Medenisi’nin 4 Ekim 1926 Tarihinde yürürlüğe girmesinden sonra Arazi Kanunnamesi’nin Medeni Kanuna aykırı olmayan hükümlerinin yürürlükte bulunduğu kabul edilmiş, uygulama istikrarlı olarak bu yönde sürdürülmüştür. Nitekim; hükmüne uyulan bozma ilamında da çekişmeli taşınmaz üzerinde sürdürülen zilyetliğin şekli ve süresi, davalı tarafından sürdürülen zilyetliğin tapu kaydının hukuki değerinin kaybı için yeterli olup olmadığı noktasında yapılan araştırma ve incelemenin yeterli olmadığı belirtilmiş olup, emsal nitelikli Hukuk Genel Kurulunun karalarında da, her taşınmaz için bu maddelerde öngörülen zilyetlikle edinme koşullarının karşı taraf için gerçekleşip gerçekleşmediğinin değerlendirilmesi gereğine değinilmiştir. Bu açıklamalar karşısında, mahkemenin Arazi Kanunnamesinin 20 ve 78. Maddesine dayalı olarak zilyetlikle kazanılamayacağı yönündeki görüşü doğru bulunmamaktadır. D) Mahkemece bozma ilamına uyulmasından sonra, hem eldeki dosyada hem de aynı mahiyetteki diğer dosyalarda başkaca bir keşif ya da uygulama yapılmaksızın 2014/26 Esas sayılı dava dosyası kılavuz dosya seçilmek suretiyle davacı ... ve arkadaşlarının dayandığı çiftlik tapularının uygulanması için keşif yapıldığı ve bilirkişilerce anılan dosya kapsamında verilen asıl ve ek raporlar esas alınmak suretiyle, ..., ... ve ... Köyleri kadastro çalışma alanlarında bulunan taşınmazların tapu kayıtları kapsamında kaldığı kabul edilerek, taşınmazın çiftlik tapu malikleri ile tapu maliklerinden pay satın alan Gayrimenkul Değerler A.Ş. adına tesciline karar verildiği anlaşılmaktadır. Dayanılan çiftlik tapu kayıtlarındaki hudutların, arazinin tamamının etrafını kapatır şekilde çevrelememesi, yörede bulunan mevkii, dağ v.b. yerlerin isimlerini sınır olarak okuması, sınırların birbiri ile düz hatlarla birleştirilmesi suretiyle meydana gelen geometrik şekil içerisinde kalan ancak kullanılmayan ve kullanılması mümkün olmayan deniz, dağ, dere, orman, ırmak, tepe gibi yerlerin bulunması nedeniyle, uygulanabilir olması halinde anılan tapu kayıtlarının 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 20-C maddesi gereği sınırları ile değil miktarı ile geçerli olduğu tartışmasız olup, esasen bu yön mahkemenin de kabulündedir. Öncelikle çözüme kavuşturulması gereken uyuşmazlık, miktarıyla geçerli olduğu kabul edilen çiftlik tapu kayıtlarının kapsamının nasıl tayin edileceği noktasında toplanmaktadır. Dairemizde temyiz ya da karar düzeltme incelemesi için bulunan dosyaların incelenmesinde, ... köyünde kısmi kadastronun yapıldığı, 1970 yılında 1 ila ... parsel numarasıyla tespit tutanaklarının düzenlendiği, bu tutanakların bir kısmının ilk önce edinme sütununa belgesizden zilyetleri adına tespitinin yapıldığı, ancak tespit bilirkişilerinin imzaları alınmaksızın kadastro teknisyenlerince düzenlenen matbu tutanak ile bu tespit maliklerinin adlarının üstü çizilerek taşınmazın çiftlik tapu kayıtları kapsamında kaldıkları belirtilerek tapu malikleri ... ve müştereklerinin adlarının yazıldığı, ya da zilyetlerin adı yazılmadan tutulan aynı matbu tutanak ile doğrudan çiftlik tapu malikleri ... ve müştereklerinin adlarının malik sütununa yazıldığı, muhtar ve üç tespit bilirkişisinin ise bu son şekliyle tutanakları kabul etmedikleri şerhini koyarak imzaladıkları; bu yönde yapılan tespitlere, taşınmazların zilyetleri olduğunu öne süren kişiler tarafından itiraz edilmesi üzerine 1978 tarihli Komisyon kararıyla, iki kadastro teknisyeninin tespit tutanaklarında malik olarak yazılan zilyetlerin adlarının üstünü çizerek çiftlik tapu maliklerinin adlarını yazmalarının usule uygun olmadığı, parsellerin çiftlik tapu kayıtlarının kapsamında kalmadığı, tapu kayıtlarının kapsamlarının belirlenemediği belirtilerek, yeniden zilyetlerinin adlarının malik olarak yazılmasına karar verildiği ve bu haliyle askıya çıkarıldığı ve çiftlik tapu malikleri tarafından tespite itiraz davalarının açılması sonucu yargılamaların yapıldığı anlaşılmaktadır. Mahkemenin 2014/26 Esas sayılı dava dosyasında yapılan son keşif sonucunda 5 kişilik fen bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen asıl raporun 60. sayfasında, ... Köyünde 1 ila ... parsellerin tapu kütüklerinin incelendiği, 1, 2, 3, 4, 5, 33, 105, 120, 122, 123, 124 parsellerin kütük sayfasının boş olduğu, diğer parsellerin ise ... tapusunun revizyonu ile tanzim edilmeyip, zilyetleri adına hükmen tescil edildiği, ... Köyünde ikinci kısmi kadastronun 2007 yılında yapıldığı ve eldeki davaya konu taşınmazlarında bulunduğu ada/parsel sistemine göre çok sayıda taşınmazın tespit tutanağının düzenlendiği ve yine çiftlik tapu kayıtlarının tespitlerde revizyon görmediği belirtilmektedir. Raporda sözü edilen ve kütük sayfalarının boş olduğu belirtilen 105, 122, 123, 124 parsellerine ait dava dosyaları temyiz incelemesi için dairemizde bulunduğundan, bu dosyaların incelenmesinde, çiftlik tapu malikleri yönüyle reddine dair verilen önceki tarihli hükümlerin kesinleştiği, aynı taşınmazlar hakkında zilyetliğe, miras yoluyla gelen hakka dayalı olarak başkaca kişiler tarafından açılan davalarda verilen kararların, eksik incelemeye dayalı olarak bozulması nedeniyle henüz kesinleşmediği görülmüştür. Temyiz incelemesi sırasında, Dairemizde bulunan aynı bölgeye ilişkin diğer dava dosyalarının incelenmesinde de, çiftlik tapu kaydı malikleri adına ikinci kısmi kadastro çalışması sırasında hükmen tescil edilen taşınmazların bulunmadığı saptanmış, yine ... (.../.../...) tapusuna dayalı olarak tapu malikleri adlarına tespit ve tescilin yapılmadığı da anlaşılmıştır. ... Köyünde ise “... ... ... Çiftliği” tapusunun 373 ila 633 sayılı parsellere uygulandığı, eldeki dosyada ... Köyünde kadastro sonucu oluşan tapu kütükleri üzerinde bilirkişi incelemesinin yaptırıldığı ve düzenlenen rapor içeriğine göre; 758.457,25 m2 tapulama ya da komisyon kararıyla kesinleşen taşınmazlar ile 1.228.606,67 m2 hükmen kesinleşen yerler olmak üzere toplam 1.987.033,92 m2 yüzölçümündeki çok sayıdaki taşınmazın (bilirkişi raporlarında parsel numaraları belirtilmiştir) çiftlik tapu malikleri adına tescil edildiği görülmektedir. Dairemizde temyiz incelemesi için bulunan Mahkemenin kılavuz dosya kabul ettiği 2014/26 Esas sayılı dava dosyasının incelenmesinde, Mahkemece 7-8-9 Kasım 2018 tarihlerinde 3 gün süren keşif yapılmış olup, 5 kişilik fen bilirkişi heyetince düzenlenen 19.03.2019 havale tarihli rapor ve ekinde; memleket haritaları, hava fotoğrafları, kadastro paftaları ile çakıştırılmış olarak çok sayıda harita üzerinde tapu kayıtlarında geçen sınırlar gösterilmiş, memleket haritaları, orman tahdit haritaları, Osmanlıca olarak düzenlenen ve bilirkişi vasıtası ile tercüme ettirilerek dosya kapsamına alınan haritalardan faydalanılmak suretiyle zemindeki yerleri bulunup haritasına işaretlenmiş, ayrıca bu raporda ... ve ... (.../.../...) tapu kayıtlarının üç hududunun müşterek olması ve kapsadığı alanın kısmen çakışması nedeniyle iki tapunun toplam miktarı (4000+3000 = 7000 dönüm) üzerinden ve ... Köyü 1 ile ... parseller dikkate alınmak suretiyle miktarıyla kapsam tayin edilerek harita üzerinde gösterilmiş, ... Köyünde de tapu malikleri adına tespit edilen ya da hükmen kesinleşen taşınmazların dış sınırları belirlenerek kapsam tayin edilmesi halinde bu sahanın yaklaşık 6.454.610 m2 olduğu ve tapunun miktarıyla “7000 dönüm (6.395.240 metrekare)” uyumlu olduğu belirtilmiştir. Orman bilirkişileri tarafından verilen ek raporda; Orman İdaresi eliyle düzenlettirilen 15.08.1963 tarihli rapora atıf yapılarak “... ve ... (.../.../...) tapuları birlikte değerlendirilerek 429 dekar 550 m2, ... ... ... tapusunda ise 1311 dekar 300 m2 yerin orman sayılan ve devletleştirilen, iadeye tabii olmayan saha olduğu” belirtilmiş, ayrıca çiftlik tapu kayıtlarının sınırları içinde kalan ... serisi orman tahdidi ve ... Serisi orman tahdidi olarak 1966 yılında yapılıp kesinleşen orman tahdidine göre tahdit kapsamında olan yerlerin devlet ormanı olduğu, tahdit kapsamı dışında kalan yerlerin ise orman sayılmayan yer olduğu ifade edilmiştir. Çiftlik tapu sahipleri tarafından, devletleştirme ile kendilerine verilen bedelin arttırılması istemiyle açılan dava dosyası, Dairemizce eldeki dosyanın temyiz incelemesi sırasında Mahkemesinden getirtilmiş, dosya içeriğinde de Orman Genel Müdürlüğünün 08.02.1969 tarihli cevabi yazısı ile (orman bilirkişileri tarafından ek raporlarında bildirilen) aynı miktarlarda devletleştirilen orman olduğunun bildirildiği anlaşılmıştır. Diğer yandan; 1945 yılında yürürlüğe giren 4785 sayılı Yasa uyarınca, bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihte varolan gerçek veya tüzel özel kişilere, vakıflara ve köy, belediye, özel idare kamu tüzel kişiliklerine ilişkin bütün ormanların devletleştirildiği, bu ormanların hiç bir işlem ve bildirime lüzum olmaksızın Devlete geçeceği düzenlenmiş olup, kanun hükmü uyarınca devletleşen ormanlar hakkında bir haritanın eldeki dosya kapsamında bulunmadığı açıktır. Bu nedenle, fen bilirkişilerinin ek raporlarında, tapu kapsamında 1945 yılında devletleştirilen alanların neresi olduğu hususunda ayrıca bir harita düzenleyemedikleri, bölgede 1967 yılında seri bazda yapılan kesinleşmiş orman sınırları esas alınarak ormanların gösterildiği anlaşılmaktadır. Mahkemenin 2014/26 Esas sayılı dosyasında, keşif sonrası dosyaya sunulan 5 kişilik fen bilirkişi raporuna karşı yapılan itirazlar nedeniyle bilirkişi heyetinden, özellikle çiftlik tapu kayıtlarının devletleşen orman alanlarından çıkarıldıktan sonra varsa yerleşim ve ziraat etmeye müsait alanların kapsamının belirlenmesi, memleket haritası ölçeğinin kadastro paftası ölçeğine çevrilerek komşu parselleri içine alacak şekilde aplike işleminin yapılması, aynı yörede dava konusu edilen taşınmazların konumu çevre taşınmazlarla ele alınarak, tapu kayıtlarının yüzölçümü ile kapsadığı alanları varsa devletleştirilen orman alanlarının harita üzerinde ayrı renklerde işaretlenmesi, çiftlik tapu maliklerinin dayandığı 1936 tahrir nolu bir kısım vergi kayıtlarının kapsadığı alanların harita üzerinde gösterilmesi istenilmiş; asıl raporu hazırlayan 5 kişilik fen bilirkişisi heyetinin hazırlanacak ek raporun içeriği hususunda kendi aralarında görüş ayrılığına düşmeleri nedeniyle; fen bilirkişileri ... ..., ..., ... ... tarafından ayrı bir ek rapor, fen bilirkişileri ... ... ve ... ... (kendisi keşfe katılmamış, keşif heyetinde tek harita mühendisi olarak ... ...’ın yer alması nedeniyle 2. bir harita mühendisi olarak mahkemece sonradan bilirkişi heyetine dahil edilmiş olup asıl raporda imzası bulunmamaktadır.) farklı bir ek rapor, fen bilirkişisi ... tarafından ise ayrı bir ek rapor düzenlenmiştir. Söz konusu 2014/26 Esas sayılı dosyada yapılan keşifte, çiftlik tapu maliklerinin dayandıkları tahrir vergi kayıtlarının sınırları zeminde tek tek gösterilip kapsadığı alanlar belirlenmemiş, ancak mahkemece ara kararla vergi kayıtlarının mevkilerinin haritalar üzerinde gösterilmesi yönünde fen bilirkişilerinden ek rapor hazırlanması istenilmiş ve bu ek raporlarla; 1936 tarihli vergi kayıtlarından, mevkileri memleket haritaları üzerinde gösterilen mevkilerle uyumlu bulunanlar, anılan haritalar üzerinde gösterilmeye çalışılmış ise de, eldeki dosyanın konusu olan taşınmazlar ile Dairemizde temyiz ya da karar düzeltme incelemesi için bulunan dosyaların konusunu oluşturan taşınmazlar üzerinde çiftlik tapu maliklerinin bizzat yada kira, icar gibi başkaca kişiler vasıtasıyla sürdürülen bir zilyetliklerinin bulunmadığı anlaşılmaktadır. Vergi kayıtlarının ancak zilyetlikle birleşmesi halinde hüküm ifade edeceği, diğer bir anlatımla 1936 yılında taşınmazların vergiye kaydettirilmesinin, tespitin yapıldığı 2007 yılına kadar zilyetlik iradesinin sürdürüldüğü anlamına gelmeyeceği açıktır. E) Yukarıdaki tüm anlatımlardan sonra, miktarıyla geçerli bulunan çiftlik tapu kayıtlarına kapsam tayin edilmesi hususunun çözümlenmesi gerekmektedir. ... ve ... (.../.../...) mevkiindeki tapu kayıtlarının kadastro çalışmalarında revizyon görmemesi, tapu malikleri adına tapu kaydına dayalı olarak hükmen tescil edilmiş taşınmazlar bulunmaması karşısında kapsamının nasıl belirleneceğinin yöntemi ile ... ... ... mevkili çiftlik tapusunun tespite esas alınması, tapu malikleri adına tespit ve tescil edilen yine görülen davalar sonucunda hükmen tapu malikleri adına kadastro çalışmaları sonucunda tespit ve tescil edilen taşınmazlar bulunması nedeniyle, miktarıyla geçerli tapu kayıtlarının kapsamlarının belirlenmesinde izlenecek yol ve yöntemin birbirinden farklı olacağı kuşkusuzdur.